"Muhalefet gensorunun haysiyetiyle oynadı"
Erdoğan'ın konuşması şöyle:
"Pazar günü ilk mitingimizi Kocaeli'de büyük katılımla gerçekleştirdik, toplu açılışlarımızı gerçekleştirdik. Sağanak yağışa rağmen kimse programdan sonuna kadar ayrılmadı. 2006'da Kocaeli'de 99 tesisin açılışın yapmıştım. Bir yıl sonra 111 tesisin toplu açılışı ile Kocaeli'ne kazandırdık. Bu son gidişimizde 105 tesisi kazandırdık. Orada da gerçekten de Kocaeli'nde bizi yalnız bırakmadılar. Milletimizin bu teveccühünü hiçbir zaman nazarı dikkatimizden uzak tutmadık. Bugün Kırşehir'de yarın Kastamonu'da miting ve toplu açılışlarımıza devam edeceğiz. 1950'den 2002 yılına kadar Türkiye'de ortalama hükümet etme süresi 16 aydır. 13 milletvekili seçimi, 8 vekil ara seçimi, 11 yerel yönetimler seçimi, 8 cumhuriyet senato seçimi olmak üzere 52 yılda toplam 41 seçim oldu. Her 15-16 aya bir seçim düşüyor. Hiçbir parlamentonun normal sürede seçime gittiğine bu ülke maalesef şahit olmadı. Bu eksik aksak süreçte bu ülke hep seçim gördü. Türkiye'de uzun süre istikrarı yakalayamadı. Bu kronik bir istikrarsızlığı işaret ediyor. Bakan ve vekiller ne iş yaptığını anlayamadn hükümet değişiyor, ülke seçime gidiyor. Türkiye'De o dönemlerde yerleşik hale gelmiş popülist seçimler, sosyal ve ekonomik dengelerin bozulmasını da beraberinde getiriyordu.
Türkiye'nin içine girdiği bu istikrarsız yapıyı 3 Kasım seçimleri ile bozduk. 3 Kasım aslında adı erken seçimdi ama beceriksiz-başarısız 'ben bunu 5 yıl götüremeyeceğim' diyen bir hükümetin pes edip, millete teslim etmesidir. Anahtarı biz teslim aldık ve yeni bir süreç başladı. Bu kez AK Parti iktidarına tahammül edemediler. Sorunun tamamı kendilerinden kaynaklanıyordu ama hep iktidardan kaynaklandığını ileri sürdüler. Ama halk yanıtını yine sandıkta verdi.
YİNE SEÇİM YATIRIM İDDİALARI İLE ÇIKTILAR
Bütün açık yürekliliğimizle ve dürüstlüğümüzle milletimizin karşısına çıktık ve milletimiz takdir ederek bir kez daha tercihini bizden yana kullandı. İlk kez bir hükümet 5 yıllık süreyi doldurup normal zamanında seçime girdi. 22 Temmuz seçimleri öncesinde seçim ekonomisi ve seçim siyaseti uyguluyorlar diye yine iftira atma gayreti içerisinde olanlar var. Bunun için elinden geleni yapanlar var. Kalkıp T.C.'nin valisine karalama kampanyası başlatma gayreti içerisine girenler var. Valilerimiz T.C.'nin valileridir. Burada AK Parti ile ilintili hale getirmeye çalışırlarsa, 81 valimizde Tunceli Valisi'nin yaptığı gibi yapar. Valimizin o hassasiyetini takdir ve tebrik ediyorum. Ama bunu hazmedemeyenler yıllar yılı bu ülkede zaten fakiri arayıp bulmamışlar ki. Sen hiç o vali gibi kalkıp mahalle mahalle dolaşıp fakir mi aradın? Bu iktidar kömürü seçim zamanı mı dağıttı? Seçim zamanı mı valilerine kömür dağıtın dedi? Burslara muhalefet ettiler. Gençler sordu: Han isiz gençlerin yanındasınız dedi. Neden burslardan mahrum ettiniz bizi dedi. Cevapları: Biz bursa değil burs miktarlarına muhalefet ettik. Miktarı az diye, dediler. Bunların yapısı bu. Doğru-dürüst olmayarak bu yolda mesafe alacaklarını sanıyorlar. Bu kadar yol almamızın nedeni güven sağlamamızdan ileri gelmektedir. Milletimizle aynı dili konuştuk, aynı yöne baktık. Muhabbet zemini oluşturduk. Ülkemizi bugüne taşıdık.
HER DAKİKA SEÇİME HAZIRLIKLI BİR PARTİ OLDUK
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partilerini kurdukları andan itibaren, 14 Ağustos 2001 tarihinden bugüne kadar AK Parti olarak, her an, her saniye, her dakika seçime hazırlıklı bir parti olduklarını belirterek, ''Anadolu'nun, Trakya'nın yollarını seçimden seçime hatırlayan partilerden olmadık'' dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, çok partili hayata fiilen geçilen 1950 yılından 2002 yılına kadar Türkiye'de ortalama hükümet etme süresinin 16 ay olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
''Hiçbir parlamentonun normal süresinde görevini tamamlayıp seçime gittiğine bu ülke maalesef şahit olmadı. 2002 yılına kadar Türkiye ortalama bu eksik aksak süreçte bu tür hükümetlerle seçim gördü. Hiç şüphesiz bu durum, Türkiye'de uzun süre istikrarı yakalayamadı. Seçim öncesinde tüm programlar, planlar, tedbirler askıya alınıyor, bütün musluklar açılıyor, popülist harcamalar yapılıyordu. Seçim sonrasında da bunları telafi etmek için atılan adımlarla fatura yine halkımıza kesiliyordu. Bu dönemleri yaşadık. Ancak, milletimizin teveccühüyle AK Parti olarak, Türkiye'nin içine girdiği bu kısır döngüyü, bu istikrarsız yapıyı 3 Kasım 2002 seçimleriyle bozduk.''
''3 Kasım aslında, adı erken seçimdi ama beceriksiz, başarısız, 'ben bunu 5 yıl götüremeyeceğim' diyen bir hükümetin pes edip gelip millete teslim olmasıydı'' diyen Erdoğan, ''Biz orada ne yaptık? Anahtarları teslim aldık. Anahtarları teslim aldıktan sonra yeni bir süreç başladı. Bu defa da buna dayanamadılar. Dediler ki 'bu iktidar 5 yıla girecek.' Onun için devamlı 'İşte 5 yılı bekleyemeyiz. Ülkede Cumhurbaşkanlığı sorunu var. Şu var, bu var...' Halbuki sorunun tamamı da yine kendilerinden kaynaklanıyordu. Kalktılar her türlü yola başvurdular. Bu ülkede, aklın, ilimin, tecrübenin iflas ettiği bir dönem yaşadık'' dedi.
Erdoğan, genel seçimleri 5 ay öne alarak erken seçime gittiklerini hatırlatarak, ''Ne oldu? Yüzde 34'le iktidara gelen AK Parti bu defa yüzde 47 ile seçimlerden çıktı. Millet sandıkta, ülkeyi istikrarsızlığa boğmak isteyenlere tokadı attı. Olay budur...'' diye konuştu.
''Şimdi ise 22 Temmuz seçimleri öncesinde aynı şekilde, 'seçim ekonomisi, seçim siyaseti uyguluyor' diye bize iftira etme gayreti içine girenler var'' diyen Erdoğan, ''Bunlar çok çirkin şeyler. Kalkıp Türkiye Cumhuriyeti'nin valilisine veya valilerine karalama kampanyası başlatma gayreti içine girenler var. Valilerimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin valileridir. Eğer burada AK Parti ile bunu ilintili hale getirme gayreti içine giriyorlarsa o zaman 81 ilin 81 valisi de aynen Tunceli valimizin yaptığını yapar'' dedi.
Valilerin fakire fukaraya ''ayni yardım'' yaptığını bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Biliyorsunuz, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu nakdi yardım da yapar. Bunu kalkıp YSK'nın açıkladığı bir şeyle ilintili hale getirmek gayreti içine girenler de var. Biz doğru bildiğimizi, iktidar olarak yaptığımız gibi bizim valilerimiz de yasaların kendine verdiği yetkiyi aynen kullanırlar. Ben valimizin bu hassasiyetini takdir ediyorum, tebrik ediyorum.
Bunlar kömüre de müdahale etmek istemediler mi? Bu iktidar kömürü seçim zamanı mı dağıttı ve seçim zamanı mı valilerine 'kömür dağıtın' dedi?''
Emaneti taşıyanlar için de seçim süreçlerinin, kendilerini muhasebe etme, milletin aynasında kendilerini ölçüp biçme süreci olduğunu kaydeden Erdoğan, AK Parti olarak, seçimlere bu noktadan baktıklarını ve bakmaya da devam edeceklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, Tunceli Valisi'ne destek çıktı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti valisinin bile karalama kampanyasına dahil edildiğini belirterek, valilerin yasaların kendilerine verdiği yetkiyi kullandığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlarla ilgili eleştirilere cevap verdi. Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin valisini bile bu karalama kampanyasına dahil edildiğini ifade etti. Erdoğan, valilerin yasaların verdiği yetkileri kullandıklarını belirterek, "Bu hükümet kömürü seçim zamanı mı dağıttı? Bu hükümet bursları seçim zamanı mı vermeye başladı?" sorularını yöneltti. Muhalefet partilerinin öğrencilerin belediyelerden aldığı bursları iptal ettirdiklerini kaydeden Erdoğan, "Şimdi de burslara değil bursların miktarına karşı çıktık" denildiğini aktardı. Erdoğan, parti olarak seçim öncesi farklı seçim sonrası farklı davranmadıklarını kaydetti.
AK Parti'nin göreve geldiğinden beri hep milletle aynı yöne baktığını ifade eden Erdoğan, seçimleri demokrasinin tazelenmesi, iktidarın ve muhalefetin gözden geçirilmesi olarak baktıklarını kaydetti. Milletin emaneti dilediğine vereceğini söyleyen Erdoğan, her seçimde artan halk desteğine rağmen kibirlenmediklerini, gururlanmadıklarını, şımarma içine girmediklerine dikkat çekti. Erdoğan, her seçim sonrası hizmet aşklarının büyüdüğünü ve devamlı olarak milletle iletişim kanallarını genişlettiklerini kaydetti. Her zaman seçime hazırlıklı bir parti olduklarını ifade eden Erdoğan, Anadolu'nun Trakya'nın yollarını seçimden seçime hatırlayanlardan olmadıklarını vurguladı.
Erdoğan, 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde bu ülkeyi istikrarsızlığa boğmak isteyenlere milletin sandıkta tokadı attığını kaydetti. Erdoğan, parti olarak seçim öncesi harcama musluğunu açmadıklarını, popülizm yapmadıklarını, seçim öncesi farklı seçim sonrası farklı söylemediklerini vurguladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun eleştirilerini de cevaplayan Erdoğan, seçim atmosferini iftira ve karalamalarla gölgelemek isteyenlerin olduğunu, bunun da seçim sürecini nasıl geçireceklerini gösterdiğini kaydetti.
Belediye başkanlarının yapmış olduklarında suç varsa yargıya başvurulmasını isteyen Erdoğan, "Git hemen suç duyurusunda bulun. Yaptığınız işin tutarlı olmayacağını biliyorsunuz da onun için. Yapacakları işin kendilerine dokunacağını biliyorlar. Çamur, iftira siyasetinde belli tecrübeleri olduğu görülüyor. Ne geçmişten ders almışlar ne de ezberi bozmuşlar" dedi.
SEÇİM SÜRECİNDE DEMOKRASİ ÇITASININ DÜŞÜRMEYECEĞİZ
Seçim kapmanyası sürecinin başında bir hususu açıkça ilan edeyim: Biz seçim sürecinde demokrasi çıtasının düşüren bir üslup içerisinde olmayacağız. Bütüne odaklanmaktan vazgeçmeyeceğiz. Milletimizin diliyle konuşacağız. Ne aldatan ne de aldanan olacağız. İnanıyorum ki benim aziz milletim bu oranların çok daha fevkinde bir AK Parti görecek ve görevlendirecektir. Bu seçim Türkiye'den demokrasinin geriye gideceği bir seçim olmayacaktır. Güven ve istikrar ortamı daha da güçlenecektir: Türkiye'de demokrasi iftiralarla sarsılmayacak kadar sağlamdır. Bu millet demokrasinin önemini ve kalkınma ile ne kadar bağlantılı olduğunu AK Parti iktidarı ile görmüştür. İçeride ve dışarıda izlediğimiz şeffaf siyaseti halkımız açıkça görmüştür. Türkiye laik, sosyal ve hukuk devletidir ve modern dünyanın bir parçasıdır. AB yolunda tereddütsüz yol almaktadır. Anamuhalefet lideri AB yolunda destekleyeceğiz dediler. Çok güzel bir gelişme. İnşallah bekleriz. Arkasında dursunlar. Şimdi bunların hepsi tarihe kayıt düşüyor. Sadece konuşmak bu işi bitirmiyor. Göreceğiz uygulamada.
DERS VERMEDEN ÖNCE HALK İLE ARANI DÜZELT
Türkiye AK Parti ile eksen değiştiriyor. Bu iftiraları el altından yapanlar, bize diplomasiyi öğretmeye çalışanlar önce halk ile aralarındaki açığı, mesafeyi kapatsınlar. AK Parti'nin oylarının artmasını hiçbir mantık izah edemez. Bu demokrasi açısından düşündürücüdür. Bu sözleri söyleyen bir diplomat. İşte siyasetçi ile diplomat arası bu kadar açıktır. Bu mantık CHP'nin temel yaklaşımını da ele veren bir anlayıştır. Bunların kemikleşmiş mantıkları budur: Halkın iradesine saygıları budur. Demokrasiden anladıkları budur. Seçimden seçime halkın yaşam biçimi anlamaya çalışırsa, 'Halk mantıklı değil' diye yorumlarsan seçimde mahçup olursun. Davos'u anlamadan alel acele ekranlara koşup mahçup oldukları gibi... Sayın Baykal ağızını ilk açtığında demokrasi sadece seçim değildir demişti. Milli irade demokrasi değilse nedir? Dünyanın hangi yerinde halkın iradesini hafife alma vardır. Hiçbir öneri getirmeden Ankara ve İstanbul'un belirli yerlerine çöreklenerek daha ne kadar siyaset yapabilirsiniz. devlete körlük öneren Baykal'ın açılım üstüne açılım yapması hayret vericidir.
Başbakan Erdoğan: "Yoksa hukuk sadece AK Parti'ye mi işliyor?"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP'nin son dönemdeki açılımlarından büyük bir memnuniyet duyduklarını belirterek, "CHP politbürosunun içine kapanmasının Türkiye'nin hayrına olduğunu asla düşünmüyoruz." dedi. Erdoğan, AK Parti'ye çeşitli ithamlarda bulunanların CHP'nin söylemlerini de dikkate almalarını isteyerek, "Yoksa hukuk sadece AK Parti'ye mi işliyor?" diye sordu.
Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in eleştirilerine cevap verdi.
Başbakan Erdoğan, içeride ve dışarda izledikleri şeffaf siyasetin milletten aldıkları güçle sağlandığını halkın açıkça gördüğünü belirterek, "İçeride milletimizin iradesini yönetime yansıttıkça dışarda haysiyetli dış politikamızın Türkiye'nin gücüne güç kazandırdığı bütün dünyaca görülmüştür" dedi. Erdoğan, AK Parti'nin milletin içerde ve dışarda hem aklını hem vicdanını temsil eden bir büyük siyaset örgütü olduğuna işaret ederek, "Türkiye'nin ekseni bellidir. Türkiye'nin yönü bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye, modern dünyanın ayrılmaz bir parçasıdır, saygın ve itibarlı bir üyesidir. Kimse bunun üzerinde spekülasyon yapmasın. Avrupa Birliği'ne tam üyelikte tereddütsüz yol almaktayız." dedi.
"SÜREKLİ BARİYER OLUŞTURUYORLAR"
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Brüksel'de hükümeti Avrupa Birliği müzakerelerinde destekleyecekleri yönünde bir açıklamasının olduğunu hatırlatan Erdoğan, "İnşaallah bu sözlerinin arkasında durur. Güzel bir gelişme. Brüksel'den böyle bir mesaj aldık. Tabii bunu bekleriz. Arkasında dursunlar, parlamentoda sürekli bariyer oluşturmasınlar. Bunların hepsi tarihe kayıt düşüyor. Oli Rehn'in yanında konuşmak bu işi bitirmiyor. Göreceğiz uygulamaları" diye konuştu.
ÖYMEN'E ELEŞTİRİ
"Türkiye AK Parti ile eksen değiştiriyor" yönündeki sözleri iftira olarak değerlendiren Erdoğan, "Bütün bu iftiraları el altında izlemeye çalışanlar. Bize akıllarınca diplomasi öğretmeye çalışanlar, önce Türkiye ile halkımız ile kendi aralarındaki mesafeyi kapatsınlar. Zira kendi halkıyla konuşmayanların kendilerini ne kadar seçkin ve doğuştan imtiyazlı görürlerse görsünler dünya ile konuşamazlar. Nitekim bugüne kadar da konuşmadılar." dedi.
Erdoğan, 22 Temmuz seçim sonuçlarını gördükten sonra CHP'de siyaset yapan eski bir diplomatın, "AK Parti'nin oylarını artırmasını hiçbir mantık izah edemez" dediğini hatırlatarak, şunları söyledi: "Eğer siyasette mantık dışı unsurlar bu kadar fazla oluyorsa bu demokrasi açısından düşündürücüdür. Bunların siyasetçisi ile diplomatı arasındaki fark bu kadar açılmıştır. Açıkça 'halk aklını kullanamadı', 'halk mantıklı davranamadı' diyen bu anlayış CHP'nin temel yaklaşımını da veren bir anlayıştır. "
Erdoğan, CHP zihniyetinin Davos'ta Türkiye'nin haysiyetine yakışan tavırlarını daha anlamadan alel acele ekranlara koştuğunu söyledi. Erdoğan, 22 Temmuz seçimleri sonrası anamuhalefet liderinin ağzını günlerce açmadığını, milletin kendilerine verdiği dersi de tek bir cümle ile yorumlamadığını söyledi. Erdoğan, Baykal'ın ağzını açtığında ise "Demokrasi sadece seçim değildir" dediğine işaret ederek, şunları söyledi: "Demokrasi halkın iradesi değildir de nedir? Dünyanın neresinde halkı, sandığı, seçimi, milli iradeyi hafife alan alan bir anlayış ayakta durabilir? Muhalefet ak olana kara demektedir. Hiçbir öneri getirmeden Ankara'nın İstanbul'un belli yerlerine çöreklenerek nereye kadar siyaset yapabilirsiniz? 'Devlet kimlikler, inançlar karşısında kör olmalı' sözlerini daha önce konuşmuştu. Seçim gelince, sandık görününce açılım üzerine açılım denemeleri yapması hayret bir şey. Biz bu açılımlardan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. CHP politbürosunun içine kapanmasının Türkiye'nin hayrına olduğunu asla düşünmüyoruz. AK Parti'ye çeşitli ithamlarda bulunanların, kapatması davası açanların bu söylemleri değerlendirmeye alması, bir özeleştiri yapmaları gerekmez mi? Yoksa hukuk sadece AK Parti'ye mi işliyor?" diye sordu.
BU İKTİDAR KONUŞMUYOR, İŞ ÜRETİYOR İŞ!
Biz her seçimi Türkiye için demokratik bir fırsat görüyoruz. Türkiye'nin ilerlemesi için yeni bir fırsat olarak görüyoruz. Çünkü son 6 yılda öyle bir açılımın içine girdi ki boşa geçirecek tek dakikası yok. Hedefler sürekli yenilenmeli ve büyütülmelidir. Bu çıtayı bu kadar yükseğe biz koyduk. Bugün de rehavete kapılacak halimiz yok. Bütün bu hedefler iyakalayarak milletimizin yüzünü inşallah güldüreceğiz. Türkiye için güzel hayaller kuruyor, hedefliyor ve hedefe doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Biz en başta hedeflerimizi açıkladığımızda bizi hayalcilikle suçlayanlar Bolu Tüneli, Karadeniz Sahil Yolu gibi daha nice projelerimizin içinden geçiyorlar. Boyabat-Sinop yolmu, Samsun-Ankara duble yolunu açıyoruz. Sarp'tan taa Doğukaradeniz'in Gürcistan-Türiye sınırından bineceksin hiçbir engele takılmadan seyahat edeceksin. Bunlar 6 yılda oldu be. 6 yıl. Mehmet Bey uyardı taa Kapıkule'ye kadar. Bu hizmetler hala devam ediyor. Bunları tek hatta değil. Bir ağ gibi örüyoruz Anadolu'nun dört bir yanında. Ankara-Eskişehir hızlı treninin martın 15'inde açıyoruz. Eskişehir-İstanbul müteahhidi de belirlendi. Ankara-Konya hızla devam ediyor, 2010'da da inşallah burası bitecek. Bir saat 15 dakikada Ankara'dan Konya'ya ulaşacağız. Biliyorsunuz o meşhur Ankara-Konya arasında bir makas vardı. Terzi makası değil ha. Çok insanımızı makasladı maalesef. Orası tarihe karışıyor artık oradan hızlı trenle Konya'ya kadar ulaşacak. Bunları bu iktidar başardı. Bu iktidar konuşmuyor iş üretiyor iş. İşimiz hizmet gücümüz millet diyoruz. Bütün bunları başaran millet iradesidir. Bu ülkeyi karanlık işlerden, her türlü hukuksuzluktan Allah'ın izniyle temizliyoruz. Her oyun hakkını korumak için en büyük görevimiz budur, bunu da yerine getiriyoruz. Getireceğiz. Emanetin Türkiye'nin geleceği olduğunu biliyoruz. Bu anlamda önümüzdeki seçim bu ülkeye hizmet yolunda bir tazelenme yenilenme yolu olacaktır. Bu ülkeyi krizler ülkesi görmek isteyenlerin Türkiye'yi kendilerine mahkum ettiklerini düşünenleri n hevesini kursaklarında bırakacağız.
MUHALEFET GENSORUNUN HAYSİYETİYLE OYNADI
Biz milletin efendisi değiliz, milletin hizmetkârıyız. Farkımız budur. Yönetim anlayışımızda insana hizmet vardır. Devlet odaklı değil, millet odaklıdır. İnsanı öne çıkaran bir anlayışla yola çıktık. Kendi menfaatlerimi bir tek gün bile bu milletin menfaatlerinin önüne geçiren olursa bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da AK Parti'de yeri olamaz. Biz milletin gönülnden düşeni bu çatı altında barındırmayız. Bu sebeple attığımız her adımı vicdanımıza sorarak atmak zorundayız. Milletimizin güvenini kazanan AK Parti siyasetien hiçbir arkadaşımızın mümkün olduğunca (istisnalar ihraç edildi) tek kara leke sürdüreceklerine inanmıyorum. Halkın kalp ve hafızasında yer edinmek, dualarını almak temel gayemizdir. Anamuhalefet ve yavru muhalfet gibi aklına geldikçe gensoru vererek bizi milletin karşısında bizi sağa sola düşüremez. Bunlar gnesorunun haysiyetiyle oynadılar. En son gensoruda, gensoru üzerinde konuşacak bir CHP'li çıkmadı. Şok oldum. Bu parlamento çatısı altında ilk defa oluyor.
EKONOMİ...
Ekonomideki bazı gelişmelere de değinerek Kırşehir'e yola çıkacağız. Biz, 'Sen Türkiye'sin büyük düşün' derken, bir gerçeği hatırlatmak gayreti içerisindeyiz. Türkiye sıradan bir ülke değil. Bu milletin evladı küçük düşünemez. Büyük düşünecek. inançlı ve kararlı olacak. Tarihe gittiğimizde bunu görüyoruz. Eğer Fatih küçük düşünseydi bir çağ kapanıp bir çağ açılmazdı. Yavuz küçük düşünseydi o fetihler gerçekleşmezdi. Aynı şekilde Mustafa Kemal Atatürk küçük düşünseydi Çanakkale'de o destan yazılmazdı. Senin gücün neydi diye soruyorlar: Çanakkale'ed gücümüz neydi? 'Ben size ölmeyi emrediyorum'. Orada bir gerçek vardı. Bu gerçeğe inananlardan biri Seyit onbaşıydı. Top mermisi en önemli düşman gemisini , bacasından girerek yok etti.
Türkiye 6 yıl genel, 5 yıl yerelde devrim niteliğinde bölgesinde yerini aldı. 3 bin 300 dolardan devraldığımız GSMH 9 bin 305 dolara, 2008 sonunda da 10 bin doları aşıyoruz. 2008 sonunda 132 milyar dolar ihracat rakamını yakaladık. Küresel finans krizi içinden geçiyoruz. Dev şirket ve bankalar iflas etti, el değiştirdi. Şu ana kadar çok başarılı performans sergiledik. DSP-MHP-ANAP döneminde 16 banka toplam 21 banka fona devredilmişken, bu dönem bir tane banka fona devredilmedi. Çünkü biz eşeği sağlam kazığa bağladık da onun için. 107 milyar dolar ihracat seviyesini 132 milyar dolarla kapattık. 2002'de satış miktarı 92 idi, 357, 2008 sonunda 306 bin... Buzdolabı 2002'de 1 milyon 88 bin adet, 2007 sonurda 1 milyon 940 bin adet, 2008 sonunda krize rağman 1 milyon 920 bin. Bunları neden görmüyorlar. Sürekli ağlamak, ağlamak, ağlamak... Türkiye'de Ocak ayında enflasyon 9,5 ile tek rakama ulaştı. 23,5 milyar dolar idi 8 milyar dolara düşürdük IMF borcunu. Bu rakamları lütfen muhalefet görsün.
TURİZM...
Son olarak turizm gerçekleşmeleri kesin rakamları yayınlandı. Bizi yola çıktığımızda turistik bölgelere gittiğimizde 'bunlar turizm düşmanı' diye damgalayanlar vardı. Şimdi rakamlar konuşuyor. 2002'de 13 milyon turist ziyaret etti, 2008'de 26 milyon... Halep oradaysa arşın burada. Turizm geliri 2002'de 8,5 milyar dolar, şimdi 22 milyar dolara ulaştık. Estirilmeye çalışılan karamsarlığa rağmen Türkiye büyük bir devlet ve yolunda ilerliyor. Kim ne derse desin. 100 yılda bir görülen bir krizin içinden geçiyoruz. Elbette göstergelerde bir miktar düşüş olacaktır. Az zarar göreceğiz dedik. Alay ettiler. İşte rakamlar. İşimizi sağlam tutuyoruz.
GÜL DE KOŞUYOR, BİZ DE... ÇİFT DİKİŞ GİDİYORUZ...
Koşturuyoruz. Cumhurbaşkanımız da koşuyor. Ben koşuyorum, bakan arkadaşlarımız koşuyor. Her şey Türkiye için diyoruz. Çankaya'dakinin oturduğu, hükümetin çalışmadığı günler değil, çift dikiş gidiyoruz. Nereden yola çıktığımızı, nereye ulaştığımızı düşünürsen bardağın dolu tarafının daha büyük olduğu görülür ama bu bizi zaafa mı uğratıyor. Hayır. Durumu ciddiyetle izliyor. Vakti geldiğinde atmamız gereken adımı atıyoruz.
10 milyar dolar likidite enjekte ettik piyasaya. Birilerinin hayalinden daha büyük iş yapıyoruz. Nisan'da Londra'da g20 çerçevesinde 2008-2009 değerlendirmesini yapacağız. Millet bunu anladıkça, ekonominin aktörleri işlerini yaptıkça ekonomi yüksek seviyede olacaktır. Tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum"
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.