Mumcu’nun yol arkadaşından bomba sözler!

Mumcu’nun yol arkadaşından bomba sözler!
“Mumcu, dostlarına değil de-şakşakçılarına itibar etti ve kendi kendini bitirdi” diyen, AKP’den istifa edip Mumcu ile yol arkadaşlığı yapan Malatya Milletvekili Miraç Akdoğan, Mumcu’nun Anavatan’ı nasıl güç duruma soktuğu

Anavatan partisi kongresi arifesinde partinin çok önemli isimlerinden olan ve AKP milletvekili iken istifa edip, Anavatan partisine geçerek Erkan Mumcu’nun yol arkadaşlığını yapan Malatya eski milletvekili Miraç Akdoğan, Mumcu’yu adeta topa tutarak, Mumcu’nun dostlarını nasıl harcadığını ve partiyi nasıl zora soktuğunu anlattı.

ERKAN MUMCU KENDİ KENDİNİ BİTİRDİ
“Tek kelime ile Erkan Mumcu kendi-kendini tüketti” diyen Malatya eski milletvekili Miraç Akdoğan, partinin yeniden yükselmesinden sonra, hep “Ben-ben-ben” duygularının öne geçtiğine ve bu vebali tarihin takdir edeceğine işaret ederek, 

“Anavatan Partisi, normal sürecin dışında, olağanüstü bir kongreye gidiyor. O Anavatan ki, rahmetli Özal'ın kurduğu, büyük fikirlerin, büyük işlerin partisiydi. İşte bu partinin olağanüstü kongreye gitmesinin sebebi ise, mevcut Genel Başkan Sayın Erkan Mumcu'nun, "Ben çekiliyorum!" demesi. 

Hâlbuki daha birkaç yıl önce her şey ne büyük umutlarla tekrar başlamıştı. Sayın Mumcu'nun AKP'den ayrılışı ve Anavatan'a döndüğü o muhteşem gün, sanki Anavatan'ın yeniden iktidar olacağının ayak sesleri gibi değil miydi? Parlamentoda, milletvekili arkadaşlarımızın gurup kuracak derecede verdikleri güçlü destek, Sayın Mumcu'ya duyulan mutlak güvenin işareti değil miydi? Yaptığımız ilk gurup toplantısında, Meclis'i miting alanına çevirerek, TBMM tarihinde adeta bir ilki gerçekleştirmemiş miydik? Binlerce coşkulu partili, "Haydi iktidara, biz yanındayız" diye, adeta Sayın Mumcu'yu arkadan itmiyor muydu? Anavatan, yıllar sonra yeniden Meclis'te, meydanlarda ve daha önemlisi gönüllerde değil miydi?

Evet, her şey tastamam böyle olmuştu. Fakat ne olduysa bundan sonra oldu. Gözlü görülür bir şekilde sıfırdan yüzde 7-8'lere kadar büyüyen partinin bu gelişmesi, tevazuu getireceği yerde, bazılarının ayaklarını yerden kesti. "Biz" yerini "ben"e bıraktı. "Başarı bana ait", "Ben olmazsam hiçbir şey olmaz", "Ben varsam var, yoksam yok", "Ben, ben, ben…" duygusu her şeyin önüne geçti. 

Bu süreçte, Genel Başkanı "lider" yapmak isteyen, onun için her şeyi göze alan dava arkadaşları birer birer devre dışı bırakıldı. Bunların yerlerini hızla, her partide bolca rastlanan şakşakçılar aldı. Dost eleştirilerine, iyi niyetli tenkitlere tahammül kalmadı. Şakşakçıların alkışları, dostların tavsiyelerine tercih edildi. 
Elbette bu tipler her partide vardı; ama tam bitti denirken yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren Anavatan'da olmamalı, en azından etkin hale gelmemeliydiler. Lider olma mücadelesi veren Genel Başkan'ın ayağı mutlaka yere basmalıydı. Siyasette kendisine gerçekten katkısı olan, ona tebaalık değil dava arkadaşlığı yapan insanlarla yoluna devam etmeliydi. Siyasette, liderine iyi niyetle siperlik yapanların harcanması çok görülmüştü. Ama daha lider olmadan, kendini lider yapmaya çalışanları bir çırpıda harcamak, herhalde eşine az rastlanan bir durumdu. Bizim Türkiye için düşündüğümüz lider adayımız, maalesef kendi kendini tüketti; bu konuda başka hiç kimsenin bir sorumluluğu yoktur” dedi

MESUT YILMAZ’A BENZETMELER ÇOK YAKIŞIKSIZDI
“Partiyi yenilemek adına, eski arkadaşlarının neredeyse tümünü küstürmek çok mu gerekliydi? Balta bile kendi sapını kesmez iken, partide emeği olan eski Genel Başkana yakışıksız benzetmelerle saldırmanın gereği neydi? Yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir partide kardeş kavgaları başlatarak, insanları istifaya zorlamak nasıl bir anlayışın ürünü olabilirdi” diyerek üzüntüsünü ifade eden Miraç Akdoğan, Bugün yapılanmak istenilen "Yeni Oluşum" diye adlandırılan ve ülkemizdeki 4 temel siyasi eğilimi birden kucaklamaya çalışan hareketin gerçek adresinin, yeniden yapılandırmaya çalıştıkları Anavatan partisi olduğunu söyledi. 

MUMCU 23 TEMMUZ DA ÇEKİLMELİYDİ
Erkan Mumcu’nun seçimlerin ertesi gün olan 23 Temmuz günü çekilmeyerek en büyük yanlışlığı yaptığını, bu günde yine seçimler arifesinde ‘Başkanlıktan çekiliyorum” demesiyle hatayı tekrarladığına dikkat çeken, Anavatan eski teşkilat başkanı Miraç Akdoğan, sitemlerini şöyle sürdürdü: 

“Türkiye'nin önündeki bu büyük fırsatın heba edilmesinin vebalinin büyüklüğünü tarih takdir edecektir. Mücadele verdiği alanda alternatifi olmayan, neredeyse tek kutuplu hale gelmiş Türkiye'nin genel siyasetinde ise en önemli alternatif haline gelen bir lider adayının kendi kendini bitirmesi, Erkan beyi ne kadar üzüyor bilmiyoruz; ama bu durumun, onu Türkiye için bir çıkış noktası, bir ümit olarak görenleri çok üzdüğü kesin. Kendisine böylesine büyük umutlar bağlanmış bir isim, bugün partinin Genel Başkanlığından çekiliyor. Takdir elbette kendisinin.

Fakat, bu işin zamanlamasının çok yanlış olduğu da bir gerçek. Doğru çekilme zamanı 23 Temmuz sabahıydı; aksi takdirde önümüzdeki mahalli seçimlerin sonuna kadar devam edilmesi gerekiyordu. Her ikisi de yapılmayarak, hatalar zincirine bir yenisi eklenmiş oldu. Sonuçta, kongre kararının ilanıyla geri dönülmez bir yola girildi. Temennimiz, yaşadığı bütün badirelere rağmen, Türk siyasetinde gerçekten mümtaz bir yere sahip olagelmiş Anavatan Partimize, bu kongrenin hayırlar getirmesi. Ancak, bu arada önemli bir hususu da göz ardı etmemeliyiz. Sayın Mumcu'nun Anavatan Partisi Genel Başkanlığından çekilmesinin tek bir sebebi vardır; o da başarısızlıktır. Peki, Sayın Mumcu başarısızdır da, tüm bu süreçte partisinde kendisine eşlik eden Başkanlık Divanı üyeleri başarılı mıdır? Anavatan'ın seçime girememesinin tek sebebi Genel Başkan mıdır? Demokrasiyi varlık sebebi sayan Anavatan'ın, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Meclis'te temsil edilemez hale getirilmesinde, gerekçesine kendilerinin bile inanmadığı belli olduğu halde, "Genel Başkanıma laf söyletmem" diyerek biat kültürünün en uç örneğini sergileyenlerin hiç mi suçu yoktur? Ankara'nın başkent oluşunu bile içine sindiremeyenlerin, üstelik de büyük bir gövde gösterisiyle başkentte kongre yaptıkları bir dönemde, Anavatan'ı bu şehirde kongresini gerçekleştirememiş bir şekilde bugünlere getirenlerin, gelinen noktada hiç mi kabahati bulunmuyor?

Bu soruların cevabı ne olursa olsun, neticede, Ankara dâhil pek çok önemli ilimizin temsil edilmediği büyük kongrenin süreci devam ediyor. Şahsi kanaatim, mevcut adayların dışında, partiyi yeniden toparlayabilecek, partiye gönül bağı olanlara yeniden ümit verecek bir ismin etrafında birleş ilmesiydi. Ancak, bütün samimi uğraşlarımıza rağmen böyle bir ismi bulup aday yapma konusunda muvaffak olamadık. Parti içinden ve dışından temas ettiğimiz, bu kriterlere uygun isimleri, adaylık için ikna edemedik. 

Bu çerçevede şahsıma da teklif getirenler oldu. Hepsine şükranlarımı sunuyorum. İçinde bulunduğum şartlar, maalesef bu onurlu göreve talip olmama izin vermiyor. Milletvekilliği yaptığım dönemlerin partiye verdiğim hizmetlerin onuru ile emekli maaşından başka imkânı bulunmayan birisi olarak, partililerimin beklentilerine cevap vermemin mümkün olmadığını biliyorum. Anavatan'ı çok zor günlerin beklediği açık bir gerçek. Bu zor günlerin ancak, kendisini, her şeyiyle partisine ve ülkesine adamış bir Genel Başkan ve ekibiyle aşılabileceğine inanıyorum. 

Hâlihazırdaki durum, Büyük Kongre delegelerinin önüne sıkıntılı bir manzara çıkarıyor. Mevcut adayların değerlendirmesini yapmak, delegelerimizin vicdani kanaatlerine kalmış bir husustur. Buna rağmen, adaylar içinde hiç değilse partisini en çok sevenin, en uzun süre sahiplenenin, en çok emeği verenin tercih edileceğine inanıyorum. Yapılması gereken, Anavatan'ın bin bir oyun ve gafletler zinciri sonunda düşürüldüğü bugünkü konumunda, rahmetli Özal'ın manevi mirasından ziyade maddi mirasının konuşuluyor olmasının utancına engel olacak adayın partinin başına getirilmesidir. Asıl dileğim ise, bu kongrenin Anavatan'ın son kongresi olmamasıdır.” 

Göktürk Tunçtürk-www.millitaraf.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.