'Seçmene selam, yola devam'

'Seçmene selam, yola devam'
BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile yaptığımız ve beğeniyle okunan söyleşimizin ikinci bölümünü yayınlıyoruz.

“MHP SEÇİMDEN DERS ALDIĞINI SöYLEDİ”

MHP ve Devlet Bahçeli’nin seçim öncesi ve seçim sonrası politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kulislerde Bahçeli’nin şansını iyi kullanamadığından söz ediliyor. Bu anlamda Muhsin Yazıcıoğlu ismi sürekli ön plana çıkıyor. Bir birleşmeden de söz ediliyor. Var mı böyle bir şey?
Neticede MHP seçim öncesinde çok keskin sonrasında çok yumuşak bir çizgiye geldi. Seçim öncesindeki keskinliği seçim stratejisi olarak, seçim sonrasındaki uyumlu ve ılımlı yaklaşımını da seçimden ders almış olmakla sağladıklarını ifade ettiler. Ya da böyle bir yol izlediler. O bakımdan tabi ki her şeye ‘hayır’ diyen her şeye karşı çıkan bir muhalefet yaklaşımını ben de doğru bulmuyorum. Mutlaka olumlu şeylerde de takdir edebilmek o istikamette katkı sağlamak gerekiyor. Siyaset siyah ve beyaz gibi yapılması mümkün değildir, doğru da değildir. Siz bir proje ortaya atarsınız iktidar devamını getirebilir. İktidar olmadan sizin ortaya koyacağınız bir proje mümkün değildir. Neticede iktidarla iş birliği yapacaksınız. Bu açıdan MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrı olumludur.

“SANDIKTAN ÇIKANA SAYGI DUYULMALI”

Sandıktan yeni çıkmış bir siyasi partiye, cumhurbaşkanı seçebilecek imkanı olduğu halde ‘bunu sen yapamazsın’ diye dayatmak mümkün değildir. Vatandaş yönlendirilmiştir bu ayrı bir konu ama en azından sandıktan çıkana razı olmak, saygı göstermek gibi bir yaklaşım demokratik bir yaklaşımdır, doğru bir yaklaşımdır. MHP’nin her şeye rağmen güçlü bir grubu var. 70 kişi ile çok şey yapılır. İstendiği an mecliste gündem oluşturulabilir. İktidarın olumsuz politikaları karşısında çok ciddi gündemler ortaya konulabilir. Buna imkânları var. Grup bu önemli bir güç.

“BİRLEŞME ÇABALARI OLMALI”

Bir birlik beraberlik oluşturulmalı mı, oluşturulmalı elbette. Bunum yolu nasıl bulunur, tabi ki neler yapılması gerekiyor. Fikri lider yaparak kişilere takılmadan oluşturulacak birliktelikler daha istikrarlı bir yapı oluşturur. Biz bu seçimlerde halkın bu tarafını bildiğimiz için Cumhurbaşkanı seçimine takılacaklar, yine ‘aman cumhurbaşkanı seçmesine engel olacak bir zaaf ortaya çıkartmayalım’ düşüncesiyle oy verecekler dedik. Vatandaş bir kere ‘barajı geçemeyecek’ düşüncesine kapıldıysa kolay kolay oy vermiyor. Sağlıklı, güven veren, bizim fikirlerimizle çatışmayacak, bizi zora sokmayacak, ama aynı zamanda meclise girmeyi de sağlayabilecek bir ittifak projesi oluşmadı Bu tarzda bir ittifak mümkün olamadı. Bu olmayınca biz de bağımsız aday olarak girdik. Ama bu dönemde böyle arayışlar olabilir. önümüzdeki süreç içerisinde şartlar ne getirir ona bakmak lazım. Oturup bekleyelim diye bir şey yok. Herkes üzerine düşeni yapmaya çalışıyor, yapıyoruz da.

“TBMM’DE ÇOK İŞ YAPTIK”

TBMM’de bir milletvekili olarak temsil ediliyoruz ama bu dönem içerisinde gençliğimiz ve öğrencilerimize yönelik girişimlerimiz oldu. öğrenci affını gündeme getirdik. Türk dünyası ve Kıbrıs’ta, daha çok entegrasyona gitmemiz gerekirken oradaki diplomalara Türkiye’de denklik verilmiyordu, onunla ilgili bir çalışma gündeme getirdik. öğretmenlerimizin sorunlarını, Bağ-Kurluların sorunlarını gündeme getirdik. çevreyi, tabiat varlıklarımızı koruyacak denetim görevimizi yaptık. Kısa zaman içerisinde mecliste bu tarzda gündemler oluşturduk ama önümüzdeki süreç meclis genelini de iyi değerlendirerek milletin milli refleksini milli beklentilerini gelecek umudunu organize edecek, yönlendirecek girişimlerde bulunacağız.

“YAŞ KARARLARI YARGI DENETİMİNE AÇIK OLMALI”

Geçen ay biz bir taraftan sınır ötesi operasyonu tartışırken, öte taraftan YAŞ kararları gündeme geldi. Cumhurbaşkanımız, Başbakan iken sözkonusu kararlara şerh düşmüştü. Şu anki Başbakanımız ve Milli Savunma Bakanımız da aynısını yaptı. Dolayısıyla Sayın Gül’ün, geçmişte kendisinin ve şu anki hükümet üyelerinin şerh düştüğü bu kararları onaylamasıyla bir tezat görüntüsü ortaya çıktı. O dönemde dünyanın da gözleri üzerimizdeydi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
YAŞ kararlarının yargı denetimi altına girmesi gerekir. Tabi bu TSK’nin terfi sisteminin yargı denetimi altına girmesi demek değil. çünkü terfi sistemi mutlaka kendi disiplini içerisinde, kendi kurallarına göre olmalıdır. Disiplin ve ordudan ilişiğin kesilmesi konusunun denetim altına girmesi gerekir. Yargı, yürütme, yasama erklerinin arlılığı prensiplerinin her yerde işlemesi lazım. Tutarlılık bakımından doğru olan budur. Yaş kararlarının yargı denetimine girmesi ordudaki disiplini de ortadan kaldırmaz. Eğer askerlik mesleğine uygun olmayan tutumlar varsa, askerlik kurallarına uygun olmayan bir yaklaşım tarzı ortaya konuluyorsa, askeriye bu kuralları deklere ettikten sonra bunlara uygun olmayanlar yargıya gittiği zaman zaten bu doğrultuda yargı kararını verir. Burada mutlaka yargı denetiminin olması gerektiğini düşünüyorum.

“SEÇMENE SELAM YOLA DEVAM”

İlk sene şerh konmasını takdir etim, ikinci sene kuşku ile baktım şimdi saygı da duymuyorum çünkü yasa koyucu konumda olan birilerinin yasayı değiştirmek yerine sürekli şerh düşerek hareket etmesini samimi bulmuyorum. Biraz da sadece ‘seçmene selam yola devam’ anlayışıyla hareket edildiği kanaatindeyim. Birinci sene yeni iktidara geldiler diye hak verdim, ikinci sene şerh koydular, henüz düzeltemediler dedim ama üçüncü sene, dördüncü sene beşinci sene olmadı. çok samimiyeti yok. Madem karşısın, getir meclise 125. maddeyi değiştir. Genelkurmay başkanı da kendisine sorulduğunda dedi ki ‘biz kanunlara göre hareket ediyoruz.’ Anayasanın 125. maddesi bu imkânı veriyor onlara. Asker yasa dışı bir şey yapmıyor. Ama bu yasa vicdani değilse değiştirip uygun hale getireceksiniz. Hukuka uygun değilse hukuka uygun hale getireceksiniz. Bir tarafta yasa duracak diğer taraftan yasayı değiştirmesi gerekenler sürekli şerh koyacak. Yanlış bir şey.

“YAŞ KARARLARINI DENETİME AÇMAK İÇİN 125. MADDEYİ DEĞİŞTİRİN BİTSİN”

Atılanlara gelince, netice itibari ile TSK kendi iç denetimini kendine göre yapıyor. Bir YAŞ kararı dönemi var, bir kurul karar veriyor. Bu kurul karanını verdikten sonrası uygulamaya geçiyor. Başkanlığını Başbakan yapıyor. Orada ceza alanları bilmiyor, sadece önüne gelen dosyadan aldıkları cezayı görüyor. Her sene şerh düşüyor. Tanıyor mu atılanları tanımıyor. Atılanların hangi gerekçelerle atıldığını biliyor mu, önüne dosyalar geliyor. Ama ‘yargı denetimine tabi olmalıdır’ diyor. TSK da diyor ki madem öyle bunun için 125. maddesini değiştir. Bunu sormak lazım. Şimdi başörtüsü meselesinde aynısını yapmıyorlar mı? Rahatsızlıklarını ifade etmiyorlar mı? Değiştir o zaman. Dolayısıyla milleti bu kadar şeye sokmanın anlamı yok. Millet sana niye verdi bu yetkiyi? Benim tavrım gayet açık. çok netim. O bakımdan bu alandaki davranışlarını onaylamıyorum. İlle de şerh koyuyorsanız ikinci sene TBMM’ye getirip değiştireceksiniz.

KUZEY IRAK OPERASYONU VE TERÖRLE MÜCADELE

PKK’ya karşı yürütülen operasyonları da değerlendirir misiniz? Sınır ötesi operasyon, sorunun çözümünde tek başına yeterli mi? Başka neler yapmak gerekir?
Sınır ötesi operasyon Nisan ayından bu tarafa gündemde. Biz de bir an evvel yapılmasından yana olduğumuzu sürekli gündeme getirdik. çünkü Tunceli’de karakol basılıyor. Askeri birliklerimize saldırılıyor. Topraklarımıza mayın döşeniyor. Yine sınırlarımız ihlal ediliyor. Terör kol geziyor ve bu teröristlerin eğitim yaptığı, lojistik destek aldığı yerler de sınırımızdan dürbünle görülebiliyor. Böyle bir şeyi sürdürmek mümkün değil. Bunun için de bir an evvel bu yuvalar dağıtılmalı ve teröre destek olanlar üzerinde caydırıcı bir tavır ortaya konmalıdır. Bir irade ortaya konmalıdır. Netice itibari ile gecikmiş de olsa beklenilen ve olması gereken bir hareketti yapıldı. Zaten hedef insan katliamı yapmak değildi. Dolayısıyla da amaç, bu kamplarda barınma imkânını ortadan kaldırmak, lojistik alt yapıyı ortadan kaldırmaktı. Başarılı bir operasyon yapıldı. Devamı gelmeli ve herhangi bir şekilde tavizkar davranılmamalı. Arkasında siyasi irade olduğunda TSK’nin her türlü operasyonu yapabilecek kabiliyete sahip olduğu anlaşıldı. Dışarıya da iyi bir mesaj oldu.

“TSK SIRTINI GABAR’A YASLAMALI”

Bundan sonra yapılması gerekenler noktasında önerileriniz nelerdir? Terörle mücadelede zaaflar yaşandığı yönündeki yorumları da göz önünde bulundurarak, ne tür adımlar atılmalı?
Buradan hemen gevşeyerek direkt ya da dolaylı bir af kanununa bunu dönüştürmek doğru değil. O zaman yeniden terör örgütüne umut verilmiş olur. Umutlarının tamamen kırıldığı noktada teslim olmaya zorlanmalı, devlet pazarlık yapamaz. Türkiye bu sınırlarını korumakta zorlanmaktadır. Fiziki şartlar uygun değildir. Bu nedenle mutlaka bir tampon bölge oluşturulmalıdır. TSK Gabar dağına sırtını yaslayarak Türkiye’yi savurma noktasına gelmelidir. Uydu vasıtasıyla sınırlarımız kontrol altına alınmalı ve istihbarat toplama imkânı uydu vasıtası ile yapılabilmelidir. ABD’den bağımsız olarak topraktaki metal yoğunluğunu tespit edecek sensörler konmalı ve mayın hareketlerini uydudan kontrol edecek imkânlar olmalıdır. Ve özel birlikler vasıtası ile bu mücadele sürdürülmeli. Ciddi bir istihbarat-bilgi toplama ve o bilgiyi değerlendirerek terör hareketlerini etkisiz hale getirecek mobil birlikler oluşturulmalı. Ekonomik sosyal ve kültürel olarak da milli birliği sağlayacak tedbirler alınmalıdır.

(Yener Dönmez - Engin Kaşdaş - habervaktim)

Yarın: “Refah Partisi gerçek mağdurdu”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.