Numan Kurtulmuş ve Saadet’in yeni yüzü

Numan Kurtulmuş ve Saadet’in yeni yüzü
Geçtiğimiz 15 Kasım Cumartesi günü Saadet Partisi'nin yeni genel başkanı Numan Kurtulmuş ile beraberdik. Sabah dokuz buçuktan öğle namazına kadar Bursa DSİ misafirhanesinde gazetelerin köşe yazarları ile kahvaltılı basın toplantısında bir araya geldik.

Şimdi bütün merak edilen konu, acaba Numan Kurtuluş bu işi götürebilecek mi? Numan Kurtulmuş ve ailesi ile ilgili olarak, aileyi tanıyanlarla görüştüğümüzde ortak kanaat son derece olumludur. Çocukluğumdan beri evdeki kütüphanede babamın kitapları arasında görmeye alışık olduğum meşhur 'Amentu Şerhi' kitabının yazarı olan Merhum Binbaşı Numan Kurtulmuş'un torunudur SP genel başkanlığına seçilen Numan Kurtulmuş. İstanbul'da da babasının Fatih semtinde bulunan muayenehanesini ve fakir fukaraya sahip çıkışını babamdan dinlemiştim. Evet, merhum Tabip İsmail Niyazi Kurtulmuş'un da oğludur Numan Kurtulmuş.

Tek başına yeterli olmasa da, insanın soyu sopu da o kişi hakkında kanaat sahibi olmak isteyenlere bazı doneler vermektedir şüphesiz. Türkiye'de sosyal siyaset ve çalışma ekonomisi dallarında büyük bir otorite olan ve adeta bu branşların piri olan Merhum Hocamız Sabahattin Zaim'e yakınlığı ile de tanınır Numan Kurtulmuş. Bir dönem ABD'de eğitim çalışmalarında bulunan ve misafir öğretim üyesi olarak çalışan Numan Kurtulmuş, 1994 yılında çalışma ekonomisi anabilim dalında doçent oldu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Kapatılan Fazilet Partisi'nin İstanbul İl Başkanlığı görevinde de bulunan Kurtulmuş, geçtiğimiz 26 Ekim 2008'de Saadet Partisi Genel Başkanlığı'na seçildi.

Epey bir zamandan beri Numan Kurtulmuş adını duymaktaydık. Bazı siyasi gözlemcilerin ifadesine göre, daha ilk başta Saadet Partisi'nin başına getirilseydi bugünkü durumun çok daha farklı olacağı ifade ediliyor. Hatta 1994 yerel seçimlerinde, İstanbul Belediye Başkan Adaylığı konusunda, Tayyip Erdoğan ile Numan Kurtulmuş ismi üzerinde durulduğu, Numan Kurtulmuş isminin daha ağır bastığı ancak sonunda Tayyip Erdoğan'da karar kılındığı belirtilmektedir. Bilindiği gibi, geçen yıl yapılan 22 Temmuz 2007 milletvekili seçimlerinin adaylık sürecinde, Tayyip Erdoğan'ın bizzat Numan Kurtulmuş'u evinde ziyaret ederek milletvekilliği ve bakanlık teklif ettiği de basında yazılıp çizilmişti. Bu konuda bilgisine başvurduğum bazı ciddi şahıslar, bunun kesinlikle doğru olduğunu ifade etmişlerdir.

Numan Kurtulmuş'un SP'nin başına gelmesi genelde olumlu, ama geç kalınmış bir karar olarak değerlendirilirken, yönetim kurulunun, eski heyeti olduğu gibi muhafaza etmesi ise tenkit konusu olmuştur. Bence de Numan Kurtulmuş yönetiminin daha yenilikçi isimlerle desteklenmesi gerekirdi. Artık burada görev, SP Bursa Gençlik Kolları gibi, Genel Başkanı dur-durak bilmeden çalıştıracak faal teşkilatlara düşüyor.

Gelelim basın toplantısındaki gözlemlerimize. Numan Kurtulmuş'un Türkiye'nin meselelerine hakim olduğunu söyleyebiliriz. Akademisyen olmanın da verdiği rahatlıkla her konuda söyleyecek sözü ve düzgün bir üslubu var. Kendisini iyi yetiştirmiş ve birikimli birisi olduğu konuşmalarından da anlaşılıyor. Tayyip Erdoğan gibi İmam-Hatip mezunu olan Numan Kurtulmuş'un, ne kadar hitabet gücüne sahip olduğu ve karizması ise yarın seçim meydanlarına inildiğinde görülecek. Şimdi ise, söylediklerine göz atalım:
"Türkiye'deki iktidar-muhalefet mücadelesi tamamen gerilime dayalı siyaset üretmektedir. Türkiye'nin en önemli sorunlarından birisi budur ve bilgiye dayalı bir siyaset üretilmelidir." Gerçekten de Türk insanı bu klasik didişme siyasetinden bıkıp usanmıştır. Bu yaşa geldim, iktidarın güzel bir icraatından dolayı herhangi bir muhalefet partisi tarafından takdir edildiğine şahit olmadım. Şimdiye kadar siyaset yapmak, hep eleştiri yapmak şeklinde algılanmıştır. Türkiye'nin kalkınması için yapıcı muhalefete ihtiyacı vardır. Numan Kurtulmuş'un bunun öncüsü olmasını dileriz.

Numan Kurtulmuş, "Demokrasilerde alternatifsizlik olmadığını ve yeni dönemde Türkiye'nin anamuhalefet partisinin SP olduğunu" ifade ederek, "Uzay araçlarının rampadan fırlaması gibi SP'nin de bir fırlama yapacağını" söyledi. Milletin SP'ye oy vermeme gibi bir düşüncesinin olmadığını, bir "ama" düşüncesinin bulunduğunu ve bunun da bu kongre ile ortadan kalktığını dile getirdi.

Gerçek anlamda millet egemenliğinin bulunmadığını, bürokratik oligarşinin değiştirilmeden Anayasa'nın ilk üç maddesinin tartışılmasının lüzumsuz olduğunu, gerekçeli kararla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin parlamento üzerinde bir senato konumuna çıktığını ifade eden Numan Kurtulmuş, yeni bir anayasa yapmak için bir kurucu meclis kurulması gerektiğini, yeni Anayasa'nın millete oylattırılmasını istedi.

AB konusuna da temas eden Kurtulmuş, “AB AGİT'i tam fonksiyonel hale getirmezse (yani kendi ordusunu kuramazsa) kendi birliğini sürdüremeyecektir. AB bizim için bir medeniyet projesi değildir. Başbakan bile AB'yi bir medeniyet projesi olarak görmüştür. AB'nin başörtüsü ve RP'nin kapatma davasındaki tavrı ortadadır. Bu şekliyle AB süreci zaten sürdürülebilir bir süreç değildir” dedi.

Biz de Numan Kurtulmuş'a bundan sonraki siyasi hayatında başarı diliyoruz.  

Murat Sevinç

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.