1993'te öyle, 2009'da böyle: AYİM'e karşı çıkmış
CHP'nin askeri suçlar konusunda geçmişteki ile bugünkü tavrı arasında çeliştiği ortaya çıktı. Askere sivil yargı yolunu açan düzenleme konusunda takındığı tavırla dikkat çeken CHP'nin 1993'teki anayasa teklifinde ve hazırladığı 2001 tarihli Demokratikleşme Raporu'nda; YAŞ ve HSYK kararları ile kamu görevlilerine verilen cezaların yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanıyor.
CHP, hem 1993'teki anayasa teklifinde hem de 2001 tarihli Demokratikleşme Raporu'nda YAŞ kararlarına yargı yolunun açılmasını istemiş. Mevcut durumu, hukuk devletine ve demokrasiye aykırı bulmuş. Dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 1993 yılında siyasi partilerden anayasa değişikliği teklifi hazırlamalarını istemesine üzerine CHP ve daha sonra bu partiye katılan SHP ayrı ayrı taslak hazırladı. Her iki parti de 12 Eylül Anayasası'nın başlangıç kısmının kaldırılmasını talep etti.
CHP'nin taslağında anayasanın temel hak ve hürriyetleriyle ilgili bütün maddelerinin özgürlükçü bir yaklaşımla yeniden yazılması gerektiği vurgulanıyor. 1982 Anayasası'nın önce hak ve özgürlükleri belirlediği daha sonra getirdiği istisnalarla bunları kaldırma yoluna gittiğine dikkat çekiliyor. "Anayasa bireyin temel hak ve özgürlüklerini en geniş biçimde düzenlemeli ve güvence altına almalıdır." diyen CHP'liler, birey-devlet ilişkisine yer verilirken bireyin haklarını daraltan ve özünü zedeleyecek sınırlamalara yer verilmemesini savundu. CHP'nin teklifleri ise şöyle: "YAŞ ve HSYK kararları yargı denetimine açılmalı. Cumhurbaşkanının yetkileri azaltılmalı. Merkezci anlayışa son verilerek yerel yönetimler güçlendirilmeli. YÖK, tamamen kaldırılmalı. MGK, anayasadan çıkarılmalı. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmalı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na anayasada yer verilmemeli. 12 Eylül paşalarına yargı yolu açılmalı."
Deniz Baykal'ın genel başkanlığında 18 Haziran 2001'de hazırlanan Demokratikleşme Raporu'nda ise 1982 Anayasası'nda yargısal denetim dışında bırakılan işlemler bulunduğuna dikkat çekiliyor. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler, YAŞ ve HSYK kararları ile kamu görevlilerine verilen 'uyarma' ve 'kınama' cezalarının yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı vurgulanıyor.
Yargı yolunun kapalı olmasıyla ilgili şu değerlendirme yapılıyor: "Bu istisnaların hak arama özgürlüğü açısından da bir sınırlandırma niteliği taşıdığı açıktır. Hukuk devleti ilkesini tam anlamıyla yaşama geçirebilmek için, bu tür istisnaları ortadan kaldırmak ve tüm yürütme işlem ve eylemlerini yargısal denetime tabi tutmak gerekmektedir. Hukuk devleti adını verdiğimiz yönetim biçiminde, yargısal denetimin etkililiği kapsayıcılığına yani, kimi işlemlerin denetim alanı dışında bırakılmamasına bağlıdır." (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.