BBP'den askere 'en güvenilir kurum' eleştirisi

BBP'den askere 'en güvenilir kurum' eleştirisi
Türkiye’de bir tabu vardır ki; bu sahada konuşmak yürek ister. Koca koca siyasetçiler, koca koca yazarlar, aydınlar, o alana girmemeye, girerlerse de zülfü yâre dokunmamaya azami dikkat gösterirler. Eleştiri yapacaklarsa uzun bir girizgâ

Sinan Özdemir'in yazısı

BEN İNANMIYORUM!

  Türkiye’de bir tabu vardır ki; bu sahada konuşmak yürek ister. Koca koca siyasetçiler, koca koca yazarlar, aydınlar, o alana girmemeye, girerlerse de zülfü yâre dokunmamaya azami dikkat gösterirler. Eleştiri yapacaklarsa uzun bir girizgâhtan sonra, minnacık bir eleştiri, sonra yine gözbebeğimiz güzellemesi.

  Nedir bu netameli konu?

  Tabii ki asker.

  Asker deyince öncelikle şunu belirtmeliyim ki; ben, ordu ile askeri bürokrasiyi ayıranlardanım. Yani, milletin evlatlarından oluşan, hiçbir karşılık beklemeksizin, yaptığı görevi vatan borcu görüp, gerekirse canını da vermeyi göze alıp, anası tarafından kınalanıp o şekilde kışlasına uğurlananlar ile liseden itibaren laiklik ve rejim muhafızı olarak yetiştirilen, yaptığı işi maaş karşılığı yapan üniformalı bürokratları bir tutmam, tutamam.

  Türk ordusu tabii ki dünyanın en şanlı, en şerefli ordusudur. O şanı ve şerefi de en az bin yıldır hizmet ettiği dininden ve milletinden alır. Bizim ordumuz yüzlerce yıl adaletin ve merhametin hem temsilcisi, hem taşıyıcısı hem de savunucusu olmuştur.

  Sadece Müslüman milletlerin değil, gayri Müslimlerin de yolunu gözlediği, kendi kardinallerinin külahını görmektense, sarığına hasret duyulan ordu olmuştur bu ordu.

  Bundan dolayı da milletimiz için kutsaldır bizim ordumuz. Peygamber ocağıdır. Peygamberin zaman zaman zırhını giyerek üstlendiği misyonunun, elle tutulur gözle görülür halidir Türk Ordusu.

  Askeri bürokrasiye gelince; onların şanı, şerefi, Anayasaya, kanunlara ve millete itaat ile doğru orantılıdır. Yasalar çerçevesinde üzerlerine almış oldukları; ülkenin topraklarını, milletin namusu ve şerefini koruma görevlerindeki başarıları ile askeri bürokrasinin millet nezdindeki itibarı doğru orantılıdır.

  Bundan dolayı, her milletin olmazsa olmaz önceliklerinin başında; milletinin misyonunu hazmetmiş, hem emrindeki ordusu ile hem de emrinde olduğu milleti ile kaynaşmış, adeta ruh ve beden senkronizasyonunu sağlamış bir askeri bürokrasi gelir.

  Çünkü bunun tersi felakettir. Milleti ile didişen, milletinin değerlerini paylaşmayan, milletini adam etme derdine düşen bir askeri bürokrasinin asli görevlerini yaparken zaaf yaşamaması mümkün değildir. Günün birinde bu zaafın bedelini ait olduğu millet çok ağır ödeyebilir. Ama kendiside bu bedelden muaf olmaz, kendiside aynı bedeli öder.

  Bütün bunları çok iyi bilen askeri bürokrasimiz kanunlarla çerçevelenmiş görevini en iyi şekilde yapmanın gayreti içindedir. Milleti ile kaynaşmış ve milletinin değerlerini paylaşmıştır. Demokrasinin savunucusudur. Sivil otoritenin emrindedir. Kendi iç yapısında doğruluğa ve dürüstlüğe azami dikkat gösterir. Her şeye rağmen içine sızan kötü kişileri de kulağından tuttuğu gibi adaletin önüne çıkarır. Benim hırsızım iyidir asla demez. Bundan dolayı da her ankette en çok güvenilen kurum sıralamasında 1 numaradır haklı olarak.

  Maazallah ya cevap hakkı doğmaması için ülke ismi veremeyeceğimiz, sadece Afrika’da bir üçüncü dünya ülkesi diyebileceğimiz bir ülkede olduğu gibi;

  Asker; ikide bir darbe yapıp milli iradeyi ayaklar altına alarak başbakan ve bakanları öldürse idi,

  Ülke içinde kardeşi kardeşe düşürüp, kimi zaman sağ-sol, kimi zaman mezhep kavgalarını körükleyerek, ülkeyi sürekli kaosta tutup darbelere uygun ortamlar hazırlasaydı,

  Cumhurbaşkanı olma hakkını sürekli olarak askeri üniformalılarda görüp, sivil cumhurbaşkanı seçmek üzere toplanan meclisin etrafını tanklarla sarsaydı,

  Siyaseti çalışamaz, ülkeyi yönetilemez hale getirmek için elinden geleni yapsaydı,

  Bu uğurda üniversiteleri birer maşa, hukuku guguk, iş dünyasını ve sendikaları uşak ve piyon yapsaydı,

  Yıllardır mücadele ettiğini iddia ettiği terör örgütü ile üst düzey irtibatları ortaya çıksaydı,

  Örneğin ABD de bir enstitüde, askeri bürokrasilerinin 2 numarasının katıldığı bir toplantıda, ülkenin sağlıklı şekilde seçimlere gitmesini engellemek uğruna, mücadele ettiğini iddia ettiği terör örgütünün bir enstrüman olarak kullanıldığı kaos planları yapsaydı,

  Sınır karakoluna yapılan saldırıyı önceden haber almış ve saldırı 8 saat sürmüş olmasına rağmen hiçbir müdahale yapmasa, oradaki askerlerin öldürülmelerine göz yumsaydı,

  Öldürülen askerin cenaze töreni, kuvvet komutanın kaldığı beş yıldızlı tesislere 5 dakikalık mesafede olmasına rağmen, komutan, ülkesi için can veren askerin cenaze törenine tenis maçı sebebiyle gidemeseydi,

  En üst düzey askerlerin yargılandığı terör davasında adaletin tecellisi yönünde değil engellenmesi için görünür görünmez bir sürü atraksiyonlara girseydi,

  Vs.  Vs. Vs.

  Üstelik bu kadar kepazelikten sonra, sözüm ona anket şirketleri düzenli olarak yılda iki kez, en güvenilir kurum sıralamasında, bu kurumu “EN GÜVENİLİR KURUM” seçseydi ne yapardınız?

  Epey bi güldükten sonra, muhtemelen o ülke halkının aklından, ferasetinden, basiretinden şüphe ederdiniz değil mi?

  İnanması zor ama böyle ülkelerde var. Neyse ki bizden çok uzaktalar. Taa afrikada.

  Ne diyelim? Ülkemizin ve kurumlarımızın kıymetini bilelim.

Sinan ÖZDEMİR-BBP MKYK Üyesi

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.