Baykal iki darbeden bahsetti ama askerî değil
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, "Devletin kurumları birbirlerine tuzak kurar mı? Bu devletin kurumlarına hepimizin ihtiyacı var." dedi. Baykal, Bolu'nun Mudurnu ilçesinde düzenlenen "İpek Yolu Kültür, Sanat ve Turizm Festivali'ne katıldı. Helikopterle Mudurnu'ya gelen Baykal'ı burada Bolu Valisi Halil İbrahim Akpınar, Mudurnu Kaymakamı Alp Arslan, Belediye Başkanı Mehmet İnegöl, CHP Bolu İl Başkanı Tanju Özcan, CHP Bolu İl Teşkilatı karşıladı. Ayrıca, festivale CHP Genel Sekreteri Önder Sav, CHP milletvekilleri Mehmet Sevigen ve Berhan Şimşek de katıldı.
Festivalin açılışında konuşan Baykal, Türkiye'nin ne kadar anlamsız, ne kadar yanlış, ne kadar sakıncalı, gerilimlerin, tartışmaların, kavgaların içine sürüklendiğini söyledi. "Bunların bir anlamı var mı?" diye soran Baykal, "Sanki Türkiye kendi kendisiyle uğraşıyor. Sağ elimizle, sol elimiz. Sağ ayağımızla sol ayağımız birbiriyle kavga ediyor. Devletin kurumları birbirlerine tuzak kurar mı? Bu devletin kurumlarına hepimizin ihtiyacı var. Hepsi birbirine saygı gösterecek. Hepsi birbirine değer verecek. Bu memleketin yargıya da ihtiyacı var. Bu memleketin silahlı kuvvetlere de ihtiyacı var. Bu Meclis'in TBMM ve hükümetin görevini anayasa çerçevesinde güzel şekilde yapmasına da ihtiyacı var. Basına da ihtiyacımız var. Herkese ihtiyacımız var. Niye birilerimiz eline gücünü alınca ben sana gösteririm diyip basını susturmak için, televizyonları susturmak için, kendi ipoteği altına sokmak için bir emir kumanda zinciri altına sokmak için, her türlü imkânı kullanmayı kendisine hak biliyor. Niçin devlet bankalarından alınan kredilerle iktidarlar kendilerine özel televizyonlar edinmeye çalışıyor. Dünyada bunun örneği var mı?" diye konuştu.
TOPLUM EKONOMİK AÇIDAN BÜYÜK ACILAR YAŞIYOR
Türkiye'nin her yerinde çok büyük ekonomik güçlüklerle karşı karşıya olunduğu kaydeden Baykal, toplumun çeşitli kesimlerinde ekonomik açıdan büyük acılar yaşandığını savundu. Sanayinin çökmeye başladığını, ekonominin, büyüyen, kalkınan ekonomi olmaktan çıktığını belirten Baykal, sözlerin şöyle sürdürdü: "Daralan ekonomi küçülen ekonomi halini almaya başlamış. En son açıklanan rakamlarda Türkiye'de ekonomi çok yüksek bir düzeyde 13,8 düzeyde bir önceki yıla göre ilk üç ayda daraldı. Bu ne demektir? Ekonominin küçülmesi ne demektir? Ekonominin küçülmesi sofradaki somunun küçülmesi demektir. Sofradaki insanların sayısı azalmadığı halde, hatta belki arttığı halde sofradaki somunun küçülmesi demektir. Şimdi Türkiye böyle bir batağın içinde. Dünyada Türkiye kadar bu ekonomik krizin darbesini yemiş başka ülke bulmak kolay değildir. En ağır ekonomi bunalımını yaşayan ülkelerin basında ne yazık ki Türkiye geliyor. Bu sıkıntıların altında tabi uzun bir süreden beri yaptığımız bazı yanlışlıklar yatıyor. Bu yanlışlıkların basında Türkiye'yi yönetenlerin tarıma, toprağa, çiftçilere yönelik akışındaki temel yanlışlık geliyor.'' dedi.
TARIM VE ÇİFTÇİ AYAK BAĞI OLARAK GÖRÜLÜYOR
Uzun süreden beri Türkiye'yi yönetenlerin toprağı, çiftçiliği bir ayak bağı gibi, bir engel gibi düşündüklerini savunan Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarımı, çiftçiliği ayağa kaldırmadan bir ülkenin kalkınması mümkündür diye kabul ettiler. Onun açmazları çıkmazları şimdi Türkiye'nin önüne gelmeye başladı. Uzun süreden beri biz el parasıyla kalkındırma politikası yürüttük. Kendi alın terimizle değil, kendi tasarrufumuzla değil, kendi kaynağımızla değil. Dışardan gelecek paraya bel bağlayarak, o parayı buraya çekmek için olmadık teşvikleri, olmadık faizleri, olmadık avantaları karları onlara vererek. Onların buraya gelmesinin, yabancı paranın buraya gelmesinin Türkiye'yi ayağa kaldırmaya yeteceğini zannederek, yıllarca bu politikayı götürdük. Her ülke kendi kaynağıyla kalkınacaktır. Biz ne yaptık dışardan para gelsin o parayla zenginliği yaşayalım, kendimizi kalkındıralım dedik. Dışarıdan para bu gün gelir, yarın gelmez. Geldiği gibi gider. Bir gelir daha sonra 1,5 katına çıkmaya başlar.1,5 çıkmaya başladığı zaman sen yoksullaştığını görürsün. Şimdi o noktalara geldik. Dışardan para gelmesini sağlamak için faiz verdik yetmedi. Borç aldık yetmedi. Elimizdeki avucumuzdaki büyük tesisleri fabrikaları Cumhuriyetimizin göz bebeği tesisleri buraya para çekebilmek için satma gayreti içine girdik. Sattık sattık sattık!! Elde ne varsa, avuçta ne varsa sattık. Ama üç gün sonra altın yumurtlayan tavuk artık buradan gitti.''
TELEKOM'UN SATIŞINI ELEŞTİRDİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yıllar önce özelleştirilen Telekom'un satışını da eleştirdi. Başkal sözlerini şöyle sürdürdü: ''Telekom'un yıllık karıyla, üç yılda dört yılda Telekom'un bedelini ödediler. Ceplerinden para çıkmadı. Yani tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurdular. Şimdi ilan edildi son rakamlar Telekom Türkiye'de en çok kazanana kuruluşların başında. Kazanan da kime kazanıyor? Bunun yanlış olduğu çıktı. Şimdi yaşadığımız sıkıntıların işsizlik olayının ekonomide dört fabrikadan birisinin kapanmış olmasının, tarımda yaşanan sıkıntıların, esnafın içine girdiği güçlüklerin altında bu temel politika yanlısının yattığına dikkatinizi çekmek istiyorum. Olay budur."
Baykal törenden sonra çarşı esnafıyla birlikte esnaf duası yaptı. Baykal, duadan sonra kendisine verilen helva ve ekmeği aldı. Bazı açılışlar yapan Baykal, fotoğraf sergisini dolaştı. Baykal, Belediye Başkanı Mehmet İnegöl'ü de makamında ziyaret etti.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.