Baykal, hiç demediği yerde "millet" dedi

Baykal, hiç demediği yerde "millet" dedi
Ergenekon 12. dalgayı yorumlayan Baykal, topu orduya attığı cümlelerden benzerini kullandı ama bu kez içinde "ordu" değil, "millet" vardı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ergenekon'' soruşturması kapsamında gerçekleştirilen gözaltılarla ilgili ''O insanlar orada. Yani Mehmet Haberal can derdinde. Yani bu memleketin namuslu dürüst profesörleri, dekanları cezaevlerinde acı çekiyorlar. Kimsenin kılı kıpırdamıyor'' dedi.

Bunun ''Çok acı bir manzara olduğunu'' ifade eden Baykal, ''Bu tabloyu, inanıyorum artık aydınlığa kavuşturacak tek güç milletin kendisidir. Ne çiçek göndererek, ne sempati demeçleri vererek bu gidişi önlemek mümkün değildir. Bu gidişi önleyecek olan milletin iradesidir, milletin kendisidir'' diye konuştu. 

CHP Genel Merkezi'nde il başkanları, büyükşehir, il, ilçe ve belde belediye başkanları, milletvekilleri, MYK, PM ve YDK üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan Baykal, ''Ergenekon'' soruşturmasıyla ilgili yaşanan süreci de değerlendirdi. 

Bunun hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu ileri süren Baykal, yargılama yapılırken gözaltına almaların sürdüğünü, iki iddianame yazıldığını, üçüncü iddianamenin hazırlığının devam ettiğini söyledi. 

Davada iç içe geçmiş karmaşık bir süreç yaşandığını kaydeden Baykal, ''İddianame ciddi bir olaydır. Başı bellidir, sonu bellidir, kapsamı bellidir. Kimler neyle niçin suçlanıyor bellidir. Suçlamanın hukuki dayanakları, maddi temelleri, kanıtları, tanıkları bellidir. Böyle olduğu zaman iddianame olur. Şimdi bizim burada gördüğümüz bu nitelikte bir iddianame mi? Ne başı belli, ne sonu belli. Ne hukuki dayanağı, ne maddi olayı belli'' 

Bu davanın etrafında toplumun en saygıdeğer insanlarının ''o nedenle, bu nedenle teker teker, büyük acıları çekmek üzere gözaltına alındıklarını, haksızlıklara maruz kaldıklarını ve Türkiye'nin bunu seyrettiğini'' ifade eden Baykal, şimdi yavaş yavaş insanların ''bu kadar olmaz'' demeye başladıklarını kaydetti. 

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un davanın iddianamesini eleştirdiğini hatırlatan Baykal, ''Türkiye'de Yargıtay Onursal Başkanı'nın böyle söyleyeceği bir iddianameyle bu memleketin dürüst namuslu evlatlarına bu acıları çektirmenin kabul edilebilir bir tarafı var mı?'' ifadesini kullandı. 

Türk Ceza Kanunu'nu hazırlayan hukukçunun ''Yapılanların uygun olmadığını'' dile getirdiğini ifade eden Baykal, ''TÜSİAD bile mahcup mahcup şikayet etme noktasına geliyor. Tasavvur edin. TÜSİAD bile şikayetçi olmaya başlamış. En ihtiyatlı, en hoşgörülü olmaya hazır, en büyük baskılara maruz kalmış olan bu kuruluşlar bile yavaş yavaş 'biz de öyle uygun görmüyoruz' deme noktasına geliyorlar'' şeklinde konuştu. 

Baykal, yerel seçimde, Türkiye'de yaşanan temel siyasal, ekonomik sorunların, yolsuzluk iddialarının, dış politikadaki belirsizlik ve tedirginliklerin yansımasının ortaya çıktığını söyledi. 

Baykal, 29 Mart yerel seçimlerinin belediyecilik açısından önemli bir değişim ve yenilenmeyi ortaya koyduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: 

''Bu seçimler, yerel yönetim kadrolarını belirlemenin ötesinde Türkiye'deki siyasal yapıyı yeniden tanımlayarak, siyasal sürecin dinamiklerini yeniden oluşturarak, çok daha önemli bir işlevi de yerine getirmiştir. Seçimde ortaya çıkan tablo, yerel seçim olarak izah edilebilir olmanın ötesindedir. Yerel seçimler, Türkiye'nin geleceği ve siyasal yaşamıyla ilgili yeni dinamiklerin devreye girdiğini, yeni bir tablonun şekillenmekte olduğunu göstermesi bakımından da önemli olmuştur. Türkiye'de yeni bir siyasi dönemin açıldığını ortaya koymuştur.'' 

Baykal, son genel seçimlerden bu yana ekonomide ve diğer alanlarda ortaya çıkan gelişmelerin, Türkiye'nin iyi yönetilmediğini, ciddi yanlışlar yapıldığını, sorunların daha da ağırlaşmaya başladığını ortaya koyduğunu savundu. 

AK Parti iktidarının, ekonomik sorunların, enflasyonun kontrol altına alındığı, büyümenin sağlandığı ve istihdamın artmaya başladığı ortamda göreve geldiğini belirten Baykal, iktidarın ciddi destek almasına rağmen 7 yıllık uygulama sonucunda ekonomik gerçeklerin ortaya çıktığını ve büyüyen ekonominin yerini küçülen ekonominin aldığını öne sürdü. 

Türkiye'nin dünyanın en yüksek ikinci işsizlik oranına sahip ülke konumuna geldiğini ifade eden Baykal, ''ülkenin küresel kriz nedeniyle değil, izlenen politikalar nedeniyle yanlış gittiğini'' savundu. Baykal, iktidarın 2008 yılının Eylül ayında hazırladığı ve yüzde 4 büyüme öngören bütçeyi, bu ay yüzde 3.6 küçülme hedefiyle revize ettiğini anımsatarak, ''Aslında böyle bir hedefleri yok, orada tutmayı temenni ediyorlar'' dedi. 

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidarda bulunduğunu ifade eden Baykal, şöyle devam etti: 

''Kalkınma nerede? Bugün 7 yıllık iktidar döneminin sonunda Türkiye'de yıllardır var olmuş kalkınmayı küçülmeye, daralmaya dönüştürmüş iktidardır. Adındaki 'adalet' kavramının işlemeye devam ettiğini düşündüğümüzü kimse zannetmesin. Adalete baktığımızda da göreceğimiz tablo, adalet kavramının da bu iktidar döneminde Türkiye tarihinde hiç görülmemiş biçimde alt üst edildiğidir, ayaklar altına alındığıdır, içinin boşaltıldığıdır. Yargı hedeftir. Yargı, siyasallaştırılmak istenmektedir. Onun için her türlü hazırlıklar yapılmaktadır. Maalesef Türkiye'de adaletin, yargının çok zor günler geçirdiğine tanık oluyoruz.'' 

Deniz Baykal, telefon dinlemeleriyle ilgili uygulamayı da eleştirerek, 70 milyonun dinlenmesine imkan verecek teknik ve hukuki altyapı oluşturulduğunu iddia etti. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın telefon dinleme kurumunun başına bizzat kendisinin atama yaptığını belirten Baykal, ''Bunun bir devlet dinlemesi olduğunu düşünmek mümkün müdür? Bu, kişisel bir dinleme özlemenin yansıması değil midir?'' diye sordu. 

Baykal, ''Adalet Bakanı hakimlerin dinlenmesi düğmesine basma yetkisine sahip olan insandır. Ne oldu kuvvetler ayrılığı, ne oldu yargı bağımsızlığı? İdarenin, hükümetin yargı üzerinde güç kullanma imkanının bulunmadığı, Anayasa'nın öngördüğü kuvvetler ayrılığı düzeni ne oldu? Bunlar çok üzüntü verici görüntüler.''
AA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.