Askeri darbede Zeybek’e müzik işkencesi
Eski ülkücü olduğunu belirten ve bir kitap yazarak kendine göre bazı itiraflar da bulunan Faik İçmeli, kitabında Ülkücü hareketin mensuplarının 12 Eylül askeri darbesinden sonra pişman oldukları safsatasını yazdığı gibi, kitabında öyle bir yalan sıkmış ki akıllara ziyan.
Son yıllarda zaten bir modadır gırla gidiyor.
Bu moda “ ESKİ ÜLKÜCÜ” modası.
Be-hey gafiller; Ülkücünün eskisi-yenisi olur mu? Ülkücü, her zaman ülkücüdür.
Kendisini eski ülkücü diye tanıtan bu Faik İçmeli zat, 12 Eylül darbesinde Mamak cezaevine giren Kültür eski Bakanı, 12 Eylül öncesi MHP’nin ve ülkücü harekâtın beyin takımının başı, eğitimcisi- yazarı Namık Kemal Zeybek’in de böyle bir pişmanlık bunalımına girip, “ İNTİHARA KALKIŞTIĞINI” yazmış.
Külliyen yalan.
Sayın Namık Kemal Zeybek ile Mamak Askeri Cezaevi D-1 koğuşunda beraber yattık.
Zeybek, İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra zifiri karanlık bir ormanlık alana götürülüp baraka tipi bir binaya konulduktan sonra, günlerce korku filmlerinde çalınan müzik türleri yüksek sesle ara verilmeden çalınarak, sinirleri bozulmak istenmişti.
Açıkçası Zeybek’e müzik işkencesi uygulanmıştı.
Zeybek buradan Ankara’ya getirilip Mamak D-1 Koğuşuna konuldu.
Burada bizimle beraber; yazar Taha Akyol, Yaşar Okuyan, rahmetli Berker İnanoğlu, yine rahmetli Avni Çarsancaklı, şimdi Elazığ-Fırat Üniversitesinde Daire Başkanı olan Şair-Dr. Ahmet Teyfik Ozan ve o zamanın Mao’cu su-Apo’cu su Doğu Perinçek’te bulunmakta idi.
Faik İçmeli’nin kitabında belirttiğinin aksine, yeni askeri darbe gören gençlere, Namık Kemal Zeybek, nasihatler vererek sakinleştirmeye çalışmakta idi ve bunda da başarılı olmuştu.
Hatta bir gün Alpaslan Türkeş aleyhine konuşan Yaşar Okuyan’ı dövmek isteyen ülkücüleri o yatıştırmıştı.
Yani o zaman bizim koğuşumuzun Kültür babası olan Zeybek, Mamak cezaevinden çıktıktan sonra da Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kültür Bakanı olmuştu.
Tabi bu cezaevi süreci içerisinde bu kadar metanete sahip olan Namık Kemal Zeybek’in, Faik İçmeli’nin kitabında saçmaladığı gibi intihara kalkışması asla olmadı.
Zaten yine son yıllarda kitap satmada sözde itirafları yazmakta moda haline geldi.
Ülkücü yapıya sahip Türk milliyetçileri, 12 Eylül 1980 ihtilal inde elbette ki çok büyük haksızlıklara maruz bırakıldıkları gibi, ağır işkenceler gördüler.
Fakat buna rağmen; ne dava kervanına katıldıkları için pişmanlık duymadılar ne de devletine-milletine-ordusuna-polisine asla küskünlük gütmediler.
Göktürk Tunçtürk-haber2000.com
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.