'DTP çözümsüzlük üzerine siyaset yürütüyor'
SETA Vakfı'nda gerçekleştirilen "22 Temmuzdan 29 Mart'a Siyaset: DTP" başlıklı panele katılan Dicle Üniversitesinden sosyolog Doç. Dr. Mazhar Bağlı, yazar Bejan Matur ve Orhan Miroğlu 29 Mart seçimlerine doğru DTP'ye ilişkin açıklamalarda bulundular.
Kürtler adına politika yaptığını iddia eden DTP'nin çözümsüzlük üzerine bir siyaset yürüttüğünü belirten Doç. Dr. Mazhar Bağlı, DTP'nin bu noktada sivil siyasi açılımlara ilişkin genel bir tahammülsüzlük içinde bulunduğunu söyledi. "Dicle Üniversitesi Sosyoloji bölümünde bir öğretim üyesi olarak devlet adına yaptığım eleştiriyi rahat bir şekilde PKK için yapamıyorum." diyen Bağlı, "Bu karşılıklı konuşmayı gerçekleştiremediğimiz takdirde çözüme gitmemiz zor. Dünyada legal sistem üzerinde siyaset yapma pratiği artarken buna karşın DTP şiddet yedekli bir politika güderek insanları etkilemek üzere bir söylem geliştiriyor." dedi.
DTP'nin gücünün dar alandaki sert yapıdan kaynaklandığına dikkat çeken Bejan Matur ise DTP'nin içindeki yumuşak unsurların tasfiye edildiğini ifade etti. "Eskiden DTP ve PKK deniyordu oysa artık DTP-PKK bu söylem çizgisi şeklinde değişti." diyen Matur, DTP'de miladını dolduran söylemlerin hala revaçta olduğunu vurguladı.
Kemalizm'in 40'lı yıllarda kendi tabanıyla kurduğu ilişkinin bir benzerini DTP'nin de kendi tabanıyla kurduğunu anlatan Matur, bu partinin Diyarbakır'da seçim sloganı olarak kullandığı "özgür yurttaş, özgür kent" sloganını da eleştirdi. "Özgür yurttaş, özgür Kürt mü demek? Özgür kent bağımsız kent mi oluyor? Mesela özgür kentte Baydemir Başbakan mı, Cumhurbaşkanı mı oluyor? Oysa AK Parti'nin sloganı kısa ve öz; işimiz hizmet, gücümüz millet." diye konuştu.
DTP'ye göre Kürt olmanın kriterinin DTP olduğuna dikkat çeken Matur, partinin bu çizginin dışında yer alan herkesi bir şekilde yaftaladığını söyledi. 29 Mart sonrası bölge siyasetinin yapısına ilişkin de bir çıkarımda bulunan Matur, seçimlerden sonra bölgede siyasetin yapısının değişeceğini kaydetti.
Yazar Orhan Miroğlu da AK Parti ve DTP'yi önümüzdeki süreçte Türkiye'nin demokratik açılımına ön ayak olabilecek iki dinamik güç olarak tarif etti. Bugün DTP'nin üzerinde yattığı kürenin 1984 sonrası PKK'nın üzerinde durduğu kitle olduğunu ileri süren Miroğlu, DTP'nin PKK dışında bir varlık olma gayreti gösterirse o saatten sonra bir işe yaramayacağını savundu.
Sivil siyasetin önündeki en büyük engelin PKK olduğunu anlatan Miroğlu, Kürt hareketinin sivilleşmek istediği her süreçte hem sistem hem de devlet tarafından kontrol edilebilir bir düzeyde tutulmaya çalışıldığını belirtti. Bugün gelinen noktada ise PKK'nın silahsızlaştırılmasının Türkiye koşullarına uygun olduğunu dile getiren Miroğlu, son olarak Türkiye'nin gelinen süreçte daha makul ve iknaya yönelik bir sürece yöneldiğini belirterek umutlu olduğunu ifade etti. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.