Baykal'ın dili mi sürçtü?

Baykal'ın dili mi sürçtü?
CHP lideri Deniz Baykal, partisinin meclisteki grubunda bir konuşma yaptı. Azerbaycan ile ilişkiler, PKK'lıların teslim olması, Başbakan ile kameralı ile görüşme ve Cumhurbaşkanı Gül'ün MGK önerisini gündemine alan Baykal, MGK önerisi ile ilgili sözleri i

Hükümetin ekonomi politikalırını eleştirerek konuşmasına başlayan Baykal, şunları söyledi: 

BAYKAL'DAN EKONOMİK ELEŞTİRİLER
2. dünya savaşından bu yana en büyük daralmaya yaşıyoruz. G20'de Türkiye 3. sıradaydı şimdi ise 17. sıraya gerilemiştir. AKP gelirken 3., şimdi ise 17. sırada. Kalkınmada 7 yıl önce 29. ülkeydik, şimdi 136. ülkeyiz. Bu tablo içinde 2010 yılı bütçesi hazırlanıyor. Fevkalade iddiasız, durumu idare etmeye yönelik, gerçekçiliği tartışmalı bir tasarı ile karşımıza çıkmıştır. Vergi gelirlerindeki artış oranları tartışmalıdır. Öngörülen vergi geliri artışını izah etmek güçtür. Bir süre sonra ciddi vergi artışları ile karşı karşıya kalacağız. Emeklilere yönelik olarak da 2.5+2.5 bir artış öngörülmüştür. Tabi bu artışın ne anlama geldiğini iyi biliyorsunuz. Kısa bir süre önce doğalgaza yapılan zamlar, petrol ürünlerine neredeyse her ay yapılıyor, elektriğe zam yapılmıştı. Bu tablo karşısında memurun da ciddi gelir kaybına uğrayacağı açıktır. 

Bütçe güven vermiyor, halk daha çok sıkıntı çekecek. Ekonomik konular gündemimizde. Bundan sonra da kapsamlı olarak konuşacağız. CHP olarak biz bu ortamda KEY ödemeleri ile ilgili soruna herkesin dikkatini çekmek istiyoruz. Malesef gerçekçi bir değerlendirme ile 5.6 milyona yakın insan KEY paralarını tahsil edememiştir. Bu kabul edilebilir bir tablo oluşturmuyor. Bu konuyu TBMM'ye getireceğiz. 

Geçtiğimiz hafta 3 yasa AYM tarafından iptal edildi. CHP'nin haklılığı bir kez daha ortaya çıktı. Ücöretg elirlerinin vergilendirilmesinde uygulanan yüzde 5 indirimin kaldırılmış olması karşısında bizim AYM'ye başvurarak vergi avantajını sağlayacak bir kararın çıkmasını gerçekleştirdik. Ücretliler diğer kazanç sahiplerinden 5 puan daha az vergi ödemeye devam edecek. 

Yine yatırım indiriminde yatırımcının haklarını ellerinden alan düzenleme iptal edildi. 

Üçücnü olarak da yabancı yatırımcıların elde ettiği faiz gelirlerinden sıfır kesinti yapılırken bunun yerliler için yüzde 10 olmasını ortadan kaldırdık. Yerli yatırımcı da yabancı yatırımcı ile eşit vergi sorumluluğunu taşıyacak. 

TÜRKİYE AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ
Azerbaycan krizi üzerinde de önemle durulması gerekiyor. İlişkilerimizin artık bir nezaket sorunu olmanın ötesine geçmeye başladığını, bu konunun ciddi hale geldiğini görüyoruz. Malesef bu konularda kim haklı kim haksız, hangi karar uygun, uygun değil tartışmalarının başlatıldığını görüyorum. Türkiye bu sınır kapısının açılması konusunu malesef kendi özel durumlarını, özel ilişkilerini dikkate almadan çok yanlış vermiştir. Bir sorunu çözeceğiz derken çok daha ağır bir büyük sorunla karşı karşıya kalmışızdır. Üzüntü verici bir olay. Durduk yerden birilerinin tavsiyeleri doğrultusunda, onların gözüne gireceğiz diye durduk yerde gerekmeyen ciddi sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olduk. Bu uyarıları ta başından beri yapıyoruz. Sakın Azerbaycan'ı küstürecek bir şey yapmayın diyorduk. Bunlar stratejik hatalardır. 

AZERBAYCAN BAYRAĞI İLE İLGİLİ KRİZ
Bu ortamda Bursa'da Ermenistan -Türkiye maçı oynandı. Protokol yetmiyormuş gibi bir de bayrak krizi çıktı. Valilik kendisi doğrudan harekete geçti. Biz bizzat gidip konuştuk, baskılar yaptık. Ama bir hata bu iş bitti. Bayraklar toplatılarak o maç yapıldı. Daha dün PKK bayrakları ile sınırda binlerce insan güvenlik güçlerinin gözlerine baka baka, onların gözleri önünde o bayraklarla gösteriler yapıyorlar, bunu içinize sindiriyorsunuz ama kardeş bayrağının bir maçta bulunmasını yasaklama gereğini duyuyorsunuz. Gücünüz PKK'ya yetmiyor da Azerbaycan'a mı yetiyor? Bu konu hükümetlerin yanlışlarına kurban edilemez. İki ülke halkı da yöneticilerinin yanlışlıklarını dostluğun sarsılmasına izin vermezler. 

PKK'LILARIN TESLİM OLMASI
Açılımın altında neyin yattığı dün ortaya çıktı. Sürecin niçin gizli götürüldüğü anlaşıldı. Yıgınla insanlarla konuştular. Kimseye söylediler mi? Neden ucu açık denildiğini şimdi anlıyoruz. Neden DTP'nin İmralıyı muhatap alın dediğini şimdi anlıyoruz. Yol haritasının neden açıklanmadığını, şimdi anlıyoruz. Dün resmen görüldü ke İmralı'dan gönderilen yol haritası uygulamaya konuldu. Dün ortaya çıkan birilerinin Irak'ın dağlarında karar almasıyla ortaya çıkmış bir tablo değildir. Bir karşılıklı mutabakatla, halktan gizli tutulan bir senaryonun uygulamaya konulduğunu gördük. Zamanlamaya bakın, dağdan birileri organize bir şekilde kamplardan geliyor, aynı anda karar alıyorlar, belli bir yerde buluşuyor sınır kapısına geliyorlar, özel yetkilendirilmiş savcılar orada, emniyet müdürlüğünün kadroları orada, MİT orada, devlet tam kadro orada. Birilerini karşılıyorlar. Bu tablo bir senaryodur. Yol haritası işte bu. Onları kim gönderdi. Kendi iradeleri ile mi geldiler. Birileri inin dedi, şuradan inin, şu kadar inin, sizde buradan organize oldunuz karşıladınız. Ne için geldiler. Biz buraya elçi olarak geldik diyorlar, elçi. Ellerinde mektupla geliyorlar. Ben pişmanlık talep etmiyorum diyorlar. Bizim teşkilatımız AKP yönlendirmesindeki teşkilatımız onları karşılarken bu bir sürpriz olarak mı ortaya çıkıyor? Size şartlarımızı taşımak için buraya geldik, bunun gereğini yapın, yapmazsanız görürsünüz diyorlar. Konu bu değil mi? Buraya gelenler kanuna teslim olmaya gelmedi. Onlar şartlarını duyurmaya geldiler. Hadi diyelim ki bu onların talebi. Peki senin konumun ne? AKP'nin neden bizimle görüşmek istediğini şimdi anlıyoruz. Gelenler teslim olmaya değil teslim almaya geliyor. 

ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME KRİZİ
Başbakan görüşmek istedi biz de dedik ki bu kritik ortamda ne söylediğimiz kayda geçmeli. Başbakan mektubumuzu aldı teşekkür etti. Görüşmeyi kabul ettiğini öğrendik ve beklemeye başladık. 5 Gün sonra Başbakan anlaşılan karar verememiş çıktı görüşmeyeceğim diyor. Takdir senin. Vazgeçiyor da bunu yaparken sükunetle görüşmeyeceğim demiyor, ahlaksızlık diye niteliyor. Bir defa her kim ki iki lafından biri ahlak dürstlük der bir dakika dur orada diyeceksiniz. Bu işler böyle lafla olmaz. Herkes yarası olan gocunur. Ahlaksızlık suçlaması kimseyi ahlaklı hale getirmiz. Dürüst değilsin suçlaması kimseyi dürüst hale getirmez. Tablo ortada daha ne konuşuyorsun. Durduk yerden ahlaksız gibi lafları bu kadar rahat kullanması yakışmıyor. Bizim kapımız açık senin de kapın açık olsun diyor. Ama sen diyorsun ki hayır sadece kapın bana açık olsun, hayır benim kapım millete de açık. Buyur içeceğin çay olsun, ne istersen emrine amade. Senin gönlünü hoş tutmak için her şeyi yaparız. Ama senin yanlışında ortaklık yapmayız. Buna müsade etmeyiz. Başbakan'ın derdi benim düşüncelerim mi, benim düşüncelerim yazılı. Hayır, millet görmeden görüşeceğim diye ısrar ediyor. 70 milyonun önünde görüşeceksen gel kapım açık. Bekliyorum seni. Ama millet bilmesin, tenhada buluşalım diyorsun, tenhada buluşmak yok. 

CHP'YE İHTİYAÇ VAR MI?
CHP'nin görüşlerine ihtiyaç olduğu ortada. Ama bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Gayri tabii yollara girmiyoruz. İşi doğal mecrasında çezeceğiz. Eğer ihtiyaç varsa milletimiz takdir eder milletimiz tekdir ederse yetkili olarak biz de görevimizi yaparız. 

ONUN ASIL DERDİ ERGENEKON
Bu uygulamayı Ergenekon'da da yapsana. Dün gelenler neredeyse törenlerle şaşaalı bir şekilde ağırlanıyorlar, Ergenekon'un vatansever insanları aylarca neyle suçlandıklarını bile bilmeden cezaevlerinde tutuluyorlar. BU adaletsizliklerin bu tutarsızlıkların sona ereceği günler yakındır. Herkesin hakettiği şekilde hukuka uygun olarak yargılanacağı ortamlara gelinecektir. 

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.