Erdoğan'ı yerin iki kilometre altına indiren olay

Erdoğan'ı yerin iki kilometre altına indiren olay
Başbakan Erdoğan'ın etkilenip, yerin iki kilometre altına inmeye sevk eden olayı Sadettin İnan yazdı.

Türk-İŞ’e bağlı Genel Maden-İş Sendikası, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na personel alınması için bugüne kadar ne yaptı ise bir karşılığını alamadı.

Kurumun acil olarak ilk etapta 5 bin personele ihtiyacı var. Sendikanın haklı talebi Maliye, Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı tarafından ‘kurum zarar ediyor’ gerekçesiyle dikkate alınmıyordu.

Sendika, önüne konulan bu barikatı geçmek için ilginç bir yöntem uygulamaya karar veriyor. “Burayı bir görsünler, ondan sonra bakalım bir daha karşı çıkabiliyorlar mı?” düşüncesinden hareketle ne yapıp ne edip yerin 800 metre altında, farelerin içinde, daracık yerlerde çalışan maden işçilerini, personel alımına karşı çıkanlara göstermek istiyor.

İlk olarak Çalışma Bakanı Faruk Çelik’i indiriyorlar. Ocakta çalışanların yaşadıklarına bire bir şahit olan Çelik, çıkar çıkmaz sendikanın istediği kişilerin bir an önce buraya indirilmesini istiyor.

Bunun üzerine Türk-İş yönetimi de harekete geçerek, Başbakan Erdoğan’a aynen şu talebi iletiyorlar: “Sayın Başbakan; Maliye Bakanı, Hazineden sorumlu Devlet Bakanı ve iki tane de bürokrata bir talimat verseniz de Çalışma Bakanı ile birlikte ocağa inseler, biz de onlara eşlik etsek”

Bu talebin öncesinde Faruk Çelik, ‘yaşadıklarını’ ve ‘gördüklerini’ Başbakan Erdoğan ile zaten paylaşmış. Erdoğan, o kadar etkilenmiş ki Türk-İş’in talebini duyunca ‘Ben de ineceğim!’ demiş.

Türk-İş yönetimi önce buna itiraz etmiş; “Aman efendim sizin için tehlikeli olabilir. Yerin altına 800 metre inilecek, oradan da katarla 2 km gidilecek…” Ama Erdoğan, kararını çoktan vermiş; “Ben de ineceğim”

Hemen kısa bir araştırma yapılıyor. Kömürün çıkarıldığı sıfır noktaya kadar bugüne kadar hiçbir Başbakan indi mi diye.

Araştırmanın sonunda görülmüş ki; Ecevit ocağa inmiş ancak kömürün çıkarıldığı noktaya kadar gitmemiş. Erdoğan (ilkleri!) sevdiğinden olsa gerek bu bilgiyi öğrenince isteği bir kat daha artmış.

Dönmüş Türk-İş yönetimine, “Kısa sürede Zonguldak’a bir program düzenlenmesi yönünde arkadaşlara gerekli talimatı vereceğim. Ocağa da birlikte inelim” demiş.

Ancak bu görüşmede Erdoğan, Türk-İş yönetiminin asıl istediği; Unakıtan, Şimşek ve bürokratlara yönelik bir şey söylememiş.

Başbakan’ın Zonguldak programının tarihi ve hangi ocağa ineceği ‘güvenlik’ nedeniyle şimdilik gizli tutuluyor.

Bu ayrıntılardan sonra, bu program gerçekleştiğinde bizim gözümüz Başbakanda değil asıl ‘inmesi istenilen’ kişilerde olacak. Onlar da ocağa indirilebilecek mi? Yoksa sadece Erdoğan, ‘tarihe geçmek’ için ocağa inip çıkacak mı? Bütün bu soruların cevabını programdan sonra sendikanın talebinin ne kadar ciddiye alındığında göreceğiz.

BİR KREDİ DRAMI DAHA
Kredi kartı borçları o kadar tehlikeli boyutlara geldi ki, duyduğumuz bir olay bu tehlikeyi bir kez daha teyit etti. İsim vermeyeceğim ama geçtiğimiz hafta Pazar akşamı önemli sivil toplum örgütlerinden birisinin kasası, kurumda 6–7 yıldır çalışan güvenlikçi tarafından soyulmak istenmiş. Kurumlar, işyerleri artık kendi çalışanları tarafından hem de dışarıdan yapılacak hırsızlık girişimlerinin önüne geçmek için çalıştırılan güvenlikçileri tarafından soyulmaya başlandı.

Kredi kartı borcu yüzünden dağılan yuvaları, intiharları ise sık duyar olduk. Bu tür haberler artık sıradanlaştı. İnsanları intihar etmeye sürükleyen psikoloji, kendi çalıştığı kurumu ise haydi haydi soydurabilir.

Şimdi gelelim soyulmak istenen sivil toplum örgütüne… İsmini sizinle paylaşmak isterdim ama kurum bu haberlerle anılmak istemiyor. Bu haklı talep karşısında ben de isim veremiyorum. Zaten kurumda çalışanlar bile bu olayı bilmiyor. Biz de tevafuken öğrendik.

Olay geçtiğimiz hafta Pazar akşamı oluyor. Kurumda 6- 7 yıldır çalışan gece güvenlikçisi çelik kasayı soymak için muhasebe odasının kapısını kırıp içeri giriyor. Odadaki gizli kameradan habersiz olan güvenlikçi, acemice elindeki levye demirle kasayı açmak istiyor. Ama bir türlü başarılı olamıyor. Sonra hiçbir şey olmamış gibi görev yerine geçiyor. Sabahta görev değişimini yapıp evine gidiyor. Gizli kameradan durumu fark eden yöneticiler, hemen duruma el koyuyorlar.

Bu kadar detaydan sonra güvenlikçinin neden böyle bir şeye yöneldiğini sorduğumuz da ise acı durumu öğreniyoruz; ‘Kredi kartı borcu varmış…’

Sadettin İnan - Milli Gazete

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.