'Orduevinde sık sık iftar verdim'

'Orduevinde sık sık iftar verdim'
'7. Kolordu Komutanı Yaşar Büyükanıt Paşa'nın yanına çıktım. Orduevinin iftar için uygun olacağını kendisine ilettim.'

Yaşar Paşa beni dinledikten sonra ‘Olur’ dedi. Paşadan olumlu cevabı aldıktan sonra sık sık orduevinde iftar yemeği vermeye başladım.”

1994-1999 yılları arasında Refah Partisi’nden Diyarbakır Belediye Başkanlığı yapan Prof. Dr. Ahmet Bilgin, o döneme ilişkin ilginç anılarını anlatmaya devam ediyor. Bugün yayınlayacağımız bölümde de Bilgin, Hilmi özkök’ten sonra 7. Kolordu Komutanı olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaşadığı olayları anlatıyor. Ahmet Bilgin, 1997 yılının Ramazan ayında, dönemin 7. Kolordu Komutanı Büyükanıt’ın sorumluluğunda olan orduevlerini iftar yemeği için nasıl açtırdığını, iftar yemeğinde müftüyü nasıl protokole oturttuğunu, sadece Genelkurmay başkanlarının kaldığı orduevinin özel dairesinde nasıl topluca namaz kıldıklarını şöyle anlattı:

İFTAR YEMEĞİ İçİN EN UYGUN YER ORDUEVİ
“1997 yılının Ramazan ayında Diyarbakır'da iftar yemeği verilebilecek düzgün bir mekan arıyordum. O dönem Diyarbakır'da şimdiki gibi lüks oteller bulmak oldukça zordu. Uygun bir mekan ararken aklıma birden Diyarbakır Orduevi geldi. Diyarbakır'ın o günkü şartlarında orduevi, ilin olanakları açısından en uygun mekândı.”

BüYüKANIT İLE YüZ YüZE
“Bu düşüncemi paylaşmak üzere o dönem 7. Kolordu Komutanı olan Yaşar Büyükanıt Paşa'nın yanına çıktım. Ramazan ayı boyunca iftar yemekleri verebileceğim uygun bir mekan aradığımı ve en uygun mekanın da orduevi olduğunu kendisine ilettim. Yaşar Paşa teklifim karşısında ‘Olur’ dedi.

MüFTü İLE GENERALLER PROTOKOLDE AYNI SIRADA
“Paşa’dan aldığım olumlu cevaptan sonra Ramazan'da sık sık orduevinde iftar yemeği veriyordum. Generaller, vali, ilçe belediye başkanları ve muhtarların yanı sıra müftüyü de orduevinde verdiğimiz iftar yemeklerine davet ettim. Protokol sırasında yeri olmayan müftüyü, vali ve generallerle aynı protokol sırasına aldım.”

MüFTüYE İTİRAZ!!
“Müftüyü (dönemin Diyarbakır Müftüsü Mehmet Köse) iftar sofrası protokolüne almam üzerine, orduevinde askerler arasında gözle görülür bir telaş yaşandı. üst düzey rütbeli askerden tepki alacaklarını bilen askerler ‘Başkanım, müftünün protokol sırasında yeri ve ismi yok. Eğer müftüyü oturtursan komutanlarımız bize kızar’ diyerek beni vazgeçirmeye çalıştılar. İftar öncesinde kriz haline gelen müftünün oturma yeri tartışılırken içeriye Yaşar paşanın emir subayı girdi. Emir subayını yanıma çağırarak, ‘Bu, dini bir yemek. Müftü protokolde oturacak. Başka zaman kimi nereye oturtursunuz ona karışmam, ama şimdi müftünün yeri burası’ dedim. Emir subayı benim kararlı tavrım karşısında hiçbir şey söylemeden Yaşar paşanın yanına gitti. Yaşar paşaya durumu anlatması üzerine Yaşar paşa da müftünün protokolde yer almasına saygı gösterdi.”

NAMAZ VAKTİ GELDİ AMA MESCİD YOK
İftarın ardından akşam namazı vaktinin gelmesiyle iftarda bulunanlar arasında bir telaş başladığını hisseden Bilgin, orduevinde mescid olmamasından dolayı yaşadığı şaşkınlığı ve sonrasını şöyle anlattı: “İftarımızı yaptıktan sonra akşam namazı vakti geldi. Emir subayına ‘Namaz kılacağız, mescid nerede?’ diye sordum. Emir subayı ‘Orduevlerinde mescid olmaz’ dedi. Bu cevap beni şaşkına çevirdi. ‘Hiçbir şeyin eksik olmadığı, her şeyin düşünüldüğü orduevinde mescidi mi düşünemediniz?’ dedim. Masadan kalktım. Orduevinde namaz kılınacak uygun bir yer ararken aklıma birden orduevlerinde Genelkurmay başkanlarına tahsis edilen ve geldiği zaman kalması için sürekli hazır tutulan özel daireleri geldi. Emir subayına özel dairede namaz kılacağımızı söyledim. Genç subayın rengi bir anda kül gibi oldu. ‘Nasıl olur başkanım. özel dairede namaz kılmak görülmüş şey değil.’ Ama ben ısrarlı tavrımı sürdürdüm. ‘Bir şey olmaz. Aç! Sadece namaz kılacağız’ dedim.”

VE öZEL DAİRENİN KAPILARI AçILDI
“Bu sözlerim üzerine emir subayı askerlere ‘odanın kapısını açın’ talimatı verdi. Odadan içeriye girdiğimizde bu odalara neden özel daire dendiğini daha iyi anlamıştım. Mescidi olmayan orduevinde seccade olamayacağını bildiğim için askerlerden temiz çarşaf getirmelerini istedim. çarşafları seccade niyetine yere serdikten sonra müftü imam oldu. Ve cemaatle o özel dairede namaz kıldık. Tabii namazı cemaatle kıldığımız için sesler dışarıdan rahatlıkla duyuluyordu. çetin Doğan Paşa, çok sinirlendi. Durumu Yaşar Paşa’ya iletti. Durum müzakere edildi ve Yaşar Paşa, namazın özel dairede kılınmasına razı oldu. Biz o namazı orduevinin özel dairesinde kıldık yani!.. Kıyamet mi koptu!..”

DİNDEN KORKULMAZ, DİNE TABİ OLUNUR
özkök ve Büyükanıt Paşaların 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemlerde, Diyarbakır’ın Refah Partili başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Ahmet Bilgin, her iki paşayla yaşadıklarının ışığında şu mesajı veriyor: “Güneydoğu’daki veya bir başka coğrafyadaki herhangi bir problemin çözümü hiç şüphe yok ki İslâm’dadır. İslâm’dan korkulmaz, İslâm’a tabi olunur. Müftünün protokolde yer alması, orduevlerinde cemaat namazlarının kılınması zaafa yol açmaz, aksine bünyeyi kuvvetlendirir!..”

(Hakan Doğan - Birkan Ayhan - Vakit)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.