Bürokrasi sevmeyen Bakan!

Bürokrasi sevmeyen Bakan!
Newsweek Türkiye, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf için, "Seleflerinden farklı ve mütevazı bir portre çiziyor" yorumunda bulundu.

Kavaf için, “Bürokrasi sevmeyen Bakan” tanımı yapan Newsweek Türkiye'nin, Ayçin Noyan imzalı haberinde şu ayrıntılara yer verildi:

Türkiye'de şaşaalı karşılama törenlerinden ve son model makam arabalarından hazzetmeyen pek az siyasetçi vardır. Zira iktidarı elinde tutanların ego ve hırsa saplanıp kalması, siyasetin doğası göz önüne alındığında neredeyse normalleşmiş bir durumdur. Mütevazı bir azınlık ise tam da bu yüzden, siyasetin doğasına meydan okuma cesareti ve iradesi gösterdikleri için aynı bir saygı ve sevgi mertebesine oturtulabilir.

Bugünlerde, henüz birkaç aydır görevde olmasına rağmen mütevazılığı ve çalışkanlığıyla azınlık mensubu olmaya aday yeni bir isim dikkat çekiyor. Hükümetin 1 Mayıs 2009'da gerçekleştirdiği kabine revizyonuyla Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine atanan Selma Aliye Kavaf.”

Kadına yönelik ayrımcılığın tamamen ortadan kalktığı, kadınların aktif işgücüne daha çok katıldığı bir ülke arzuluyoruz” diyor. 5 Mayıs’ta selefi Nimet Çubukçu’dan görevi devralan Kavaf’ın ilk bakışta dikkat çeken özellikleri sadeliği ve kararlı bir duruşa sahip olması. Zaten göreve gelir gelmez karşılaştığı iki olay kararlılığının sınanmasına vesile oldu. Göreve gelmesinden bir gün önce silahlı saldın sonucu 44 kişinin hayatını kaybettiği Mardin’in ( 17 yaşındaki oğluyla aynı adı taşıyan ) Bilge Köyü’ne hemen 40 kişilik bir uzman ekip göndermişti. Ardından kendisi de Bilge Köyü’ne giden Kavaf, yetim kalan çocukları ortada bırakmayacağına dair söz verdi.

Kavaf hakkında fikir veren ikinci olayı, Basın Müşaviri Osman Bekâr şöyle anlatıyor: “Denizli’den Ankara’ya dönüyorduk. Gece 4'te Sakarya’daki Murat Soğancıoğlu Kız Yetiştirme Yurdu'nda yangın çıktığı haberini aldık. Sayın Bakan Ankara’ya hiç uğramadan arabanın rotasını Sakarya’ya çevirmemizi söyledi. Daha milletvekilleri bile gelmeden yangın yerine ulaştık. Çocuklarla tek tek görüştü...” Kavaf, yangından bir hafta sonra da öğrencilerin yeni yurdunu habersiz teftişe gitti.

Yeni Bakan hayata geçirmek istediği projeler için de işe çabuk başlamıştı. Çocuklarla ilgili projelerini özetlerken “Yurt ve yuvalardaki çocukların en az yüzde 50’sinin gönüllü ailesinin olması ve bunların takibi sağlanacak” diyor. Bu haliyle, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda yeni bir dönemin başlayacağı sinyallerini veren Kavaf, 1962’de Denizli’de doğdu. Rumeli göçmeni bir ailenin dört çocuğundan biri. İki ablası ve bir erkek kardeşi var. Kavafın küçük ablası Sema Ramazanoğlu - Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu üyelerinden” Biz’kızlarımla gurur duyuyorum, kızlarım benim için çok büyük bir hazinedir’diyen bir babanın kızlarıyız” diyor. Kavafın SSK’dan emekli babası Niyazi Bostancı, dönemin sıkı Demokrat Parti sempatizanlarından. Evde sürekli siyaset konuşulurmuş ama Niyazi Bey Türkiye’nin çalkantılı dönemlerinde kızlarını siyasi oluşumlardan uzak tutmaya özen göstermiş.

Kavaf’ın ortaokul ve lisede sıra arkadaşı olan Semra Tomaşoğlu İper, o günlerden aklında kalanları “Ailece çok kitap okurlardı. Selma çok çalışkan bir öğrenciydi. Küçük yaştan itibaren yanlış gördüğü şeyleri dile getirmekte tereddüt etmezdi" diye anlatıyor. Denizli Lisesi'nden mezun olan Kavaf, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölûmü'nü bitirdi. Evlendikten sonra Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde öğretmenliğe başlayan Kavaf 1995'ten itibaren mesleğini Ankara'da icra etmeye başladı. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'na bağlı birimlerden birinde görev alan ve sık sık Kavaf’la bir araya gelen bir yetkili (isminin açıklanmasını istemiyor) Kavaf’ın öğretmenlik yıllarında edindiği deneyimin bugünkü kariyerinde anahtar rol oynadığını söylerken” Çocuklar ve kadınlarla ilgili hizmetlerle alâkalı olarak müthiş bir fikir jimnastiği yapıyor. Zaman zaman uzmanların bile yakalayamadığı şeyleri yakalıyor" diyor.

Ankara'da öğretmen olarak geçirdiği yedi yılın ardından siyasetin içinde olmaya karar veren Kavaf, 2002 Genel Seçimi'nde Adalet ve Kalkınma Partisi'nin altıncı sıradan Denizli milletvekili adayı oldu, ancak seçilemedi. Ama partisinin Genel Merkez Kadın Kollan Kurucu Genel Başkanlığı koltuğuna oturdu. İlk işi kurumsal bir kadın örgütlenmesi kurmak oldu. Görevi süresince 800 bin kadını örgütledi. 2002 seçimlerinde yüzde 4,36’ya yükselen TBMM'deki kadın milletvekili oranının 2007 seçimlerinden sonra yüzde 9,1’e ulaşmasında payı var.

Kavaf, 2007'deki erken genel seçimde Denizli milletvekili seçildi. Vekillik görevinin yanı sıra Meclis Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcülüğü ve Meclis Peru Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanlığı görevlerini de üstlendi. İki yıl sonra, bir gün eşofmanları giyip kardeşleriyle Mogan Gölü'nde yürüyüşe çıktıktan sonra, otomobilde eve dönüş yolunda radyodan öğrendi güzel haberi. O artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanıydı.

Bugün şehir şehir gezip yetiştirme yurdu ve huzurevi gibi kuruluşlara ani ziyaretler yapıyor, şiddet mağduru kadınların korunması için gerekli kurumları seferber ediyor, yeni proje ve politikaların geliştirilmesi için çalışmalar yürütüyor. Kavafla beraber çalışan, adının açıklanmasını istemeyen bir memur "Bakan'ın sakin görüntüsünün altında çok hareketli ve zeki bir insan yattığını" söylüyor. "Olayları çok çabuk kavrıyor. Göreve geldiğinde verdiğimiz iki saatlik brifing yetti. Bunun yanında Türkiye'yi, Türk halkını ve devletin yapısını çok iyi biliyor. Halkın nabzını tutabilecek siyasi bir birikime sahip."

Aynı kişi Kavaf’ın ani ziyaretlerini, şovu sevmeyişine ve karşılama beklentisi olmayışına bağlıyor. Bakanlığının ilk günlerinde de memleketi Denizli'ye gitmeden önce Kavaf, vali ve belediye başkanını arayarak davullu zurnalı karşılama yapmamaları için uyarıda bulundu. "2010-2014 yılları arasını kapsayan stratejik planımız çerçevesinde evlât edinme sürecinin hızlandırılması için çalışıyoruz" diyor Kavaf, "bu yolla koruyucu aile yanındaki çocuk sayısını her yıl yüzde 15 oranında arttırmayı hedefliyoruz. Koruyucu ailenin seçimi için karar mercii önceden valilerdi, şimdi ise Sosyal Hizmet İl Müdürlüğü. Bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin basitleştirilmesi açısından önemli bir şey bu." Kavaf’ın dikkat çektiği en kritik noktaysa politikalarının yardım eksenli değil hak eksenli olması. Bu çerçevede 18 yaşını doldurmuş ve sosyal hizmetler kurumundan ayrılmış tüm çocukların toplumsal hayata geçiş süreçlerini izleyeceklerini ve onlara destek olacaklarını söylüyor. "Söz konusu insan olunca hassasiyetler artıyor." Farklı bir bakan portesi çizen Kavaf’ın görev anlayışını özetleyen şu basit neden sonuç ilişkisi, hayata bakışına dair de fikir veriyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.