DTP gerginliği körüklüyor
Türkiye Barolar Birliği(TBB), etnik temel üzerinden siyaset yapmanın ve bunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gezisi sırasında örgütlü sokak eylemlerine dönüştürmenin, ulusal bütünlüğe yönelik kabul edilemez bir ayrımcılık olduğunu bildirdi. TBB, 'Öcalan'a fiziki saldırı var' diyen avukatların, bunu toplumsal gerginliği artıracak şekilde ortaya atmalarının üzüntü verici olduğu kaydedildi.
Türkiye Barolar Birliği'nden yapılan yazılı açıklamada, 1999 yılında "Güneydoğu Raporu" ile 2006 tarihli "Türkiye ve Terörizm" kitap hatırlatıldığı hatırlatıldı. Açıklamada, "Türkiye'nin terörizm tehdidiyle karşılaştığı 1970'li yıllardan bu yana çeşitli hükümetler tarafından feodal düzeni yıkıp, eksiksiz demokrasiyi gerçekleştirecek 'ulusal yöntemi' belirlemek yerine benimsenen 'terörizmle mücadeleyi askere ve polise havale etme' anlayışı, terörle mücadelenin siyasal, sosyal, ekonomik, psikolojik ve hatta hukuki boyutlarının görmezden gelinmesine yol açmış, çok büyük can ve mal kayıplarına neden olmuştur" denildi.
Bütün ulus elbirliği edip bu gidişi durdurması gerekirken başta siyasiler olmak üzere yanlışta ısrar edilmesinin anlaşılır tarafı bulunmadığı vurgulanan açıklamada, bir kısım 'milletvekilinin' bu sıfatlarını unutarak kendilerini 'etnik temsil' ile sınırlamaları ve tartışmayı parlamento dışına taşırmalarının, sorunu çözmek yerine daha da büyümesine neden olacağı kaydedildi. "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasında etnik kökenlerine dayalı ayırım ifade eden nitelendirmeler üzerinden siyaset yapmak, bunu Başbakan'ın gezisi sırasında örgütlü sokak eylemlerine ve meydan okumaya dönüştürmek, özenle korunması gereken ulusal bütünlüğe yönelik kabul edilemez bir ayrımcılıktır" denildi.
Meclis'in işlevini gerçek anlamında yerine getirememesinin nedeninin, kuvvetler ayrımının fiilen uygulanmıyor olması olduğu dile getirilen açıklamada, "Bütün siyasi partilerin ve milletvekillerinin öncelikle yapması gereken parlamentoyu gerçek işlevine kavuşturacak gayreti göstermek ve eksiksiz demokrasiyi gerçekleştirecek siyasi reformları yapmak, ekonomik ve bölgesel farklılıkları gidermektir. Türkiye'nin jeopolitik konumu, ekonomik olanakları, nüfus büyüklüğü ve askeri gücü ülkemizi önemli iç ve dış güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya getirmektedir. Türkiye batı ittifakının bir üyesi olsa da, coğrafi konumu ve tarihi mirası yönünden en büyük özelliği istikrarsızlık olan bölgemizdeki olaylardan etkilenmektedir. Politikalar oluşturulurken bu temel gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerekir. Bunları yapmayıp etnik milliyetçiliğin kışkırtılarak vatandaşlar arasında ayrılıklar yaratılması kabul edilemez" ifadelerine yer verildi.
İsim verilmeden, bölücü başı Abdullah Öcalan'ın avukatlarının, Öcalan'a fiziki saldırı olduğu yönündeki açıklamalarına değinilen açıklamada, şu görüşlere yer verdi: "Son günlerde yaşanan olaylarda bir kısım meslektaşımızın 'hükümlü' konumundaki müvekkilleri hakkındaki iddialarını hukuksal çözüm sağlamak üzere takip etmeleri gerekir iken toplumsal gerginliği artıracak
şekilde ortaya atmaları ayrı bir üzüntü kaynağımızdır. Bu konuyu Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarımız kapsamında değerlendiriyoruz. Yaşanılan bütün sorunlar ulusumuzun 'eksiksiz demokrasi', 'insan hakları', 'hukukun üstünlüğü' ve 'hukuk devleti' nden oluşan aydınlık Türkiye özlemini ve hedefini asla engelleyemeyecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Altmış bini aşkın avukat, yetmiş sekiz baro ve Türkiye Barolar Birliği, olarak ulusal birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınmamız gerektiğine inanıyor ve bütün bu hainlikleri nefretle kınıyoruz."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.