Baykal korkularını anlattı
Baykal'ın konuşması şöyle:
Bugün bizim için bir vicdan muhasebesi günüdür. Bu duygular içinde Atatürk'e sahip çıkarak bu bilinçle yaşamak zorundayız.
BAYKAL'A GÖRE 10 KASIM'IN ÖNEMİ
10 Kasım cumhuriyetin değerini bilmemiz gereken bir gün. Ne zamanki onu kaybetme tehlikesi ortaya çıktı, o zaman bir millet oluşturmanın, birlikte yaşıyor olmamızın ne kadar büyük bir değer olduğunu ancak o zaman anlarız ama ne yazık ki iş işten geçmiş olur. Buna izin vermemeliyiz. Cumhuriyetimizin değerini çok iyi bilmeliyiz. Cumhuriyetle ve Atatürk'le, varlığımızı, onurumusu sahiplenmemiz karşısında, milletimizle hesaplaşmak isteyenlerin karşısında dikkatli davranmalıyız. Böyle bir günde, cumhuriyetimizin temellerinin sarsılmasına yönelik, ulusallaşma projemizin aksatılmasına yönelik, etnik temelde ayrışmaya hizmet etmeye yönelik, bir büyük projenin TBMM'ye bugün getirilecek olmasının derin anlamını takdirlerinizi bırakıyorum. Atatürk ve büyük eserini saygıyla selamlaması gereken bir günde, bir tuzağın, bir tertibin, gizli gizli taşınacak olması, çok acı bir olay.
İKTİDAR HİMAYESİNDE TUZAK
Gelecekte de bize hakkımızı teslim eden bir anlayış içinde bakılmayacaktır. Bütün bunları bilmeli ve ona göre yaşamalıyız. Belki de ilk kez gerçekleştirdiğimiz bu çok başarılı Cumhuriyet gerçeğine karşı, ülkenin içinden birilerinin karşı mücadelede kullanıldığını biliyorduk ama şimdiye kadar böyle bir tertibin iktidarın himayesinde ortaya çıktığına şahit olmamıştık.
TAM BAYKAL'LIK ANALİZ
Din diye, din ve barış adına en utanç verici savaşların gerçekleştirildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Demokrasi diye demokrasinin içinin boşaltıldığını biliyoruz. Bu milletin özgürlüğü için mücadele edenler, onları teba olmaktan çıkarmak için mücadele verenler, kadınlara oy hakkını verenler, herkesin eğitim hakkını sağlamak için en güç koşullarda mücadele verenler, milli mücadele ile geldiği iktidarı bırakarak terkedenler, bunlar demokratik değil, basını sindirenler, 70 bin kişinin telefonunu dinleyenler, yargıyı baskı altına alanlar, medya mensuplarını baskı altına alarak konuşamaz hale getirenler demokrat. Bunları çok iyi biliyoruz. Bu tuzaklara düşmeyeceğiz. Bunlar gün olacak demokrasi bizim için bir tramvaydır, istediğimiz zaman bineriz, istediğimiz zaman binmeyiz. İnançlarımızın için gerekirse papaz elbisesi bile giyeriz diyecekler. Biz de bunlara teslim olacağız ve Türkiye özgür olacağız. Var mı böyle bir şey?
"BUGÜN ANLATMANIZ LAZIM"
Türkiye'ye karşı büyük bir tuzağın kurulduğu açıktır. Hala şu dakika itibariyle hükümetin neyi önerdiği belli değil. Hiç birimiz için. Kimden neyi saklıyorsunuz? Neden kendine güvenen insanlar olarak şunu şunu yapacağız diyemiyorsunuz. Gizli gizli, şu köşede bir kararname, şu köşede bir düzenleme, YÖK kararı, çık erkekçe söyle. Bu gizlilik çok anlamlıdır. Ne yapacaksınız, sizleri dinleyeceğiz bakacağız. Ama vakit geliyor, takvim kısıtlı hemen yapmamız lazım. Tamam da ne yapacaksınız? Bir pakitiniz var mı, hayır yok. Peki ne var, ucu açık müzakere. Biri böyle diyorsa bir dakika dur demelisiniz. AB'ye de böyle müzakereye almışlardı. Sonra içinden ne çıktığını gördük. Ucu açık olsun önemli değil ama ne yapacağınız belli olsun. Ne zaman ne olacağı belli değil her zaman her şey olabilir. İnsanları kabul edemeyeceği politikalara teslim olmaya çalışmaktır bu. Bakalım bugün ne ifşa edecekler. Bugün İçişleri Bakanı yaptığı temaslarda ne yaptıysa onu anlatacak. Kardeşim ne yapacaksın onu söyle, onu yarın söyleyeceğim diyor. Kardeşim yarın nasıl anlatacaksın. Olur mu, bugün söyleyeceksin biz bileceğiz. Bu ne biçim kaçak güreşme?
GDO'LU ÜRÜNLERLE İLGİLİ DÜZENLEME
Bu iktidarın yönetme kaabiliyetini tamamen kaybettiğini ortaya koyan önemli bir kaç yönetim fiyaskosu var. Önce bir GDO meselesi. Millete karşı, perde arkası düzenlemeler, milletin güvenini ciddi şekilde sarsan, ne olduğu dahi bilinmeyen bir tablo. Günlerdir Türkiye bu huzursuzluğun içinde yaşıyor. Türkiye için yararının ne olduğu net olarak ortaya çıkmamışken, genetiği değiştirilmiş ürünün insanımızın yararı bakımından hangi yararları getireceği ortaya çıkmamış olan bir uygulamayı Türkiye'nin sınırlarını açmaya karar vermesi ciddi sıkıntıya neden olmuştur. Bir tarafsız ve bağımsız bir bilimsel kurulun kararı ile ithal edilecek deniliyor ama kurulun tarafsız olmadığı, devlet memurlarının çoğunluğundan oluştuğu ve hükümet güdümünde olduğu açıktır.
DOMUZ GRİBİ AŞISI İLE İLGİLİ SORUNLAR
Aşı olayı bir başka skandal. Başbakan diyor ki ben aşı olmam. Başbakan aşılanmıyorsa insanlar niye aşılansın. Bunu yap ki öncülük etmiş ol. Herkes kendi kararını alsın, öyleyse sana ne ihtiyaç var?
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.