22 Eylül 2018 Cumartesi12 Muharrem 1440
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ...(Mutaffifîn, 83/1-3)
  • "Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün nefret edebilirsin. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et, belki bir gün sevebilirsin."(Tirmizî, "Birr ve Sıla",60)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:44Öğle 13:03İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 32°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 20°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 97.988 1.94
  • Altın: 242,791 0.97
  • Dolar: 6,2610 0.91
  • Euro: 7,3524 0.92

Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu

Türkiye’nin önde gelen Fıkıh alimlerin Hayrettin Karaman hoca Yeni Şafak’taki makalesinde bugün önemli bir meseleye parmak bastı.
Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu
Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu Hayrettin Karaman’dan yeni tasavvuf yorumu

İslam’ı yaşamak mı, yaşatmak mı? Kurtulan mı? Kurtaran mı? Sorularına İmâm-ı Rabbânî'nin mektubundan örnekler vererek cevaplayan Karaman, köşesinde “Allah yolunda binlerce lira sarfetmek, bir şer'î meselenin uygulanmasını teşvik etmeye eşit olmaz.” ifadelerine yer verdi.

İşte Hayrettin Karaman’ın “Kurtarıcı olan tasavvuf mu?” başlıklı yazısı şöyle:

İmâm-ı Rabbânî'nin bu konudaki bir mektubu:

Peygamberlerin büyüğü (s.a.) hürmetine Allah sizi, düşmanlarınıza karşı muzaffer kılsın. Bizlere, iltifat üslûbuyla yazılmış olan mektubunuzu okumakla şeref-yâb oldum. Mektupta, Mevlâna Kılıç Muvaffak, İslâm'ı öğrenen talebe ile sofîler için bir miktar para gönderdiğini yazıyor. Önem bakımından, ilim taliblerini sofîlerden önce tutmasıyla, gerçekten iyi yapmış. Dış içi gösterir, gerçekte ve iç âlemde de bu topluluğun öne geçirilmesini umarız.

“Her kap, içindekini sızdırır.”

Talebeyi öne geçirip onlara daha çok önem vermekte, şerîatı tervîc ve teşvîk vardır. Çünkü onlar, şerîatı sonraki nesillere taşıyan kimselerdir. Mustafâ'nın (s.a.) getirdiği din, onlarla ayakta durur. İnsanlar kıyamette, şerîattan sorguya çekilirler, yoksa tasavvuftan değil! Gerek cennete girmek, gerekse ateşten uzak kalmak şerîatı (onun emir ve yasaklarını) yerine getirmeye bağlıdır. Kâinatın en ulu kişileri olan peygamberler, halkı yalnız şerîata davet etmiş, kurtuluşu ona bağlamışlardır. Bu büyükleri göndermekten maksat şerîatı tebliğdir. Böyle olunca hayırlı işlerin en büyüğü, şerîata hizmet etmek, onun hükümlerine hayat vermektir. Özellikle İslâmî esasların tatbik sahasından çekildiği bir zamanda! Böyle zamanlarda, Allah yolunda binlerce lira sarfetmek, bir şer'î meselenin uygulanmasını teşvik etmeye eşit olmaz. Çünkü şerîata hizmet ve teşvikte, yaratıkların en büyükleri olan peygamberlere uyuş ve onların yolundan gidiş vardır. En büyük hasenâtın onlara teslim edildiği (en değerli hizmetlerin onlar tarafından yerine getirildiği), halbuki binleri dağıtmak başkalarına da müyesser olduğu bilinen bir hakikattir.

Dini ayakta tutmak ve onun hükümlerini yerine getirmekle nefse karşı davranılmış da olur. Çünkü şerîat nefsin arzularına aykırı olarak gelmiştir. Halbuki mal infakında (bağışlama) bazen nefsin de payı olabilir.

Evet, şerîatı yaşatmak ve İslâm milletini ayakta tutmak için yapılan harcamalar, en yüksek infak derecesini teşkil eder. Bu niyetle bir kuruş harcamak, başka arzularla binleri tasadduk etmekten üstündür.

Denirse ki:

İlim yolcusu nefsinin esiridir. Böylesi, nefsinin köleliğinden kurtulmuş bir sofiye nasıl tercih edilebilir?

Şöyle cevap verilir:

Böyle söyleyen henüz sözü anlayamamış, maksada erememiştir. Çünkü (İslâmî) ilim yolcusu, nefsinin elinde esir olsa bile, yaratıkların kurtuluşuna sebep olmaktadır. Çünkü dînî hükümleri ve ilimleri başkalarına taşımak ve öğretmek bunlara bağlıdır. Kendisi, öğrettiklerinden faydalanmasa bile, bu ikinci vazifeyi (öğretim ve teblîğî) yerine getirir. Halbuki sofî, kurtulmuş olsa da yalnız kendini kurtarmıştır; onun halkla ilgisi yoktur. Birçok kimsenin kurtuluşu kendisine bağlı olanın, kurtuluşu yalnız kendine ait olandan daha üstün olacağı açıktır.

Evet; fenâ, bekâ ve seyir derecelerinden sonra sofî, halkı Allah yoluna dâvete döner ve böylece kendisinde nübüvvet makamından nasîb hasıl olursa; o da şerîatı tebliğ edenler arasına girmiş olur. Artık o da şerefli âlimler gibidir. Bu ise Allah'ın lûtfudur, onu dilediğine verir, Allah büyük lütuf sahibidir.

 (Mektûbât, C.I. 48. Mektub)

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
  • Ankara’da feci kaza: 3 ölü21 Eylül 2018 Cuma 09:34
  • 'Kebap yerine kadın sattık'21 Eylül 2018 Cuma 09:29
  • 15 yaşındaki çocuk yatağında vuruldu21 Eylül 2018 Cuma 09:23
  • Gün arkadaşı kadınlar bir araya gelip pazar açtı21 Eylül 2018 Cuma 09:22
  • Bursa'daki kardeş kavgasının nedeni miras çıktı20 Eylül 2018 Perşembe 11:04
  • “Seyret bakalım neler yapacağım"20 Eylül 2018 Perşembe 10:53
  • 19 metre kebabı 15 dakikada yediler20 Eylül 2018 Perşembe 10:51
  • Facebook'ta fotoğraf paylaşanlara duyurulur19 Eylül 2018 Çarşamba 11:55
  • Kaman cevizinde hasat dönemi19 Eylül 2018 Çarşamba 10:34
  • Antalya'da 10 TL'lik ruj kavgası19 Eylül 2018 Çarşamba 09:08
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.