El Beşir'e saldırarak Öymen'i savundu!

El Beşir'e saldırarak Öymen'i savundu!
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, Onur Öymen'e sahip çıkarak, "BU olaylar CHP'yi yıpratma çabasıdır" dedi.

Baykal konuşması şöyle:

Eğitim sorunun en sonundaki dayanak noktası öğretmenlerdir. Eğitim sorununa en anlamlı yaklaım öğretmene sahip çıkmaktır. Öğretmenliği bir kariyer olarak görmek eğitim sorununu çözer. İşin başı öğretmene inanmaktır, ona sahip çıkmaktır. Türkiye, Cumhuriyein kuruluşunda bunu kavramıştır. Onalrı nsayesinde bugünlere geldik. Şimid bir bozukma başlamıştır. Yeni Türkiye'de sorunlar aşılırken, en temel konu eğitim ve öğretmen konusu olacaktır.

Dışişleri Bakanı bugün '1 Mart tezkeresi geçseydi Türkiye savaş alanına dönecekti' diyor. Bunu tek başına en başından beri CHP söylüyor. Sene 2003 ve şimdi 2009. İçişleri Bakanı aradan geçen bunca yıldan sonra CHP'ye hak veriyor.  Tezkereyi bu Meclis'e kim getirdi? Hangi hükümet, hangi kadro getirdi? Bundan sonra CHP'nin haklılığın anlaşılması için umarım 6 yıl geçmesini beklemek zorunda kalmayız.

Ekonominin durum çok fena. Doğalgaza yüzde 50 zam yapılacağı netlik kazandı. Bu zam doğalgaz fiyatlarındaki bir artışın sonucu değil, dolardaki artışın sonucu da değil. Bu bir gizli vergidir. Hükümetin borçlarını ödeme planıdır.

Üzerinde duracağımız konulardan biri de telefon dinlemeleridir. Bu ağır bir tablo ve insan hakları ihlalidir. Türkiye, telefon dinlemelerinde bireysel insan hakları ihlalinden ötesinde hukukun özgüven içinde işlediği bir durmunu ortadan kaldırıldığı, organların sindirildiği bir tabloyla karşı karşıyadır. Dinlemeler bir karargah tarafından yapılıyor. Ben ısrarla Türkiye'de bir karargahın varolduğunu söylüyorum. İktidarı kullanan çevrenin kullandığı defakto bir karargahtır. Bu karargahın en temel araçlarından biri de bu telefon dinleme uygulamasıdır. Bu uygulama karargahın stratejinin parçasıdır.

Hepimiz gerçeğin ne olduğunu, söylenen sözün ne analam geldiğini biliyoruz. Yaşanan yanlış anlamadan sonra değerli arkadaşımızın özür dilediğini biliyoruz... Buna rağmen bu kampanya sistematik olarak yürütülüyor. Her toplumun tarhinde yaşanmış acı verici olaylardır. Izdıraplar vardır. Çok rahatça gözlemlenecek evrensel gerçekler var. Yaşanmış acı olayların, tarihin bir parçası olarak, acıyla değerlendirmesini yapar. Ama hiç kimse bu olayları kendi siyasie hesapları için kullanmaz. Hangi siyasetçi istismarcı yaklaşımlarla kendi içinde yaşayan yabancı insanların acılarını dilline dolar. Konu sistematik bir şekilde CHP'ye karşı istismar ediliyor. Birbirimizi kendi kimliğimiz içinde, herkesin kendi kimliğine saygı içinde saygı duymaya çağırıyoruz. Böyle acı olaylar. Dersim'i o gün 10 kasımda konuştu arkadaşlar Türkiye hala bunu konuşyor. Konya, Yozgat, Bolu, buralarda isyanlar var. Bu olaylar kimse tarafından bir mezhep, bir etnik kimliğe saldırı olarak anlaşılmamalı. Türkiye tarihinin en büyük dönüşümünü yaşıyor. Feodalite ile yeni devlet düzeni karşı karşıya. Herkes  kendi etkinliğini korumaya çalışıyor. Halbu ki sosyolojik otoriteler yıkılacak. Kimse Türkiye'de bir mezhep tartışmasının dayanağı haline dünüştürmeye kalkmasın. Çünkü olay o değildir. Başbakan dahi bir sürü bilen bilmeyen insanların istismar ettiği olaylar. Mezhep olayı olsaydı böyle olmazdı, Anadolu ayağa kalkardı. Başbakan'ın ağzından duymaktan utanıyorum, bir Kerbela olayı olarak değerlendirilmiş olsaydı böyle mi olurdu? akıl var mantık var. O bölgedeki aşiretlerin ezici çoğunluğu itibar etmiyor. Olan birileri var. Peki o kavgayı böyle mi bastırmak gerekiyordu, elbette ki yok. Ama senin Başbakan'ın Sudan'daki El Beşir'en yaptığı katliam değildir diyor da sen nasıl olur da 62 yıl önce yaşanmış yüreğimizi hala kanatan o acı olaylar için böyle demeyi içine sindirebilirsin. Aklına sindirebilirsin, TBMM'ye vekil olurken yaptığın anayasal yemine nasıl sindirebilirsin. Ayıp olan bu, yanlış olan bu, zararlı olan bu. Sen bizim aramızı açmaya çalışacaksın. Yıllarca inanç ortaklığı içinde olduğumuz insanlarla bizim aramızı açmaya çalışacaksın. Üzücü olan Sayın Başbakan'ın bu manzara içinde olmasıdır. Biz acılarımızı yüreğimize gömüyoruz. Senin o istismar ettiğin aleviler de yüreklerine gömüyorlar. Onlar incinsen de incitme diyenlerdir. Bu inciten kendisi olduğu halde bunu istismar etmeye çalışıyor.  

Hazreti Ali'yi Mustafa Kemalden ayırmak mümkün değil. Hazreti Muhammed'den Atatürk'e bu zinciri kimse kıramaz. Bu gerçek en iyi şekilde herkes tarafından anlaşılacak. Biz böyle oyunları her zaman CHP'ye yönelik olarak tezgahlandığını biliyoruz. Kimse merak etmesin, bu olaylar kimseye zarar vermeyecektir. Geride bıraktığımız günlerde Sayın Başbakan çok hareketliydi. Yaptığı yanlışları gözlerden saklamaya çalışıyordu. Kendi partililerine yaptığı yanlışları örtbas ederek moral vermeye çalışıyordu. Bunlara tanık olduk. Tartışmalı pek çok konuya dikkat çekti. CHP'nin görüşlerinden güç alarak kendi yanlışlarını savunmaya çalışıyor. Ama görüşlerimizi ters çevirerek yapıyor bunu. Biz bu konularda fevkalde tutarlı, sadece gün içinde değil 20 yıldır tutarlı bir çizgiyi izliyoruz. 20 yıl önce Kürtçe yasak dil olmalı diye 20 yıl önce kanun çıkarttırmışız. Bir insanın kendi kimliğini ifade etmesi en temel hakkıdır demişiz. Başım gözüm üstüne. Sen ne dersen o, senin kimliğin de şerefindir. Devlet de buna saygı göstermek zorundadır. 20 yıl önce demişiz ki devlet müşterektir. İnsanların etnik kimliği ile ilgilenmeyecek. Etnik kimliğini bir devlet işi gibi görerek oraya nüfuz ederek uğraşmayacak. Devlet etnik kör olacak demişiz. 

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.