Baykal, hükümeti 'mayın'la vurdu!

Baykal, hükümeti 'mayın'la vurdu!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin TBMM'deki grup toplantısında bir konuşma yaptı. Baykal, mayınlı arazilerin değerlendirilmesi ile ilgili geleşmeleri gündemine aldı ve hükümete yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Baykal'ın konuşmasının bazı ayrıntıları şöyle: 

-Hükümet çiftçiyi perişan etmiştir. TMO'nu çifte fiyatları, kopuk fiyatları büyük bir sıkıntıya neden oluyor. Fiskobirlik borç içinde bırakıldı. Hükümetin uyguladığı mali koşulların nasıl darmadağın olduğunu gösteren durumlar var. 

GÜNEYDOĞU'DAKİ MAYINLI ARAZİ MESELESİ

-Bu konu en temel konumuzdur. Hükümetin daha önce bir kararname girişimi oldu. Suriye sınırı içinde ortaya çıkan 510 km boyundaki sınırda yer alan arazilerin mayından arındırılması konusunda bizim de imzaladığımız bir sözleşme var. 5 yılda bunu gerçekleştirmek istiyoruz. Çeşitli denemelerden sonra bu arazinin yabancı bir firma tarafından temizlenmesi ve arazinin 40 küsür yıl bu arasiyi kullanmasını amaçlayan bir kararname düzenledi. Bir şirket gelsin araziyi mayından temizlesin, karşılık olarak da 40 küsür yıl burayı kullansın. Bu bizim hukuk sistemimize aykırı.

-Pek çok ülke bu sorunla karşı karşıya kaldı. Bir sor bakalım Suriye nasıl yaptı. Bu kadar ülke içinde bir tek ülke var mı ki gelin bu araziyi temizleyin 40 yıl 50 yıl kullanın demiş olsun. Bizir arazi sınırda üstelik. Üstelik bizim arazi terör bölgesinin hemen üstünde. Dünyanın en karmaşık coğrafyasının tam ortasında. Zatin biz kendimizin kullanmamıza engel olduk, şimdi de 50 yıl başkasına vereceğiz bunun bir mantığı olur mu? Neden bunu yapıyorsunuz, siz maliyet konusunda doğru dürüst rapor aldınız mı? Hükümet bir rakam veriyor, bir diyor on diyor. Netlikten uzak rakamlar havada uçuşuyor ki ciddiyete inanmak mümkün değil. Mayınlı araziyi temizleme işi Türkiye'nin kendi sorumluluğunda bir iştir. Biz yaparız, yapmanın yolunu bulmalıyız. Ama bu işi yaptırma sorumluluğunu biz üstleniriz. Başkası bize yakışmaz. Bu olay Kuşadası Liman İhalesi'ni hatırlatıyor. Bu konu da meclise getirildi. Bir mayın temizleme işi ise Bakanlar Kurulu yetkilidir. Hükümet temizlik işini kendisi yaptırır. Ama eğer mesele bu değil o arazinin devredilmesi meselesi ise o da TBMM'nin görevidir. Bakanlık yetkili değildir. Kararname olmadı, kanunla yapalım anlayışı var. Maliyetle ilgili ciddi bir hesap yok. 

-200 trilyon diyen de var, 400 diyen de var, 750 trilyon diyen de. Hangisi bu. Başbakan geçenlerde 61 milyon dolara uçak aldı. Bunu yaparken gözünü kırpmıyor ama geleceğimizi ilgilendiren bir meselede 250 trilyon gözden çıkaramıyor bunu kabul etmiyoruz. Koca Türkiye bunu yapamıyor, başkası kullansın diyeceksiniz bu sorumsuzluğu kabul etmek mümkün mü? Vahim bir olaydır, yanlış bir olaydır. Koca Türkiye, Koca TSK ile kendi topraklarındaki mayını temizlemekte aciz kalacak ve başka bir ülkeye devredecek. Burada 216 bin dönümlük bir arazi kazanılacak. Yüzde 70'i birinci ya da ikinci sınıf tarım arazisi. 

-Genelkurmay bu konuda yapılan hazırlığın çok ötesinde bir öneri ortaya atıyor. Bir açıklama yapıyor. Bu ne kopukluktur, hangi konuda, tam işbirliği içinde olmaları gereken bir konuda. Böyle olur mu. Genelkurmaş NATO'yu işaret ediyor. Oraya bunu sordunuz mu, bunu kaça yaparsınız diye sordunuz mu? Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu büyük bir sorumsuzluk. Ayrıca 600 bin mayın temizlenecek. Ama temizlenmesi gereken mayın sayısı 900 bin. Geri kalan nasıl olacak. Onlar sınır ötesinde ve belki daha derinde. Bu kanun derhal geri çekilmelidir. Kamuoyunu rahatlatacak ciddi bir çalışma yapılarak Türkiye'nin önüne çıkarılmalıdır. Bu arazinin yabancı bir ülkeye devredilmemesi çözüm olmamalıdır. 

-Başbakanın yaklaşımı ile bizim konuştuğumuz mesele arasında bir alaka yok. Başbakan bu konuda gördüğü muhalefetten çok tedirgin. Konuyu saptırarak değiştirerek kontrol altına almaya çalışıyor. Hazırlıklar nedir, kim yapmıştır, açık konuşalım. Azınlıkları gündeme getirmesi, zaman zaman ülkeyi rencide edenş, rahatsız eden, birilerine şirin gözükmeyi sağlayan ama bu millete saygısızlık anlamına gelen değerlendirmeleri var. Ne olursa olsun o topraklar o bölgede yaşayanlara verilmeli. Bu bölge birileri için nedense çok önemli. Birileri sürekli o bölgeye yerleşmeyi planlıyor. 2003'te birileri orayı istedi, şimdi di mayınlı araziler için birileri istiyor. Biz de 44 yıl boyunca o arazileri vereceğiz. Öyle mi. Kanun çıkıncaya kadar da, kanun çıktıktan sonra da sürdüreceğiz. Buna karşı mücadeleyi mecliste de, kanun karşısında da, milletin karşısında da sürdüreceğiz. O bölgeyi birilerine peşkeş çekmelerine imkan olmadığını ortaya koyacağız. 

CUMHURBAŞKANININ YARGILANMASI İLE İLGİLİ MESELE

-Cumhurbaşkanı'nın yargılanma girişimi ile ilgili ortaya çıkan durum. Bu meselenin ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Biz bunu söylemiştik, sabah büyükelçileri kabul eder, öğleden sonra da gider mahkemede hesap verir demiştik. Bunun ne kadar gerçekçi olduğunu gördük. Tek yönlü konu var. Birisi Anayasa Hukukudur. Bizim düzenlememiz yeterli, adaletli, toplumun vicdanına yatkın düzenlenmiş bir madde değil. Suç ayrı, milletvekilliği ayrı. Vekillik saygın bir görev. Vekilin hesap vermeyeceği anlamına gelmemeli. Milletvekilliği dokunulmazlığı İngiltere'de, bir suç işlediğinde onun takibine engel değil. Mutlak bir milletvekili dokunulmazlığı yok. Olmaması lazım. Bu çok kötü kullanılıyor. Hiç bir vekilin dokunulmazlığı kaldırılmıyor. Bu makamların hepsi saygındır ama en saygın olan hukukun işlemesidir. Herkesin hukuka tabi olduğunun bilinmesidir. Cumhurbaşkanı ile ilgili böyle bir düzenleme var mı? Yok. Çok garip bir olay. Bir hakimin önüne gelmiş dosya. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili. Mahkeme bir karar aldı, doğrudur yanlıştır, o kararı irdeleyecek merciler var. Onlara götürürsün onlar değerlendirir. Öyle mi yapıyoruz, hayır. Cumhurbaşkanlığı, bir hakimin aldığı karar karşısında bildiri yayınlıyor ve kararın kötü niyetli olduğunu ifade ediyor. Cumhurbaşkanlığı böyle bir açıklama yapması hukukun da Cumhurbaşkanlığının da saygınlığına darbe vurmuştur. Böyle bir şey olur mu, mahkeme böyle bir karar alıyor Cumhurbaşkanlığına ne? Efendim mahkeme böyle bir karar veriyor ama burada kastedilen kişi Cumhurbaşkanı. O zaman bu Cumhurbaşkanlığını hiç ilgilendirmez. Götürürsün yetkili merci düzeltir, düzeltmiyorsa da ona saygı göstereceksin. 

habervaktim.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.