Yolumuzu aydınlatıyorlar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, restore edilen Topkapı Sarayı'ndaki Kutsal Emanetler Bölümü'nün açılışını yaptı. 4,5 milyon YTL'ye mal olan restorasyon çalışmalar nedeniyle kapalı olan Kutsal Emanetler Bölümü yeniden ziyarete açılmış oldu.
Topkapı Sarayı'ndaki törene eşi Emine Erdoğan ile gelen Başbakan Erdoğan, mehter takımı tarafından karşılandı. Has Oda önündeki törene Erdoğan'ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk özak, çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, AK Parti Milletvekili Egemen Bağış, Burhan Kuzu, eski Kültür Bakanı İsmail Kahraman, İstanbul Valisi Muammer Güler, İBB Başkanı Kadir Topbaş ve öteki ilgililer katıldı. Restorasyon çalışmalarını başlatan eski Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un törende yer almadığı görüldü.
"TARİHİ MİRASI KAYBEDERSENİZ YURDUN TAPUSUNU KAYBEDERSİNİZ"
Bakanlığa ait mehter takımı tarafından verilen konserin ardından saygı duruşunda bulunuldu.Sonrasında da mehter takımı eşliğinde İstiklal Marşı okundu.Düzenlenen törende konuşan Başbakan Erdoğan, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkılmasının önemine dikkat çekti. Erdoğan, ''Ekonominiz güç kaybedebilir, çalışır yeniden güç kazanırsınız. Paranız değer kaybeder onu da yeniden kazanırsınız. Ama tarihi mirasınızı kaybederseniz, Allah korusun ülkenizin, yurdunuzun tapusunu kaybedersiniz. Bir daha geri kazanamazsınız. İşte esas felaket bu olur. çünkü bir milletin geçmişi ayağını bastığı zemin gibidir. O zemini kaybederseniz ayakta kalamazsınız. Bütün gayretimiz geçmişimize, kadim değerlerimize, medeniyetimizin sembollerine sahip çıkarak geleceğimizi kazanabilmek içindir. Biz doğrusu kalkınmadan sadece ekonomik büyümeyi değil milli gelirin artmasına daha fazla ihracat yapmayı anlamıyoruz. Bununla birlikte manevi. kültürel, sanatsal kalkınmayı sağlamazsanız kazandıklarınızın yeniden kaybetmeniz çok uzun sürmez. Tarih bu tür trajedilerle doludur. Bunu böyle bilmeliyiz. İnşallah Türkiye'nin kalkınması böyle çok yönlü, bereketli, aydınlık istikamette sürmeye devam edecektir.'' şeklinde konuştu.
"ŞEREF DUYUYORUZ"
Kutsal Emanetlerin, semavi dinlere mensup insanlar için anlamının çok büyük olduğunu ifade eden Erdoğan, bu bölümün layık olduğu güzellikte düzenlenmesi için yürütülen çalışmaların tamamlandığını anlattı. Erdoğan, ''İsmiyle müsemma olan bu mekan ve burada sergilenen mukaddes emanetler İstanbulumuz'un ve Türkiyemiz'in hiç şüphe yok ki taşımaktan şereflerin en büyüğünü hissettiği manevi bir hazinedir'' dedi.
"BU TARİH KIYAMETE KADAR DİPDİRİ YAŞAYACAKTIR"
Başbakan Erdoğan şunları söyledi: ''Peygamber efendimizin ve birçok peygamberimizin kutsal emanetleri, inanıyorum ki, sadece bugün değil, gelecek nesiller boyunca aydınlığını inanan gönüllere ulaştıracaktır. Topkapı Müzesi'nde sergilenen eserler ince medeniyet çizgimizin, inanç iklimimizin yüzyıllarca merhametle ve şerefle insanlığa hizmet yolumuzun nişan taşlarıdır. Yüzyıllar boyu mukaddes beldelere gönderilen hediyelerle birlikte ecdadımızın sanata, sanatkara ve medeniyete verdiği önem burada sergilenmektedir. Ne kadar saadet duysak azdır. Zira Hırka-i Saadet buradadır. Sancak-ı Şerif buradadır. Nalın-ı Saadet, Sakal-ı Şerif buradadır. Yüzyıllardır yolumuza ışık tutan, yüreklerimizi ferahlatan Hazreti Peygamberin kokusu ve bereketi buradadır. Dahası Kabe'nin kapısı buradadır. Kabe'nin kilitleri buradadır. Hazreti İbrahim'in eşyası, Hazreti Musa'nın asası, Hazreti Davut'un adalet kılıcı buradadır. Evet, bu tarihi ölü bir tarih olarak görmek ve göstermek büyük bir yanlıştır. Dolayısıyla burası sadece bir müze değil, dipdiri yaşayan bir medeniyetin evidir. Bu tarih ve mana, Allah'a sonsuz şükürler olsun ki bugün de yarın da kıyamete kadar dipdiri yaşayacaktır.''
Yapılan konuşmaların ardından Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve diğer yetkililer hep birlikte kurdeleyi keserek açılışı gerçekleştirdi. Bu arada açılış öncesi Topkapı Sarayı Başkanı İlber Ortaylı Başbakan Erdoğan'a, Hz.Osman döneminde kitaplaştırılan ilk Kur'an-ı Kerim'in tıpkı basımı hediye etti.
TURKUAZ RENKLİ CAMLAR
Restorasyon çalışmaları Kutsal Emanetler Dairesi'nin yıllardır kapalı tutulan Destimal Odası, Hafız Odası ve Sürre Alayları Seksiyonu salonlarının açılmasıyla başladı. Kubbelerdeki kalem işleri ve süslemelerin tamamı uzmanlar tarafından yenilendi. Vitrin tasarımlarında semavi dinlerin doğduğu topraklardaki çölü ve kumu çağrıştırabilmek amacıyla cam ve mermer kullanıldı. Camlara milli renk türkuaz uygulandı. Bir dönem saat seksiyonu olarak kullanıldıktan sonra ziyarete kapatılan Kutsal Emanetler'in son salonunda dönüşümlü olarak Sürre Alayları objeleri sergilenecek.
HAS ODA'YI ZİYARET ETTİ
Döneminde, Has Oda'yı ziyaret edenlere saraydan ayrılırken mendil ve gülsuyu şişesi hediye edilen mekan yıllardır kapalıydı. Salon, semavi dinleri ve Peygamberleri simgeleyen objelerin bir arada sunulduğu mekan olarak düzenlendi. Burada Hz. Muhammed'in (SAV)ayak izinden Hz. Musa'nın asasına, Hz. Davut'un kılıcından, Hz. İbrahim'in tenceresine kadar farklı objeler görülebilecek. Peygamber Efendimiz'e (SAV) ait olanların dışındaki sergilenen tüm kılıçlar, vitrinlerde havada duruyormuş gibi görünüyor. Kılıçlar, askeri jargona göre barışı simgeleyecek şekliyle uçları aşağı bakar halde yerleştirildi.
MEKKE'DEN KUM
Ziyarete kapalı Has Oda'ya girişi bulunan Arzhane'de eskiden olduğu gibi Hazreti Muhammed'e(SAV)ait objeler sergileniyor. Salonun giriş kapısının sağına ve soluna konan üçerli sahabe kılıçları, birer nöbetçi gibi vitrinde dikey duruyor, Peygamberimizin yatık vaziyete duran kılıç ve ok yaylarının sergilendiği vitrinin iki yanına dört halifeye ait kılıçlar var. Kutsal emanetler fotoğraf fonlarıyla da desteklendi. örneğin Hazreti Musa'nın asası, Musevilerin kutsal saydığı Sina Dağı fotoğrafıyla, Hazreti Davud'un kılıcı ise Davud Kulesi fotoğrafıyla sergileniyor. Kabe anahtarları ve kilitleri de Kabe kapısı fotoğrafları önünde, kapıya asılı duruyormuş gibi düzenlendi. Giriş bölümü olarak kabul edilen Şadırvanlı Sofa'da Kabe'ye dair objeler sergileniyor. Buradaki sergi alanına eklenen sekide saray deposunda tesadüf eseri bulunan Kábe maketi de yer alıyor. Prof. Dr. Gülru Necipoğlu 1986'da yazdığı makalede Sultan 1. Ahmet'in 20 santimetre büyüklüğündeki bu Kabe maketi etrafında tavaf ettiğini yazmıştı. Maketin sergilendiği vitrindeki zemini kaplayan kum Mekke'den getirildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.