İstismarı böyle tanımladı
Başbakan Erdoğan: Habur'daki manzara kadar şehit annesine Meclis'te slogan attırmak da istismardır
Erdoğan, Kızılcahamam Asya Termal Tatil Köyü'nde düzenlenen 14. İstişare ve Değerlendirme toplantısında 'demokratik açılım' yönelik eleştirileri cevapladı. Erdoğan, 'demokratik açılım' çalışmaları konusunda oynanan oyunları bozup, istismar zeminini kaldıracaklarını ve Türkiye'ye yeni bir ufku hep birlikte çizeceklerini kaydetti. Günün nutuk atma günü olmadığını vurgulayan Erdoğan, "Gün süslü söylevler irat etme günü değildir, gün ölümlere çare bulma günüdür. Gün akan kanı dindirme, annelerin gözyaşını bitirme günüdür. Bundan gerisi lafı güzaftır." dedi.
Hükümet olarak 7 yıl boyunca bu konuda önemli, somut adımlar attıklarına işaret eden Erdoğan, "Bir yandan terörle mücadele ettik, bir yandan dağa çıkışları engellemek için ekonomik, sosyal, psikolojik tedbirleri kararlılıkla aldık. Çünkü biliyorduk ki sadece askeri, güvenlik tedbirleriyle bu iş çözülmüyor. İşte 25 yıldır çözülmedi. Öyleyse atmamız gereken farklı adımlar var. 'Psikolojik, sosyolojik, ekonomik, diplomatik alanda atmamız gereken adımlar var' dedik ve bu alanların hepsine yoğunlaştık. Biz, boş oturup, nutuk atıp, acziyet içinde 'akan kan dursun' demedik, demiyoruz. Biz, çalışarak, çabalayarak, yatırım yaparak,hizmet üreterek, hak ve özgürlükleri geliştirerek, aktif dış politika yürüterek, terörle etkin bir mücadele yaparak akan kan dursun diye uğraşıyoruz. Bizim çağrımız, kuru bir temenni, karşılığı olmayan iyi niyet ifadesi değildir. Biz 7 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaların neticesinde bu kritik noktaya gelindiğine inanıyoruz, yürüttüğümüz etkili politikalar neticesinde tarihi adımlar atılabileceğini görüyoruz." diye konuştu.
ŞEHİT ANNESİNİN MECLİS'E SLOGAN ATTIRILMASINI ELEŞTİRDİ
Erdoğan, son derece hassas bir süreçten geldiğine belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Muhalefet partilerinin tahrikleri ve istismarları, vatandaşlarımız arasında maalesef soru işaretleri oluşturuyor. Böylesine hayırlı, böylesine samimi ve kararlı bir girişim karşısında bile ülkenin, milletin hassas değerleri istismar ediliyor. Oy avcılığına kurban edilmek isteniyor. Habur Sınır Kapısı'nda yaşanan manzara ne kadar nahoşsa, ne kadar istismarsa, ne kadar tahrikse açık söylüyorum bir şehit annesini elinden tutarak Meclis'e taşımak, ona orada slogan attırmak, onun üzerinden şehitlerimizi ve şehit ailelerimizi istismar etmek de o kadar nahoştur, o kadar istismardır, o kadar provokasyondur. Hiç kimse vatandaşlarımın hissiyatıyla oynamaya kalkmasın, hiç kimse milletin kutsal değerleri üzerinden siyaset yapmaya yeltenmesin. Hiç kimse bizim aziz şehitlerimizi kendi çarpık siyasi görüşlerine malzeme yapma gafletine düşmesin. Bu şehitlerimizin aziz hatırasına yapılacak en büyük haksızlık olur."
"BUNLAR MİKSER MİKSER"
Konuşmasında muhalefet partilerinin erken seçim istediğini sert bir şekilde eleştiren Erdoğan, "Hangi kronik meselede cesaretle ellerini taşın altına koydular. Sıkıştılar, seçimlere 1 buçuk yıl kala bırakıp kaçtılar. 'Biz yapamıyoruz, edemiyoruz, bu işi yürütemeyeceğiz' dediler. Şimdi kabadayı olmuşlar. Bizi erken seçimle tehdit ediyorlar. Biz siz değiliz. Biz bu ülkede milletin verdiği süreyi aynen devam ettiririz. Boşuna heveslenmeyin. Boşuna küçük hesapların içine girmeyin. Milletin aklını karıştırmayın. Bu ülke artık zamanında seçim yapmaya alışmıştır; bundan sonra da böyle devam edecektir." diyerek bu yöndeki talepleri reddetti. Erdoğan, muhalefetin erken seçim talebinin ülkeye zarar verdiğini de söyledi.
"MARAŞ'TA, ÇORUM'DA, GAZİ MAHELLESİ'NDE ANALAR AĞLADI"
Erdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Meclis'teki konuşmasını eleştirmeyi burada da sürdürdü: "Anavatanımızın bir adı da 'Anadolu'dur. 'Babadolu' değil. Bu çok anlamlıdır. Türkiye baştan başa Anadolu'dur. Biz de bu kardeşlik sürecine Anadolu'nun rızasıyla çıktık. 'Analar ağlasın' diyenler daha şimdiden Anadolu'yla bağlarını koparmışlardır. Bugün yangını söndürme günüdür. Ama onlar yangına suyla değil, benzinle gitmeyi tercih ettiler. 'Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Şeyh Said isyanında, Dersim'de anneler ağlamasın mı diyecektik?'dediler. Çanakkale'de benim yürekli anam oğlunun başına kına yakarak askere gönderdi. Kurtuluş Savaşı'nda analar ağlamadı. Ama Dersim'de Kahramanmaraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Başbağlar'da, Gazi Mahallesi'nde analar ağladı. 30 yıldır benim 81 vilayetimde ağlayan analar var."
"MURAT SUYU KIP KIZIL AKTI"
Erdoğan, Dersim'de yaşananlarla ilgili Necip Fazıl'ın bir eserinden alıntı yaparak, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Necip Fazıl üstad, Dersim'deki manzarayı şu kelimelerle ifade ediyor; Mazgirt Tersemek Nahiyesi'nin halkı doğranmakta. Merhamet sahiplerinden biri bir ile 10 yaş arasında 20 kadar çocuğu alıyor. Bir derenin içine saklamışlar. Vaziyet, birden haber alınıyor. Çocukların öldürülmeleri emri veriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur etmiyor. En katı yürekliler bile böyle müdafaasız masumlara silah kullanamayacaklarını söylemeye mecbur kalıyorlar. Birkaç tecrübe akamete uğruyor. Nihayet, karanlık suratlı bir adam bulunuyor. Ve bir dere içinde, titreşe titreşe bekleyen 20 masumun işini bitiriyor. Murat suyunun kandan kıp kızıl aktığını görenler olmuştur. Ne o tablonun savunulacak bir tarafı vardır, ne de bugün yaşanan manzaranın. Biz analar ağlamasın dedikçe 'anaların gözyaşını abartmayın' diyorlar. Çünkü kendi çocukları böyle öldürülmedi. Onlar bunu yaşamadığı için analar bunu yaşasın diyorlar." (CİHAN)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.