Demokrasi ve ekonomiyi böyle kıyasladı

Demokrasi ve ekonomiyi böyle kıyasladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, çetelerle, mafyayla, hukuk dışı örgütlenmelerle sadece demokrasi, hukukun üstünlüğü için mücadele etmediklerini belirterek, "Aynı zamanda bu ülkeyi büyütmek, bu milletin ekmeğini çoğaltmak için de yapıyoruz; demokrasinin üze

Türkiye'nin giderek ihracatını artıran bir ülke haline geldiğini anlatan Erdoğan, "Türkiye dış politikada aktif oldukça ekonomide kazandı. Ekonomide kazandıkça dış politikada daha fazla ağırlık elde etti." diye konuştu. Ekonomik göstergelerin iyiye gittiğini anlatan Erdoğan, otomobil ve buzdolabı satışlarının giderek artığını söyledi.

Türkiye Müteahhitler Birliği, dünyanın en büyük 225 uluslararası müteahhidi arasına giren 35 Türk inşaat firması için ödül töreni düzenledi. Ankara Swiss Otel'de düzenlenen 'Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Ödül Töreni'ne Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı(TMB) Erdal Eren ve inşaat firmalarının temsilcileri katıldı.

TMB Başkanı Eren konuşmasında müteahhitlerin Türkiye'yi yurt dışında çok iyi temsil ederek yüz akı olduklarını anlattı.

Bakan Çağlayan ise uluslararası firmalar arasına girmeye başaran 31 müteahhidi tebrik ederek, görüştükleri birçok ülke liderinin Türk müteahhidi ile çalışmak istediğini kaydetti.

Başbakan Erdoğan da konuşmasında 7 yılda 80'e yakın ülkeyi ziyaret ettiğini belirterek, görüştüğü devlet başkanlarının Türk müteahhitlerin başarılı çalışmalarından bahsettiğini söyledi. Erdoğan, müteahhitlere şahsı millet ve hükümet adına teşekkür etti.

Dün yaptığı Irak ziyaretinden bahseden Erdoğan, "Irak'ın dört bir yanında Türk müteahhitler tarafından yapılan hizmetlerden gördüm. Irak'ın şehirlerini yeniden imar ve inşaa ediyorlar." dedi.

"SİYASETÇİ ENGEL OLAN DEĞİL, YOL AÇAN OLMAMALI"
Siyasilerin, devlet adamlarının, ülkesindeki işadamlarına, sivil toplum örgütlerine, sanatçılara topyekûn milletin önünde engel olmaması gerektiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Siyasetçi, ön açan motive eden olmalı, varsa problemler çözüm yolları aramalı. 7 yıldır dış politikada attığımız adımlar eleştiriler aldı. Komşularımızla sorunların çözüme, barışa yönelik adımlarımızı kıyasa eleştirdiler. Küçük hesaplarla çok gezdiğimizi söylediler. Benim işadamım hangi ülkeye gidiyorsa, yatırım yapıyorsa benim de o ülkeyle temas kurmam, diplomatik ilişkileri güçlendirmem, orada iş adamlarının sağlıklı yatırım yapmalarına zemin hazırlamak için gayret sarf etmem lazım. Bir ülkede benim vatandaşım, soydaşım varsa gidip onların meselelerini en üst seviyede takip etmem ve çözmem gerekiyor. Bundan daha tabii bir şey olabilir mi? Gittiğim birçok şehirde bizi karşılayanlar 'buraya gelen ilk başbakan sizsiniz' dediler. Yıllarca kendi kaderlerine terk edilmişler."

"TÜRKİYE DIŞ POLİTİKADA AKTİF OLDUKÇA EKONOMİ KAZANIYOR"
Türkiye'nin giderek ihracatını artıran bir ülke haline geldiğini anlatan Erdoğan, bu seviyelerin yakalanmasını hükümetin, müteahhitlerin, işadamlarının el ele vermesine bağladı.

İhracata dayalı bir ekonomik anlayışı benimsediklerini, bunun için Türkiye'nin başarılı olmak zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Ekonomik krizi en az zararla atlatacağız. Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde 2002 yılında Türk firmalarının yükledikleri 1,7 milyar dolar seviyesinde idi. 2008 ise 14 kat artarak 23,6 milyar dolara yükseldi, muhteşem bir olay. Türkiye dış politikada aktif oldukça ekonomide kazandı. Ekonomide kazandıkça dış politikada daha fazla ağırlık elde etti. 230 milyar dolardan devraldığımız gayri safi yurt içi hasıla, 2008 sonu itibariyle 742 milyar dolara yükseldi. Türkiye'yi dünya ekonomileri arasında 26. sıradan aldık 17. sıraya yükselttik. Fevkalade bir hal olmazsa bu yılsonunda 16. sıraya yükseleceğiz. Bu değişik ve dönüşümden vatandaşın istifade etmediği söylemek çok ağır haksızlık olur."

"OTOMOBİL VE BUZDOLABI SATIŞLARI ARTTI"
Ekonomik göstergelerin iyiye gittiğini anlatan Erdoğan, otomobil ve buzdolabı satışlarından örnekler verdi. Erdoğan şöyle konuştu: "2002 yılında 91 bin adet otomobil satılmıştır. 2008 küresel krize rağmen 306 bin adet yerli ve ithal otomobil satışı gerçekleşti. Bunları benim vatandaşım alıyor. Yine bu yıl ocak ayının ilk döneminde küresel krizin tüm ağırlığına rağmen 281 bin adet otomobil satışı gerçekleşti. 2002 yılında 1 milyon buzdolabı satılmış, 2008 sonun yaklaşık 2 milyon buzdolabı satılmış. Ocak-Ağustos dönemin ise de 1 milyon 118 bin adet buzdolabı satılmış. Görüldüğü gibi halkımın alım gücünde gerileme yok satın alma gücüde artmış. Bu benzeri birçok göstergeyi tüm dünyayı kasıp kavuran tarihte eşi görülmemiş krizi rağmen başardık. Elbette kimi göstergeler krizden etkilendi. Büyüme olsun, işsizlik olsun, belli miktarda hissedildi. Ancak birçok ülkeye göre biz bu etkiye asgari sevilerde tutabildik. İnşallah aldığımız tedbirlerle işsizliği belli bir seviyeye düşüreceğiz. İnşaat sektörüne yan sektörleri ile istihdama sağladıkları katkıdan dolayı teşekkür ederim."

"ATILAN HER ADIM EKONOMİYE KATKI SAĞLIYOR"
Ekonomiyi dış politikadan, dış politikaya ekonomiden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Aynı şekilde demokrasileşmede dış politikadan ve ekonomiden bağımsız düşünemeyiz. Bunlar birbiri ile ilintilidir. Türkiye bu gün AB katılım müzakerelerini yürütüyorsa, reformlarını kararlılıkla devam ettiriyorsa bundan her alan olduğu gibi ekonomi de kazanıyor. BM'de geçici üyelik, Türkiye'nin G-20 zirvesine katılması, düşüncelerini aktarması, dünyada tanınmasının yanında ülkemizi yatırım üssü haline getiriyor. Uluslar arası alanda atılan her adım ekonomiye katkı sağlıyor." dedi.

"DEMOKRASİNİN ÜZERİNDE GÖLGE VARSA EKONOMİDE DE VARDIR"
"Demokrasinin üzerinde gölge varsa ekonominin üzerinde de gölge vardır." diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz çetelerle, mafyayla, hukuk dışı örgütlenmelerle hiç tavizsiz mücadele ederken sadece demokrasi için, sadece milli egemenlik için, sadece istikrar huzur için, sadece hukukun üstünlüğü için değil, aynı zamanda bu ülkeyi büyütmek, bu milletin ekmeğini çoğatlmak için de yapıyoruz. Demokrasinin üzerinde gölge varsa ekonominin üzerinde de gölge vardır. Bunu anlamak, bunun gereğini yerine getirmek zorundayız. Demokrasinin, hukukun daha fazla gelişmesi, istikrarın daha güçlü hale gelmesi demektir. Son dönemde çalışmalarına başladığımız milli birlik sürecini de bu açıdan ele almak lazım." (CİHAN)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.