Üniversitelerde türbanı ben yasaklattım!
Fatih Uğurlu'nun kaleminden
“Üniversitede okuyan bir kısım türbanlı kız öğrencilerin, türbanlı olarak fakültelere girmesine imkân sağlayan kanunu bir süre önce Anayasa’ya aykırılığını ileri sürerek, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştüm. Bugün Anayasa Mahkemesi sözü geçen kanunu Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti. Sevindim.”
Bezm-i Alem Üniversitesi’nin kuruluşunu engelleyen Evren: Cumhuriyet’te 8 sütunluk Evren haberinin hemen altında tek sütunluk bir Demirel haberi yer almaktadır. “- Demirel: Başörtüde ideoloji aramak yanlış, laiklik baş bağlanınca zedelenen bir şey değildir.” Yok aslında birbirinden farkları, ama o günlerde Demirel, Özal’ın tabiriyle kuyudan çıkmaya uğraşmaktadır ve her yol mübahtır onun için. Son kozunu oynamaktadır. Bu arada Ankara Üniversitesi, başörtüsü yasağını uygulayan ilk üniversite olur. İlahiyat Fakültesi’nde ise başörtüsü yasağını protesto için 7 öğrenci açlık grevine başlamıştır.
Binlerce genci işkence tezgâhlarından geçirip, ruh dünyalarını altüst eden, bir çoğunu sakat bırakan Kenan Evren, çok da hassas, rakik bir kalbe sahiptir (!) kaybettiği eşi Sekine Evren için Köşk’te her yıl hatim duası(!) yaptırmaktadır. 3 Mart 1989 Cuma günü hatıra defterine şu notu düşmüş:
“Eşim Sekine’yi 7 sene evvel bugün kaybetmiştim. Seneler ne de çabuk geçip gitmiş. Şimdi o yalnız kemik kalmıştır. Ben ise hâlâ yaşıyorum. Ne zamana kadar yaşayacağım belli değil. Öbür dünyada ona kavuşabilecek miyim acaba?
Bu sene mevlüt yerine hatim duası yapmayı istedim. Köşk’e her sene çağırdığım dostlarla hatim duasını yaptırdım.
Yüreğim yine cızz etti. Nur içinde yat karıcığım.”
Kenan Evren, İstanbul’da kurulacak olan Bezm-i Alem Üniversitesi’nin dincilerin kontrolünde olacağı vesvesesi ile soruşturma açtırır ve üniversitenin kurulmasını engellemek için 40 dereden su getirerek kuruluşunu önler. Bu engelleme olayını da hatıralarına bir iftihar vesilesi olarak koyuvermiş:
“7 MART 1989 SALI BEZM-İ ÂLEM ÜNİVERSİTESİ’NİN KURULMASINI ÖNLÜYORUM”
Üniversitede okuyan bir kısım türbanlı kız öğrencilerin, türbanlı olarak fakültelere girmesine imkân sağlayan kanunu bir süre önce Anayasa’ya aykırılığını ileri sürerek, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştüm. Bugün Anayasa Mahkemesi sözü geçen kanunu Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti. Sevindim. Yarından itibaren gerici ve tutucu çevrelerden çatlak seslerin gelmesini bekliyorum.
Bir süre önce İstanbul’daki Vakıf Guraba Hastanesi’nden yararlanarak Bezm-i Âlem adında üniversite kurulması çalışmaları yapıldığını gazetelerden okumuş, yaptırdığım soruşturmada bu üniversitenin dinci kesimin kontrolünde hizmet göreceğini öğrenmiştim. YÖK’ün muvafakatı olmadan üniversite kurulması mevcut kanuna göre mümkün olmadığından, YÖK’ün bu müsaadeyi verip vermediğinin araştırılmasıyla birlikte, Bezm-i Âlem Sultan’ın Guraba Hastanesi’nin kurulmasını sağlayan vakıf senedinin buna müsaade edip etmediğinin de Devlet Denetleme Kurulu tarafından araştırılmasını istemiştim. Araştırmalar sonucu YÖK’ün maalesef iyi bir inceleme yapmadan bu müsaadeyi verdiği ortaya çıkmıştı.”
Ve YÖK Başkanı İhsan Doğramacı, daha önce verilen izni iptal ederek Kenan Evren’in “Bir şekilde bu üniversiteyi durdurun” talimatını yerine getirir. Kurulmuş olsa idi, bugün binlerce öğrencisi olan bir üniversiteye sahip olacaktık. Evren’in bir ilim müessesesine karşı düşmanlığı bununla da bitmez. Bezm-i Alem’den iki gün sonra, başörtüsüne serbestlik getiren kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Evren, kanunun iptali ile sevinecektir. Kanun iptal edilince, İstanbul başta olmak üzere yurdun değişik illerinde protesto gösterileri düzenlenir. Bu konuda Evren, hatıralarında şu notu düşmüş:
“7 Mart Salı günkü anılarımda değindiğim üzere, Anayasa Mahkemesi’nin Türban Kanunu’nu iptal etmesine tepkiler başladı. Dün İstanbul’da 500 kadar çarşaflı ve türbanlı kadın ve kızlar yürüyüş yapmışlar; beni kınamışlar. Bugünkü basında en önemli haber fotoğraflı olarak bu. İlk defa böyle bir olay oluyor. İran’daki mollaların uyguladıkları kara çarşaflı kadınlara benzemişler. Çok üzüldüm. İşte Batı alemi bizi bundan dolayı kendi topluluğuna almak istemiyor. İleride İran modeli bir rejimin bizde de uygulanmasından korkuyor.
Demirel de bununla ilgili olarak beyanat vermiş. “Kıyafete karışılmamalı, kim ne giyerse giysin” demiş. Görüyor musunuz oy uğruna neler yapılıyor, ne tavizler veriliyor...”
Yıllar sonra Demirel’le aynı çizgide birleşen Evren, bu işe şaşırıp kalacaktır. Turgut Özal, üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması için gerekirse Anayasa değişikliği yapılıp, bunun da referanduma götürüleceğini açıklar.
12 Eylül’ün mimarı ise, şiddetli irtica (!) düşmanıdır. Ve o günlerde sık sık Cumhuriyet gazetesinin manşetindedir. 9 Ocak 1987 Cuma. Cumhuriyet yine 8 sütuna manşet çekmiş: “Evren: irtica var” sonra darbeci Paşa yine dini konularda Kemalist gözlükle ve dahi sözlükle fetva vermektedir: “Allah’la kul arasına kimse giremez. O hale geldi ki, sanki kadının Müslüman olması demek örtünmek demektir. Bütün öteki şartlar ortadan kalktı. Müslümanlığın şekilcilikle alakası yok. Onu anlatamamışız.”
Ardından şer güçlerin başının ezileceğini söylemektedir. Aynı günkü Cumhuriyet’te 8 sütunluk Evren haberinin hemen altında tek sütunluk bir Demirel haberi yer almaktadır.
“- Demirel: Başörtüde ideoloji aramak yanlış, laiklik baş bağlanınca zedelenen bir şey değildir.”
Yok aslında birbirinden farkları, ama o günlerde Demirel, Özal’ın tabiriyle kuyudan çıkmaya uğraşmaktadır ve her yol mübahtır onun için. Son kozunu oynamaktadır. Bu arada Ankara Üniversitesi ilk başörtüsü yasağını uygulayan üniversite olur. İlahiyat Fakültesi’nde ise başörtüsü yasağını protesto için 7 öğrenci açlık grevine başlamıştır.
Ve Güneri Civaoğlu Sabah gazetesinde “Generaller irtica için Evren’e başvurdu” başlığı ile bir haber yayınlar. Ortalık yine irtica yaygarası ile bulandırılmıştır. Evren, hatıralarında irtica ve Bezm-i Alem Üniversitesi konusunda notlar düşmüş:
“İrticaya taviz vermeye gelmez. Bu konuda çok hassasım. Bu makamdan ayrıldıktan sonra da hassasiyetimi devam ettireceğim. Bu yüzden öleceğimi bilsem, yine mücadele ederim.
Kanunlara saygılı olmamız gerekir. Madem ki bir Anayasa Mahkemesi var. Kararı verecek yer orasıdır. Oranın verdiği karara saygılı olmamız gerekir. Mehmet Keçeciler ile Oltan Sungurlu, Anayasa’nın ilgili maddesini değiştirir referanduma gideriz demişler. Böyle şey olur mu? Gitsinler de görelim.”
İkinci konu olarak Bezm-i Âlem Üniversitesi’ni açtım. Bununla ilgili olarak da şunları söyledim: “Bezm-i Âlem Üniversitesi kurulması hakkındaki çalışmalar da midemi bulandırıyor. Zira bu iş evvela Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde 1984 senesinde İslâm Eğitim Merkezi Kurma çalışmasıyla başladı. Vaktinde haber olarak bunu önledim. Şimdi de Gureba Hastanesi’nde aynı düşünceyi gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Bu üniversitenin başına da... S.K. getirmişler. Bu kişinin aşırı sağ görüşlü, dinci birisi olduğunu siz de bilirsiniz. Bu üniversite de kurulamaz. Zira vakıf senedinde böyle bir madde yok. Vakıf senedini de kimse değiştiremez.”
Laik Evren, krizi atlatmak için Araplardan para işini kotardı
Ve 12 Eylül askeri darbesini yapanlar, ilginç bir olayı da gerçekleştireceklerdir. Kenan Evren, Suudi Arabistan Kralı Fahd’ın resmi davetlisi olarak Arabistan’a gidecek ve bir yandan laikçi kesimin eleştiri oklarına muhatap olacak, diğer yandan da ekonomik krizi atlatabilmek için Araplardan para isteme işini kotaracaktır. Kâbe’nin kilitli kapısı Evren için özel olarak açılacak, Kenan Evren, Kaya Erdem, Zeki Yavuztürk ve Vahit Erdem, Hazreti İbrahim’in makamında iki rekat namaz kılma bahtiyarlığına erecektir. Evren, umreyi tamamlamak için gerekli diğer ibadetlerini de eksiksiz yerine getirecek ve heyet Türkiye’ye avdet edecektir. Bir başka 12 Eylül gerçeği de din derslerinin Anayasa’ya konularak, okullarda mecburi olarak okutulması olayıdır ki, yıllarca siyasal İslâm’ın, 12 Eylül döneminde konulan mecburi din dersleri ile palazlandığı laikler tarafından söylenegelecektir. Oysa din derslerinin konulmasının mimarı, Diyanet İşleri eski Başkanlarından Tayyar Altıkulaç’tır. Altıkulaç, okullarda sağlıklı ve kontrollü bir ders verilmezse boşluğu başkalarının dolduracağı konusunda Evren ve arkadaşlarını ikna ederek hayırlı ve bir faaliyetin kapısını aralamıştır. Onların niyeti ne olursa olsun bu olay İslâm’a hizmet eden bir eğitim faaliyeti olarak daima hayırla yâd edilecektir şüphesiz... Ve bence sayın Altıkulaç’ın yaptığı en önemli işlerden biri olarak hatırlanmalıdır.
===============
Binlerce genci işkence tezgâhlarından geçirip, ruh dünyalarını altüst eden, bir çoğunu sakat bırakan Kenan Evren, çok da hassas, rakik bir kalbe sahiptir(!). Kaybettiği eşi Sekine Evren için Köşk’te her yıl hatim duası(!) yaptırmaktadır. 3 Mart 1989 Cuma günü hatıra defterine şu notu düşmüş: “Bu sene mevlüt yerine hatim duası yapmayı istedim. Köşk’e her sene çağırdığım dostlarla hatim duasını yaptırdım. Yüreğim yine cızz etti. Nur içinde yat karıcığım.”
================
YARIN: O HOCAYI BULUP BANA GETİRİN!
VAKİT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.