Babacan: Geçici çözüm istemiyoruz

Babacan: Geçici çözüm istemiyoruz
Dışişleri Bakanı Babacan: "Biz Ermenistan ile kalıcı çözümden yanayız, geçici çözümler istemiyoruz"

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, son dönemde bakanlar arası görüşme seviyesine kadar yükselen Türkiye - Ermenistan ilişkilerinin olumlu bir noktada seyrettiğini söyledi. "Bizim aslında varmak istediğimiz nihai nokta ilişkilerin normalleştirilmesidir" diyen Babacan, iki ülke arasında 1915 olayları ve Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarındaki işgali gibi köklü sorunlar olduğunu hatırlattı ve, "Şu anda henüz bir diyalog dönemindeyiz. Problemlerimizi nasıl çözebiliriz onları konuşuyoruz, olumlu gidiyor. Ancak bunun dozu ve yoğunlu son dönemde iyice arttı." Dedi.

Cihan Haber Ajansı'na Türkiye'nin Ermenistan sınırının kapalı olması "Normal bir durum değil" diye konuşan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, şunları söyledi: "Bazı ilişkiler tarih ile alakalı. Sınırlarımız kapalı, bu tabi ki normal bir durum değil. Ermenistan Azerbaycan topraklarının üçte birini işgal etmiş durumda. Azerbaycan'ın Ermenistan'la ilişkileri de son derece sıkıntılı. Diyalog derken sadece sorunları konuşup ayrılmıyoruz. Gerçekten çok somut meseleler ele alınmaktadır. Şimdi ne kadar sorunumuz varsa hepsini masaya yatırmış durumdayız."

ERMENİ DİYASPORASI

Türkiye- Ermenistan ilişkilerinin Ermeni diasporasının iddialarıyla gölgelenemeyeceğini ifade eden Bakan Babacan, diaspora ile Ermenistan halkının öncelikli sorunlarının farklı olduğunu dile getirdi. "Ermeni diasporasının tuzu kuru" diyen Babacan, şöyle konuştu:
"Diasporanın toplam nüfusu Ermenistan'ın iki katı neredeyse, bunlar kendi ana vatanlarından ayrı oldukları için bir araya geldikleri zaman tercümanla iletişim kurabiliyorlar. Bugün Ermenistan'da yaşayan Ermenilerin gündemi ile Kaliforniya'da yaşayan Ermenilerin gündemi farklı, Ermeni standa yaşayan halk sıkıntıları hissediyor. Türkiye Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinin kendilerine neler getirebileceğini çok iyi biliyorlar. Diyasporanın tuzu kuru, hali vakti yerinde. Bu biraz da Ermeni toplumunun kendi arasında çözmesi gereken bir sorun. Ermenistanlı yetkililer de diaspora temsilcileri ile da görüşüyor, koalisyon ortakları ile görüşüyorlar. Dolayısıyla kendi içlerinde de bir süreç yaşıyorlar ve bu kolay bir süreç de değil, onlar açısından da. Burada ya bu sorunlar devam edecek, Ermenistan'ın kendi zarar göreceği şekilde devam edecek ya da oturup sorunları çözmek için çalışacağız ve herkes kazanacak."

"TARİHE KALICI ÇÖZÜM BIRAKMAK İSTİYORUZ"

Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunları çözerken geniş perspektiften baktıklarını ifade eden Babacan, şunları ekledi: "Tüm sorunları çözeceğiz. Kalıcı çözüm istiyoruz. Ermenistan'la oturduk, konuştuk anlaştık. Fakat 3 ay sonra aynı sorunlar karşımıza çıkarsa bu iki taraf için de iyi olmaz, başka problemlere zemin hazırladıysak olmaz, bir çözüm olacaksa gerçekten bir çözüm olmalıdır.

Konunun birçok cephesini konuşuyoruz. Kuşkusuz ilişkilerin tarihi boyutu bunlardan bir tanesi. Ama şu anda müzakere süreci devam ettiği için daha fazla detaya girmeye gerek görmüyorum."

"OBAMANIN EKİBİNİ YAKINDAN TANIYORUZ"

Türkiye - ABD ilişkilerine de değinen Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Obama ve ekibini yakından tanıdıklarını, ilişkilerde ciddi bir pürüz yaşanmayacağını ifade etti. Türk- ABD ilişkilerine partiler üstü baktıklarını dile getiren Babacan, iki ülke arasında ortak birçok konu bulunduğuna işaret etti. Babacan, "Türk ABD ilişkileri önemli ilişkiler. Biz biraz da buna partiler üstü bakıyoruz. Çünkü; her iki tarafında da ortak yaklaşımları var. O kadar ortak konular var ki aramızda ABD Dışişleri Bakanlığı ile 12-13 kez toplantı yapmışım. Irak, Afganistan, Balkanlar Ortadoğu gibi konularda hep aynı, ABD'nin en önemli başlıklarını koyun, bunların 7-8 i ile konularımız aynı. Kuşkusuz bu yakın diyaloglar karşılıklı çıkarlarla da ilişkili. Türkiye'nin ABD ile yapacağı çok şey var. İstişare ile diyalogla birbirimize destek vereceğimiz çok konular var. Barak Obama'nın yakın ekibi ile en son ABD'ye yaptığım resmi ziyarette bir araya geldik kendi görüşlerimizi ve tezlerimizi aktardık, bizleri çok iyi anladıklarına inanıyorum. Başkalarını dinleyen bir anlayış, bu anlayış ABD'ye hakim olduğu sürece biz onlarla iyi anlaşırız iyi çalışırız."

"OBAMA ERMENİ TASARISINA DESTEĞİNİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRECEKTİR"

Bakan Ali Babacan, ABD'nin yeni Başkanı Barak Obama'nın Ermeni tasarısının kongreye getirildiğinde destekleyeceğine dair verdiği sözün hatırlatılması üzerine de şunları söyledi: 

"Ermeni tasarısı ile alakalı Sayın Obama'nın açıklamaları var. Eğer bu karar tasarısı gelirse destekleyeceğine dair. Daha önce demokrat başkan adaylarında aynı ifadeleri kullandığı fakat başkan olduktan sonra Türkiye ile ilişkilerin detayları önlerine geldiğinde alıp bunları incelediği zaman daha farklı düşündüklerini farklı hareket ettiklerini gördük. Biz 20 Ocak'tan sonra yani Obama'nın başkan olduğu ilk günlerde bazı hassas günler yaşayacağız, yani dikkat etmemiz gereken bir dönem yaşayacağız, olası bir Ermeni tasarısı ile alakalı, fakat şu da var ki Türkiye -Ermenistan ile bir süreç başlatmış durumda. Yani bir müzakere sürecinin başladığı, insanların mutlu olduğu bir dönem var. İster kongre ister senato yeni bir karar alırken bunu dikkate alacaktır."

ABD VE IRAK

Obama'nın seçilmesiyle birlikte Türkiye- Irak- ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayacağına işaret eden Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye Irak ilişkilerinde normalleşme sürecinin yaşanacağını kaydetti. "Amerika belli bir takvim verdi. Askerlerini 2009 yılının ortasına kadar köylerden çekilip şehirlerde konuşlanacaklar, 2011 ortalarında ise tamamen Irak'tan çekilecekler, bu arada Irak'ın kendi güvenliğini sağlayacağı askerini de eğitecekler. Buna biz de destek vereceğiz, başka ülkelerde destek verecektir." Diyen Bakan Babacan, Irak hükümetince kabul edilen yasanın Kürtlerce de destekleneceğine inandığını ifade etti. Babacan, " Kürtler bu anlaşmayı destekleyeceklerdir. Irak'ın Dışişleri Bakanı biliyorsunuz Kürk kökenli ve bu anlaşmayı hazırladı. Tabi ondan sonrası çok önemli. Irak'la olan ilişkilerimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Terör konusundaki çalışmalar şu anda ABD ile istihbarat paylaşımı üzeriniydi. Terörü önleme adına yapılan 3'lü zirvenin özel bir anlamı var. Artık Iraklı yetkililer de bu işin içine girmişlerdir. Çünkü nihayetinde biz Irak'la baş başa kalacağız. Irakla komşuyuz, Irak'ta yaşayanlar bizim kardeşlerimiz, ilişkilerimizin çok daha iyi olması için onlar da biz de çalışacağız." Dedi.

"AB İŞİ SABIR İSTİYOR"

Dışişleri Bakanı Ali babacan, Türkiye AB ilişkilerini de değerlendirirken sürecin Türkiye ayağının çok yavaşlatıldığı eleştirilerine katılmadığını söyledi. Türkiye'nin AB üyeliğini "uzun ince ve meşakkatli bir yol" şeklinde tanımlayan Babacan, AB üyesi ülkeleri de eleştirdi. AB'nin kendi içinde sorunları olduğuna da değinen Babacan, "Avrupa'nın özgüveninin en zayıf olduğu bir dönem şu an. Kendi iç mekanizmalarının en zayıf olduğu bir dönem. İşte anayasa oylaması yapıldı. Fransa ve Hollanda reddetti. Eviriyorlar çeviriyorlar adına Lizbon anlaşması diyorlar. Lizbon anlaşması geçmeden 28. Ülkenin üye olması mümkün değil, ya Lizbon anlaşmasını revize edecekler ya da Lizbon'u şöyle veya böyle halledecekler, Hırvatistan bu konuda çok sıkıntılı. Yani bu böyle bir dönem. Başka ülkelerin üyeliğinde olmadığı belki ama Türkiye'nin üyeliği başka ülkelerin iç politikasında iç siyaset malzemesi yapıldı. Maalesef Avrupa'da Türkiye üzerine iç politika siyasi yapan liderler var, yani Türkiye korkusuyla siyaset yapanlar var, korku politikasıyla hareket eden liderler var. Biz Avrupa birliği sürecinde kendi yolumuzda devam edeceğiz." Diye konuştu. 

Türkiye'nin AB yolunda yasalarını değiştirdiğini ve reformlara devam ettiğini hatırlatan Dışişleri bakanı Ali Babacan, bu sayede Türkiye'nin dışarıdan doğrudan yabancı sermaye akışını hızlandırdığını dile getirdi. Babacan, sözlerine şunları ekledi: 

"Yaptığımız reformlarda biz kendimiz, halkımız istifade ediyor. Reformların bire bir vatandaşımıza dönüşü var. Bazı konularda Türkiye'deki demokrasinin derinleşmesi için bazı reformlar yapıldı temel hak ve özgürlükler adına önemli adımlardır. Türk vatandaşı artık kendisini daha güçlü hissediyor, demokrasisine daha fazla sahipleniyor. Bunun ekonomik yansımaları da var. Türkiye'ye yılda 1 milyar dolar yabancı sermaye girişi olurken, 2003 de 2 milyar dolar, 2004 de 3 milyar dolar, müzakerelerin başlama kararı alınca ertesi yıl 10 milyar dolar, daha sonra 20 milyar geliyor, şuan da 22 milyar dolar doğrusudan sermaye girişi var. Bu kadar yabancı sermaye girişi oluyorsa Türkiye'ye bu sadece ekonomik reformlar sonucu değil aslında AB perspektif olmasa bu kadar büyük yabancı sermaye Türkiye'ye girmezdi."

"AB KENDİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMELİ"

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, sürecin yavaşlamasına bir gerekçe olarak AB üyesi ülkelerin tutumunu gösterdi. AB'nin Türkiye'ye karşı yapması gereken yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulayan Babacan, şöyle konuştu: "Avrupa Birliği kendi sözlerini yerine getirmedikten sonra, kendi vaatlerini yapmadıktan sonra bizden de reformlar konusunda şu tarihe kadar şunu yapın gibi yönlendirici bir davranış içerisine girmesine de biz müsaade etmiyoruz. Biz diyoruz ki kendi özel çıkarlarımıza göre atacağımız adımları atarız. Şu tarihte şunu yapın bu tarihte bunu yapın derse Avrupa Birliği, biz de o zaman diyoruz ki gelin tam üyeliği konuşalım. Bizim sürekli karşımıza problem çıkartacaklar, Kıbrıs konusunu karşımıza çıkartacaklar, bir ülke beş faslı durduruyorum diyecek, ondan sonra da şu tarihte şunları şunları istiyorum diyecek. Biz de diyoruz ki kendi ulusal programımızı uygulayacağız. Avrupa Birliği'nin bizden ne istediğine, bizden ne beklediğine göre değil, biz kendi çıkarlarımız doğrultusunda yasalarımızı düzenliyoruz, adımlarımızı atıyoruz. Bizim yaptığımız ulusal programlar AB'nin yüzde yüz beklediği programlar da değil, bunu da açıkça söylüyorum, çünkü onların bizden istedikleri bazı şeyleri de önümüzdeki 3-5 yıl içinde yapmamız menfaatlerimize uymuyor. Bazı konularda ne zaman üye olursak o zaman yaparız diyoruz."

"KIBRIS SÜRECİ UZARSA BAŞKA SORUNLAR ÇIKAR"

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Kıbrıs konusundaki görüşlerini de ifade ederken, KKTC Cumhurbaşkanı M.Ali Talat ile Rum Kesimi lideri arasında gerçekleşen ikili görüşmelere olumlu baktığını söyledi. "Kıbrıs konusunda konuşulması gereken birçok detay var, görüşmeler bazen gergin bazen neşeli geçiyor. Sonuçta da en azından problemleri rahat bir biçimde karşılıklı konuşabileceğimiz ve çözebileceğimiz bir ortam oluşturuldu." Diyen Babacan, sürecin uzamaması konusunda da uyarılarda bulundu: Babacan, sözlerini şöyle noktaladı: "Görüşmelerin fazla uzamasını sürecin kendi içerisinde riskli görüyorum. Fazla uzarsa başka sıkıntılar olabilir diye düşünüyorum. Sayın Talat 2009'un ortalarında neticeye kavuşacağımızı söylüyor, ancak Hiristofyas da diyor ki ben böyle bir süre veremem, sürebildiği kadar sürer diyor, biz de diyoruz ki çok sürerse ortam değişebilir, şartlar değişir, çünkü, yakalanan bu diyalog ortamı kaybolabilir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.