Bahçeli'den Erdoğan'a 'diktatör' suçlaması

Bahçeli'den Erdoğan'a 'diktatör' suçlaması
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi. Bahçeli'nin hedefinde Başbakan Erdoğan vardı... 

Türkiye-Ermenistanh-Azerbaycan ilişkilerinde yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Bahçeli'nin konuşmasından önemli ayrıntılar şöyle: 

-Muhalefet paritleri ve Türk milleti el yordamıyla ne olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Bazı konuların olğunlaştırılmadan önce kamuoyu ile paylaşılmasının sakınca yaratacağı bilinen bir husustur. Ama İsviçre'de sürdürülen müzakerelerde elle tutulur bir sonuç alındığı ve bir yol haritası belirlendiği kamuoyuna duyuruldu. Bu açıklama müzakerelerin hassas aşamasının geride bırakıldığını göstermektedir. Ama bununla ilgili kamuoyunun biglilendirilmesi manidardır. Başbakan'ın tutarsız beyanatları, hükümete yakın yazı köşe yazarlarına sızdırılan yanlış bilgiler tepkilere yol açmıştır. 

-Erdoğan, zihin bulanıklığı içinde ne yaptığını bilmeyen bir başbakan profili çizmiştir. Ortada bir anlaşma değil ön hazırlık çalışması bulunduğunu söyleyen Başbakan bizzat Dışişleri Bakanlığı tarafından yalanlandı. Bunun üzerine Başbakan, yeni bir çelişkiler yumağı yaratmıştır.

-Burada önemli olan husus anlaşmanın ana unsurlarının mutabakata bağlandığı ve sadece uygulamayı beklediği melesi durumun vehametini ortaya koymaktadır. 

-Ermenistan Cumhurbaşkanı, Karabağ'ın müzakerelerde gündeme gelmediğini açıklamıştır. Başbakan'ın Karabağ ile ilgili açıklamalarını da yalanlamış ve bu sözlerinin anlaşma çerçevesi içinde olmadığını alenen söylemiştir. Ermeni Cumhurbaşkanı daha da ileri giderek Karabağ'ın hiç bir zaman Azerbaycan'ın olmadığını ve Ermenistan toprağı olduğunu açıkça beyan etmiştir. Buna karşılık Başbakan'ın sessizliğini koruması normal değil. 

-Asıl mesele ise bu sürecin sorumluluğunun kimde olduğudur. Cumhurbaşkanı mı. Gölge Dışişleri Bakanı olan Sayın Gül mü? Sayın Başbakan, TBMM'ye bu sürecin karanlıkta kalan tüm yönleri hakkında bilgi vermeli ve endişeleri gidermelidir. 

-Ermenistan uluslararası anlaşmaları tanımamaktı, doğudaki illeri kendisinin batısı gibi görmektedir. Ermenistan Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tanımıyor. 

-Soykırım yalanıyla başlatılan karalama kampanyası da bu konuların bir parçasıdır. 

-Karabağ sorunu da üçüncü bir husustur. Ermenistan'ın bu üç konudan vazgeçmedikçe meselenin çözümü mümkün olmayacaktır. 

-Bu soykırım yalanının bütün ülke parlamentoları tarafından kabul edilmesi için kampanya yürütüldüğünü açıklamışlardır. Ermeni tarafının da mutabık kalacağı makul bir sonuç ortaya çıkacağı meçhuldür.

-Ermenistan Cumhurbaşkanı Türkiye ile sürdürülen görüşmelerde Azerbaycan ile ilgili meselelerin gündeme gelmediğini açıklamış, Türkiye de buna sessiz kalmıştır. 

-24 Nisan'da Obama'nın yaptığı açıklama malumdur. Sıykırım kelimesi yerine büyük felaket ibaresi kullanıldığı gerekçesiyle Obama'nın denge kurduğu sonucunun çıkarılması akıl almaz bir hatadır.  Ermeni literatüründe büyük felaket Holokost ile aynı anlama gelmektedir. Obama'nın geçmişimizle barışma adına 1915 olaylarını hatırlatması büyük hayal kırırlığı yaratmıştır.

-Obama'nın yanında belki siz de acı gerçeklerle uyanırsınız. Bugün yapılan açıklamaların Türkiye'ye en ağır suçlamalar yönelten açıklamalar olduğu büyük bir gerçektir. Amacının bu gerçeğin kabul edilmesini sağlamak olduğunu çok açık ortaya koymuştur. Türk-Ermeni halkları arasında diyalog sürecini adres olarak göstermesi bunun bir işaretidir. Türkiye önemli bir karar arafesindedir. Türkiye her yıl 24 Nisan sendromu yaşamaya mahkum değildir.

-Bu durumda hükümet, 24 Nisan öncesi ilişkiler konusundaki manevraların bir sonuç vermediğini anlaması ve politikasını yeniden gözden geçirmesidir. Burada siyasi sorumluluk AKP hükümetindedir. El bebek gül bebek tepkisinin somut bir sonucu beklenecektir. Sahte sıykırım karar tasarısının bu bekleyişte bir bahane olarak kullanılması artık düşünülmemelidir.

-Azeri kardeşlerimizin bu yakınlaşmadan duydukları rahatsızlık ortadadır. Bu ihtimal Azerbaycan'da terkedilmişlik duygularının doğmasına yol açmıştır. İki ülke arasındaki güven bunalımının derinleşmemesi önem taşımaktadır. Azerbaycan'a sesleniyorum, Türk milleti haklı davanızda her zaman yanınızda olmuştur. Bundan sonra da hiç bir şart altında sizi yalnız bırakmayacağız. Türk milleti yanlış bir adıma izin vermeyecektir.

-Kontrolsüz olarak herkese çatan Sayın Başbakan sakat ve tehlikeli Ermenistan politikası izlerken eleştiren muhalefete de saldırmaktadır. Diktatörlük heveslerini tatmin etmeye çalışmaktadır. Eğer gerçekten muhalefet bu ithamı hakedecek şekilde davranıyorsa, çıkarlarımıza uygun politikalar üreterek buna imkan vermemek onun kendi gerçeğidir. Ucuz klişelerle suçlamaya hakkı yoktur. Bu yolla kendilerine aklamaları da mümkün değildir.  

-Azerbaycan'dan gelerek burada temaslarda bulunan bir grup Azeri milletvekili de Başbakan'ın saldırılarından kurtulamamıştır. Bayan milletvekilleri ortalığı bulandıranlar olarak suçlayan bu kafa yapısı korkutucudur. Başbakan önce bunun cevabını vermelidir. MHP davetlisi olarak gelen Azeri milletvekillerinin Başbakan'ın acazetine ihtiyacı olmadığının bilinmesi gerekmektedir. 

-Terbiye'nin, nezaketin Türk milletinin yapı taşlarından biri olduğunu hatırlatırım. 

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.