Baykal'ın kafası karışık!

Baykal'ın kafası karışık!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM'deki grup toplantısında bir konuşma yaptı... Başbakan Erdoğan ve hükümetin ekonomik politikalarını eleştiren Baykal, finans sektörünün nasıl kar ettiğini anlayamadığını söyledi.

Baykal'ın konuşmasının ayrıntıları şöyle: 

-AB ülkelerinin bu kadar kaba tutumlarına sessiz kalınması, kaba üsluba yönelik bir davetiye çıkarma anlamına gelmektedir. Bu değerlendirmeleri çok kırıcı bulduğumu ifade ediyorum. Yürütülen resmi müzakere sürecinin içinde bu kadar kaba bu kadar umursamaz bu kadar hasmane bir değerlendirmenin yapılmasına göz yumulmasını içime sindiremedim. 

DIŞ POLİTİKA DEĞERLENDİRMESİ

-Dış politikamızın çok düşündürücü başarısızlıklara sürüklendiğini görüyoruz. Bu kadar umursamazca tavır takınılması Türkiye'nin önemsenmemesi anlamına gelir. Buna karşı tavır takınmak herkesin görevidir. Bu tavır önümüzdeki bütün konularda kendisini gösteriyor. Başbakan ve iktidar bu konular karşısında çok sıradan, suçlayıcı polemiklerle sorunlar karşısında tavır takınmaya çalışıyorlar. Ekonomik krizle ilgili böyle bir tavır yine kendisini gösterdi. TOBB Genel Kurulu'nda Başbakan, yine TOBB'u göreve çağırmıştı, her üye bir kişi alsın demişti. Safiyane, çocuksu değerlendirme. Ben de almışken iki tane alsınlar demiştim. Ama anlaşılıyor ki ekonomideki anlayışı karşısındakileri suçlayarak sıyrılma anlayışıdır. 

TOBB ÜZERİNDEN ERDOĞAN'A SATAŞTI

-Yine TOBB'u suçlayarak finans sektörü üzerine düşeni yapmıyor, sorumlusu sizsiniz, krediler ondan işlemiyor, sıkıntının nedeni budur. Sorumlusu sensin üslubuyla konuştu. Sorunların nedenini ortaya koyması bakımından ilgi çekicidir. Türkiye çok ciddi bir ekonomik çöküş yaşıyor. Ama bankacılık sektörü yüzde 9 büyüme sağlanması sorgulanmalıdır. Bankalar kredi vermiyor ve kar ediyor. Nasıl oluyor bu? Ne var bu karın altında? İktidarın son dönemde çok büyük bütçe açıkları vermesi yatıyor bunun altında. Bu açıkları bu borçları borçlanarak karşılamak zorunda kalması olayıdır. 

-Başbakan devletin bütün kurumlarını eline geçirmiş, her tarafa akrabaları yerleştirmiş eleştirince de oligarşi diyor. O senin kendi oligarşin.

EĞİTİM SİSTEMİ

-Eğitim sistemi içler acısı haldedir. Artık para hükmetmektedir. Özel okullar, özel hocalar. Eğitim paralı hale geldi, mütevazı bir aile çocuğunu okutamaz duruma geldi. Liselerimizin, devlet okullarımızın en kaliteli öğretmenlerle değiştirilmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda bir demokrasi sorunudur. Okuma kampanyalarıyla insanımızı eğitmeyi amaçlayan politikaları geliştirmeliyiz.

DENİZ FENERİ MESELESİ

-Bu hükümete yeni atanan ve belki de hükümetin şu ana kadarki yolsuzluklarla ilgili uygulamaları konusunda bir olumlu açılımı gerçekleştirebilir umudunu veren Bakanlardan bir tanesi toplumun büyük bir ilgi ile beklediği Deniz Feneri konusunda bir kararlılığa ihtiyaç var bu çok açık bir mesele... Belki onlar bir şey yapar diye umutla beklerken büyük bir hayal kırıklığına sürükledik. Bu davayı gözden kaçırmak için yapılan bir şey. Olayı bir kaç kendini bilmezin yaptığı bir konu haline dönüştürme çabasıdır. 

ERGENEKON DAVASI

-İstanbul'daki meşhur soruşturma giderek daha kaygı verici hale geldi. Routers de şimdi bizim gibi bu davanın siyasi bir dava olduğunu yazdı. Biz demiştik. Haklarında suçlama olmayan şüphelilerin sabaha karşı yataklarından kaldırılarak bir yıldırma operasyonu yapıldığına dikkat çekmiştir. Yine başka bir kuruluş, AKP eskisinin yerine kendi derin devletini getiriyor denilmiştir. Biz de bunu dile getirmiştik. Bu gözlemimizi şimdi onlar dile getiriyor. Başbakan'ın bu tablo karşısında olumlu karşılamış olmasından çok memnunum. Ben çekil demiştim. Başbakan sonra ben davanın altında da üstünde de değilim didi. Altında gözükmekten kaçınma ihtiyacı hissetmesini memnuniyetle karşıladım. Halbu ki bir süre önce kendisi savcısıyım demişti. 

TÜRKİYE'NİN TERÖRLE MÜCADELESİ

-Ermenistan-Azerbaycan arasında sorunlar var onlar bize yansıyor. Kuzey Irak'ta sorun var biz bunlanla cebelleşiyoruz. Bir kişi çıkıp da tamam bu işi çözüyoruz mesajını verebiliyorlarsa bunu düşünmek gerek. Birden bire Türkiye'nin bir biri ardına önemli tarihi fırsatlar yakaladığına yönelik resmi açıklamalar duyuyoruz. Biri çıkıp gün bugün diyor. Kıbrıs'ta tarihi fırsat, Kafkasya'da tarihi fırsat, Kuzey Irak'ta tarihi fırsat. Buna katkı sağlarız ama durum nedir? Cumhurbaşkanı tarihi fırsattan söz ediyor. Artık PKK terörü bir mücadele yöntemi olmaktan kararı almıştır. Böyle bir noktaya mı geldi. Öyleyse bu çok önemli. Mücadelenin hedefi konusunda bizim için kabul edilebilir herkesi mutlu edecek bir nokta içinde miyiz? Böyle bir şye varsa... duruma bakıyoruz böyle bir işaret yok. Daha iki gün önce 5, geçen hafta 11 vatandaşımızı toprağa verdik... Sınırlar çizildi diye resmi açıklamalar yapılıyor. Çok güzel açıklamalar yapıldı. Okuyoruz, silahı bırakmaktan, kalıcı olarak değil geçici olarak susturmaktan söz ediliyor. Silah elde, terör tehtidi devam ediyor. Şirinlik sergilemek üzere yapılan mülakatta dahi vazgeçildiğine dair bir şey yok. Bildiğiniz söylem. Aşama, geçiş  dönemi.

BİZDEN NE İSTENİYOR?

-Bu mücadelede Türkiye'yi etnik temelde ayrıştırmaya taşıyacak ara çözümler, bu ara çözümler ülkemizi ayrıştırmaya yönelik ara çözümlerdir. İhtiyaç Türkiye'nin etnik temeli bir yana bırakarak herkesin kimliğini özgürce yaşayacağı, yayın yapacağı, inceleyeceği, kimliği ile iftihar edeceği ama tüm ülke ile bütünleşmekten mutluluk duyacağı yönde çözüm gerekiyor. İki çözüm yolu işte. Bu konuda bir karar alınması lazım. Etnik temelde ayrıştırmanın ara modellerini çözüm diye önerme yaklaşımı içindedir. Biz 20 yıl önce söyledik. Türkiye bir kafa tası devleti değildir. Türkiye bir bilinç devletidir. Herkesin kimliği onun şerefidir. Kimsenin insanlarımızın kimliği konularında hiç bir suçlama yapmaya ayırım yapmaya hakkı yoktur. Af elbette gündemdedir. Terörün artık gündemden düştüğünü gördüğümüz, gelecek için umutla bir barış dönemini öngördüğümüz anda gerçek bir kucaklaşma uygulaması olarak af o zaman gündemdedir. Ama silahı şimdilik susturalım, sen af çıkar sonra bakarız anlayışına girmek yanlıştır. Tarihi fırsatın dayanağı ne. Terör net biçimde bitiyor mu? Söylem bazında dahi bunu kimse söylemedi. Kandil'den de böyle bir şey gelmedi. Peki yeni olan nedir? Büyük devletler ne diyor? Bizden ne isteniyor onu öğrenmek istiyoruz. Bizden hiç bir şey istenmiyor mu? Kendimizi aldatmamızı kimse bizden istemesin. Bizler aldatılmış bir milletiz. Ermenistan konusu tarihi bir fırsattı ne oldu. Azerbaycan ile ilişkiler durdu. Ne oldu o tarihi fırsat. Azerbaycan'la limoni bir ilişti. Sınırlarla ilgili ihtilaf sürüyor. Karabağ'daki işgal devam ediyor. Ne oldu o tarihi fırsat. Şimdi yeni bir tarihi fırsat ile ayaklanıyoruz. ABD'nin talepleri ile bu konu bu hale geldiyse buna tarihi fırsat mı denir, tarihi mecburiyet mi denir o da ayrı bir tartışma konusu.

YENİ ANAYASA İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR

-Anayasa konusunda da dikkat çeken bir durum var. Hükümet gündeme bu konuyu gündeme getirme çabası içinde. Konuşmalarda sık sık bu konular gündeme geliyor. açıklamalar yapılıyor ama hala biz şöyle bir anayasa değişikliği istiyoruz diye resmi bir açıklamanın yapılmamış olduğuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu anlayış dayatılmak isteniyor. Siz bir giriverin, neyi değiştireceğiz, canım onu konuşuruz ama yeterki değiştirelim. Neyi değiştirmek istiyorsunuz. Daha resmi bir açıklama yok. Ama sızdırılan projeler var. Biz de resmi açıklamayı görelim diyoruz ama, yargı organlarının başkanları konuştu. Ortada tavır alınması gereken bir durum var. Yazı ipuçları var. Bu değişikliğin parlamento ve Cumhurbaşkanlığının görev süresi ile ilgili yönü var. Daha yeni anayasa değiştirdik. Meclis  süresini 4 yıla indirdik. Cumhurbaşkanlığının da süresini 5 yıl olarak belirledik. Anayasamız şu anda bunu tanzim etmiştir. Ama bir soru ortaya atılmak isteniyor. Anayasa söylüyor ama bu cumhurbaşkanlığ daha önce seçilmişti. Hayır olmaz, o madde kalkmıştır ve yeni madde yürürlüğe girmiştir. Hiç bir tereddüt yok.  

ANAYASA MAHKEMESİ'NDEN İNTİKAM ALMAK İSTİYORLAR

-Neden şimdi uzatmak istiyorsunuz. Neden, canım araya 29 Mart girdi. Önümüzdeki seçimlerde iktidarı kaybedeceğimizi gördük. Bir yıl daha uzatalım. Bunu derhal unutmalı bu hükümet. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı verelim meselesi çıktı. Bu hak zaten düzenlenmiş. Yapılan müracaatler var. Bunların gereği yerine getirilebiliyor mu? Sınırlı kısıtlı iddialar konusunda dahi kamuoyunu tatmin eden bir çalışma ortamı oluşturulamamıştır. Efendim mahkemeyi değiştirelim. Bir kısmını meclisçe seçelim. Her bir parti Anayasa Mahkemesi'ne üyemizi atacağız. Böyle bir düşünce geçerli kabul edilebilir mi? Asıl mesele bu olduğu için bunun üstünde duruyorum. Ötekiler bunun etrafını süsleyen soslar. Bunun altında özellikle Anayasa Mahkemesi ile hesaplaşma yatıyor. Bu bir yargıyı siyasallaştırma işidir. Yargı siyasetin zararlarını etkisiz hale getirmek için sorumluluk taşıyan bir yapıdır. Yargı siyasete dur diyebilmeli. 

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.