Bayar, demokrasi için daimi senatörlüğü reddetmiş

Bayar, demokrasi için daimi senatörlüğü reddetmiş
27 Mayıs askeri darbesiyle tutuklanarak cezaevine gönderilen dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın, sonraki yıllarda çıkartılan yeni anayasa ile kendisine verilen 'daimi senatörlük' görevini kabul etmediği ortaya çıktı.

Dönemin canlı şahidi, Bayar'ın da köylüsü ve yakın dostu 80 yaşındaki Ertuğrul Seyhan, Bayar'ın kendisine yapılan 'daimi senatörlük' teklifini, "Ben ömrüm boyunca demokrasi için mücadele ettim. Demokrasilerde tabii senatörlük yoktur" diyerek reddettiğini aktardı. 

Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamı, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın da tutuklanmasıyla sonuçlanan 27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümünde Cihan Haber Ajansı'na konuşan 80 yaşındaki Ertuğrul Seyhan, Bayar'la ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Seyhan, 1966-1972 yılları arasında Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü yapmış. Demirel'in azınlık hükümeti döneminde 'İlköğretim Genel Müdür'lüğü de yapan Seyhan, Celal Bayar'ın isteği üzerine Demokratik Parti'nin Bursa il teşkilatını kurmuş. Seyhan, Bayar'la 1945 yılında Gemlik ortaokulunu bitirdiğinde tanışmış. Umurbey'e gelen Celal Bayar'ın dedesini ve babasını sorduğunu, 'öldü' cevabını alınca, 'Çocukları yok mu, bari onları göreyim' dediğini ve kendisini çağırttığını anlatan Ertuğrul Seyhan, o gün tanıştığı Celal Bayar'ın hayranı olduğunu dile getiriyor. 

Bayar'ın parti kurma çalışmaları için Adana'ya geldiği gün kendisinin de öğretmen okulunda okuduğunu belirten Seyhan, yaşanan izdihamı ve okuldan kaçarak Bayar'ı görmeye gittiği o günü şöyle anlattı: "Ben de ziyaret edip, 'derslerim iyi' diye tekmil vermek istiyorum. Arkadaşımla gittik. Kapıdan içeri almıyorlardı. Fırsat kolladım. Kapıda bekleyenler aralarında sohbet ederken aralarından fırladım. Merdivenlerden koşmaya başladım. Onlar da peşimden koşmaya başladı. Merdivenlerde büyük bir gürültü. Köşede bir odada kapı açıkmış. Yanında o zamanın tanınmış isimleri var. Oradakilerin de yardımıyla tam kapının önünde beni yakaladılar. Bu arada Celal Bayar beni gördü ve tanıdı. 'Bırakın bırakın o benim köylüm, yabancı değil' diyerek beni yanına aldı ve tanıttı. 'Beni görmeye gelmiş, ama okuldan kaçmış' dedi. 'okulun yok mu senin' diye sordu.'Var' deyince 'olmaz, bir daha kaçma' diye uyardı." 


"KÖYLÜLERİN İFTİRALARA İNANMIYOR"

"Halkın Kalemiyle Celal Bayar" kitabının yazarı olan Seyhan, eski cumhurbaşkanıyla Umurbey'de zaman zaman buluşmuş. Bayar'ın Yassıada günlerinden sonra çok yakınında bulunmuş. Bayar'ın düşünürken elinin serçe parmağını dudağına götürdüğünü aktaran Seyhan, Bayar'ın memleketi olan Umurbey'in bütün seçimlerde topyekün Demokrat Parti'ye oy verdiğini ifade etti. Seyhan, seçimde CHP'ye gözcü olarak gelen üyenin dahi düzen bozulmasın diyerek saygı gösterip oy kullanmadığını anlatıyor. 

Bayar'a, Kayseri hapishanesinde iken mektup yazdığını belirten Seyhan, "Mektup çok hoşuna gitmiş. Arkadaşlarını çağırmış, milletvekillerini çağırmış, onlara da okutmuş. Mektupda durumu anlattım. 'Köyün tamamen kendisini desteklediğini, iftiralara hiçbir şekilde inanmadığımızı ve Anayasa Referandumu'nda da topyekün 'hayır' demek suretiyle de size bağlılıklarını fiilen göstermiş oldu köylüler. Bunu bildirir, saygılar sunarım' demiştim." diye konuştu.


"MENDERES'İ EVLADIM GİBİ SEVERDİM"

27 Mayıs darbesinin asıl amacının Bayar'ı ortadan kaldırmak olduğunu savunan Seyhan, Bayar'ın Yassıada'da dış devletlerin baskısı ile idam edilemediğini bunu üzerine Kayseri Cezaevi'ne gönderildiğini belirtti. Bayar'ın Kayseri Cezaevi'nde olduğu sırada Adnan Menderes'in iki oğlunun kendisini ziyarete geldiğini aktaran Seyhan, şu bilgileri verdi: "Ben de ordaydım. Birebir şahidim. Orada Menderes'in oğullarına, 'Babanızı bir evladım gibi severdim. Sizleri de torunum kabul ediyorum' dedi." 

Seyhan, askeri anayasa referandumu sırasında Umurbey köyüne çok büyük baskılar yapıldığını, anayasaya hayır denirse köyün Şarka sürüleceğinin söylendiğini, savaş uçaklarının köyün üstünde alçak uçuşlar yaptığını ve ses duvarını aştığı için kimi bayanların çocuk düşürdüğünü anlattı. O dönemde yaşlı 5-6 öğretmenin Anayasa Referandumu öncesi Umurbey'e gidip anayasaya evet demeleri için onları iknaya çalıştığını kendisinden de destek istediklerini belirterek, "Bende dedim ki, 'Ben o köylüyüm, Celal Bayar'da o köylü. Bizim köyden nankör çıkmaz. Kimse ihanet etmez. Böyle bir saygısızlık benden beklemeyin. İpe giderim ama böyle bir maksat için köye gitmem' dedim." diye konuştu. 


"BAYAR ÇOK METANETLİ VE ÇOK SOĞUK KANLI BİRİYDİ"

Bayar'ın çok metanetli ve çok soğukkanlı birisi olduğunu aktaran Seyhan, şöyle konuştu: "Yassıada'da bunu tüm millete gösterdi. Devlet adamlığı nasıl olur? bunun imtihanını en iyi şekilde veren Celal Bayar oldu. Bazıları korktular, hazırlıkları yoktu ölümle burun buruna gelmeye. Ben bir sohbet sırasında kendisine sordum, 'Yassıada'da bu kadar soğukkanlı nasıl olabildiniz' diye. Gülümsedi, 'Evet, benim ölüme ilk yaklaştığım Yassıada mahkemeleri değil. Ondan öncede iki defa ölümden döndüm. O yüzden ölüme şerbetliyim ben" demişti.

Bayar'ın sağlık sorunları nedeniyle Kayseri Hapishanesi'nden tahliyesi sonucu Ankara'ya gelmesi üzerine Türkiye'nin her yerinden on binlerin Ankara'ya akın ettiğini hatırlatan Seyhan, kalabalığı gören karşı grupların yürüyüşler yaparak Bayar'a tepki gösterdiğini belirtti. 

Çetin Altan'ın da içinde olduğu grubun, Bayar'ın kaldığı eve yürüdüğünü anımsatan Seyhan, yaşananları şöyle anlattı: "Karşımızdaki bir binaya çıktılar. Bayar'ın kaldığı katı taşladılar. Camlar kırıldı. Bayar'ın yanında tiyatro sanatçısı Türkan Bora ile eşi Oğuz Bora, Bayar'ı ziyaret etmiş yanında oturuyorlardı. Kırılan camlardan biri Türkan hanımın eline geldi ve kanamasını sebep oldu. Bayar o taşı yerden aldı ve bunu saklayın dedi. O taş hala Bayar müzesinde sergilenmektedir." 

Seyhan, bunu üzerine Bayar'ı Umurbey'e gitmesi için güçlükle ikna ettiklerini dile getirdi. Umurbey'de ise gruplar halinde gelen insanların hiç konuşmadığını, Bayar'ın da çok üzgün olduğunu aktaran Seyhan, kendisinin sorduğu kimi sorularla Bayar'ın güç bela konuştuğunu ifade etti. 


"BAYAR DEMOKRAT BİRİSİYDİ"

Seyhan, Bayar'ın demokratlığını ise şu ifadelerle anlattı: "Bayar, o kadar demokrat bir insandı ki, bunu yaptığı bir jestle de gösterdi. Çıkan Anayasa'da, eski cumhurbaşkanları tabii senatör olabiliyordu. Bayar'da buna hak kazandı. O zamanki senatör başkanı Bayar'a bir mektup yazdı ve tabii senatör olarak senatoya davet etti. Bayar, buna şu cevabı verdi, 'Ben ömrüm boyunca demokrasi için mücadele ettim. Demokrasilerde tabii senatörlük, ömür boyu senatörlük diye bir şey yoktur. Bu teklifinizi kabul edersem kendimi inkar etmiş olurum' diyerek reddetti."


"İNÖNÜ'NÜN ANITKABİR'E GÖMÜLMEMESİ GEREKİYORDU"

Bayar'ın, İsmet İnönü'nün Anıtkabir'e gömülmesini 'haksızlık' olarak yorumladığını da ifade eden Seyhan, şöyle devam etti: "Bayar, bana 'Orası Atatürk için yapıldı. Bırak İsmet İnönü'yü bir 27 Mayısçı teğmen dahi oraya gömüldü. Bunlar haksız şeyler' demişti. Ben de, 'Doğru, oraya gömülmesi gereken biri varsa o siz olmalısınız' dedim. 'Katiyyen hayır' dedi. 'Orası Atatürk için yapıldı, Atatürk'den başkasının gömülmemesi gerekir." karşılığını verdi. Baylar, Umurbey'e gömülmek istiyordu. Bunun şahidi benim. Bayar Cumhurbaşkanı olduğu dönemde Umurbey'de beraber gezdik. Kendine yer beğendi. 'Buraya gömülmek istiyorum. Bana yer bulalım' demişti."


"BAYAR'IN İSTEĞİ ÜZERİNE DEMOKRAT PARTİ'NİN BURSA İL TEŞKİLATINI KURDUM"

Ertuğrul Seyhan, Celal Bayar'ın, 'evladı gibi sevdiği' Süleyman Demirel'e bir hatalı tutumundan dolayı çok kızdığını da belirterek, şu anısını anlattı: "Demirel, seçimleri kazanınca milletvekillerine yaptığı konuşmada, 'Sizin kimseye borcunuz yok. Siz, kendi emeğinizle hak ederek bu seçimi kazandınız.' Yani DP'nin devamı değilsiniz, onun bize faydası olmadı gibi bir beyanatı olunca Bayar çok alınmış. Çünkü hakikaten gönülden destekledi. Demirel'i evlat gibi bilirdi. Bunun üzerine yeni bir parti kurulmasını istedi ve destek oldu. Ben de o dönemde Bursa Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden rapor aldım ama henüz istifa etmemiştim. Önce bir başkasına görev verdi. Ondan ses çıkmayınca, 'Demokratik Parti'nin Bursa İl Teşkilatı'nı benim kurması istedi. Ben de bunun üzerine harekete geçtim ve Bursa Teşkilatı'nı kurarak seçimlere girdik. Bir milletvekili çıkarttık."

(CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.