Baykal, Ergenekon savcılarını hedef gösterdi

Baykal, Ergenekon savcılarını hedef gösterdi
CHP lideri Deniz Baykal, partisinin TBMM'deki grup toplantısında, yine Ergenekon operasyonlarına yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Baykal, Ergenekon savcılarını da hedef gösterdi. İşte ayrıntıları:

Konuşmasına son günlerde yaşanan bazı kayıplara değinerek başlayan Baykal şunları söyledi:

ERGENEKON VE DIŞ POLİTİKA DEĞERLENDİRMESİ
"Bu acı olayları yaşadık, geçen hafta da bir biri ardına gelen tutuklamalar oldu. Dış politikada nereye gitmekte olduğumuz konusunda sorgulamalar başladı. Kırılma mı yaşanıyor. AKP kendi değerlerini dış politikaya da mı taşıyor soruları ortaya atıldı. Köşk sitesinde Kıbrıs, KKTC yokmuşcasına yansıtılmaktadır. KKTC'den Cumhurbaşkanlığının haberi yoktur ya da önemli saymamaktadır. Bu anlayış Kıbrıs'ta tek devlet anlayışına dayalı bir müzakerenin götürüldüğü bir ortamda yapılınca bunu ister istemez bir dikkatsizlikten ibaret olmayacağı kuşkusunu da ortaya koyuyor. Hala bir açıklama yok. Çankaya, KKTC'nin farkında mıdır değil midir?"

IMF İLE GÖRÜŞMELER
"Yine geçtiğimiz hafta içinde IMF ile görüşmelerin belli bir süre için kesildiği ortaya çıktı. Sonuç alıcı bir uygulama bulunmadığını ortaya çıkardı."

KILIÇDAROĞLU'NUN IBB ADAYLIĞI
"Kemal kılıçdaroglu'nun İBB adayı olarak ilan edilmesi yine geçen haftanın en önemli olayıdır. Neden Kılıçdaroğlu'nun adaylığı bu kadar önemsendi. Bunun altında belli bir ihtiyacın yatmakta olduğunu düşünüyorum. Ekonomide durumun daha da ciddi olduğu ortaya çıkmıştır. Hala bütünleşmiş bir kriz yönetimi ortaya konulmuş değildir. Birbirinden kopuk, sistematiği olmayan bu yaklaşım, bekleyişi sona erdirememiştir. Vergi gelirlerinde ciddi düşmeler yaşanmıştır. Borçlanma gene hızlı bir şekilde sürmektedir. Kamu borçlanması artmıştır. Halkın daha da sıkılmasına neden olan kararlar devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde daha da tehlikeli boyutlara ulaşacaktır. İşsizlik korkunç bir orana yaklaşmıştır. bu zihniyetin bir an evvel değişmesi lazımdır. İşsizlik fononun kullanımı ile ilgili olarak özel bir öneri hazırladık. Bunlara hükümetin dikkatini çekmek istiyorum. IMF ile nerede tıkandı, gelecek yardımın miktarı üzerindeki pazarlıktan mı kaynaklanmaktadır. Türkiye'de yapılcak reformlarla ilgili bir görüş ayrılığı mı vardır. ne istenmiştir, verilirse ne olur. Ümük sıkmak sözkonusuysa ümüğü sıkılacak olan millettir. Hükümet bunu derhal açıklamalı."

BAYKAL'IN HAMAS RAHATSIZLIĞI
"Dış politikada hükümetin son Ortadoğu krizi dolayısıyla izlediği politika ne yazık ki yaşanan acılara son verme boyutunda hiç bir somut sonuç vermemiştir ama dış politika ile ilgili ciddi tartışmalara yol açmıştır. Gazze'ye düşen bombalar Türk ekonomisinin ciddi sıkıntılarını ortaya koymuştur. Dış politikası elbette ahlaki ve insani temellere dayanır. Bölge istikrarını her şeyin üstünde tutarız. Bize düşen her türlü görevi yerine getiririz. Çok temel bir ilkemiz vardır, o tartışmalarda kim haksız kim haklı, hiç bir zaman o tartışmaların bir parçası olmayız. Hükümetin bu konularda ölçüyü kaçırdığı anlaşılmaktadır. AB daha 2006 yılında HAMAS'ın bir terör örgütü olduğunu ilan etti. PKK'dan önce bunu ilan etti. Bu ilanın altında Türkiye'nin de imzası var. Biz şimdi HAMAS savunuculuğuna soyunmuş gibi görünüyoruz. Birileri çıkıp PKK ile ilgili tavır takınırsa ne diyeceğiz. AKP-HAMAS beraberliğinin bedelleri ödetilmeye çalışılırsa Başbakan ne yapar. BM kararları tümüyle bağlayıcıysa bizim de yapmamız gerekenler var. Başbakan'ın bu hatasının bedelini Türkiye ödüyor."

YİNE ERGENEKON AVUKATLIĞI
"Geçen hafta gözaltına almalar yaşandı. Malum davanın ne noktada olduğunu bir kez daha değerlendirelim. Birden bire toplumu yakından ilgilendiren gözaltılar gerçekleştirildi. Sayın Mustafa Özbek, gözaltına alındı. Bir tv kanalı, hükümete karşı tutarlı muhalafet sürdüren, Kıbrıs sorununa sahip çıkan bir kanal arandı. Araştırmacı yazar bir kadro gözaltına alındı. Yani Özbek, niye alındı. Ergenekon'a bir kasa arıyorlar. Bir finansör arıyorlarmış. Acaba o kişi Özbek mi diye almışlar. Önce Okkır'ı ilan etmişlerdi. Bir süre sonra gördük ki özel yaşamını finanse edecek hali yok. Bu süreçte hayatını kaybetmiştir. Daha sonra bir işadamı aradılar ve Sinan Aygün'ü gözaltına aldılar, TOBB'un etkinliği kendini gösterdi. TOBB'un kararlı müdahalesinden hemen sonra Aygün'ün de finansör olmadığı ortaya çıktı. Anlaşıldı ki bir işçiden finansör bulacaklar. Acı bir tablo. Hepimizi derinden yaralıyor. İnsanlar tutuklanıyo, bazıları derhal tahliye ediliyor. Bazıları hala içeride. Bir insan, belli olan bir insan, saygınlığı olan bir insan acaba gözaltına alınırken onunla ilgili somut suçlulum emarelerinin bulunması ihtiyacı gerekmez mi? Güven veren bir tablonun bulunması zorunlu değil midir? Elinizde delil olmadan sabahın 4'ünde basıyorsunuz, sonra elde bulunan delillerin hukuki geçerliliği olmadığından tahliye ediyoruz. Önce sanık, sanıktan delil arayışı. Sanıktan delile değil, delilden sanığa gidilir. Size biri söylemiş, alın bunu demiş alıyorsunuz. Yalçın Küçük ile ilgili olarak, delillerin hukuki geçerliliği olmadığı anlaşıldığından tahliye edildi dendi. Elinizde delil varsa alın, yok bi gidelim bakalım. Bu olayın bir tarafı, gidiyorsunuz, bir şey bulamıyorsunuz bırakın. İki gidiyorsunuz alıyorsunuz, 11 ay sonra neyle suçlu olduğunu dahil söylemeden tahliye ediyorsunuz. Kimse bana senin hakkındaki iddia budur demedi diyor. Böyle yargılama olabilir mi? Bu bir faciadır. Bir tas çorbaya muhtaç olduğunu ama bunların karşılanmadığını acı acı duyduk. Bir insan suçlu olabilir ama ona bir tas çorbayı çok gören bir adalet anlayışı yakışır mı?"

"SİLİVRİ, AKP'NİN GUANTANAMO'SU OLMAMALI"
"Silivri bir AKP Guantanamo'su olmamalı. Bakın bu olaylar bazı temel gerçekleri ortaya çıkardı. Kimse inkar edemez ki, bu Ergenekon soruşturması soruşturmanın gizliliği ihlali açıkça çiğnenerek yürütülüyor. Gizliliği gözetmeyen bir soruşturmayı adil kabul etmek mümkün mü? Bunu bir teferruat konusu diye geçiştirmek mümkün mü? Hiçbir müdahalenin, en küçük bir kişinin dahi müdahale edemediği özel şartlarda yürütülmesi gereken bir süreçtir. Ameliyathane gibi bir yer orası. Bu soruşturma böyle mi yürüyor. Cumhurbaşkanımız 2007 yılında 'dikkat edin bu davada daha çok şey ortaya çıkacak' dedi. Bu ne bilgi, bu ne ufuk. Sonra gazeteler şu, bu tutuklanacak diye haberler yaptı. Sanık daha neyle suçlandığını bilmeden ekranlarda yalan dolan iftiralar atıldı. Böyle bir süreç. Soruşturmanın gizliliği ihlal edildiyse ve bu da bir suç ise, bu suçu kim işlemiştir. Bu ihlalin sorumlusu kimdir? Bu ihlal davayı yürütenlerin sorumluluğu altında gerçekleşen ihlallerdir. Bilgi onların tekelindedir. Bu kadar ağır ihlale rağmen bir tek savcı hakkında açılmış bir dava var mı, bir hesap soran var mı? Bir tek görevden alma girişimi var mı? İki yıla yakındır konuşuluyor, artık Erdoğan da kabul ediyor. Genelkurmay geçenlerde adil yargılanma hakkını feryat ediyor, şikayet ediyor, ne oluyor, hesap soran var mı? Bu ihlalleri yapanlar, davayı yürütmeye devam ediyor. Bu bir linç adaletidir. Soruşturmanın gizliliği artık bir temel ilke olarak geçerliliğini kaybetti. Bu davaya herhangi bir şekilde dahil olan herkes görüyor ki... savcı polis ilişkisi çok önemlidir. Emniyet güçleri adli kolluk konumunda olmalıdır ve sadece savcılardan emir almalı. Bu süreçte yargılama, soruşturma, tahkikat emniyetten gelen telkinler doğrultusunda yürütülmüşse büyük bir darbe gelmiştir demektir."

ERGENEKON'U İNKAR ETTİ
"Yargıtay Onursal Başsavcısı bu tespitini ifade ediyor. Bunu görmezden gelebilir misiniz? İfadeleri onlar alıyor, sanıkları onlar çağırıyor, hatta pazarlık ediyorlar. Böyle konuşursanız böyle olur diye, böyle teklif almış sanıkları tanıyoruz değerli arkadaşlar. Bu yargılamanın hukuka uygun olduğunu düşünebilir misiniz? İki yıla yakın süredir hala bu neyin davasıdır belli değil. Ergenekon davası deniliyor, davaya isim koyma kimin hakkıdır. İsmi vatandaş koymuş değil, tutanaktaki ismi konuşuyoruz. Tutanağa bu ismi kim koydu, Genelkurmay yok diyor, eski Genelkurmay Başkanı haberdar değilim dedi, Emniyet Genel Müdürlüğü bilmiyor, böyle bir örgütün varlığını kim biliyor, kim koymuş adını. Bildiğini ispatlayan bin savcı var mı ortada. Böyle bir manzara işte. bu nebiçim hukuk? Ne var bunun altında diye arıyorum, bir önce darbe ihtimaline karşı bir soruşturma açılıyor denildi. Şimdi söyleyin, ikti yıla yakın süredir giden bu davanın darbeye karşı hesap sormak için yürütülen bir sorgulama ve yargılama olduğunu söyleyebilir misiniz? Darbe ile ilgili kim varsa git onlardan hesap sor, sormazsan namertsin. Darbeymiş, darbeyse gereğini yap, açıkça söyle, korkma, cesur ol, gereğini yap, üzerine yürü. Darbenin soruşturması mı bu, hiç alakası yok. Susurluk'ta görülmeyen hesabı görmeye yönelik bir soruşturma mı? Olabilir, öyleyse çık onu söyle, Susurluk'un bürokrasi, siyaset ayağı soruşturulamadı diyorsan çık gereğini yap, yapmazsan namertsin."

HÜKÜMETE AĞIR İTHAMLAR
"Sen bunları bırakacaksın, yok Yalçın Küçük'tü, Sabuh Kanadoğlu, Kemal Alemdaroğlu, Sinan Aygün, Mustafa Balbay, Seyhan Soylu, Nurseli İdiz, Merdan Yanardağ, Kemal Gürüz, Erhan Göksel, Mustafa Özbek, Ünal İnan... Bunlarla mı uğraşıyorsun. Bu da değil, Türkiye terörle mücadele ederken kanunsuz hukuksuz işler yapıldı onun hesabını soruyoruz diyorsan onu da sor. Ne oldu, ne oldu. Albayı tutukladın, arkasından ses seda kesildi. Terörle mücadelerin mi, Susurluk'un mu, darbenin mi, hiç biri değil. Hiç birinin hesabını soramadılar. Dürüst ol, açık ol. Bunların hiç biri değil. Başbakan'ın ağzının kalıbına bakıyorum, durup durup temizeller operasyonu diyor. Bu yapılan işin temizeller ile her hangi bir benzerliği olabilir mi? Türkiye kirli ellerin yönetiminde, bunu biliyoruz. Türkiye'de temiz olmayan eller var, kirli eller var da, kim ortaya çıkaracak, yönetim. Yönetimin eli kirliyse ne olacak. Erdoğan diyor ki, çocuklarımızn geleceği için temizeller operasyonu yapıyoruz. Bi defa Başbakan bunun için endişe etmesin. Onların geleceği teminat altında. Biz 70 milyonun çocuklarının geleceğini düşünüyoruz. bu laflar Başbakan'ın ağzına yakışıyor mu, temizeller kim sen kimsin. İtalya örneğini veriyor, orada Başbakanın, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Bu Ergenekon ne, susurluk mu, darbe mi, temizeller mi. Hiçbiri değil. İnsaf etmez misiniz, bir tane bile AKP'li yok. Olabilir mi? Bu davanın iç yüzü, niteliği budur. Bu dava, böyle bir davadır."

ŞİMDİ DE SİLAHLARA TAKTI
"Bir biri ardından cinayetler işlendi bu hükümet döneminde. Rahip cinayeti, Hrant cinayeti, misyoner cinayeti. Zamanında önlem alıp önlem alma konularıyla ilgili zaafiyet içinde olduğu ile ilgili önemli olaylar ortaya çıktı. Önlenebilecek olan ölümlerin önlenmediği ortaya çıktı. Güvenlik güçleri arasında sorumluluk taşıyanlarla ilgili ciddi bir sorgulamanın yürütülmekte olduğunu görüyor musunuz. Senin getirdiğin görevlilerin sorumluluğu altında işlenen cinayetler. Onlar sizin kadrodan mı, onların tipi mi farklı? Niye onlara dokunamıyorsunuz. Ortada samimiyet eksikliği var. Devlette çeteler var, silahlar ortaya çıktı. Derhal o silahların üzerindeki parmak izleri ortaya çıksın, bulun dedim. O silahları oraya kim koydu. Pırıl pırıl çıktı silahlar, 2004 tarihli gazetelere sarılı olarak. O silahın arkasında kim varsa beraber hesap soralım. 5 yıl duran silahlar pırıl pırıl çıkacak. Bu uygulamayı daha önce başka ülkeler yaptı. Bunları biliyoruz. Almanya'da bulu uyguladılar." 

KILIÇDAROĞLU'NUN ADAYLIĞI NEDEN ÖNEMLİ
"Kılıçdaroğlu, alçakgönüllülüğü temsil ediyor, dürstlüğü simgeliyor. Dürüst bir belediye inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Bu özlem büyük bir elektrik yarattı. İnşallah bu gerçekleşecektir ve özlenen sonuç doğacaktır. Eğer İstanbul'da AKP belediyesi ellerinden çıkarsa tezgahların Kılıçdaroğlu gibi birinin elinde nasıl ortaya çıkacağı korkusu büyük bir heves yaratıyor. Korkunun faydası yok, hiç telaş etmesin. Millet ne yapacağını biliyor. CHP'nin Mersin'de, İzmir'de sergilediği hizmet veren belediyeciliğin İstanbul'da da gerçekleşeceğini göreceğiz. Canım çalıyorlar ama hizmet ediyorlar, şimdi artık hizmet çalmayı meşrulaştıran bir olay olmaktar çıktı, hem hizmet etmiyor, hem hizmet etmiyor. Bunu çalmıyor ve hizmet ediyor şeklinde değiştirmemiz lazım."

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.