Erdoğan: Yolsuzluk, ahlaki bir sapmadır
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ekonominin dengelerinin bozulduğu ve sarsıldığı dönemlerde, yolsuzluk iddialarının da en üst seviyeye çıktığını belirterek, "Yolsuzluk ile toplumsal ve kültürel yozlaşma arasında doğrudan bir ilişki var." dedi.
Başbakan Erdoğan, ahlaki değerlerin erozyona uğradığı, maddi çıkar ve menfaatin her şeyin üzerinde tutulduğu toplumlarda, yolsuzluğun ahlaki bir sapma olarak da ortaya çıkabildiğini ifade etti.
Erdoğan, Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun 2005-2008 faaliyet raporunda yer alan yazısında, yolsuzlukla mücadelelerini sonuna kadar sürdürmeye kararlı olduklarını belirtti.
Erdoğan, yolsuzluğun kökünün insanlık tarihi kadar eski olan bir sorun olduğunu, tarih içinde zamana ve zemine bağlı olarak artış gösterdiğini ve azaldığını kaydetti.
Tarihin hiçbir döneminde ve hiçbir devlette yolsuzluğun tamamen ortadan kaldırıldığının görülmediğine işaret eden Erdoğan, "Özellikle sermayenin küreselleşmesinin dünyadaki ekonomik yapıları köklü şekilde değiştirdiği günümüzde, yolsuzluğun da küresel bir boyut kazandığına hep birlikte şahit oluyoruz. Bu sorunla yine küresel çapta bir mücadele verilmesi gerekmektedir." görüşünü savundu.
Yolsuzluk probleminin çok çeşitli nedenleri bulunduğuna dikkat çeken Erdoğan, yazısında şu ifadelere yer verdi: "Bu nedenler, toplum hayatındaki yozlaşmadan başlayarak ekonomi, siyaset ve yönetim hayatımızın çeşitli alanlarında kendini göstermektedir. Yolsuzluğun ilgili olduğu alanların başında ekonomi ile ilişkili konular gelmektedir. Konuya Türkiye örneğinden bakıldığında, ekonominin dengelerinin bozulduğu ve sarsıldığı dönemlerde, yolsuzluk iddialarının da en üst seviyeye çıkmış olduğunu görüyoruz. Bununla beraber yolsuzluk, sadece geri kalmış ülkelerin, sadece ekonomik kriz yaşayan bölgelerin sorunu da değildir. Yolsuzluk ile toplumsal ve kültürel yozlaşma arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ahlaki değerlerin erozyona uğradığı, maddi çıkar ve menfaatin her şeyin üzerinde tutulduğu toplumlarda, yolsuzluk ahlaki bir sapma olarak da ortaya çıkabilmektedir. "
Erdoğan, yolsuzluğun, hayatın her alanından tasfiye edilebilmesinin yolunun, yolsuzluğa kapı aralayan anlayışların toplumsal hayattan çıkarılması, eğitim, kültür, hukuk gibi alanlarda gerekli tedbirlerin çok boyutlu olarak geliştirilmesinden geçtiğini vurguladı.
Erdoğan, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, ekonominin göstergelerinin iyi seyrettiği, yasakların kalktığı, iç ve dış politikada güvenin tesis edildiği, toplumu ayakta tutan değerlerin güçlendirildiği bir ortamda yolsuzluğun azaldığını, ülkenin gündeminde en alt sıralara kaydığına dikkat çekti.
Yolsuzlukla mücadelenin, kamu, özel sektör, sivil toplum ve bireylerin işbirliği ve kararlılığı ile yürütülmesi gereken ortak bir konu olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: "Bize düşen, bu mücadeleyi hassasiyetle ve işbirliği içinde yürütmektir. Biz yolsuzluğa zemin hazırlayan her türlü unsuru ortadan kaldırmakla mükellefiz. Denetleyerek, hukuk çerçevesinde müeyyideler koyarak bu noktadaki mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu uzun yolda çalışmalarımıza yılmadan devam ederek, temiz toplum hedefimize ulaşacağız. Etik kültürün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, yalnızca Kamu Görevlileri Etik Kurulu'nun bir görevi değil, aynı zamanda tüm kurum, kuruluş ve sivil toplumun da bir ödevidir."
KURULA 265 BAŞVURU YAPILDI
Kamu Görevlileri Etik Kurulu'na 2005-2008 yılları arasında 265 başvuru yapıldı.
Başvuruların dağılım şöyle:
Personel işlemleriyle ilgili olanlar 30
Genel etik davranış ilkelerine uygun davranmamak 31
Görevi ihmal, görev kötüye kullanma 48
Kamu kaynaklarını kişisel amaçlar veya hizmet gerekleri dışında kullanmak 36
Bilimsel eser hırsızlığı 5
Kayırmacılık-ayrımcılık 19
Eşitlik ve tarafsızlığa aykırı uygulamalar 30
Bilgi edinme hakkının ihlali 9
Yolsuzluk/usulsüzlük iddiaları 39
Muhtelif 18
Yapılan başvuruların 36'sı yargıya intikal ettiği için inceleme kapsamına alınmadı. 19 başvuru da mevzuatın yürürlüğe giriş tarihinden önce olduğu için, 87 başvuru da kapsam dışı kurumlardan geldiği için incelenmedi. 16 başvuruda da etik davranış ilkelerine aykırılığa rastlanmadı.
Menfaatin her şeyin üzerinde tutulduğu toplumlarda, yolsuzluk ahlaki bir sapma olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Yolsuzluğun, hayatın her alanından tasfiye edilebilmesinin yolu, yolsuzluğa kapı aralayan anlayışların toplumsal hayatımızdan
çıkarılmasından ve eğitim, kültür, hukuk gibi alanlarda gerekli tedbirlerin çok boyutlu olarak geliştirilmesinden geçmektedir.
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, ekonominin göstergelerinin iyi seyrettiği, yasakların kalktığı, iç ve dış politikada güvenin tesis edildiği, toplumumuzu ayakta tutan değerlerin güçlendirildiği bir ortamda yolsuzluğun azaldığını, ülkenin gündeminde en alt sıralara kaydığını görürüz.
Yolsuzlukla mücadele, kamu, özel sektör, sivil toplum ve bireylerin işbirliği ve kararlılığı ile yürütülmesi gereken ortak bir konudur.
Bize düşen bu mücadeleyi hassasiyetle ve işbirliği içinde yürütmektir. Biz yolsuzluğa zemin hazırlayan her türlü unsuru ortadan kaldırmakla mükellefiz. Denetleyerek, hukuk çerçevesinde müeyyideler koyarak bu noktadaki mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu uzun yolda çalışmalarımıza yılmadan devam ederek, temiz toplum hedefimize ulaşacağız.
Etik kültürün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, yalnızca Kamu Görevlileri Etik Kurulunun bir görevi değil, aynı zamanda tüm kurum, kuruluş ve sivil toplumun da bir ödevidir.
Sadece ekonomik kriz yaşayan bölgelerin sorunu da değildir.
Yolsuzluk ile toplumsal ve kültürel yozlaşma arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ahlaki değerlerin erozyona uğradığı, maddi çıkar ve menfaatin her şeyin üzerinde tutulduğu toplumlarda, yolsuzluk ahlaki bir sapma olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Yolsuzluğun, hayatın her alanından tasfiye edilebilmesinin yolu, yolsuzluğa kapı aralayan anlayışların toplumsal hayatımızdan çıkarılmasından ve eğitim, kültür, hukuk gibi alanlarda gerekli tedbirlerin çok boyutlu olarak geliştirilmesinden geçmektedir.
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, ekonominin göstergelerinin iyi seyrettiği, yasakların kalktığı, iç ve dış politikada güvenin tesis edildiği, toplumumuzu ayakta tutan değerlerin güçlendirildiği bir ortamda yolsuzluğun azaldığını, ülkenin gündeminde en alt sıralara kaydığını görürüz.
Yolsuzlukla mücadele, kamu, özel sektör, sivil toplum ve bireylerin işbirliği ve kararlılığı ile yürütülmesi gereken ortak bir konudur.
Bize düşen bu mücadeleyi hassasiyetle ve işbirliği içinde yürütmektir. Biz yolsuzluğa zemin hazırlayan her türlü unsuru ortadan kaldırmakla mükellefiz. Denetleyerek, hukuk çerçevesinde müeyyideler koyarak bu noktadaki mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu uzun yolda çalışmalarımıza yılmadan devam ederek, temiz toplum hedefimize ulaşacağız.
Etik kültürün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, yalnızca Kamu Görevlileri Etik Kurulunun bir görevi değil, aynı zamanda tüm kurum, kuruluş ve sivil toplumun da bir ödevidir.
Ekonominin dengelerinin bozulduğu ve sarsıldığı dönemlerde, yolsuzluk iddialarının da en üst seviyeye çıkmış olduğunu görüyoruz. Bununla beraber yolsuzluk, sadece geri kalmış ülkelerin, sadece ekonomik kriz yaşayan bölgelerin sorunu da değildir.
Yolsuzluk ile toplumsal ve kültürel yozlaşma arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ahlaki değerlerin erozyona uğradığı, maddi çıkar ve menfaatin her şeyin üzerinde tutulduğu toplumlarda, yolsuzluk ahlaki bir sapma olarak da ortaya çıkabilmektedir.
Yolsuzluğun, hayatın her alanından tasfiye edilebilmesinin yolu, yolsuzluğa kapı aralayan anlayışların toplumsal hayatımızdan çıkarılmasından ve eğitim, kültür, hukuk gibi alanlarda gerekli tedbirlerin çok boyutlu olarak geliştirilmesinden geçmektedir.
Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, ekonominin göstergelerinin iyi seyrettiği, yasakların kalktığı, iç ve dış politikada güvenin tesis edildiği, toplumumuzu ayakta tutan değerlerin güçlendirildiği bir ortamda yolsuzluğun azaldığını, ülkenin gündeminde en alt sıralara kaydığını görürüz.
Yolsuzlukla mücadele, kamu, özel sektör, sivil toplum ve bireylerin işbirliği ve kararlılığı ile yürütülmesi gereken ortak bir konudur.
Bize düşen bu mücadeleyi hassasiyetle ve işbirliği içinde yürütmektir. Biz yolsuzluğa zemin hazırlayan her türlü unsuru ortadan kaldırmakla mükellefiz. Denetleyerek, hukuk çerçevesinde müeyyideler koyarak bu noktadaki mücadelemizi sonuna kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu uzun yolda çalışmalarımıza yılmadan devam ederek, temiz toplum hedefimize ulaşacağız.
Etik kültürün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, yalnızca Kamu Görevlileri Etik Kurulunun bir görevi değil, aynı zamanda tüm kurum, kuruluş ve sivil toplumun da bir ödevidir.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.