Anadolu CHP'nin taktiklerini yemez!
-Öncelikle, CHP'nin yerel seçim açılımlarını nasıl buldunuz?
Bunların yaptıkları 'biz doğruları söyleyelim de millet nasıl anlarsa anlasın' değil; 'Millete nasıl şirin görünüz'ün hesabıdır. Milletten nasıl daha fazla oy alacaklarının hesabını yapıyorlar. Toplantılardan sonra da toplumun önüne çıkıp tuhaf tuhaf şeyler söyleyip tuhaf icatlar çıkarıyorlar ortaya. Mesela çarşaf açılımı böyle bir çabanın ürünü. Kuran Kursu açılımı böyledir. Normalde Kur'an Kursuyla ilgili yaş sınırı getirteceksiniz, envai çeşit engellemeler çıkaracaksınız, sonra seçim gelince başka şeyler söyleyeceksiniz. Hani bir reklam var ya 'yersen' diye; Anadolu bunları yemez. İnşallah samimidirler. Bu çağda insanların kılığıyla kıyafetiyle bir daha uğraşmazlar umarım. İnsanlık bunu gerektirir.
NİHAYET DENİZİ KAYSERİ'YE GETİRDİK
Başkan Özhaseki, Kayserililer için espri konusu yapılan “Kayseri'ye liman yapacağım” vaadinin kısmi de olsa gerçekleştirildiğini anlatırken, Yamula Barajı’nın Kayseri için can damarı haline geldiğinin altını çiziyor.
-Gelelim icraatlarınıza... Yamula Barajı için “Kayseri'nin denizi” diyorlar. Biraz bahseder misiniz?
Evet, denizi Kayseri'ye getirdik denebilir. Yamula Barajı Kayseri için çok büyük bir yatırım oldu. Organize Sanayi Bölgesi de dâhil olmak üzere Kayseri'nin tükettiği elektriğin yüzde kırkını karşılıyor. Ciddi bir yatırım. Böyle bir yatırıma belediyeler niye girerler bunun cevabı çok daha önemli bana göre. Biz Kayseri’de rutin belediyecilik yapmıyoruz. Yol, su kaldırım gibi… Yanlış anlaşılmasın bunları yapmıyoruz anlamına gelmiyor. Lakin bunların bizi kesmediğini anlatmaya çalışıyorum. Rutin belediyecilik hizmetlerini çoktan aştık. Normalde bazı belediyelerin sıkıntılar içinde çözdüğü hizmetleri biz standartların üzerine çıkarttık. Su’dan yana bir sıkıntımız yok, kanaldan yana bir metre bile eksiğimiz yok. Altyapı eksiğimiz yok. Yeşil alan dünya standartlarının üzerinde. Yollar ulaşım alt geçitler, parklar bunları zaten hakkıyla veriyoruz. Bir şey daha yapıyoruz. Anadolu’nun ortasında bir şehir nasıl cazibe merkezi haline getirilir, bir şehir nasıl büyür, bir şehir etrafındaki şehirlere göre nasıl lider şehir olur, nasıl marka şehir olur? Onun örneklerini verdik. Onun altyapısını oluşturduk. İşte bu manada Yamula Barajı’nın bir anlamı var. Buna benzer daha epeyce projemiz var.
-Barajın bölge iklimine bir katkısı oldu mu?
Sulamalar başladığı zaman daha belirgin etkileri olacak. İklimi değiştirmekle birlikte bitki örtüsünü de değiştirecek.
BAŞKANIN ÜÇ ÖNEMLİ PROJESİ
Başkan Özhaseki, üzerinde durduğu üç önemli projesini; 33 bin kişilik modern Stadyum, 17,5 kilometrelik hafif raylı sistem ve Erciyes Kayak Merkezi olarak açıklıyor.
33 BİN KİŞİLİK TAM TEŞEKKÜLLÜ DEV STADYUM
-Başkanlığınız döneminde en önemli eserim dediğiniz üç eseriniz hangileridir?
-Ben size iki tane yapılan eserden bir tane de yapılacak olandan bahsedeyim. İlki Stadyum projemiz; şehir içerisinde yıkık dökük köhne bir görüntüye sahip olan stadyumu yıktık. Yerine 33 Bin kişilik muhteşem bir proje hazırladık. Şimdi inşaatı devam ediyor. Çok büyük bir alış veriş merkezine de sahip olacak, beş yıldızlı oteli ve rezidansı olan. Tam on tane spor tesisi yaptık. Bunların içinde kapalı spor salonları, olimpik yüzme havuzları, 7 bin 200 koltuk kapasiteli kongre merkezi, atletizm pisti var ve bir tane de stadyum yapıyoruz. Ben bunu çok önemsiyorum. Model olarak önemsiyorum önce. Cepten bir lira çıkmadan yeri alıyorsunuz, onun parasını değerlendirerek on tane tesis yapıyorsunuz. Finansman modeli olarak cepten para çıkmıyor. Ciddi bir şey bu. İkincisi, Dönüşüm projesi bu şehir içindeki çirkinliği kaldırıyorsunuz yepyeni ihtiyaç olan işler yapıyorsunuz. Üçüncüsü bu inşaatlara 700 -800 trilyon harcanıyor. Bu şehrin ekonomisine bir katkıdır. Dördüncüsü şehre pırıl pırıl dünya standartlarıyla boy ölçüşecek tam on tane spor tesisi yapıyorsunuz. Beşincisi ve en önemlisi de tüm bu işler bittiğinde üç bin genç iş sahibi olacak. Ve şu anda 33 bin kişi kapasiteli stadyumumuz bitmek üzere. Bu yaptığımız işlerden bir tanesi. Sayın Başbakan soranlara, 'gidip oradan öğrenin sizde yaptırın' diyor. İlgili kurumlar, Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri de bize gelip; bu işi nasıl yaptığımızı soruyorlar. Tüm büyük şehir belediyeleri ve iller bu işin nasıl yapılacağını bizden soruyorlar. Bizde anlatıyoruz. Stadyumun yanında dokuz tesis daha var ve stadyumla birlikte on tesis oluyor. Mesela kongre merkezinin resmini bir görmenizi isterim. Gidip ziyaret etmenizi isterim. Anadolu’da başka bir örneği daha yok. İddia ediyorum; böyle bir stadyum da yok. Bunlar çok önemli örnekler.
-CHP’li belediyelerden de gelenler oluyor mu?
Onlar bize gelmek istemiyorlar. Sessizce gelerek geziyor ve nasıl yaptığımızla ilgili başka yerlerden bilgi almaya çalışıyorlar. Mesela Deniz Baykal geldi. Benim yaptırdığım kongre merkezinde 7 ilin adayını tanıttı gitti. Yani benim yaptırdığım salon olmasa açıkta kalacaklardı. Fakat şöyle bir sıkıntıları var ki; burayı doldurmak da çok güçlük çekiyorlar. O yüzden il başkanları arkamdan atıyor. ‘Özhaseki burayı neden bu kadar büyük yaptırdı, dolduramıyoruz ve genel başkanımıza karşı mahçup oluyoruz’ diye. 7 bin kişiyi bulup orayı doldurmak kolay değil.
TOPLU ULAŞIMDA RAYLI SİSTEM
Diğer önemli bir projemiz toplu ulaşımda raylı sisteme geçmek oldu. Daha doğrusu şimdi geçiyoruz. 1994’e kadar üç dönem belediye başkanlığı yapan dönemin başkanı sadece bir tabela asabilmişti. Başka hiç bir şey yoktu ortalıkta. Şimdi Allah’a şükürler olsun ki 17.5 kilometrelik raylı sistemin inşaatı tamamen bitti. Vagonlar getirildi ve sırayla deneme sürüşleri yapılıyor. Geçenlerde bizzat bindim ve şehrin meydanına kadar epeyce sürdüm. Deneme sürüşleri birkaç ay daha sürecek. Dolmuşları şehirden kaldırıyoruz. Dolmuşçularla anlaşarak onlara doğal gazlı otobüs aldırdık. Ana arterlerde raylı sistem, kılçık hatlarda da doğal gazlı otobüsler olacak. Raylı sistemin kenarlarına bisiklet durakları yaptık. İnsanlar oraya bisikletleriyle gelebilecekler ve bisikletlerini bırakarak tramvayı kullanabilecekler. Kayseri'yi bu şekilde Türkiye'nin ulaşım sorunu olmayan en birinci şehri haline getirmiş olacağız. Bu da çok önemli bir proje. Otuz yıl konuşulduğu halde bir türlü başlanmayan ve son beş yılda bitirilmesi bize nasip olan bir proje oldu.
TURİZM PROJESİ ERCİYES KAYAK MERKEZİ
Önemli projelerimizden biri de ihalelerine başladığımız Erciyes Kayak Merkezi. Türkiye'de tam teşekküllü bir kayak merkezi yok maalesef. 'Var' diyen varsa çıksın, konuşalım. Türkiye, kar yağışının bol olduğu, kış tatili yapmak isteyen insanlar için çok müsait bir ülke. Gerekli donanım ve büyüklükte kayak merkezleri yapılması halinde kış turizmi ciddi oranda ilerleme kaydeder. Birkaç kayak merkezi var ama çok kapsamlı oldukları söylenemez. Eğer kayak merkezi var diyorlarsa, Avrupa’ya gidip oradaki kayak merkezlerini görmelerini öneririm. Alpler’e bir çıkmalarını öneririm. Kanada'ya gitmelerini öneririm. Kayak merkezi nasıl olurmuş, bir görsünler. Ben daha önce Avusturya’da İnsburg bölgesine gittim. Tüm bölgeyi teleferikle nakış nakış işlemişler. Yüzbinlerce turist geliyor. İnsanlar oralara ulaşmak için kuyruklarda bekliyorlar. Oralarda bölgelerin kalkınmışlıkları sadece kayak sektörüyle sağlanmış. Kış turizmiyle yani. Biz şimdi Erciyes dağı için bir planlama yaptık. Avusturya'dan plancı getirdik. İki buçuk sene emek verdik ve şimdi uygulamaya geçtik. Proje bittiği zaman Erciyes dağı üzerinde tam 160 kilometre uzunluğunda bir kayak pisti olacak. 5 bin yatak kapasiteli pansiyonlar oluşturulacak. Kışın kayak turizmi yapıldığı gibi yaz mevsiminde de takımlar için kamp merkezi olarak kullanılabilecek. Yani dağ sporlarının yapıldığı bir mekân. Şimdi bu mekanların ihalesine başlıyoruz. Ve sonra geriye kalan pansiyondu, restorandı, kafeteryaydı; bu gibi mekânları da, yap işlet devret metoduyla özel sektöre yaptıracağız. Özel sektör yapacak ve Erciyes'te büyük bir canlanma olacak. Büyük ihtimal bu proje sayesinde, Kayseri'nin büyük organize sanayisinde kazanılan kadar paralar kazanılacak. Binlerce gencimize istihdam sağlayan dev bir proje olacak bu.
KAYSERİ İNSANI AKILLIDIR, HERKESE HAKETTİĞİ NOTU VERİR
-Geçen dönem oy aranı ile Kayseri rekor kırmıştı. Bu dönem o rekoru egale edebilecek misiniz?
Hakikaten zor görünüyor (gülüyor). Haliyle o oranı korumak için uğraşıyoruz. Yeni bağlanan beldeler var, belki oraların oyu biraz daha değiştirecektir tabloyu. Ama ben şuna inanıyorum; Kayserililer müteşebbis ruhlu insanlardır. Değerlerine bağlı muhafazakar bir yapısı vardır. Ayrıca dünyaya açık, dünyadaki gelişmeleri takip eden bir yapısı vardır. Yani ikisi bir arada birleşiyor. Örfünde, inancında, adetinde, yaşantısında muhafazakardır Kayseri insanı. Ama dış ilişkilerinde, çalışmasında, sanayisinde, ticaretinde müthiş zeki ve dünyayı takip eden bir yapısı da vardır. Her birisi adeta başlı başına devlet gibi insanlardır. Çalışan, gayret eden, üreten insanlardır. Bu insanların taassup içerisinde olmasını kimse beklemesin. Bu insanların belli bir parti saplantısı içerisinde olmalarını da kimse beklemesin. Kayseri insanı aynı zamanda çok sağduyuludur. Yıllardır bizim çalışmalarımızı takip ederler. Çağrıldığım yere gidiyorum. Akşam toplantılarına katılıyorum. Sokaklarda dolaşıp seçim çalışması yapmıyorum. Öğretmen öğrencisini bir yıl boyunca takip eder. Davranışlarına, çalışmalarına, temizliğine terbiyesine bakar, sonra da hal ve durumuna göre notunu verir. İşte Kayseri insanı da bizim çalışmalarımıza bir not verecektir. Ben Kayseri'de, beş yıl ilçe belediyesinde, on yılda büyükşehir belediyesinde görev yaptım. Vatandaşlarımızın çalışmalarımızı ‘pekiyi’ ile değerlendireceğine inanıyorum.
İŞİMİZ; RÜZGÂRA KARŞI TEK AYAK ÜZERİNDE DURMAYA BENZİYOR
- Geçmiş seçimlerde alınan neticelerin gerisine düşülmesi pek hoş karşılanmaz. Bu yüzden 'geçmiş seçimde keşke o kadar oy almasaydım' dediğiniz oluyor mu?
Ne yalan söyleyim zaman zaman oluyor (gülüyor). Keşke o kadar oy almasaydım diyorum. Hakikaten bu dönem oylarını o oranın üzerine çıkarmak zor iş. Geçen seçimde aldığımız oy oranı çok yüksek bir orandı. Türkiye'de oyların yarısını alan insanlar kendilerini başarılı sayıyorlar. Bu oy oranının beşte birini alanlar hatta beşte birini göremeyenler var. Böyle bir noktada bizim sorumluluğumuz ağırlaşıyor. Bu arada biz çok ciddi davranıyoruz. Bir taraftan gayret ederken, milletin bize verdiği emanetin üzerine zerre kadar toz kondurmamak için çırpınıyoruz. Ben kendimi bazen arkadaşlara şöyle tarif ediyorum; “Bir dağın tepesinde aşırı rüzgara karşı tek ayak üstünde durmaya çalışan bir adam.” Bu kadar titizleniyorum düşmemek için. İki ayak üstünde dursanız bir sorun yok. Tek ayak üzerinde dengeyi sağlamanız lazım. Titizleniyorum. Belediye işlerini olması gerektiği gibi yapmak için titizleniyorum. İhalelerde hakkaniyet ölçülerinde hareket etmek için titizleniyorum. Halkla ilişkilerde frekansı tutturmak için titizleniyorum. Müthiş bir titizlikle işi götürmeye çalışıyorum.
BIRAKMAK İSTEDİM AMA…
-Türkiye’de makam kolay kolay bırakılmak istenmez. Ancak sizin Başbakan’dan bu dönem yeniden aday olmamak için müsaade istediğiniz biliniyor. Sebebi nedir?
Hakikaten Türkiye siyasetinde bazı inanışlar vardır. Bunlar genel geçer, kabul görmüş inanışlardır. İnsanlar başarılıyken bırakmak istemezler. Hatta başarısız oldukları durumda bile, herkesin 'git artık' dediği zamanlarda bile gitmek istemezler. Gitmemek için ayak sürürler ve bunlar çok alıştığımız manzaralardır. Oturdukları koltukları bırakmamak için neler yaptıklarını biliyoruz. İnsana yakışmayan çirkin şeyler de yapılıyor. Yıllardır bir kavgamız var. Ciddi bir sancımız var. Bu değerler üzerinde zaten ayakta duruyoruz. Bu değerler için yaşıyoruz. Böyle bir noktada benim diğerleriyle aynı seviyede olmamı kimse bekleyemez. Evet, beni Başbakanımız seviyor. Bakanlarımızın hepsiyle bir muhabbetimiz var. Milletvekillerimizle hiçbir ihtilafımız yok. Teşkilatımızla bir sıkıntımız yok. Tabi tüm bunlar kadar da vatandaşın sizi sevmesi ve desteklemesi önemli. Allah'a şükür; 'Kayseri Büyükşehir Belediyesi çalışıyor mu?'diye bir anket yaptırdık. Anket sonucunda yüzde 85-90 oranında olumlu sonuç çıktı. Kolay kolay da aşağı düşmemiştir yıllardır. Şimdi böyle bir ortamda da illa ben burada oturacağım demek karakterli bir insana yakışacak bir davranış değildir. Bir fırsatı değerlendirmek gibi anlaşılır. Gençlerin önünü açmak lazım. İleriyi daha iyi görenler olabilir. Onların önünü kapatmamak lazım. Daha başka düşüncelerim de olabilirdi ama ben bu vesileyle sayın Başbakana gittim ve emaneti teslim etmek istediğimi belirttim. Helallik istedim ama olmadı. Helalleşemedik Sayın Başbakanla. Bir dönem daha devam etmemi istedi kendileri. Sonra arkadaşlarla da istişare ettiğimde onlar da aynı konuda ısrarcı oldular ve yeniden aday olduk. Benim inancıma göre 'nasıl olsa başarılıyım. Ben burada kalacağım' demek de adamlık değildir. Görev daha çok 'verilir' diye inananlardanım. 'Kardeşim bu işe sen layıksın' diyen insanlar hala ver bu ülkede. Ve bu manada da hasbi davranan bir grupla birlikteyim şimdi.
ÇEREZ PARASI KADAR BORCUMUZ VAR
-Borcunuz var mı?
İki proje için kredi kullandık. Birisi Atıksu Arıtma Tesisi için kullanılan 20 milyon Avro, diğeri de raylı sistem için kullandığımız 99 milyon Avro. Bunları 15-20 seneye yayarak ödeyeceğiz. Yani bizim için çerez parası gibi bir borç olacak ödenmesi noktasında. Sistem kendi borcunu ödeyecek zaten. İç borcumuz yok Allah'a şükür. Malımız mülkümüz de var yeteri kadar. Bereketi kaçmasın diye söylemiyoruz ama bakın size iki tanesini söyleyim; on milyon m²’den fazla arazimiz var.
ERCİYES'İN TAPUSUNU ALDIK
-Satıyor musunuz?
Hayır. (gülüyor) Şu an kriz var; beleşe gitmesin diye satmıyoruz. İkincisi de gerçekleştireceğimiz Erciyes Kayak Merkezi Projesi için Erciyes Dağı'nın tapusunu aldık. 26 milyon m² araziyi devletten satın aldık. Dünya kurulduğundan beri ayakta olan bir dağın tapusunu almak kolay değildir.
-Nasıl oldu?
Erciyes Dağı için hazırladığımız kayak merkezi projesini gerçekleştireceğiz. İş yapmak isterken bir sürü takoz koymak isteyenler oluyor. Arazinin hazineye ait olması nedeniyle epey zorlandık. Proje aşamasında beni çok yordular, perişan ettiler. O proje gerçekleştirmek için gittik 26 milyon m² satın aldık. Şimdi Erciyes'in tapusu bizde!
DİĞER YERLERDE ÇANAK ÇÖMLEK ÇIKAR, BİZDE FATURA ÇIKIYOR
-Çok ilginç bir gerçekleşme! Kayserililer ticarette başarılılar. Siz bu ticari modeli belediyeye uyarladınız yani!
-Kayseri, ticarette çok başarılı bir şehir. Bu şehirde binlerce yıldır ticaret yapılıyor. Asurlular'la Mezepotamyalılar arasında 5 bin yıl öncesine ait yazışmaların yer aldığı tabletler olarak çıkıyor ve sayısı 11-12 bin civarında. El büyüklüğündeki tabletlerde alışveriş kayıtları tutulmuş. Diğer tarihi yerlerden çanak çömlek çıkar, bizde senet çıkıyor, fatura çıkıyor. Ticaret işi burada binlerce yıldan beri yapılıyor. Bizler de ticaret kültürünü, ahilik kültürünü babalarımızdan gördük. Borcu sevmeyiz ve kimseye yalan söyleyemeyiz. Terazide ölçüde hile yapmayız. Böyle hassas ve dürüst bir ticaret anlayışının da başarılı olmaması mümkün değildir. Biz de belediye başkanı olduğumuz zaman belediyeyi kendi işyerimiz gibi gördük. Siz kendi iş yerinizde israf eder misiniz, etmez misiniz? Siz kendi iş yerinizde fazla adam çalıştırır mısınız? Çalıştırmazsınız. Siz kendi iş yerinizde paranızı pulunuzu çaldırır çarptırır mısınız? Çarptırmazsınız değil mi. Niye kamuya gelenler bunun tam tersini yapıyorlar. İşte ayrıntı burada başlıyor. Mesela, ilk defa makam arabalarını yasaklayan belediye biziz. Makam arabası yok bizde. Ben bile kiralık arabaya biniyorum. İyi niyetli olunca da Cenabı Allah bereketli kılıyor işte. Tabi iyi niyet de yetmiyor sadece. Ayrıca modern işletmecilik mantığını da anlamak ve uygulamak gerekiyor.
İŞÇİLERİMİZİ MAĞDUR ETMEDİK
-Özelleştirmeyi nasıl yapıyorsunuz?
-İşçileri sokağa atma yok bizde. Peki, nasıl yapıyoruz? Şoförlere diyorum ki; 'gelin siz işten çıkın, size otobüs verelim, otobüs işletmecisi olun.'
-Patron olun yani
Evet. Önce tazminat alıp işten ayrılıyorlar. Sonra aldıkları tazminatla ihaleye girip otobüs satın alıyorlar. Biraz da borçlanıyorlar ama halk otobüsçüsü oluyorlar. Garsonlara diyorum ki 'işten çıkın çay bahçesi sizin olsun. Düğün salonu sizin olsun' Bu manada işçilerimiz iş sahibi oluyor.
-İşçilerinizi patron yaparken, işsizler için neler yaptınız? Gizli işsiz olarak addedilen sokakta çalışan çocuklar, ev hanımları vs.
Şimdi çok popüler bir tabir vardır: Balık tutup vereceğine, balık tutmasını öğret diye. Biz hem balık tutup veriyoruz hem de balık tutmasını öğretiyoruz. KAYMEK adı altında bir oluşum gerçekleştirdik. Burada başta ev hanımları olmak üzere Kayseri’de eli iş tutan, kendini maharetli sayan, bir alanda yoğunlaşmak isteyen herkesi burada bir araya getirdik. Bunların arasında tabi işsiz gençlerimiz de var. 9 ayrı kurs merkezinde toplam 57 branşta kurslar düzenliyoruz. Takı tasarımdan, biçki dikişe, makine nakışından el sanatlarına kadar açtığımız bu kursları tamamlayan birçok ev hanımı şimdi evini atölyeye çevirmiş durumda. Buradan bir meslek sahibi olarak ayrılan gençlerimiz, çeşitli fabrikalarda iş sahibi olmuş durumda. Yıllık 20 bin kişi bu kurslarımıza katılarak evinin ekmeğini çıkarma yolunda önemli bir adım atmış oluyor. Bunun yanında herhangi bir mesleği olmayan lise mezunu gençler için AB birliği fonlarından yararlanarak mesleki kurslar açıyoruz. OSB’nin ihtiyacı olan ara eleman açığını kapatmak üzere, mobilya döşemeciliği, elektrik tesisatçılığı vs. gibi alanlarda kurslar alan gençlerimiz, sertifikalarıyla birlikte gidip işe başlıyorlar.
-Söz işsizlikten açılmışken, meslek sahibi olmayan gençler için başka ne tür projeleriniz var?
Kayseri, turizmden nasibini pek almamış bir şehir. Erciyes başta olmak üzere çok sayıda turizm değeri var. Erciyes ile birlikte Kapadokya ve Kayseri’deki tarihi eserler üçgeninde bir turizm paketi planlıyoruz. Bu işin turizm boyutu, ona fazla girmeden asıl konuya gelmek istiyorum. Bu alanlarda kalifiye eleman ihtiyacı her zaman sözkonusudur. Yani hizmet sektöründe yetişmiş eleman sıkıntısı çekiliyor. Kayserili yüzyıllardır almış satmış, ticaret yapmış. Hizmet sektörüne hep uzaktan bakmış. Şimdi öyle değil, dünya hizmet sektöründen para kazanıyor. Biz de gerek Erciyes’te, gerekse Kayseri’de önümüzdeki dönemde hayata geçecek olan Anadolu Harikalar Diyarı’nda, Kale içi kültür sanat merkezinde, stad yerine yapılan otel ve alışveriş merkezinde ve yeni dönemde sayısı artacak otellerde hizmet verecek eleman yetiştirmeyi planlıyoruz. Bu çerçevede 5 yıl içinde yaklaşık 10 bin gencin istihdamını hedefliyoruz. 6 aylık kurs dönemleri kapsamında biner kişilik gruplar halinde, üstelik de belli oranda maaş bağlayarak lise mezunu gençlerimizi yetiştirmek gibi bir projemiz var.
-Kaleiçi Kültür Merkezi ve Anadolu Harikalar Diyarı dediniz biraz önce. Bunlar sanırım önemli projeler. Biraz daha açabilir misiniz?
Kaleiçi, biliyorsunuz barakaların ve çirkin yapılaşmanın istilasına uğramış durumda. Burayı boşaltarak bir kültür ve sanat merkezi haline dönüştürmek için yarışma açtık. Çeşitli üniversitelerden, mimarlık ofislerinden 75 eser yarıştı. İki kademeli bu yarışma sonucunda birinci olan eseri, bu baharla birlikte uygulamaya koymak istiyoruz. İçindeki esnaf için yer yapıyoruz, oraya taşıyıp kale içini canı sıkılanın, hoş vakit geçirmek isteyenin uğrak mekanı haline getireceğiz. Burada her türlü kültürel ve sanatsal aktiviteler yapılabilecek. Ayrıca bodrum katında da arkeoloji müzesi yer alacak. Kale içi, Kayseri’de kültürün, sanatın, sosyal hayatın kalbinin attığı mekan haline gelecek. Bir de Anadolu Harikalar Diyarı adını verdiğimiz, yurt dışında daha çok disneyland olarak bilinen eğlence ve oyun merkezi projemiz var. 700 bin m² alana kurulacak bu merkezde at binme mekanları, buz pateni pisti, hayvanların doğal ortamlarını andıran hayvanat bahçesi, tünel akvaryum ve eğlence-oyun bölümlerinin yanı sıra piknik alanları da olacak. Burası yalnızca Kayseri’nin değil, etrafındaki şehirlerin de ilgisini çekecek ve Kayseri’yi bir cazibe merkezi haline getirecek.
AÇILIM DEDİKLERİ HALKA ŞİRİN GÖZÜKME NUMARALARI
-Seçimlerle birlikte CHP’nin çeşitli açılımları oldu. Bu açılımları Saadet Partisi ya da AK Parti dillendirse herhalde ülkede yer yerinden oynardı. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nedir?
Bu konuyla ilgili iki güzel söz duydum. Sayın Başbakan diyor ki; 'Bunların başına sandık düştü'. Bülent ağabey de geçenlerde bir konuşmasında 'hidayete erdiler' dedi. Seçimler yaklaştıkça bu tür atraksiyonları bu tür partiler her zaman yaparlar. İnandıkları inanmadıkları ne varsa ortaya dökerler. İçerde parti kurmayları hazırlar bu senaryoları. Millete şirin gözükme hareketleri bunlar. Normalde Kur'an Kursuyla ilgili yaş sınırı getirteceksiniz, envai çeşit engellemeler çıkaracaksınız, sonra seçim gelince başka şeyler söyleyeceksiniz. Hani derler ya 'dinime dahleden bari müselman olsa' diye. Önce kendilerine bir bakmaları gerekir kendilerini temizlemeleri gerekir. Temiz olmaları gerekir. Konuşanlara bakıyorsunuz her taraflarından kir pasak akıyor. Ama bu seçim arefesi açılımları seçime kadar böyle gidecek.
MUHAMMED FATİH ERDOĞAN-VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.