DTP, PKK'ya yeni tanım buldu!

DTP, PKK'ya yeni tanım buldu!
DTP, Kürt sorununun çözümü konusunda Başbakan Erdoğan'ın samimi davranmadığını savunurken, öyle bir öneride bulundu ki...

DEMOTRATİK Toplum Kongresi (DTK), ‘Kürt sorununda Birlik ve Çözüme Doğru Çalıştayı’nı Diyarbakır’da bir çok kesimden siyasetçi, yazar, sivil toplum kuruluş temsilcisi, Milletvekilleri ve Belediye başkanlarının katılımı ile gerçekleştirdi.

Çalıştay öncesi konuşan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Kürt sorununun çözümü konusunda Başbakan Erdoğan’ın samimi davranmadığını ve bölge milletvekillerini susturmaya çalıştığını belirterek, “Cin şişeden çıkmıştır, artık tekrar şişeye kapatamazlar” dedi. DEP eski Milletvekili Hatip Dicle ise, Kürt sorununun çözümü için ön koşul olarak PKK’nın silah bırakmasını istemenin doğru olmadığını söyledi. Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu, PKK’yı kast ederek, “Özellikle de bugün en güçlü ve geniş tabana sahip silahlı siyasal hareketin ve aynı zamanda da DTP nin önemli sorumluluklar ile karşı karşıya olduğu kanaatindeyim” diye konuştu.

Diyarbakır Barosu eski Başkanı Sezgin Tanrıkulu da, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün gerekliliği ve bir o kadar da aciliyeti hakkında gerek Kürt toplumunda, gerekse genel olarak Türkiye kamuoyunda genel bir mutabakatın olduğunu söyledi. Tanrıkulu, ancak genel mutabakatın tek başına yeterli olmadığını da ifade ederek, “Kürt siyasal ve sivil toplum hareketinin demokratik ve barışçıl çözüm noktasında nasıl bir yol izleyebileceğine dair somut bir programa sahip olması gerekir. Kürt siyasal ve sivil toplum hareketi kendi içinde bir barış, tolerans, diyalog ve demokrasi temeline dayalı ortak bir irade ve buna uygun ‘ortak dil’ yaratmalıdır. Bir birlik yaratılamadan, ‘Çatışmasızlık ortamının yaratılması’ yani daha açık bir ifade ile ‘barışçı çözüm zemininin yaratılması’ konusunda mesafe alınabilmesi, bu doğrultuda ortak bir irade ile müdahil olunabilmesi mümkün değildir” dedi. 

PKK İÇİN ‘SİLAHLI SİYASİ HAREKET’ TANIMLAMASI
Tanrıkulu, PKK’yı kast ederek, “Özellikle de bugün en güçlü ve geniş tabana sahip silahlı siyasal hareketin ve aynı zamanda da DTP nin önemli sorumluluklar ile karşı karşıya olduğu kanaatindeyim. Çünkü, dünyadaki tüm deneyimler ve en yakını da Irak Kürdistan’ındaki son 20 yıllık gelişmeler göstermiştir ki, toplum içinde en geniş desteğe sahip siyasal güçler istemedikleri ve bu konuda fedakarlık yapmadıkları zaman, malesef birlik de yaratılamıyor. Ve birlik yaratılamadan da haklar konusunda belirleyici, sonuç alıcı ve kalıcı bir partner olunamıyor” dedi. 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Barışçıl ve demokratik çözüm yöntemlerinin tartışılması, diyalog ve uzlaşmanın sağlanabilmesi için silahların susmasının zorunluluk arz ettiğini söyleyen Tanrıkulu çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı: 
“1- Kürt kimliği ile siyasi parti kurmak dahil olmak üzere, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm yasal, siyasal ve idari engeller kaldırılmalıdır. Sadece siyasi partiler yasası ve bunu ilgilendiren diğer mevzuatta yapılacak değişiklikler ile bu zemin hazırlanabilir ve dolaysıyla demokratik ve barışçıl siyasetin önü açılabilir.
2- Kürt dilinin, siyasal faaliyet dahil olmak üzere toplum yaşamının her kademesinde ve her biçimde kullanımı önünde engeller kaldırılmalı ve Kürt dili ile eğitim olanaklarının sağlanmasının koşulları (eğitilmiş personel, ekonomik kaynak, fiziki ortam vb) yaratılmalıdır.
3- Kürt siyasal hareketinin silahlı kanadı, çatışma ortamının ortadan kaldırılması hakkında güçlü ve inandırıcı bir iradeye sahip olduğunu, kısa süreli çatışmasızlık dönemlerinin tespiti ile değil, şiddet kullanmayı bütünü ile bırakma yönünde ‘güçlü bir irade ve kararlılıkla’ ortaya koymalıdır. Daha önce de farklı nedenlerle ifade ettiğim gibi, silahlı Kürt hareketi, daha doğrusu PKK, demokratik siyaset şartlarında silahlı mücadeleyi tamamen ve kendi iradesi ile sona erdireceğini kendi hukukuna göre ortaya koyabilmelidir.
4- Silahlı Kürt hareketi mensuplarının toplum yaşamına entegre olmaları ve siyasal mücadelelerini veya başka tercihlerini demokrasi içinde ve barışçı yollarla yürütebilmelerinin olanakları devlet tarafından hazırlanmalı ve güvence altına alınmalıdır.
5- Kürt siyasal ve sivil toplum hareketi kendi içinde barış, diyalog, tolerans ve demokrasi ortamının gelişmesini sağlamak için somut öneriler ve adımlar sunmalıdır.
6- Demokratik Toplum Kongresi birlik vizyonu ve esprisine uygun olarak, hem bileşim ve hem de vizyon açısından kendisini yenilemeli ve reorganize etmelidir. Bu konuda temel görev ve sorumluluk DTK inisiyatifini alan siyasal kurumlara aittir. Böyle bir inisiyatifte ısrarcı olunmalı ve bunun gerçekleşmesi için samimi ve fedakar çaba harcanmalıdır.”

KALICI BARIŞ, KÜRTLERİN RIZASI İLE GERÇEKLEŞEBİLİR 
Diyarbakır Büyükşyehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ise, barışın tek yanlı bir devlet edimi değil, Kürtleri ve temsilcilerini de içine alan katılımcı ve diyaloğa dayalı bir süreç olması gerektiğini ifade ederek, “Kalıcı bir barış ancak Kürtlerin rızasını alan ve taleplerine cevap olan katılımcı bir barışla sağlanabilir.  Türkiye’nin demokratikleşmesi ile Kürt sorununun çözümü arasında doğrudan bir ilişki var. Sivil bir Anayasanın hazırlanması, yerelin idari ve finansal yetkilerini arttıracak şekilde yeniden düzenlenerek, Kürt sorununun barışçıl çözümüne hizmet edecek bir tarzda düzenlenmesi gerekir. Sorun şüphesiz ki siyasal mekanizmalarla çözülecektir. Eğer sorunun kültürel ekonomik siyasal ve sosyal boyutları üzerine onlarca ve yüzlerce çalışma olmuş olsaydı, bu konuda yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaptırılmış olsaydı, bugün sorunun çözümüne dair çok daha gerçekçi analizlere ve geniş bir ufka sahip olmuş olurduk” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.