Asker susuyor Baykal konuşuyor
Baykal, "Önergelerin içeriğinin iyi anlaşılması için, AB uyum komisyonu dahil, müzakeresine fırsat verilmesi zorunluluğu varken, genel kurulda bu çok açık ihtiyaçken, komisyonların bilgisinden, dikkatinden bilinçi bir biçimde kaçırılmıştır" dedi.
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
Demokratik bir yasama süreci içinde bunun yapılması gerekmiyor muydu? Burada bir iyiniyet eksikliği var. Açıkça kamuoyundan kaçırma ve saklama tertibi var. Meclis Başkanı, benim haberim yok diyor. Bu kadar önemli bir durum, meclis başkanının haberi yok. Partilerin haberi yok, komisyonların haberi yok. Siz neden bu kadar önemli bir düzenlemeyi açıkça dürüstçe ortaya koyup savunarak anlatmadınız. Neden çekilmediniz. Bu haklılığı ve usul hatasını herkes kabul ediyor. Ama bunu bir düzensizlik, bir hata olarak görülmesini kimse bizden beklemesin. O usul değil, esas yanlışıdır.
Neden bu yasa çıktı. Darbeyi engellemek için. Bu doğru değil. Bugün ceza kanununda bununla ilgili düzenlemeler vardır. Darbe bir suçtur. Bu darbe girişimleri sivil mahkemelerde yargılanır ve cezalandırılır. Bir ilgisi yoktur. Aldatmacanın biri budur. İkincisi, bu kanun anayasaya aykırı değildir. Bu anlayışınızın gerçekleri görmekten alıkoyacak kadar sizi şaşırtmış olmasına şaşırmamak mümkün değil. Aklı olan fikri olan anayasayı eline alır ve 145. maddeyi okur. Temel saptırma budur. Anayasaya aykırıdır. Gece yarısı iki önergeyle, iki darbeyle birisi malum madde öketi de getirilen düzenlemenin görülmekte olan davalarla da ilgili olacağı konusunda gene gece yarısı önerisiyle elde edilmek istenen sonuç budur. Bu anayasaya aykırıdır. Dava başlamış, sen bir dakika diyoruz, beni burada yargılayacağız. Akıl var mantık var. Üçünkü iddia, bunun AB tarafından istenen bir düzenleme olduğu iddiasıdır. Külliyen yalan. AB'nin bununla ilgili hiç bir talebi yoktur.
Sayın Rıza Türmen, bu tartışmaya ciddi olarak aydınlık getirdi. 250. maddenin kapsamına giren suçların zaten askeri yargının yetkisi dışında kaldığını söylüyor. Değişiklik yapılmasa da darbe yapan askerler sivil mahkemede yargılanacaktır diyor. İşledikleri suç ne olursa olsun işledikleri suçlar nedeniyle askerlerin askeri mahkemede yargılanmaları konusunda hiç bir ihlal kararı vermemiştir.
Bunun anlamı nedir? Bunu doğru değerlendirebilmek için başka alanlarda yaşanan gelişmeleri iyi değerlendirmemiz gerekir. Bunun demokrasi ile ilgili olduğunu kabul etmemizi istiyorlar. Bu yasayı hazırlayanlar gerçekten özel bir duyarlılık içindeler sanırım. Bir demokraside en önemli kurumların başında basın ve medya özgürlüğü gelir. Bu açıdan bakarsak ne görüyoruz. Bu iktidarın kendisine muhalefet etme girişimleri karşısında hangi tavrı takındığını hatırlayacak olursak bu iddiaların iç yüzünü kavrama fırsatını buluruz. Medyayı denetim altına alınıyor. Medyanın ne yazacağına ne yazmayacağına yönelik kapsamlı bir çaba sözkonusudur. Bilinçli olarak bu yapılmıştır.
İkinci temel ise yargı bağımsızlığıdır. Şimdi Türkiye'de yargı bağımsızlığından söz edilebilir mi?
İktidarın başaramadığı bir alanda vesayet arayışının bir ifadesidir. Yoksa engeller kaldırılsın, buna katkı yapalım anlayışı değildir. Bu vesayet anlayışının askeri yargıya da sıçratılmak istermesidir. Yargı bağımsızlığının bulunmadığı, herkesin ifade ettiği bir gerçektir. Bu dönemdi tehditler nasıl çoğaldı bunu iyi biliyoruz. Bunu AB talep etti diye iktidar savunuyor. AB'nin talep ettiği bazı düzenlemeler var. Bunların biri de yargı bağımsızlığıdır. HSYK'nın yapısını degiştirin diyor. Net söylüyor. Bakanı ve müsteşarı alın diyor. Mesleğe girecek olanları HSYK seçsin diyor.
Pek çok çevre 'aman Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyin' diyerek dayatıyor bize. Bunun altında ne var. Bir bunun anayasaya aykırı olduğu gerçeği var. Onlar da biliyor ki bu anayasaya aykırı. Bunu söyleyenler hukukun bir temel ilkesini ihlal etmenin onları hangi konuma soktuğunun farkında değiller mi? Anayasaya aykırı da olsa benim istediğim düzenleme yapılsın. Pek çok şaşırtıcı çevre Anayasa Mahkemesi'ne gitmememiz için kıyameti kopartıyor.
Darbe nedir? Darbe, sivil organlarının da her an kapsayabileceği bir suçtur. Kimse darbe yapmak serbest olsun demiyor. Sivil ve askeri yargı, darbe ile savaşmak için yeterli güce sahiptir. Eksik varsa detsekleyelim. Darbe, mutlaka bir gece yarısı marşlarla, türkülerle gelir diye bir şey yok. Darbeyi sadece askerler yapar diye bir şey yok. Siviller de yapar. Faşizm, askeri kurumların sivil kurumlar üzerindeki tahakkümü değildir. Çoğu zaman sivil kişilerin askeri kurumlar üzerindeki vesayet rejimleridir. Bir sivil hegemonyadır.
İfade edilen mütalaaların hukuki bir değeri yoktur. Cumhurbaşkanı'nın görevi yasaları irdelemek değil, uygun görmediklerini iade etmektir. Ya da uygun gördüklerini imzalamaktır. Cumhurbaşkanı bu kanunu uygun gördü ama bazı sorunlar yaratacağını düşünerek uyarılarda bulundu. Madem böyleydi geri gönderemez miydi? Olamadı, niye olamadı. Bu süreçte Cumhurbaşkanı'nın konumu, bu yasanın çıkmış olmasının yarattığı olumsuzluklardan ibaret olmayan, başka sorunların da olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Nedir o sorun, Cumhurbaşkanlığı sorunudur. Seçim sürecinde izlediğimiz tutum, o noktada haklılığımızı göremeyenler tarafından da haklılığımız teslim etmektedir. Bir siyasi hareketin çekirdeğinden çıkarsa bir Cumhurbaşkanı, kendini sıyıramayabiliyor ve tarafsızlık işlevi boşlukta kalıyor.
Bu tartışma, Türkiye'nin nereye sürüklendiğini gösteren bir durumdur. Bizi seven sevmeyen herkesin bizi vicdanının sesiyle dinlemesini istiyorum. Benim ve CHP ile ilgili ön yargılarınızı bir kenara bırakıp bu sese kulak verin. Türkiye uzun zamandır iktidar partisinin düzenlediği bir girişimle askeri vesayeti ve askeri vesayetten kurtulma konusunu tartışıyor. Şimdi soruyorum, bizim bilmediğimiz bir şey mi var. Acil bir askeri vesayet tehdidini ve o tehdit doğrultusunda gözü kara önlemler alınmasını zorunlu kılan bir durum mu var. 2002 seçimlerini AKP kazanmadı mı? Askerler seçim sonucunu mu değiştirdi? Çok ciddi ve riskli girişimler yaptık. Hiç bir tedirginliğe tanık olmadık. AKP, istediği her yasayı çıkarmadı mı? Askerler hangi yasayı engellediler. Başbakan, istediğini bürokrat yapmadı mı, istediğini bakan yapmadı mı? İkinci seçimi de AKP kazanmadı mı? Buna mı müdahale etti askerler? Kardeşi Abdullah'ı Cumhurbaşkanı seçti mi? Buna mı müdahale etti askerler? Askerler hangi konuda siyasi iktidarı vesayet altına aldı?
Türkiye'de askeri vesayet olmamalıdır, altına tümüyle imzamı atarım. Ama Türkiye'de Tayyip Erdoğan vesayeti de olmamalıdır. Şu anda Türkiye'de Tayyip Erdoğan vesayeti vardır ve bu vesayetin yeni yeni alanlara taşınması çabaları var.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.