Bahçeli inkâr etmedi
Başbakan Erdoğan'a yönelik ağır ithamlarda da bulunan Bahçeli'nin konuşmasının önemli ayrıntıları şöyle:
AĞIR İTHAMLAR
İmralı canisinin davetiyle Türkiye'ye dönen teröristlerin Habur'da karşılanmasının üzerinden 1 ay geçti. Bu süre içinde PKK'nın açılımları topluma dayatılıyor. Tehlikeli sonuçları olan bir döneme girdik. Başbakan bölme taşeronluğuna soyundu. Bu süreçte söylemediği yalan ve iftira kalmadı. Her telden çalıyor. Bizim için çocukların televizyon uzak tutulması gerektiğini söyyleyen kendisi çocuklar için ilginç bir kaynak olmaya adaydır. Başbakan teörle mücadeleyi terörle müzakere şeyde açıklayabilmesi çarpık anlayışın bir dışa vurumudur. Bu statüko savunuculuğudur. Siyaset ve nezaket sınırı tanımıyor. PKK açılımı sürecine angaje olarak Abnadolu yollarına düştü. Bu konuda kime söz verip kimlerle pazarlık içöine girdiğini açıklama cesaretini bulamıyor. Başbakan dış kaynaklı bu bölme projesine göbeğinden bağlanmıştır. Başbakan ABD'ye giderek tekmil verecek. Her şeye rağmen milletimiz oyunları görmüştür.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Geleceğimizi hazırlayanlardan kısacağımız bir imkan va tasarrufların bedeli ağır olacaktır. Önce öğretmenlerin mutlu edilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir.
TAM BİR ALDATMA
Başbakan Erdoğan, mezhep temelli kışkırtmalara hız vermiştir. Kime ve neye hizmet ettiğinin partisine mensup sağduyulu mensuplarınca ciddi olarak analiz edilmesi gerekmektedir. Şimdi de misyonuna mezheplerin kışkırtılması eklenmiştir. Meclisteki yanlış bir konuşmadan yola çıkarak, doğrusu ile yanlışı ile geride kalan bir ayaklanma üzerinden ortaya çıkartılan tartışna önü alınamaz hale gelmiştir. Tam bir aldatmaya dönüşmüştür. Tarihin sayfaları arasında kalmış bir mesele üzerinden inanç ve mezhep sömürüsü yapmaktadır.
ALEVİ MESELESİNDE ERDOĞAN VE HÜKÜMETİ SUÇLADI
Bu mesele bin yıllık tarihimiz içinde hep varola gelmiştir. Alevilik ne inançlarımızdan ne milletimizden ayrı tutulabilir. Partimizin bu konuda 22 Temmuz seçimlerinden sonra temsil edildiği TBMM çatısı altında sorunları bütün yönleri ile ele alınmış ve konu grup toplantılarına taşınmıştır. Bütün siyasi partileri müşterek bir temelde toplanmaya çağırdık. Çalıştay sürecine olan açık desteğini ve iyi niyetini gösterdi. Sorunun öncelikle millet bütünlüğü içinde ele alınması gerektiğini söyledik. Hükümet eliyle toplanan Alevi çalıştaylarından somut bir sonuç çıkkayacağı belli olmuştur. Hükümetle ortak bir zeminde ve çözüm noktasında buluşma imkanının kalmadığı anlaşılmıştır. Sandalye sayısı itibari ile yeterli çoğunluğu bulunan hükümete çağrımız şudur: 7 yıllık ittidar sürecinde bunu çözmekten kaçtınız ve işi sürüncemede bırakmak için bahane aradınız. Şimdi de tam tersini kullanarak istismar yapıyorsunuz. İlk adımı atalım ve TBMM zemini içerisinde bu konuyu çözelim.
Aleviliğin öncelikle nitelikli eğitim ve kadro ihtiyacını karşılayacak Alevilik Araştırmaları Merkezi kurulmalı, idari bakımdan özerk olmalı, akademik gelişim için İlahiyat Fakültelerinde bölüm kurulmalı, din desleri müfredatına doğru ve bilimsel bilgiler yüklenmeli, Alevi İslam inancı önderlerinden ve konusunda uzman kişilerden oluşturulan Özel İhtisas Komisyonu oluşturulmalı. Envanter ve külliyat çıkartılmalı. DİB ortaya çıkacak külliyatı yayınlamakta işbirliği yapmalı. Yapısal düzenlemeler yapılmalı, Cem evi gerçeği siyasi kaygılardan uzak tutularak kabul edilmeli. Cemevlerine devlet yardım etmeli ve genel bütçeden ödenek tahsis edilmeli. Sorunu kucaklayıcı ve kaynaştırıcı bir yaklaşımla çözmeli. Bu proje canı gönülden çözülmesini istediğimiz gerçek bir milli projedir. Acilen çözüme muhtaçtır.
EKONOMİK BUHRANI İNKAR ETMEDİ
Partimizin özellikle iktidar olduğu dönemi gündeme getiren kurnaz bir siyaset tertibi ile karşı karşıya bulunuyoruz. Evet doğrudur, o dönemde bir çok faktörün bir araya gelmesinden ötürü ekonomik buhranlar çıkmıştır. Bu konuda saklayacağımız bir şey yoktur. Bizden önce çıkan sorunların tek sorumlusu 57. hükümet olamayacaktır. Biz de gereken dersleri kendi adımıza alarak ortaya çıkan siyasi sonuca saygı duyduk. Ekonomideki savrulma ile başa çıkmak için ciddi çaba sarfedildiğini gözden kaçırmamak gerekir. Erdoğan'ın yaklaşım tarzı köşeye sıkışmış bir ruh halidir. Oldukça boş bir çaba içerisine girmişlerdir. Hükümet olduğumuz zaman dilimindeki devlet iç borçlanma faiz oranını ve enflasyon seviyesini bu dönemle kıyaslayan Erdoğan, gerçekleri saklamakta ve faiz gelirini kimlere teslim ettiğini saklamaktadır. AKP hükümeti 225 milyar dolar faize ödeme yapmıştır. Bu para kimin cebinden çıkıp kimin cebine girmiştir.
Başbakan Erdoğan'ın kalkıp ikide bir faiz oranları arasında karşılaştırma yapması isnafla olmayacaktır. Sadece Türkiye'de değil dünyada da enflasyon gerilemiştir. Ama Başbakan bu konuda da yanlış söylemlerde bulunmuştur. Alışverişlerini gramla yapan insanlarımız için şartlar daha da ağırlaşmıştır. AKP kimlerle kol kola olduğunu ve birlikte yürüdüğünü esasen göstermiştir. Ortadoğu şeyhleri, Offerler, küresel tefeciler ve faiz vurguncularından başkası olmadığı tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. Aksi yönde ne kadar propaganda yaparsa yapsın, iktidar dönemi çatışma ve kaosun hakim olduğu bir dönem olmuştur.
HABERVAKTİM.COM
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.