Denktaş'tan Ergenekon'a CHP
CHP her yaptığı açılımıyla beni şaşırtıyor.
Ama hala samimi olduklarına dair bir damla kadar bile düşünceye sahip değilim.
CHP kurmayları kısa süre önce yaptığının tersini yaparak akıllara ziyan açıklamalarda bulunuyor.
Örneğin Başbakan Erdoğan, birkaç sene önce Diyarbakır’a gidip, “Kürt sorunu benim sorunum” dediğinde bir numaralı hedefi olmuştu CHP’lilerin.
Ya da Celal Talabani, Irak Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’ye geldiğinde de, “Neden devlet töreniyle karşılanıyor. Neden kabul ediliyor” sözleriyle CHP’liler tarafından eleştirilmişti.
CHP’nin bu seferki hedefi de KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat…
Talat’ın sözlerini eleştiren CHP’nin grup başkan vekili Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini istifaya davet ediyor.
***
CHP, bağımsız bir ülke olan KKTC’nin içişlerine alabildiğine karışıyor.
KKTC yavru vatan olmakla birlikte, cumhurbaşkanı, başbakanı olan bağımsız bir ülke…
Türkiye’de siyasetçileri istifaya davet etmeyi alışkanlık haline getiren CHP’nin grup başkan vekili Kemal Kılıçdaroğlu, KKTC’ye kadar uzanıveriyor.
***
Bugün CHP, KKTC politikasını belirlerken Rauf Denktaş ne derse onu savunuyor.
Rauf Denktaş’ın söyledikleri CHP’nin resmi tezi… Mehmet Ali Talat da CHP’nin bir numaralı hedefi…
CHP daha 5 sene önce 24 Nisan 2004 tarihinde “Kıbrıs’ın geleceği konusundaki referandumda” Rauf Denktaş’la birlikte “Annan Planına Hayır” diyenlerin saffında yer almıştı.
Bu referandumdan bir süre sonra Rauf Denktaş TBMM kürsüsünde konuşurken gözyaşlarını tutamayanlarda yine CHP’lilerdi.
Ağlatmıştı Rauf Denktaş’ın sözleri CHP’lileri
Duygulanıp ağlayanlardan birisi de CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol’du.
***
DENKTAŞ DÜŞMANLIĞINDAN, DENKTAŞ SEVERLİĞE
Bugünlerde Rauf Denktaş’ı dinlerken ağlayan Anadol, Sosyalist Birlik Partisi’ne mensupken, KKTC konusunda söyledikleri partisinin tezleriyle taban tabana zıt.
11 Nisan 1990 tarihinde Meclis kürsüsünde, KKTC’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle söz alan kişi Anadol’dan başkası değil.
Hedefinde, KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri var.
Kısa bir bilgi vererek o günleri hatırlatalım.
Seçimlerde 3 aday var. Rauf Denktaş, İsmail Bozkurt ve Alpay Durduran.
O zamanki ANAP hükümetinin açık açık Rauf Denktaş’ı desteklemesini, eleştiren Anadol, “ANAP hükümetinin bakanı Mehmet Yazar, neden TV’ye çıkıp açık açık Rauf Denktaş’ı desteklediğini beyan etti” diye soruyordu.
Şu ifadeleri kullanıyordu Anadol:
“Türkiye Cumhuriyeti bakanları, devletin televizyonu, KKTC’deki seçimlere böylesine müdahale ederse, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nasıl bağımsız olur. Buna dünyayı nasıl inandırırız. Türkiye’nin bir ilinde bırakın bir ilçesini, haritada yerini zor bulduğumuz bir beldede, bir kasabada belediye seçimleri yapılırken bu seçimlere müdahale etmeyen devletin televizyonu TRT, Kıbrıs seçimlerine nasıl müdahale etmektedir. Hangi hakla müdahale etmektedir.”
Anadol, Denktaş’ın desteklenmesine karşı çıkarken, diğer iki aday İsmail Bozkurt ve Alpay Durduran’ı destekliyor. ANAP hükümetini de seçimlere müdahale etmekle suçluyor.
“Türk siyasetinde gelişerek değişim konusunda çok sayıda örnek bırakan” Kemal Anadol’un o günlerdeki farklı görüşleri bununla da sınırlı değil.
ERGENEKON’UN KIBRIS AYAĞI
Anadol, yine aynı sene, sıkı bir Rauf Denktaş karşıtı gazeteciye yapılan haksızlığı da soru önergesiyle meclisin gündemine getiriyor.
Olayın özeti şu:
Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü 1990 senesinde GAP projesini gezmeleri için 23 KKTC’li gazeteciyi Türkiye’ye davet ediyor.
O günlerde Rauf Denktaş’ın en sıkı muhalifi olan Kutlu Adalı’nın sahibi olduğu Yeni Düzen Gazetesi, Türk hükümeti tarafından etkinliğe davet edilmiyor.
Çağrılmamaya Anadol tepki gösteriyor. Ve “Yeni Düzen Gazetesinin tirajı çağrılan gazetelerden yüksek. Hangi kritere göre Yeni Düzen’i çağırmadınız” diye soruyor.
Önergeden 6 sene sonra KKTC’de çok ilginç olaylar yaşanıyor.
Denktaş muhalifi Kutlu Adalı, Kıbrıs’ta faili meçhul suikaste kurban gidiyor.
Kutlu Adalı’nın öldürülmesi bugünlerde Ergenekon Davasında geçiyor.
Eşi İlkay Adalı’nın iddiasına göre, Kutlu Adalı’yı Ergenekoncular öldürdü.
Ergenekon davasının başlamasıyla birlikte eşinin öldürülmesinin ardındaki sır perdesinin aralanacağını iddia eden Adalı’nın sözleri basına şu ifadelerle yansımıştı: “Ergenekon'un Kıbrıs ayağının soruşturulmasıyla kocamın katilleri de bulunacak. Kocamı öldürenlerin Ergenekoncu olduğunu biliyorum.”
Ne dersiniz;
1990 senesinde Kutlu Adalı’nın Türkiye gezisine alınmamasını soru önergesi yapan Anadol, deneyimli gazetecinin öldürülmesinin de üzerine düşer mi?
Ya da, partisinin KKTC’nin İçişlerine açıkça müdahale etmesi anlamına gelen “Talat’a yönelik istifa tavrına” tepki verir mi?
NOT: Kutlu Adalı’nın neden öldürüldüğünü anlamak için Gazeteci Aydoğan Vatandaş’ın kaleme aldığı Apokrifal isimli kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Burak ORHAN-8sutun
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.