"Ülkeler arası asıl köprü, gönül köprüsüdür"

"Ülkeler arası asıl köprü, gönül köprüsüdür"
Bakan Çelik: “Ülkeler arasındaki asıl köprü, gönül köprüsüdür”

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, ülkeleri birbirine bağlayan en önemli unsurun demiryolu, karayolu ya da havayolu değil, gönül yolu olduğunu söyledi. Bunun da eğitimle sağlanabildiğini ifade eden Çelik, "Türkiye'den birçok gönül adamı dünyanın çeşitli ülkelerine gitti ve oralarda okullar kurdu. Bu okullar ülkeler arasındaki en önemli köprüleri oluşturdu." dedi.

Diyalog Avrasya (DA) Platformu'nun 8. Genel Kurulu, Antalya'nın Tekirova bölgesinde bulunan Rixos Otel'de başladı. 'Eğitimde hoşgörü ve ayrımcılık' konulu toplantı 17 Kasım günü son bulacak. Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Rusya, Tacikistan, Kırgızistan ve Türkiye'den temsilcilerin katıldığı genel kurul, DA'nın yaptığı çalışmaların dünya barışı için öneminin anlatıldığı sinevizyon gösterisiyle başladı. Sinevizyon gösterisinde platformun Avrasya'nın yanı sıra Avrupa ve yakın gelecekte dünyada da faaliyetlerini arttıracağı anlatıldı. Toplantının açılış konuşmasını Dönem Başkanı ve Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Rostislav Ribakov yaptı. Antalya'yı methederek sözlerine başlayan Ribakov, kuzey kutbunda toplansalar da aynı mutluluğu duyacaklarını iletti. Daha önceki toplantılarda terörizm, dinler arası diyalogdan bahsedildiğini ancak tümümün temelinde eğitimin yer aldığını ifade eden Ribakov, "Bütün bu çalışmalar insanların, bizim çocuklarımızın geleceği adına önemli çalışmalardır. Eğitim problemi, bizim bütün insanlığın problemidir. Son derece zor bir alandır. Diyalog rejiminde bir araya gelmemiz lazım. Bizim iyi komşuluğa gitmeye çalışmamız lazım. Türkiye'deki tarih kitaplarına bakarsak, onlarda artık düşmana olan nefret yavaş yavaş yok olmaktadır. Öğrenciler artık komşu ülkelerini tanımaya, sevmeye ve anlamaya başladı." dedi.

Hindistan ve Çin başta olmak üzere kısa sürede birçok ülkenin platforma dahil olacağını savunan Ribakov, sözlerini Türk eğitim gönüllülerini överek sürdürdü: "Türk meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum. Onların dinamizmi, yeni şeyleri görme kabiliyeti DA'nın gelişmesini sağladı. Türkiye'nin değişen yüzü, 21. yüzyılı oluşturmaktadır. Özellikle eğitim konusunda devlet, özel eğitim konusunda Gülen olsun ya da olmasın birçok başarılı çalışmaya imza atıldı. Eğitimde Gülen'e bakmak gerekirse birçok uzak ülkede eğitim adına güzel işler yapılıyor."

Toplantının konuk konuşmacısı Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik oldu. DA platformunun kurulmasını sağlayanlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Çelik, DA'nın Rusça'da 'evet' demek olduğunu hatırlatarak platformdaki "Diyalog 'evet' ile başlar" sloganının da çok isabetli olduğunu belirtti. Kardeşliğe, dostluğa, paylaşmaya 'evet' düşmanlığa, savaşlara, kötülüklere 'hayır' demenin güzel bir olgu olduğunu aktaran Çelik, insanlardaki farklılığın zenginliği getirdiğini söyledi. Herkesin yüzünün, parmak izinin, DNA'sının farklı olduğunun altını çizen Çelik, "Bu kadar farklılığı tornadan çıkmış gibi tek kalıba dökmeye çalışmak abestir. Gökkuşağının güzelliğini sağlayan renklerin birbirleriyle uyum içinde yan yana bulunmasıdır. İnsanların ve milletlerin farklılığını orkestradaki farklılığa benzetebiliriz. Her bir çalgı aletinin ayrı güzelliği vardır. Eğer şef onları güzel yönetirse armoni çıkar. Ama kötü yönetirse kakafoni olur. Dünya liderleri dünyayı güzel yönetirse armoni aksi durumunda kakafoni çıkar. Kakafoni savaşlardır, kavgalardır." diye konuştu.

'Sen veya ben' ifadesinin yerine 'sen ve ben' demenin insanları ortak yapacağını aktaran Çelik, 'veyacı' olanların kavgalara, kinlere, düşmanlıklara neden olduğunu bildirdi. Yeryüzünün nimetlerinin herkese yeteceğini belirten Bakan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: "Ya sen ya da ben değil, hepimiz birlikte yaşayabiliriz. Tarihi elbette anlatacağız, ama ders almak için. Güzellikleri bugüne yansıtmak için. Tarihte yaşanmış acıları, kederleri bugüne taşımak için değil. Bu ancak geçmişin acılarını yeni nesillere taşımak olur. Tarih ibret dersidir. Geçmişte düşülen hataları tekrarlamamak için bunları anlatmalıyız. Bunları görmekten gelemeyiz. Savaşları çocuklardan gizlemek değil, onları nasıl anlattığımız önemli. Eğer tarihteki acıları, kinleri, düşmanlıkları, savaşları bir tarafa bırakmazsanız, yeni nesilleri de kindar yaparsınız."

Her ülkenin tarihinin onlar için saygıdeğer olduğunu savunan Hüseyin Çelik, hayallerin hatıraların önüne geçmesi gerektiğini aktardı. Yeni nesillerin geleceği için bunun şart olduğunu ifade eden Çelik, "Araba kullanırken sürekli dikiz aynasına bakarsanız bir yere toslarsınız. Arada bir dikiz aynasına bakılır ama genelde önümüze bakmak zorundayız. Tarih bazen kuvvet verir ama bunu taze beyinlere nasıl anlattığınız önemlidir. Ben ilkokuldayken bize Türkiye'nin 3 tarafının denizlerle, 4 tarafının düşmanlarla çevrili olduğu anlatılırdı. Biz diyoruz ki bizim çevremizde düşmanlarımız değil komşularımız var. Eskiden hoşlanmadığımız kişiler için Moskova'ya gitsin diyorduk ama şu anda Türkiye'nin en ileri gelenleri Moskova'ya gidiyor." diye konuştu.

Türkiye ile Rusya arasında büyük bir ticari potansiyel olduğunu ve büyük bir dostluk köprüsü kurulduğunu aktaran Çelik, diyalogla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: "Diyalog içinde biz kendi örfümüzü, kimliğimizi, tarihimizi bir tarafa mı koyacağız? Türkiye Azerbaycan'ın bir parçası, Kazakistan'ın bir parçası, Kırzıgistan'ın bir parçası, Türk dünyasının parçasıdır. Türk dünyasının bir parçası olmamız, İslam dünyasına sırtımızı dönmemiz anlamına gelmez. Avrasya ülkeleri içinde bulunmamız AB'den kopmamız anlamına gelmez. Bunların hiçbiri birbirinin alternatifi değil. Bunlar bir araya gelir ve milli kimliği oluşturur." Bakan Çelik, Türkiye'deki gönül erlerinin başlattığı eğitim seferberliğini ise şu sözlerle övdü: "Türkiye'den birçok işadamı, birçok gönül adamı çeşitli ülkelere gidip oralarda okullar açtı. Bu diyaloga hizmet eden önemli köprüler kurdu. Ülkeler arasında demiryolu, havayolu, karayolu ile köprüler oluşturabilir ama esas köprü gönülden gönle giden köprüdür diye düşünüyorum. Onu da ancak eğitimle başarabiliriz."

"Rusya'daki bir geleneği, göreneği ya da uygulamayı sevmeyebiliriz ama saygı göstermeliyiz." diyen Bakan Çelik, dünyanın bu konuda çok ilerleme kaydettiğini vurguladı. İnsanlığın kölelikten, vahşetten, savaşlardan bugünlere geldiğini anımsatan Çelik, bunların yabana atılmamasını istedi. Cenap Şehabettin'in "mermeri oyan su damlalarından ziyade onların sürekliliği ve aynı yere vurmasıdır' sözü ile Konfiçyus'un "Karanlıktan şikayet etmektense önce bir mum yak" öğüdünü hatırlatan Bakan Çelik, "DA, birçok ülkenin yaktığı mumların bir araya gelip meşale oluşturmasıdır. Unutulmamalıdır ki rüzgar eken fırtına biçer. Nefreti yok edemeyiz belki ama yönlendirebiliriz. İnsanlığın hor görülmesinden nefret ettirebiliriz, çalmaktan nefret ettirebiliriz, üçkağıtçılıktan nefret ettirebiliriz. Nefreti doktorun eline verirseniz hayat kurtarır ama bir serserinin eline verirseniz adam yaralar. Güvenlik mensubunun elindeki silah, huzuru sağlamada rol alır ama teröristin elindeki silah bölücülük çıkartır." şeklinde konuştu.

'Kirpi yavrusunu pamuğum diye sever' atasözünü hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı: "Bir ülkenin mezhebini, başkasının devlet başkanını, diğerinin örfünü beğenmediğimiz için sırtımızı dönemeyiz. Böyle bir lüksümüz yok. Eğitim çocuklarda doğuştan var olan özellikleri iyiye ve doğruya kanalize etme çalışmasıdır. Eğitimin ana amacı iyi ve güzel hasletleri çocuklara vermektir. Küreselleşmeyi ister sevelim ister sevmeyelim onu kabullenmek zorundayız. Biz küreselleşmenin avantajlarını kullanıp bazı dezavantajlarını da avantaja çevirebiliriz. Medeniyetler çatışması dünyanın kullandığı bir argümandır ama eşbaşkanlığını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı medeniyetler ittifakı diye bir olgu da var. Bir insanın yanına bir insan, bir sayının yanına bir sayı geldikçe büyür, büyür, büyür."

Açılışta Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Bostancı da bir konuşma yaptı. Bostancı, dünyada her zaman farklı inançlar, farklı kültürler olacağını ancak yapılan girişimlerle birlikte dünyadaki saygı ve hoşgörünün artacağını belirtti. 

Azeri konuşmacılar ise Azerbaycan gençliğinin bir dönem Türk düşmanı gibi yetiştirilmeye, Allah'sız bir toplum oluşturulmaya çalışıldığını aktardı. Ancak şimdilerde hem Azerbaycan'da hem de diğer Türki ülkelerde Türkiye'nin müfredatına uyumlu dersler verildiğini anlatan konuşmacılar, "Biz Türkiye'nin önderliğinde derslerde tam olarak ortak programları paylaşmayı istiyoruz." dedi.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, 1998 yılında temeli atılan DA'nın şu an küçük bir çocuk olduğunu söyleyerek, "Bölgede sıkıntılar, savaşlar var ama on yaşındaki bir çocuğun bunları bitirmesi mümkün değildir. Çocuklarımızı savaş bilinciyle yetiştirmeye çalışan kitaplardan kurtulmalıyız diye düşünüyorum. DA, bizi Ermenilerle de barıştırmalı. Başka bir önemli konu ise ülkelerin en büyük meydanlarında hala savaşlarda zafer kazanmış kişilerin heykelleri var. Onları yıkalım demiyorum ama onların yerine barış kahramanlarının heykellerini dikelim." şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.