Bahçeli'den CHP'ye "gaza getirme" operasyonu
TBMM grubunda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin başlattığı demokratik açılım sürecinin taşeronlarının belirginleşmeye başladığını savunarak, CHP'nin de bu sürece dahil olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mektubuna cevap vererek kapıyı araladığını ifade eden Bahçeli, Baykal'ın, Erdoğan'ın yeni yol arkadaşı haline geldiğini söyledi.
Demokratik açılım sürecinde ortaya konulan 'Milli Birlik Projesi'ni 'yıkım projesi' olarak nitelendiren Bahçeli, Baykal'ın mektubu geri çevirmek yerine, Başbakan'a, ''Buyrun görüşelim'' diyerek, daha önce DTP'nin girdiği fotoğraf karesinde yerini aldığını kaydetti.
Bahçeli: Protokoller ile ABD ve Avrupa'ya, hükümete baskı yapacakları yeni bir dayatma alanı açıldı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan protokolün AK Parti hükümetinin teslimiyetçi anlayışını bir kez daha ortaya koyduğunu iddia etti. Bahçeli, ''Türkiye ile Ermenistan arasında yaşanan son gelişmeleri AKP zihniyetinin içine düştüğü teslimiyet ortamının kaçınılmaz neticesi olarak görmek gerekmektedir.'' dedi.
TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmanın girişini Ermenistan protokolüne ayıran Bahçeli, iktidarı eleştirmeyi sürdürdü. Bahçeli; AK Parti hükümetinin Ermenistan'la diplomatik ilişki kurması ve protokolleri imzalaması, Zürih'te yapılan törende yaşananların, bu konudaki teslimiyetçi anlayışı bir kez daha gözler önüne serdiğini ileri sürdü.
Azerbaycan'ın kaybetmesi pahasına protokolün imzalandığını öne süren Bahçeli, ''Bütün bu gelişmeler karşısında Ermenileri kazanma adına, Azerbaycanlı kardeşlerimizi kaybetmek gibi bir tehlikenin önüne nasıl geçilecek, soydaşlarımızın gönlü nasıl alınacaktır'' diye sordu. Bahçeli, Ermenistan protokolü ile yeni bir sürece girildiğini belirterek, protokollerin imzası ile birlikte ABD ve Avrupa'ya, AK Parti hükümetine baskı yapacakları yeni bir dayatma alanı daha açıldığını savundu.
İmza töreninde, başka ülke temsilcilerinin bulunmasını 'dış vesayet' olarak değerlendiren Bahçeli, ''İmza töreninde üçüncü ülke yetkililerinin müşahit olarak hazır bulunması, AKP hükümetinin Ermenistan'a açılım politikasının dış vesayet ve güdüm altında olduğunu göstermesi bakımından da ilginç olmuştur.'' diye konuştu. Protokolün çürük bir zeminde oluşturulduğunu öne süren Bahçeli, tören sırasında iki ülke dışişleri bakanlarının yapacağı konuşmaların içeriğinin tartışma konusu olmasının da protokolleri çürük bir zemine dayandığını gösterdiğini iddia etti. Bahçeli, bu konudaki tepkisini şöyle dile getirdi:
''Kafkaslar'da barışın taşını oynattığını söyleyenler, imza töreninde yapacakları konuşmada Dağlık Karabağ'ın ismini zikretmek bir yana, Kafkaslarda istikrarı etkileyen sorunların çözülmesi ve kapsamlı bir barış temennisini dile getirme imkânını dahi bulamamıştır. "Buzdağı ertesi gün erimez" denilerek aşamalı bir sürece bağlandığı anlaşılan protokollerde "ne olduğunu" sorgulamaktan ziyade, içeriğinde "ne olmadığına" bakmak ve sonucu burada aramak lazımdır.''
MHP lideri Bahçeli, protokol metninde yer alan ifadelere karşı uyarılarda bulundu: ''Ermenilerin soykırım iddialarından vazgeçtiklerine dair hiçbir belirti yoktur. Sahte soykırım yalanıyla, Türk milletini mahkûm etmek için sürdürülen uluslararası karalama kampanyasının sona ereceğine ilişkin hiçbir cümle yoktur. Azerbaycan toprağı olan Karabağ'dan Ermenilerin çekileceğine yönelik tek kelime yoktur.
Ermenistan'ın Türkiye'nin toprak bütünlüğüne razı olduğuna dair açık ve net bir ifade yoktur. Ve ne üzücüdür ki ecdadımızı soykırımla suçlayan Ermenilere karşı, Asala terör örgütünün şehit ettiği ve yaraladığı diplomatlarımız için en küçük bir özür beklentisi veya üzüntü emaresi de yoktur. Aksine, bakanlığını yaptığı kuruluşun, geride Ermenilerce katledilen diplomat şehitlerine rağmen, mütebessim bir yüzle protokolleri imzalayan köşeye sıkışmış AKP'nin Dışişleri Bakanı vardır. Türkiye bu protokolleri bu haliyle imzalamış, içeriğini kabul ettiği ve bunları uygulamaya koyacağı konusunda resmi yükümlülük altına girmiştir. Başbakan Erdoğan'ın imzalardan sonra yaptığı açıklamada, 'Ermenilerin Karabağ'dan çıkmalarının gereğine' ilişkin sözlerinin ise hiçbir hükmü ve bağlayıcılığı bulunmamaktadır.''
Diğer yandan, Bursa'da oynanacak Türkiye-Ermenistan maçı öncesi alınan tedbirleri de eleştiren Bahçeli, Bursa'nın tertemiz insanının milli meselelerde tehdit görülmemesi gerektiğine işaret etti. "Bursa'mızı teslimiyetinize basamak ve mekân olarak kullanmayınız.'' diyen Bahçeli, Ermenistan maçı öncesinde şunları söyledi:
''Nitekim, Ermenistan Cumhurbaşkanı'nın, sınır kapısının açılması şartıyla Bursa'da 14 Ekim'de yapılacak Türkiye Ermenistan arasındaki futbol maçına geleceğini açıklaması bu paniği artırmıştır. Hükümetin il valisi marifetiyle maçın yapılacağı Bursa'da milletimizin tepkilerini bastırmaya yönelik tedbir arayışları hız kazanmıştır. Ermenileri üzmemek için Azerbaycan bayrağının sahaya sokulmaması, bir tepkiye mahal vermemek için seyircilerin seçilerek içeriye alınmak istenmesi gibi arayışlar AKP zihniyetinin aczini göstermektedir. Spordan siyasetinizin kirli ellerini çekiniz. Bursalıdan korkmayınız. Bursa'nın tertemiz insanlarını milli meselelerde tehdit görmeyiniz. Bursa'mızı teslimiyetinize basamak ve mekân olarak kullanmayınız.''
Bahçeli: CHP, AK Parti hükümetine kapıyı araladı ve DTP'nin de bulunduğu fotoğrafta yerini aldı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, demokratik açılım sürecini yıkım süreci olarak değerlendirdi. Bahçeli, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın da hükümetin randevu talebini kabul etmesiyle buna dahil olduğunu savundu.
TBMM'deki grup toplantısında konuşan Bahçeli, konuşmasının büyük bir bölümünü demokratik açılım sürecine ayırdı. Bahçeli, dıştaki açılım devam ederken, adına 'yıkım projesi' dediği içteki açılımın da yeni bir aşamaya yöneldiğini ileri sürdü.
Demokratik açılım sürecinde hükümetin yeni bir aşama kaydettiğini belirten Bahçeli, bu aşamanın CHP sayesinde olduğunu bildirdi. Bahçeli, ''Türkiye'nin ayrışması ve Türk milletinin çözülmesi ile sonuçlanacak olan sözde 'Kürt açılımı' sürecinde başrolü oynayan AKP zihniyeti, kendilerine koltuk değneği ve suç ortağı arama yolunda geçtiğimiz hafta mesafe kaydetmişler ve DTP'den sonra CHP ile de temas kurmuşlardır.'' dedi.
CHP'ye sert eleştirilerde bulunan Bahçeli, mektup olayına da değinerek, ''Böylece yıkım projesinde görev alacak taşeronlar netleşmeye başlamış, ana muhalefet partisi liderinin 'Postacı bugün de kapımızı çalmadı' diyerek yollarını gözlediği mektup nihayet muhatabına ulaşmıştır. Ana muhalefet liderinin, daha önce 'saygınlığını ve inandırıcılığını kaybettiğini' söylediği yıkım sürecinde iadeli taahhütlü postayı reddedeceği yerde bir cevapla randevu vermesi, sürece dahil olmak arayışının işareti olmuştur.'' diye konuştu.
CHP lideri Deniz Baykal'ın bu girişimiyle AK Parti hükümetine kapıları araladığını söyleyen Bahçeli, ''Sayın Baykal, bu girişimiyle istemese de AKP'ye kapıları aralamış ve sindirim sistemine dahil olarak 'hazmedilme' sürecinin parçası ve 'hazmettirme' arayışının unsuru haline gelmiştir.'' ifadesinde bulundu. Görüşmenin kamera kaydına alınmasının CHP'yi kurtaramayacağını söyleyen Bahçeli, Baykal'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde kendini kurtarma adına kamera kaydı istediğini bildirdi.
CHP'nin, daha önce hazırladığı Kürt meselesine ilişkin raporların baskısı altında kaldığını belirten Bahçeli, ''Sayın Baykal, 1989 yılında o günkü partisinin Genel Sekreteri olarak yayınladığı raporun baskısı altında bunalmıştır. Bu raporda bugün AKP ve işbirlikçilerinin dile getirdiği ve 1991 yılındaki Erdoğan raporuna benzer tespitlerin bulunduğu ortadadır. Bu nedenle ya 21 yıl önceki görüşlerini inkar edecektir ya da bunlara sahip çıkmaya devam edecektir. Çıkışı kalmamıştır. Başbakan Erdoğan, bu konuyu şantaja dönüştürmüştür.'' diye konuştu.
Baykal'ın görüşmeyi kabul etmesiyle birlikte Başbakan'ın yeni bir yol arkadaşı edinmiş olduğunu dile getiren Bahçeli, ''Sayın Baykal, AKP Genel Başkanı vatandaş Recep Tayip Erdoğan'ı, karanlık gelişmelerle gidilecek bir seçim sonunda başbakan yapan süreçte olduğu gibi yeni bir çözüm ortağı ve yol arkadaşı haline gelmek üzeredir.'' şeklinde konuştu.
Bahçeli, CHP'yi tutarsız davranmakla suçlayarak şunları söyledi: ''Sayın ana muhalefet liderinin, kendi ifadesiyle "tutarsızlıklar, çelişkiler, belirsizlikler içeren, tehlikeli tuzaklar barındıran bu 'Açılım Politikası'nda hiçbir şekilde sizinle birlikte olmayacağımız çok açıktır." sözlerine rağmen, başbaşa ikili görüşmeye daveti, tutumunu hala netleştiremediği konusunda manidar işaretler vermiştir. Belki de böylelikle, Başbakanın ifade ettiği gibi 'bağcıyla uğraşmayacaklar ve üzümü beraber yemeye' başlayacaklardır. Taşlar yerine oturacak ve 'yıkım troykası' bu yolla tamamlanacaktır.''
CHP'nin de AK Parti ve DTP arasına girerek aynı karede yer aldığını söyleyen Bahçeli, ''Bu süreçte taşeronlar belirmiştir. Fotoğraf karesinde eksik parça da yerini alacak Meclis kürsüsü önünde poz veren AKP ve DTP'nin arasına CHP de girecektir.'' şeklinde ifade etti.
Ayrıca, demokratik açılım sürecini yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın doğu ve güneydoğu ziyaretini eleştiren Bahçeli, şöyle dedi: ''Yıkım projesi kapsamında ikna çabalarını sürdürmeye devam eden İçişleri Bakanı'nın Diyarbakır'a olan ziyareti ve yaşanan rezaletler ise tam bir AKP çürümüşlüğünün ve yönetim zafiyetinin göstergesi olmuştur. Ülkemizin emniyet ve asayişinden birinci derecede sorumlu olan bir hükümet üyesinin gözleri önünde kepekler kapatılmış, sokaklar boşaltılmış ve bu tehdit bakan tarafından görmezden gelinmiştir. Hatırlanacağı gibi Mahalli İdareler seçimlerinden önce de, Başbakan Erdoğan'ın ziyaretlerde aynı manzaralara şahit olunmuştu.''
DTP kongresine de değinen Bahçeli, bu kongreyi terör örgütü toplantısıyla eş tutarak şunları söyledi: ''Bu ülkenin bir başbakanı olarak ziyaret ettiği illerde kendi halkından korunmak durumunda kalmış, polis kuşatması ve kordonu altında siyasi gösteriler yapmıştı. Bugün gelinen aşamada yaşadığımız sokak eylemleri, ihanet provaları, değişen hiçbir şeyin olmadığını, hükümetin terör örgütüne teslim bayrağı çektiğini göstermektedir. Bu teslimiyet öylesine vahim bir boyut almıştır ki, yıllardır yurt dışında sözde kongre adı altında toplanan PKK kadroları, son kongrelerini siyasi parti toplantısı kimliğiyle Başkent Ankara'da yapmaktan çekinmemişlerdir. Ve bütün bunlar hükümetin, güvenlik kuruluşlarının ve adli makamların adeta gözetiminde ve nezaretinde yapılmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla, artık bölücülük suç olmaktan çıkmış, isyan provası yapmanın, ihanete alkış tutmanın, ayrılma tehditleri savurmanın itibar gördüğü bir "hukuki, fikri ve siyasi kangren" bütün ülkeyi sarmıştır.''
Bahçeli: İstanbul'daki olaylar izan ve insaftan uzaktır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul'da IMF-Dünya Bankası toplantıları sırasında yaşanan gösterileri eleştirerek, ''Demokratik sınırların zorlanması, izan ve insaftan yoksun taşkınlıkların oluşması, herkeste haklı olarak toplumsal huzur ve güvenliğimizle ilgili endişe uyandırmıştır.'' dedi.
TBMM'deki grup toplantısında İstanbul'da yaşanan gösterilere de değinen Bahçeli, bu konuda şunları söyledi: ''Elbette demokrasinin en temel gereklerinden birisi de yıkıcı ve tahrip edici olmamak kaydıyla toplantı ve gösteri yapabilme hürriyetidir. Buna bir diyeceğimiz yoktur. Hatta bu tip toplumsal hareketlerin uyarıcı bir işlevinin de olduğu söylenebilecektir. Ne var ki gösteriler sonucunda ortaya çıkan manzaranın, demokratik bir hakkın kullanılmasından daha çok, çevreye zarar veren eylemler olarak vuku bulması, sokakların savaş alanına çevrilmesi doğru ve yerinde olmamıştır.''
Protestoların yakın hedefinde masum insanların bulunduğuna dikkat çeken Bahçeli, protestoların yakın hedefinde hiçbir suçu günahı olmayan masum insanların yer almasının, işyerlerinin zarar görmesinin kabul edilemeyeceği ve asla hoş görülemeyeceği bir tabloyu ortaya çıkardığını belirtti. Bahçeli, "Demokratik sınırların zorlanması, izan ve insaftan yoksun taşkınlıkların oluşması, herkeste haklı olarak toplumsal huzur ve güvenliğimizle ilgili endişe uyandırmıştır.'' dedi.
Bahçeli'nin Uzan yorumu: Başka bir ülkeye sığınmak vatanseverlikle bağdaşmaz
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın Fransa'ya sığınmasına tepki gösterdi.
TBMM'deki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, Uzan'ın Fransa'ya sığınması hakkında şunları söyledi: ''Önce iş hayatında, sonra siyasi hayatında önemli görevler üstlenmiş bir kişinin başka ülkeye sığınması ne siyasi ahlakla ne toplum ahlakıyla ne de vatanseverlikle bağdaşmaz. Böyle bir davranışı tasvip etmiyoruz.''
Ayrıca, MHP grup toplantısına dağıtılan Azerbaycan bayrakları damgasını vurdu. Bursa'daki Türkiye-Ermenistan maçına Azerbaycan bayraklarının sokulmayacağını belirten MHP yönetimi, buna tepki için grup toplantısında Azerbaycan bayrakları ve rozetleri dağıttı. Grup toplantısında ayrıca, Kayseri'den getirilen kayısı ikram edildi.
(CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.