Başbakan Erdoğan Diyarbakır'dan seslendi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, özel uçak ANA ile Diyarbakır'a geldi.
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır programına eşi Emine Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da katıldı.
Başbakan Erdoğan'ı, Diyarbakır Havaalanı'nda Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri İhsan Arslan ve Ali İhsan Merdanoğlu, Belediye başkan adayları, partiler ve vatandaşlar karşıladı.
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır programı çerçevesinde gerek havaalanında gerekse şehir merkezinde geniş güvenlik tedbirleri alındı. Havaalanına yakın yüksek binaların üzerinde özel harekat ekiplerinin bulunması dikkat çekti.
Bu arada, mitingin yapılacağı İstasyon Meydanı'nda da yaklaşık 50 bin kişinin bulunduğu belirtildi.
Erdoğan, Diyarbakır mitinginde şöyle konuştu:
"Sizlerle bir arada bulunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Görüyorum ki AK Parti'nin Kocaeli'ndeki, Samsun'daki, Nevşehir'deki coşku aynı şekilde Diyarbakır'da da ortaya çıkmış, birlik ve beraberlik siyasetimiz burada da gönülleri fethetmiş. Bu ruha uygun bir siyaset izlediğimiz için bugün buraya sadece miting yapmaya gelmedik aynı zamanda Diyarbakır'ı ihya edecek dev projelerin açılışı için bulunuyoruz. Siyasetten tek muradımız tek arzumuz insanımıza hizmet etmektir ve gönüller kazanmaktır. Bizler bu arzu ile Diyarbakır için çıtayı yükselttik.
Daha önce milletvekili olarak TBMM'ye gönderdiğiniz bu evladınızı seçimlerde destekleyeceksiniz. Arzumuz, önümüzdeki seçimde Diyarbakır'ın hak ettiği hizmetleri yapabilecek yönetime kavuşmasıdır.
Müjdeler olsun Türkiye'ye, müjdeler olsun Diyarbakır'a. 29 Mart 2009 sabahı yeni bir dönem başlayacak. 29 Martta yeni bir bahar yeni bir nevruz ülkemizi bir baştan bir başa saracak. Zemheri yerini direnişe bırakacak, Dicle Nehri o gün çok daha farklı hizmetle buluşacak. O gün geldiğinde Diyarbakır şad akar, Urfa Mardin'e bakar türküsünü yeniden hep birlikte söyleyeceğiz. Og ün geldiğinde kaybolan yılları hep birlikte telafi edeceğiz. Geçmiş yılların yanlışlarını hep birlikte düzelteceğiz. Millet iradesi tecelli edecek. Sandıktan Milli irade güçlenmiş olarak çıkacak. O gün sandıktan çıkacak irade ile demokrasi daha güçlenecek. O gün Diyarbakır surları Ulubeden ve Yedi kardeş Burcu yeni bir neşeye şahit olacak. Alipaşa'dan Aziziye Mahallesine şehircilikte diyarbakır hak ettiği hizmetlere kavuşacak.
"BİZİM SİYASETİMİZ ÇAMUR SİYASETİ DEĞİLDİR"
3 temel ilkeyle 3 büyük ideal ile yola devam ediyoruz. 3 önemli şiarımız, 3 temel hareket hattımız var: Hukuk, Hürriyet, Hizmet... Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu şiarlarımızı sürdüreceğiz. Biz aynı bedenin içindeki ruh, aynı bünyenin unsurlarıyız. Fırat ve Dicle gönüllerimize aktıkça edebiyete kadar birlikte yürüyeceğiz. Dün kendilerini devlet zannedenler bugün hukuk karşısında yapayalnız kaldılar. Biz AK Parti olarak bu memleketin hem aklı hem gönlü hem de vicdanı olmak için yola çıktık. Bizden ziyade eserlerimizin konuştuğu bir siyaset yapıyoruz. İster kırsal kalkınma açısından ister kentsel dönüşüm açısından baksınlar her yerde AK Parti iktidarının eserlerini görecekler. Bizim siyasetimiz eser siyasetidir, hizmet siyasetidir. Çamur siyaseti değil. Ne demek istediğimi merak edenler Diyarbakır'ın Kulp İlçesine baksınlar. Kayacık köyüne gitsinler. 47 köyün suyunun nasıl karşılandığını görsünler. Oysa bu ülkede halkın oyunu istediği halde devletin vatandaşa uzanan yardım elinden bile rahatsız oluyor. Doğu halkının aldığı yardımlara dil uzatıyorlar. Buzdolabına ne ihtiyaçları var diyorlar. Bir yandan hukuksuzluğunun avukatıyız diyorlar. Bir yandan devletin toplumla buluşmasını engelliyorlar. Neredeyse Anayasanın sosyal hukuk devleti ilkesini kaldırmayı tavsiye ediyorlar.
"KİM YARA KAŞIYOR; KİM YARA SARIYOR"
Geçmişle tabii ki yüzleşeceğiz. Kimin ne dediğine ve ne yaptığına dikkatle bakacağız. Bu ülkede kimin yara kaşıdığını, kimin yara sardığını da çok iyi beleceğiz. Şüphesiz geçmişe takılıp kalmayacağız. Yüzümüzü daime geleceğe çevireceğiz. Geçmişin yanlışları, diriliş ruhumuzu yaralamayacak. Bugüne kadar olmaz, olamaz, imkansız denilen şeyleri yaptık. Yılların tahribatını düzeltmek zaman alıyor ama umutlarımız düne göre daha taze. Yüreklerimiz bugün dünden daha sıcak. Kuzey Irak'tan Balkanlara, Gazze'ye kadar bu sıcaklık yürekleri serinletiyor. Bu güç bu milletin, bu devletin gücüdür. Türkiye'nin hiç bir meselesi çözümsüz değildir. Bu inançla yola çıktık, emniyetle yürüyoruz. Adalate terazisinde dengeyi buldukça gönüller fethediyoruz. Dün birbirimizi daha az anlıyorduk, bugün daha çok anlıyoruz.
"BİZİM KİTABIMIZDA STATÜKOCULUK YOK"
Herkes şunu çok iyi bilsin. Bizim kitabımızda statükoculuk yok. Taleplere kulak tıkamak yok. Kitabımızda değişim gelişim var. Millete efendilik taslamak değil, millete hizmetkâr olmak var.
"MASKELER DÜŞÜYOR"
Biliyorum ki sizler hak ve hakkaniyet nedir, vicdan nedir iyi bilirsiniz. Defalarca yüksek gönüllerinizi gölgelemek isteyenlerin elini boşa çıkardınız. Zor bir süreçten geçiyoruz. Elini vicdanına koyan herkes Türkiye'nin nereden nereye geldiğine dikkat etsin. Sadece ekonomiden, demokratik kazanımlardan söz etmiyorum. Tarihi bir dönüşüm ve değişim yaşıyor Türkiye. Maskeler düşüyor. Yıllarca kendilerini gizleyerek haksızlık üretenler deşifre oluyor. Bunları dikkatle izlediğinizi iyi biliyorum. Yaşanan sürecin adı Türkiye için bir arınma sürecidir. Temiz toplum, siyaset ve yönetim sürecidir. Bu arınmayı en çok sizler istiyorsunuz. Bugünlerin anlamını yarın çok daha iyi hissedeceksiniz. Bir zamanlar AK Parti iktidarı vardı. Farklı bir Türkiye devraldı ama farklı bir Türkiye teslim etti diyeceksiniz. Bugün ne 1980'li yılların kabusu ne de 1990'lı yılların karanlığı var. Kardeşi kardeşe düşman edenlerin nasıl maske taktıklarını kamuoyumuz hayretle seyrediyor. hangi tarafta yer alırsa yer alsın, çetelerin mafyaların, terör şebekelerinin birbirlerinin değirmenlerine su taşıdıklarını artık halkım biliyor. Düne kadar olup biteni anlamamız imkansızdı. Anladık ki orası karanlık bir alem. Onlar o karanlık koridorlarda ekmek kadar, su kadar birbirlerine muhtaç. Suç örgütlerinin hangi aktörler eliyle iç içe geçtiğini, kitleleri meydana sürüklerken birbirlerini nasıl beslediklerini biliyoruz artık. Bu ülkenin evlatlarını zehirleyenler zelil olacaktır. Artık bu karanlık filmi izlemek istemiyoruz. Suç örgütleri bu milletten elini çeksin istiyoruz. Demokratik meşru zemin sabote edilmeyecek kadar güçlenmiştir. Bu millet, bu ülke, bu vatan düştüğü yerden doğrulmaya başlamıştır. Buradan geriye asla gidilmeyecektir. Biz milletimize, milletimiz bize güveniyor. Diyarbakırlı kardeşlerime seslenirken Türkiye'ye sesleniyorum. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla Gürcüsüyle, Abazasıyla, Boşnağıyla TC vatandaşı olan bir milletiz. Şiddeti, terörü ve tüm insanlık suçunu red edenlere kucağımızı da sonuna kadar açtık ve açmaya devam edeceğiz. Birlikte kurduğumuz Cumhuriyete sahip çıkıyoruz. Sandıktan çıkacak iradeye saygı gösteriyoruz. Terörün hak ve özgürlüklerin düşmanı olduğunu herkes bilmelidir. Yaradılanı Yaradan'dan ötürü severiz.
"AK PARTİ BİNASINI TAŞA TUTANLAR; DEMOKRASİYİ TAŞA TUTMUŞ OLMUYORLAR MI?"
Şimdi sözün tam burasında, AK Parti binasını taşa tutanlar, demokrasiyi (Halk yuhalıyor) taşa tutmuş olmuyorlar mı? Esanfa zorla kepenk kapattıranlar, diğer partilerin adaylarını tehdit edenler, bu milletin hak ve hürriyetlerine saygısızlık etmiş olmuyorlar mı? Bu şehrin huzur şehri olmasından kimler neden rahatsız oluyorlar. Biz, bize oy vermeyenlerin de hukukunu, haklarını korumayı asli vazifemiz olarak görüyoruz. Kimsenin mahsun olmasını istemiyoruz. Hiçbir cümlemi politik amaçla kurmuyorum. Milletimizin mutluluğumu politik mülahazalardan uzak tutarak gelir bir olalım diyorum. Demokrasi hepimiz için olsun diyorum. TC vatandaşlarının ülkesine aidiyetini yaralayan hangi eller varsa onları yok etmek istiyoruz. Vatandaşlarımız arasında ayrımcılık yapmadık, yapmıyoruz, yapmayacağız.
Ayaküstü politikayı ben sevmem. Alışılmış politikacılardan değilim. Anlık şeylerle Tayyip Erdoğan siyaset yapmaz. Bugüne kadar yapmadım. Kimseye yolda giderken söz vermedim. Bunlar yanlış yaklaşımdır: Valime gidersiniz müracatınızı bildirirsiniz biz gereğini yaparız.
Enik siyaset yapmadık yapmayacağız, etnik milliyetçilik yapmadık, yapmayacağız. Çünkü bunlar her birini birbirinden ayırt edip düşman eden yaklaşımlardır. Biz bu oyunun içinde olmadık, olmayacağız. Bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız. kuzeyi güneyder, doğuyu batıdan asla ayırt etmedik etmeyeceğiz. Birbirlerine düşman nazarı ile baktırtmayacağız. Aralarındaki adil dağılımı da sağlayacağız. Dinlerde de öyle. Müslümanı Hıristiyandan, Alevi'yi Sunni'den ayırmayacağız. Bu güzel ülkenin insanlarını namerde muhtaç etmeyeceğiz. İnsanımızın başını dik tutacağız.
DİYARBAKIR'A HAKSIZLIK YAPTIĞIMIZA DAİR KİRLİ PROPAGANDA YAPILIYORMUŞ
Duydum ki Diyarbakır'a kaynak aktarımında adaleti gözetmediğimize dair kirli bir propaganda yapılıyormuş. Bundan daha büyük ayıp olamaz. Ayrımcılık benim en çok altını çizdiğim kırmızı çizgidir. Açık söylüyorum. İller Bankası kaynak aktarımında Diyarbakır nüfusu ile mukayese ederseniz diğer illerle hiç bir fark gözetilmediğini görürsünüz. Sonuçlarına baksın isteyen. 2001-2008 arası Diyarbakır Büyükşehir'e İller Bankasınca tam 307 trilyon 473 milyar lira gönderilmiş. Bu sadece belediyelere gönderilen... Gerçekçi, yasalara uygun hiçbir proje geri çevrilmemiş, 23 trilyon gönderilmiş. Bu kaynaklarla neler yapılıp neler yapılmadığını da burada yaşayan sizler çok iyi biliyorsunuz. Biz Allah'ın izniyle adaletten sapmayız.
"KİMSE KİMSEYE MİSAFİR GİBİ DAVRANAMAZ"
Merkezi yönetim olarak vatandaşlarımız değil bütün dünayaya, şunu ispatlıyoruz. Özümüz, mayamız birdir. Bu millet birdir. Bu millet ile birlikte büyük rüyalarımız var. 81 vilayet bizi kucaklıyor. Hepimiz bu ülkenin asli unsuruyuz. Birinci sınıf vatandaşıyız. Burada kisme diğerinden imtiyazlı değildir. TC bizim, hepimiz kendi ülkemizde ev sahibiyiz. Kimse kimseye misafir muamelesi yapamaz.
TERÖR TAZMİNATLARI
Mülkün temeli adalettir. Aynı evin içinde kız kardeşinizin hukukunu bile adaletle koruyabilirsiniz. O duygu kalkmışsa bir aileyi bile bir arada tutamazsınız. AK Parti Türkiye'nin kalkınmasına odaklanmıştır. Bizi başka odaklarla karıştıranlar, hızımızı kesmek ve milletle aramıza girmek isteyenler varsın küçük dünyalarıyla başbaşa kalsınlar. Biz onların çatışma siyaseti istediklerini biliyoruz. Boşaltılan köyleyere yeniden hayat getirdik. Çeşitli nedenlerle köylerinden ayrılanları geri köylerine getirmek ya da istedikleri köye getirmek için Köye Dönüş projesi yürütülüyor. 14 ilde bu proje var. 25 bin haneden 151 bin kişi köylerine geri döndü. 83 trilyon lira harcadık bunun için. Birbirimizin yaralarını sarıp geleceğe yürüyeceğiz. 2004 yılında Terörder doğan zararların karşılanmasına dair kanun ve yönetmeliğini çıkardık. İstedik ki iradeleri dışında terörden zarar gören vatandaşları rahatlatalım. 363 bin başvurudan 158 bini sonuçlandı. Şu ana kadar 818 trilyon ödedik. Ayrıca 399 trilyon ödeme de kararlaştırıldı.
ERDOĞAN BAYKAL'A YÜKLENDİ
Ülke fotoğrafına bütün olarak bakalım. Büyük düşünmek için. Yoksa küçük suları bile aşamayız. Marjinal örgütler ve marjinal politika yapanlar, fotoğrafın tamamına bakmamızı istemezler. Ülkeyi şehir gibi gösterirler. Bir çeteyi ordu gibi gösterirler. Ağaca bakarlar ama ormanı görmezler. Küçük olsun benim olsun derler. Onların kimler olduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz. Bursa'nın Diyarbakır'a ne kadar sağlam bir bağ ile bağlı olduğunu görmek istemezler. Körlük tavsiye ederler. Düğüm çözmez, yeni düğüm atarlar. Sorunlardan beslenirler. Bu yüzden demokrasiyi milletten esirgerler. Milletten göz göze gelmekten kaçanlar sizden oy bile istemeye yüzleri tutmaz. Biz ise Ak Parti olarak Türkiye'ye yeni bir siyaset getirdik. Bu inançla Türkiye'nin partisi olduk: Batıyı kazanalım, doğu olmasa da olur demedik. Sayın Baykal diyor ya: Başbakan Diyarbakır'a niye gidiyor diyor. Burası 81 vilayetimden bir tanesi. Nasıl gelmeyeyim ben buraya? Ve ardından da şunu söylüyor: Tabii Başbakanın güvenlik güçleri var diyor. Bu güçler TC'nin güvenlik güçleri. Buraya Baykal da gelse aynı tedbirleri alırlar. Ama Sayın Baykal gibileri ne yazık ki Sivas'tan bu tarafa gelmiyorlar ki.
"ANNELER ÜZÜLMESİN, YAVRULARI İSTİSMAR EDİLMESİN"
Herkes bilsin ki İstanbul ve Ankara'nın kaderiyle Diyarbakır'ın kaderi birdir: Bu yüzden İstanbul'da yaptığımız hizmetleri Diyarbakır'da da yapacağız. Terör örgütleri, çeteler, mafyalar karanlık odalarda bu ülkenin başına çorap ördüler. Maskelerin arkasında yüzlerini gizlediler. Bakınız bu ülkede sembolik çatışma alanları özellikle korundu. Nazım Hikmet'in itibarını 60 yıl tartıştık durduk. Bize eğilmek yakışmaz, eğilmedik, eğilmiyoruz, eğilmeyeceğiz. Nice kardeşimiz sembolik tartışmalar yüzünden bu ülke ile barışamadı. Kutsal annelik bile kutuplaşma konusu haline geldi. Evladını askere gönderen anneler gözyaşlarına boğuldu. Anne din, etnik köken, mezhep ayrımına takılmaz. Biz anneler üzülmesin, küçücük yavruları istismar edilmesin istiyoruz. Bu acılara son verilsin artık. Sembolik çatışma alanları kaldırılsın artık. 60 yıl süren tartışmaya son verdik. Ne oldu? 12 Eylül'den sonra Cem Karaca yurt dışında yaşamak zorunda kalmıştı. Merhum Özal, Karaca'yı Türkiye'ye getirdiğinde onu ne kadar özlemiş olduğumuzu farketmedik mi? TRT Şeş hayırlı olsun dedik. Batı Avrupa'dan Ortadoğu'ya ne kadar sıcak alaka gösterildiğini gördük. Adalet yara mı aldı? Kimin oyu bozuldu ki birileri bize hayırlı olsun bile diyemedi. Muhalefet karşı çıktı. Milletin mutluluğuna ortak olamadı. Siyaset milletin taleplerini karşılamak değilse nedir? AK Parti'nin millete dayalı olan siyaseti budur. Bu bir özgüven meselesidir."
BAŞBAKAN ERDOĞAN EZAN DOLAYISIYLA KONUŞMASINA ARA VERDİ
İkindi ezanını baştan sona dinleyen Erdoğan konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
"12 KATRİLYON YATIRIM YAPILDI, 27 KATRİLYON DAHA YAPILACAK"
"Suça bulaşmamış herkesi evine çağıran insani bir siyasete sırtlarını dönenler AK Parti iktidarının sosyal uygulamalarını takdir etmeyenler ne kadar siyaset yapabilirler. Bu bölgenin durumunu istismar edenler de branın CHP'si mi olmak istiyorlar. Onlarda mı birilerinin avukatı olmak istiyorlar. Baykal'ın avukatlık ruhsatı yakında belki de 29 Mart günü millet eliyle iptal olacaktır. Küçük olsun benim olsun diyenler bu büyük ülkede siyaset yapamazlar. Siyaset yapsalar da ortaya yarar siyaset koyamazlar. Sana oy veriyorum ama seninle hiçbir hak kazanamıyorum. Bu millet körü körüne kimsenin arkasından gitmez. Kimse de bu milletin oyunu çantada keklik zannetmesin. Doğu ve Güneydoğu illerinin sorunları hallolursa genel sorunlar da hallolur. AK Parti hükümeti olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimize ne kadar yatırım yapıldı biliyor musunuz? 11.7 milyar yani yaklaşık 12 katrilyon yatırım yapıldı. 6 senede. Yeni bir adım attık. Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Konya projesi. 2008'de Diyarbakır'da açıkladım bu projeyi. Bu projeye 26.7 katrilyon harcayacağız. 4,5 yılda bilemediniz 5 yılda 27 katrilyon bu projeye harçanacak. Tarihi eserlerden, eğitime, sulamaya kadar yatırım yapacağız. Özellikle GAP'ı 2012 sonu itibariyla tamamlıyoruz. Bütün Türkiye şunu biliyor. Belediyecilik şehircilik bizim işimiz. Diyarbakır da kalitesiz bir belediyeciliğe mahkum değildir. 20030 yılında Diyarbakır'ın köylerinde sadece 161 yerleşim yerinde içme suyu vardı, 6 yılda tam 1572 köy ve mezraya su getirdiysek sadece bugün lütfen dikkat edin tam 4 bin 6 konutun anahtarı sahibine teslim ediyoruz. 4 bin ev... Diyarbakır'a da müjde vereyim: Hizmete başladık. Buraya da İzmir gibi bir sağlık helikopterini verdik. Helikopteriniz gelip hastanızı alacak ve herhangi bir şehre helikopterle götürecek. 80'li yıllarda acı hatıralar yaşadık. Diyarbakır'ı baştan başa mamur hale getirmek istiyoruz. Modern bir büyükşehir olmasını istiyoruz. Bunları yapılmamış olarak değil ha, bu projeler hazır. Bunlar önüme geldi. İnşallah Dicle vadisini mesire yerine çevirmek istiyoruz. Ziya Gökalp'in, Canit Sıtkı Tarancı'nın, Sezai Karakoç'un şehrini hak ettiği noktaya getirmek istiyoruz.
EĞİTİM
2003 yılına kadar okullarımızda yok denecek kadar bilgisayar vardı. 9 bin 513 bilgisayar gönderdik. 50 bin 456 kız çocuğumuzu okula kazandırdık. Dicle Üniversitesinde İİBF açtık. Bu arada anneler iyi bilir bu işi. Eskiden okullar açılırken kitap bulabiliyor muyduk? Şimdi kitaplar sıralarımızın üzerinde hazır mı? Anneler, hazır mı? CHP ne dedi biliyor musunuz? Fakire veriyorsunuz anlıyoruz da zengine neden veriyorsunuz? Öğrencinin zengini fakiri olmaz, dedik. Bir anne benim param yok dedi. Eğitimde engel yok dedik. Bacım, anam al dedik. Erkek ayda 20, kız 25, ortaöğretimde ise çocuğu erkek evladına 35 milyon, kız evladına 45 milyon verecğiz dedik. Pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kızlara fazla veriyoruz, parayı da anneye veriyoruz. Babaya vermiyoruz. neden? Duman olup gidecek. Bütün bu 6 yıl içinde şartlı nakil transferinden Diyarbakır'a 90 trilyon lira verdik.
SAĞLIK
Hastaneleri birleştirdik mi? İstediğiniz hastaneye gidebiliyor musunuz? Şimdi ah kardeşim ah. Sen daha önce bu hastanelerde kuyrukta beklemiyor muydun? İlaç yok deyip eczanelere göndermiyorlar mıydı? Şimdi istediğin yerden alabiliyorsunuz değil mi? Biz sizlerin efendiniz değiliz, sizlerin hizmetkârınızız. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi diyor. Bu yolu devam edeeceğiz. Hastaneleri anlatayım sizlere. Yapımına bizden önce başlanan 320 yataklı kadın doğum, 50 yataklı devlet hastanesini, 50 yataklı Bismil devlet hastanesi, 55 yataklı Dicle Devlet hastanesini biz tamamladık ve hizmete açtık. 530 yataklı Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesini 3 yıl gibi kısa sürede tamamladık ve Diyarbakır'ı sağlık üssü haline getirdik.
KONUT
Diyarbakır ve Bismil adalet sarayları hazırlanıyor. 2002'ye kadar bölünmüş yol 44 km idi, 79 senede. 6 yılda Diyarbakır'a 207 km duble yol yaptık. Yani 6 yılda yapılmış, 79 yılda yapılmışın 5 katı. TOKİ tarafından 4 bin konutun anahtarını teslim edeceğiz. Bütün projelerimizi tamamladığımızda 12 bin 805 konut yapmış olacağız. 50 bin üzerinde nüfusun ev sahibi olması demektir bu. Yapılan sosyal yardımlara gelince kömür yardımlarımız devam ediyor. Onlar isetdiği kadar bağırıp çağırsın fakire bunlar ulaşacak. Şu şöyle demiş bu böyle demiş, bizi ilgilendirmiyor.
TARIM
2003-2008 döneminde Diyarbakır'da toplam destek 1 katrilyon tarımsal destek verdik. İnşallah şimdi sanıyorum Pazartesi gününden itibaren gübre ve mazot desteği ile ilgilide Türkiye genelinde 1 katrilyon destek hesaba girecek.
Ben size buraları teşvik kapsamına aldığımızda neden aldık. İşveernler burada yatırım yapsın diye. Peki işveren niye gelemiyor? Başımızı iki elimizin arasına alacağız. Çünkü yatırımcı bir yere giderken önce güven ister. Bir yerde terör varsa, oraya gelmez. Diyarbakır'ın kendi girişimcileri de buraya gelemiyor. Onun için oylarınızı verirken dikkat edeceğiz. Oyunuzu güvene mi vereceksiniz, güveni tehdit edene mi? Bu çok önemli. Tarımsal destek miktarı bu şekilde devam ederken bununla da kalmadık. Ziraat Bankası'nı devreye soktuk. Çiftçiye 2002'ye göre 1'e 70 arttı. 2002'de 628 bin iken, bu dönemde 41 trilyon. Halep oradaysa arşın Diyarbakır'da. Halk Bankası'nda esnafa verilen kredi 221 esnafa 60 milyar verilmiş. Biz 2 bin 64 esnafa 30 trilyon vermişiz. 2007'de söz verdik doğalgazı getirdik mi? Modern olmak Diyarbakırlının hakkı değil mi? Elhümdüliillah bu da oldu. KÖYDES için 147 trilyon harcadık. Artık suyu yolu olmayan yol neredeyse Diyarbakır'da kalmadı. BELDES, sanayi... 1. OSB'yi tamamladık 3 bin 500 kişi çalışıyor. 7 bin 700 kişi inyallah çalışacak. GAP DAP ile bu rakam milyona ulaşacak.
Daha yapacak çok işimiz var. Sizin desteğinizle onları da çözeceğiz. Sizler de diyarbakır için durmak yok yola devam diyeceksiniz.
Kudbettin Arzu kardeşimin -boyunun böyle küçük olduğuna bakmayın, atom- yüksek mimar olan, Diyarbakır'ı iyi okuyan bir kardeşim olarak, adayımız olarak, ilçe başkan adaylarımızla birlikte inşallah 30 Mart sabahı iş başı yapacaklar. Biz sizin emanetinize sahip çıkıyoruz. Siz de bizim emanetimize sahip çıkın. Adaylarımıza sahip çıkın ki, Diyarbakır modern bir döneme kavuşsun. Kedbettin kardeşimiz sizin duygularınızı temsil edecek. Gelin ülkemizi dünyanın zirvelerine taşıyalım. Gelin 29 Mart'ta mührü AK Parti'ye basalım. Bu ülkenin mutlu ve müreffeh geleceğini birlikte inşa edelim. Gün beraberlik günüdür. Son söz, karar sizin. Bu ülke hepimizin. Durmak yok, yola devam. Durmak yok hizmete devam. Sen Türkiyesin. Sen Diyarbakırsın. İşimiz hizmet, herşey Türkiye için.
Maşallah bu bayanlar bu işi bitirmiş. Hazır mıyız?
Değerli kardeşlerim.
Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda, bize herşey sizi hatırlatıyor.
29 Mart hayırlı olsun. Gününüz kutlu olsun. Birlik ve bareberliğimiz daim olsun diyor, sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.