Saadet Doğu Türkistan’ı Çağlayan’a taşıyor
Basın toplantısında konuşan İl Başkanı Erol Erdoğan, 12 Temmuz 2009 Pazar günü Saat 17.00’de İstanbul Çağlayan Meydanı’nda yapacakları mitingle ilgili detayları verirken, hükümetin Çin’e karşı olan tutumunu da eleştirdi.
Erdoğan konuşmasında şöyle dedi:
“Bilindiği gibi Doğu Türkistan’dan gelen haberler ve katliama ilişkin veriler her gün değişmektedir. Kapalı rejim özelliği gösteren ÇİN, bu anlamda sağlıklı iletişime ve doğru habere de imkân vermemektedir. Dolayısıyla hemen toplantımızın başında son haberleri bizimle paylaşması için aramızda bulunan Doğu Türkistanlı misafirlerimizden birine söz vermek istiyorum.
Dünyanın birçok yerinde kriz bölgesi bulunmaktadır. Bu kriz bölgelerinin bir kısmının asırlık tarihi vardır. Zaman zaman bu bölgelerde tansiyon yükselmekte ve insanlık tarihi için onarılmaz olaylara tanık olunmaktadır. İşte şimdi tam da böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Doğu Türkistan’daki olaylar asrı aşan bir geçmişe sahiptir. Zaman zaman olaylar tırmanmış, zaman zaman ise sakin de olsa bölgede haksızlık her zaman sürmüştür.
Ancak bugün gelinen nokta farklıdır. Bugün Doğu Türkistan’da, daha önce Gazze, Srebrenica ve Çeçenistan’daki gibi bir etnik düşmanlık, katliam yaşanmakta ve insanlık suçu işlenmektedir. Dünyaya yansıyan haberler, fotoğraflar, görüntüler bize orda derin, tahammülü zor bir kıyımın yaşandığını göstermektedir.
Ancak talihsizlik şudur: Temmuz 1995’te kendilerine emanet edilen 10 bin masumun öldürülmesi karşısında sessiz kalan tüm dünya örgütleri, BM, AB, Amerika, İnsan hakları teşkilatları bu seferde bugün, yani Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’da başka bir katliamı soğuk, pasif, renksiz diplomatik cümlelerle izlemekte, kayıtsızlığını, vurdumduymazlığını göstermektedir.
Zulüm insanlık suçudur. Zulüm, katliam, vahşet tüm dinlerce menedilmiş ve suç sayılmıştır. Etnik ve dini düşmanlık evrensel bir suçtur. Dolayısıyla nerde bir zulüm varsa o zulmü durdurmak hepimiz için insani bir görevdir. Ve zalim aslında güçsüzdür. Zulüm bir acziyet, kaba kuvvet, çaresizliktir. Dolayısıyla, bizler, yani haktan, insanlıktan, adaletten yana olanlar zalimlik yapana, katliam yapana, düşmanlık yapana karşı sesimizi yükseltirsek zulüm bitecek, zalim geri çekilecektir.
Milletimiz her zaman mazlumu dost bilmiş, onun yanında olmuş, zalime ise hep karşı durmuştur.
Bugün millet olarak, aynı görevi Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için yapmak zorundayız. Bugün onlar kötü bir düşmanlık ve dayanılmaz bir vahşetle karşı karşıyalar. Genç kızlar, kadınlar, erkekler hatta çocuklar Doğu Türkistan’da Çin zulmü altındalar. Her gün onlarca kardeşimiz şehit olmaktadır.
Saadet Partisi olarak biz her zaman bu anlamda milletimizin hissi olduk, sloganı olduk, haykıran sesi olduk. Daha önce Filistin için haykırdık, Gazze için haykırdık, Bosna için haykırdık, Çeçenistan için haykırdık.
Şimdi bir defa daha milletimizin sesi olarak, mazlumun yanında, zalimin karşısında olduğumuz göstermek, Çin zulmünü sona erdirmek için Çağlayan’da olacağız.
Günlerdir bize telefon, faks, mail ile ulaşarak veya bizzat gelerek “Doğu Türkistan için daha fazla şey yapmalısınız” diyen Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin sesi olmak istiyoruz. Adaletten, özgürlükten, insanlıktan yana olanların haykırışı olmak istiyoruz. Zalime karşı “insaf” diyenlerin feryadı olmak istiyoruz.
Doğu Türkistan bizim için herhangi bir yer değildir. Orası bizim medeniyet havzamızdır; dindaşlarımızın, soydaşlarımızın yurdudur. Dilimizin ve dinimizin ocağıdır.
Satuk Buğra Han’nın, Kaşgarlı Mahmut’un, Yusuf Has Hacib’in, İsa Yusuf Alptekin’in evidir.
Biz, millet olarak, Saadet Partisi olarak nerde bir zulüm varsa orası bizim derdimiz dedik. Nerde bir mazlum varsa o bizim dostumuz dedik. Bugün bunları daha yüksek sesle yeniden söylüyoruz. Yanan yer: Doğu Türkistan. Katliama uğrayan yurt: Doğu Türkistan.
Pazar günü Çağlayan’dayız. Daha önce Gazze, Filistin, Çeçenistan, Bosna için yanan yürekleri, haykıran kalpleri, ayağa kalkan vicdanları, havaya sıkılan yumrukları şimdi Doğu Türkistan için Çağlayan’a davet ediyoruz.
Genel Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş Çağlayan’da olacak; hükümete ve dünyaya seslenecek.Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz Çağlayan’da olacak. 250’ye yakın sivil toplum kuruluşu Çağlayan’da olacak”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.