İzmir'in "kitaplı" başkan adayı
"Tatlı Suyun Acı İntikamı" başlıklı yeni yayınlanan kitabında İzmir'de yapılan yanlışları ve projelerini anlatan Armağan arka kapakta şunları belirtiyor;
"Dağların , yaylaların ormanların pınarları yerli yabancı para babalarınca yağmalandı.
Kurt, kuş susuz bırakıldı.Yabani hayvanlar ölüme terk edildi. Ormanlar susuz kaldı, yanması kolaylaştı.
Şehirler asfalt ve betonla kaplandı. Şehir toprakları yağmur suyuna hasret bırakıldı. Yağmur suları denizlere itelendi...
Büyükşehirler ve çevreleri çöl oldu
Büyükşehirler yoz, bozuk, zehirli sulara mahkum oldu. İnsanlar paketlenmiş sulara muhtaç kaldı.
Türkiye'de paketlenmiş su pazarı cirosu zirveyi zorluyor.
Sondajcılık hem devleti hem fertleri yakan bir meslek oldu.
Sondajcılar ve sondaj açtıranlar çözüm arıyor.
Ve tatlı suyun intikamı acı oluyor."
Kitapta, uzun yıllar sondajcılık yapan Armağan'ın ilginç anıları da yer alıyor. Hulusi Armağan aday adaylığı dolayısıyla davet edildiği sivil toplum kuruluşlarında, kitabında yer alan İzmir'le ilgili önemli projelerini anlatıyor.
CHP zihniyetinden kurtulma zamanı geldi
Güzel İzmir'in ve İzmirlilerin CHP zihniyetinden kurtulma zamanının geldiğini belirten Armağan adaylık yarışında iddialı olduğunu, aday olarak belirlenmesi durumunda ekibiyle birlikte İzmir'i yeniden ayağa kaldıracağını ve öncelikle "arsenikli su" sorununu çözeceğini belirtiyor.
Suya düşmanlık ettik şimdi bedelini ödüyoruz
"Tatlı Suyun Acı İntikamı" adlı kitabıyla bir jeoloji mühendisi olarak su probleminin çözümüyle ilgili projelerini kaleme alan Hulusi Armağan, modern şehircilikle beraber kent zeminlerinin beton ve asfaltla adeta şemsiye altına alındığını ve bu şekilde tatlı suya adeta düşmanlık yapıldığını söyledi.
Armağan, son dönemde arsenikli su problemiyle boğuşan İzmir'de kaleme aldığı "Tatlı Suyun Acı İntikamı" adlı kitabıyla kamuoyunun karşısına çıkarak bu sorunun çözümüne farklı çözüm önerileri sundu. "Su konusunda herkes bir şeyler konuşuyor. İşin uzmanı olarak bu konuda bir kitap yazarak konuyu halkın anlayacağı bir dille ifade etmeye çalıştık' dedi. İzmir Yazarlar Birliği'nde düzenlediği konferansta kamuoyuyla paylaşan Armağan, bugüne kadar su tasarrufu ve arıtma önerileri dahil su probleminin çözümüyle ilgili gündeme getirilen hiçbir çözüm önerisi ve uygulamanın realist olduğuna inanmadığını söyledi. Armağan, "dünya genelindeki toplam suyun sadece yüzde 3'ünün içilebilir, geri kalan yüzde 97 oranındaki suyun ise tuzlu veya kullanılamaz durumda olduğunu" söyledi.
Şehirlerimiz beton şemsiye gibi…
Şu anda mevsim itibariyle yağan yağmurların İzmir'in su probleminin çözümüne çok az katkısı olduğunu dile getiren Armağan, modern şehircilikle beraber kent zeminlerinin beton ve asfaltla adeta şemsiye altına aldığına dikkat çekerek, "Yağan yağmur zemine giremiyor ve özellikle kenar kentlerde kanalizasyon ve dereler yoluyla denize akıyor. Bu şekilde büyük oranda deniz suyuna karışan tatlı suyun yer altı sularına katkısı gitgide azalıyor. Beton ve asfaltla meydana getirdiğimiz şemsiye yağmur suyunun zemine ulaşmasına engel oluyor. Doğal derelerin bazılarını su geçirmez malzemeyle doldurduk. Bu durumda su nereye akacak. Yüzeyden akıp bazen baskınlara da neden olacak. Islah ettiğimiz derelerin zeminini de su geçirmeyen betonla kapatmışız. Bu da çok yanlış. Dere zeminlerini su geçiren filtreli bir sistemle kapatmamız lazımdı. Şehirlerimizi kurarken yağmur suyunu dışlayıcı bir sistemle adeta tatlı suya düşman gibi davranmışız" şeklinde konuştu.
Başkalarının hakkını çalıyoruz
Hulusi Armağan, bu şartlarda özellikle deniz kenarına kurulan Büyükşehirlerin su işinin halledilmesi mümkün olmadığını da dile getirdi. Şehirlerdeki yer altı sularının beton şemsiyeler altında beslenmeye beslenmeye sıfır noktasına geldiğini vurgulayan Hulusi Armağan, İstanbul, Ankara, İzmir gibi Büyükşehirlerin su problemini çözerken bir başka yanlışlığa kapı aralandığının altını çizerek, bu konuda ise şu uyarılarda bulunda: "Şimdilerde uzak yerlerden su getirilmeye çalışılıyor. Kendi evimizde bir şey kalmadı. Aç kalmamak için komşumuzdan çalıyoruz. Gördes Barajı'nın suyunu İzmir'e getirmekle oraya haksızlık yapmış olmuyor muyuz? Su seviyesi eksilirse orada iklim değişecek, tarım ve hayvancılık zarar görecek. Dolayısıyla oradaki insanlar da zarar görecek. Bu şartlarda İstanbul, Ankara, İzmir gibi Büyükşehirlerin su problemini çözerken su temin edilen çevre bölgeler bundan olumsuz etkilenecek."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.