Arınç'tan FLAŞ açıklamalar!
İşte konuşmanın önemli başlıkları:
Bugün hala bir ofiste ele geçirilen belgenin sahte mi gerçek mi olduğunu tartışıyoruz, Biz bundan dolayı üzüntü içindeyiz, Bu geldiğimiz yer açısından bunu hak etmiyoruz. Kemal Karpat, "Amerika'dan geldim nefes aldım" diyor. Bu bizim için çok önemli. Ben 35 yıldan bu yana siyasetin içindeyim. 1985'de İzmir'de bir partinin toplantısında bir buçuk saat konuştum. İçinde bir cümleden dolayı hakkımda 163. maddeden dava açtılar. Daha ikinci celsede 5 yıl ceza verdiler.
Türkiye'nin demokratikleşmesinde orduya büyük görev düşüyor. Aynı şekilde yargı. Yüksek yargı buna katkıda bulunmayı. Tabii üçüncüsü de üniversiteler. Üniversitelerde bu sıralarda büyük değişim yaşanıyor. Artık üniversiteler siyasi iktidarları devirme yerine bilimsel çalışmalar yapıyor.
Bir partiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen bir metne onay verebilecek bir yaklaşımdan söz ediyorum. Bu girişim büyük bir ihanetten başka bir şey değil. Bir kitapçığın fırlatılmasından Türkiye 2 ekonomik kriz yaşadı. Bu belgeyi görmezden gelenleri anlamak zor. İnsanlar artık kalkığında Hasan Mutlucan'ın şarkıları radyoda var mı diye korkmuyor. Giderek azalıyorlar ve küçülüyorlar. Bülent Arınç demek doğru söylemiştir.
Abant Platformu'un 'Demokratikleşme: 12 Eylül'den AB'ye Siyasi Partiler' konulu toplantısının açılışında konuşan Bülent Arınç, son günlerde gündemi meşgul eden 'AK Parti'yi ve Gülen Cemaatini Bitirme Planı'na değindi. Türkiye'nin reformlar konusunda dinamik bir sürece girdiği bir zamanda söz konusu belgenin 'sahte mi gerçek mi' olduğunun tartışıldığını ifade eden Arınç, "Bir imza var, imzanin sahibi var. Bir kesim diyor ki, bu belge gerçektir; darbe hazırlığıdır. Bir kesim diyor ki bu belge sahtedir, oraya başkaları tarafından konmuştur. Biz 2009'da Türkiye'de hala bir yerlerde lahikalardan, andıçlardan, fişlemelerden sonra bir de böyle bir imzayla karşımıza çıkan bir belgeyi tartışıyoruz. Biz buna müstehak değiliz, biz bundan çok da hoşlanmıyoruz. Bundan dolayı üzülüyor ve utanıyoruz." dedi.
Herkesin kendi görev ve sorumluluk sahası içerisinde asli görevlerini yapmaktan başka işi gücü olmaması gereken bir durumda ele geçirilen belgede, AK Parti'nin düşman ve tehlike olarak ilan edildiğini hatırlatan Arınç, "Yazılanları söylüyorum. İktidarın sonlandırılması için ne yapılması gerektiği konusunda akıldanelik yapılıyor: Ne yapalım da bu partiyi alaşağı etmiş oluruz. Bu, halkın iradesine karşı, halkın seçimine karşı, Anayasaya karşı, demokrasiye karşı büyük bir ihanetten başka bir şey değildir." diye konuştu.
Tüm bu tartışmaların Türkiye'de bir rejim sorunu haline gelmemesini ise sevindirici bir durum olarak gören Başbakan Yardımcısı Arınç, "Bir taraftan soruşturma yapılıyor, bir taraftan hayat devam ediyor. Artık herkes sabah kalktığında Hasan Mutlucan'ın türküsü var mı diyerek radyoyu açma ihtiyacı duymuyor. İyi bir noktadayız. İyice küçülüyorlar, iyice güçsüzleşiyorlar. Artık kendilerini alkışlayanların alkışlarından mahrum hale geliyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
DEMOKRATİKELŞMEYE DESTEK VERMESİ GERKEN DÖRT KURUM
Türkiye'de sivil iradenin önüne engeller koymak isteyenlere artık prim verilmediğine dikkat çeken Arınç, demokratikleşmenin hızlı yapılamamasından yakındı. Bu gelişmelerin bir gecede değil, bir süreç içerisinde gerçekleşeebileceğini ifade eden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, Anayasa Mahkemesi'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurucu meclis özelliği taşımadığına atıf yapan kararına dikkat çekti: "Yeni bir anayasa için Allah muhafaza yeni bir darbeyi gözlemek mi lazım?"
Halk tarafından seçilmenin demokratikleşme için tek başına yeterli olmadığını belirten Başbakan Yardımcısı; ordu, yargı, üniversiteler ve basının da bu sürece destek vermesi gerektiğini vurguladı. Arınç, ordunun demokratikleşme sürecine uygun bir yapılanma ve zihniyet içerisinde olması, özellikle yüksek yargının içtihat ve kararlarında demokrasi perspektifinden bakması gerektiğini söyledi. Üniversite rektörlerine de değinen Arınç, daha önce siyasi iradeye hesap sormayı görev bilen rektörlerin artık asli görevlerine dönmeye başladıklarını ifade etti. Bülent Arınç, medyayanın da Türkiye'nin demokrasi perspektifine olumlu ya da olumsuz etki edebilecek bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi. (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.