Erdoğan, teşhisi koydu!

Erdoğan, teşhisi koydu!
Başbakan Erdoğan, Milli Kültür Vakfı'nın toplantısında yaptığı konuşmada, son 200 yıldır yaşanan sorunların temelinde bakın neyin yattığını söyledi.

Türkiye Millî Kültür Vakfı, 40. kuruluş yıldönümünü Haliç Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlediği "40 Vakıf İnsana Vefa" etkinliği ile kutluyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, törene onur konuğu olarak katıldı. Etkinlikte, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dan, Necip Fazıl Kısakürek'e kadar 40 değerli ismin anlatılacağı toplantılar yapılacak.

Türkiye Millî Kültür Vakfı, 40. kuruluş yılı nedeniyle millî kültür ve manevî değerlerin genç nesillere aktarılmasında büyük emekleri ve hizmetleri bulunan, kendilerini ülkenin millî ve manevî kalkınmasına adamış 40 ilim, fikir, sanat ve edebiyat adamını anmak üzere 2 gün sürecek bir toplantı düzenledi. Toplantıda, Ahmet Aydın Bolak, Ahmet Kabaklı, Ali Özek, Cahit Okurer, Cemil Meriç, Prof. Dr. Cevat Babuna, Cinuçen Tanrıkorur, Prof. Dr. Erol Güngör, Ferruh Bozbeyli, Fethi Gemuhluoğlu, Prof. Dr. Fuat Sezgin, Galip Erdem, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Hekimoğlu İsmail, Hulusi Çetinoğlu, İdris Yamantürk, İsmail Kahraman, Mahir İz, Mehmet Niyazi Özdemir, Dr. Metin Eriş, Muzaffer Somay, Necip Fazıl Kısakürek, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Nurettin Topçu, Orhan Okay, Sabahattin Zaim, Sabri Ülker, Saffet Kozluca, Prof. Dr. Salih Tuğ, Semiha Ayverdi, Selahattin Üzel, Mustafa Köseoğlu, Süleyman Yalçın, Şule Yüksel Şenler, Tarık Buğra, Turgut Cansever, Turgut Özal, Prof. Dr. Uğur Derman, Yusuf Türel, Yücel Çakmaklı anılacak.

Törenin açılışında bir konuşma yapan Türkiye Milli Kültür Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Salih Tuğ, "Kökü mazide olan âtiyiz " sloganıyla yola çıktıklarını belirterek, "Dünü unutturmayacağız, yarına hazırlık yapıyoruz. Köklerimiz ise bizi biz olarak kabul eden aydınlarımız, mütefekkirlerimiz ve aksiyon insanlarımızdır." dedi. Tuğ şunları söyledi: "Geleneğimizdeki bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır deyip vakfımızı, milli ve kültürel değerlerimize sahip çıkan mütefekkir, ilim adamı ve sanat dünyamızdaki eylem adamlarımızın yeniden hatırlanması, bu kök adamlarımızın anılıp örnek hizmet ve faaliyetlerinin yad edilmesi yönünde Vakıf Mütevelli Heyetini bu toplantıyı gerçekleştirmek için ittifakla karar almaya sevk etmiştir. İki gün boyunca üç ayrı salonda gerçekleştirilecek olan bu anma toplantılarında, yine mümtaz aydınlarımız, dostlar ve mensuplarımız tarafından sunumlar ve konuşmalar yapılacak ve siz katılanlarında iştirakleri ile köklerimizin bütün cepheleri ve örnek özellikleriyle bu hayır ve hasenat ve hizmet insanları, genç nesillere tanıtılacak ve milli kültürümüze yaptıkları unutulmaz hizmetler dile getirilecektir. Hemen ifade edeyim ki bu konuşmalar, gök kubbemizde bir hoş seda olarak kalmayacak ve bir anı kitabı halinde kamuoyunun da istifadesi için Vakfımız tarafından kısa zamanda yayınlanması cihetine gidilecektir."

Bugüne kadar, Ferruh Bozbeyli, Hulusi Çetinoğlu, Turgut Özal ve Prof. Dr. Salih Tuğ'un başkanlığını yaptığı Türkiye Millî Kültür Vakfı, 40 yıl boyunca yaklaşık 5 bin öğrenciye yurt içi ve yurt dışı eğitimi için karşılıksız burs vermiş, aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de bulunduğu eğitimci, bilim adamı, iş adamı ve politikacılar yetiştirdi.

Bu arada, onur konuğu olarak törene katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bir konuşma yaptı.

Erdoğan şunları söyledi: 

Mevlana'nın, Yunusun dili bu topraklarda yoğrulmasaydı millet olma sürecimiz eksik kalırdı. Bizim devlet anlayışımız Şeyh Edebali'nin ifade ettiği 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışıdır. Bütün badireleri aştık. Son 200 yıl boyunca bu ülkenin ve bu milletin benliğinde ve hafızasında bütün bu gelişmeler derin izler bırakdı. Bu süreçte aydınlarımız, ilim ve sanat erbabımız gerçekten üzülerek söylüyorum, ciddi savrulmalar yaşadı. Aydınlarımızla millet arasındaki makasın açıldığını görüyoruz. Elitist anlayışın yaygınlaştığını, aydınların bu milletin ruh köküne yabancılaştığını görüyoruz. Geçmişte yaşadığımız ve bugün yaşadığımız bir çok meselenin temelinde aydınlarımızın ve yönetici kitlenin kendi öz değrelerinden kopuşunun etkili olduğunu belirtmek istiyorum. 

ONLAR OLMASAYDI
Cemil Meriç'in aykırı, sancılı sesi görmezlikten gelindi ama aradan geçen zaman Meriç'i doğruladı. Turgut Carsever olmasaydı, bilincin biçimler dünyasına yansıması, idrakin inşası eksik kalırdı. 'Küçük Ağa' ile Kurtuluş savaşını Tarık Buğra'dan öğrendik. Bir tanesi eksik kalsaydı bu topraklarda benliğimizde mutlaka bir noksanlık hissederdik. Osmanlı 40-50 yıl yaşayacak ağaçlar değil yüzlerce yıl yaşacayak çınarlar dikerdi. 

KAMPLAŞMALARA DİKKAT ÇEKTİ
Son 200 yıl içinde yaşadığımız değişik buhranlar bu ülkenin fikir iklimi üzerinden adeta bir silindir gibi geçti. Kamplaşmalar yaşandı, kutuplaşmalar meydana geldi. Bizde fikirler çarpışmadı, ne yazıkki ayrı kutuplara savrulduk. Bu zor süreçte Türkiye'nin kimi meselelerinin ihmal edildiğini ve yeterince önemsenmediğini gördük. Görmeye de devam ediyoruz. Tarih ve medeniyet tasavvurumuzdan münhim bir milari anlayış halen şehirlerimizde... Dış politikada bugün bile Türkiye'nin ekseni, yönü tartışma konusu yapılıyorsa, Doğu ve Ortadoğu ile münasebetlerimiz soru işaretleri doğuruyorsa burada da bir tefekkür zihniyetinin eksik olduğu aşikardır. Biz her yöne yönelmek suretiyle normalleşmeyi yakalamış bir milletiz. Bunu bir defa yakalamak lazım. Vakıf gibi dünyaya örnek teşkil etmiş bir unsura sahipken sosyal politikaların sorgulanması normal değil.  Ahilik gibi bir köklü külctüre sahipken sokak çocukları üzerine fikirler eserler verilmemiş olması düşündürücü. Bin yıllık bir ortak yaşama rağmen millet tasavvuru üzerine dört başı mamur analizlerin oluşmamış olması bugün de sıcak bir şekilde hissettiğimiz gibi önemli bir nokta. Azınlıklar meselesi gündeme geliyor, hemen feryadü figan. Aydınlarımız kendi kutuplarına çekiliyor. Alevi vatandaşlarımızın meseleleri gündeme geliyor, taraflar gard alıyor. Adına ne derseniz deyin, ister Kürt meselesi, ister demokratik açılım, hemen saflar belli oluyor. Siyasetin de bir rahtı var. Onun peşinde koşanlar var. 

MERHUM ÖZAL'DAN SONRA İLK DEFA
Türkiye'nin bu en temel sorununu çözmek için ortaya koyduğumuz samimiyet hissi temelden yoksun bir muhalefetle karşılaştı. Milliyetçiyim diyenler bunun fikri temelinden yoksun. Mukaddesatçıyım diyenler manevi geleneğin irfan ve hikmet anlayışından yoksun. Sosyal demokratım diyenler bunun fikir temelinden yoksun. Biz siyasetçi olarak ne kadar zor olduğunu ve belki ağır bedeller olduğunu bile bile yola çıktık. Bu sürecin ilmi ve fikri süreçte desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Merhum Özal'ın o zaman üzerine cesaretle gittiği fikirlerin uzun bir aradan sonra yeniden savunuluyor olmasının sahiplenmesi gerektiğine inanıyorum. Bizim üzerimizdeki mesuliyet aynı şekilde ilim ve fikir adamlarının üzerindedir. 

HABERVAKTİM.COM-CİHAN

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.