'7 yıl önce söylense kim inanırdı?'

'7 yıl önce söylense kim inanırdı?'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ekonomik krizin etkilerinin atlatıldığını belirterek, "teğet" kelimesini tanımladı.

"Krizin etkilerini atlattık, atlatıyoruz" diyen Erdoğan, 2010 bütçesini anlattığı konuşmasında şunları söyledi:

-Bizden önceki dönemler 21 banka fona devredilirken, bizim dönemimizde hamdolsun bir tane banka bile batmadı. Bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı Türkiye'yi dış şoklara karşı güüçlendirdi. Türkiye'nin 2009'daki büyüme oranları düşük oalrak gerçekleşti. Bu ekonomis çok güçlü devletlerde de böyle. 2010'da Türkiye ekonomisi büyümeye geçecek. Uluslararası kuruluşlar da bunu böyle ifade etti. Türkiye 2010'da dünyanın en çok büyüyen ekonomilerden birisi olacak. Küresel kriz Türkiye'de elbette etkili olmuştur eme teğet geçmiştir. Ama bunlar teğetin anlamını bilmiyor. Teğet; hiç sürtünmeden geçer anlamına gelmez. En az zararla geçer demektir.

Paradan sıfır atacağımızı söylediğimiz zaman bitersiniz dediler. Ama artık o günleri geride bıraktık. Allah o günleri bir daha yaşatmasın. Neydi o günler ya, tuvalete 1 milyona gidiyorsun. Akşam öyat sabaha fakir kalk. Bunları yaşadık. Ama artık bunlar yok. Kazanımlarımızı asla feda etmeyeceğiz. Geriye dönük değil, geleceğe dönük çalışacağız. Tüm politikalarımızı bu anlayış üzerine inşa ediyoruz. 

Artık kalıplarımızı zorlar durumdayız. Enflasyon yüzde 5'lere geldik. Daha yüksek oranlardan 30'a inmek kolay ama daha sonrası kolay değil. Biz bunu başardık. Hedef onu 4'e indirmek. Ama bunu birlikte yapacağız. Devletin borçlanma faizinde de aynı öşeyi yaptık. Yüzde 63 seviyesinden indirdik. Ama faizleri bundan sonra bir iki puan düşürmek kolay değil, zor ama bunu da başaracağız. İhracatı 132 milyar dolara çıkardık. Bu kolay olmadı, ama bundan sondaki daha da zor olacak. Artık 136 bizim için bir hedef nokta oldu onu aşacağız. Anında bunu aşacağız bu krizden sonra. Bu zoru başaracağımıza inanıyorum. Bu ülke bunu başarabilir. Bunu beraber başarabiliriz. Bizim işadamlarımız bunu başarabilir. Mevcut sorunlarla asla ama asla bunu başaramayız. Türkiye'mizin bir terör sorunu var, etnik unsur sorunu var. Ülkemizin bir dini gruplar sorunu var, azınlıklar sorunu var, hayır diyebilir misiniz? Tüm bunları ele alacak bir süreç lazım. Milli Birlik ve Kerdeşlik Projesi. Süreç, demokratik açılım süreci. Muhatabı kim, millet. Ama buna öyle inanılmaz kalıplar  yüklediler ki, neden, çünkü bunu AK Parti yapıyor diye. Ama bunu kendileri yapsaydı, böyle olmazdı. Geçmişte kendileri de aynı isimlerle yaptılar. Ama biz bunun tek bir ismini koymuyoruz. Sorun alanları çok. 

Ankara'da oturarak bunlar çözülmüyor. Ben her yeri gezdim. Ankara'da oturup da buraları bilmeyenler var. Buralarda eğitimde adımlar attık. 133 bin derslik bitirdik. Bilişim teknolojisi bütün okullara girdi, ADSL sistemi yüzde 95 bütün okullarda kuruldu. İllerimizde ilçelerimizde yavrularımız bilgisayarla tanıştı. Buralara kolay gelmedik. Bunu yakalayarak buralara geldik. Ben istiyorum ki, Güneydoğu'da, Doğu'da, Karadeniz'de benim işadamım, girişimcin yatırım yaptığı zaman maliyet çok daha düşük olacak. İstiyorum ki istihdamın belini burada kıralım. Ekonomide iki kavram çok önemli, biri istikrar, ikincisi güven. Bu iki ortam yoksa oraya girişimci gelmez. Kendimi ateşe atamam der. Ama orada güven ve istikrar görürse gider yatırımını yapar. Nitekim, şu anki sıkıntılara rağmen buraya yatırım yapanlar var. 

Terörle mücadelede en küçük bir taviz sözkonusu olamaz. Kaynaklarımızı terörle mücadeleye akarken, sıkıntılar varken, bu sıkıntılardan her taraf doğrudan etkilenirken, silahlar susmazken, gençler ölürken güçlü bir ülke inşa edemeyiz. Demokratik açılım konusunda sivil toplum örgütlerimizin tamamı, özellikle iş çevrelerinin daha fazla aktif olmalarını ve sürece daha fazla katkı sağlamalarını bekliyorum. Gidin orada işsizliğe çare bulun demiyorum, önce zemini hazırlayacağız sonra gideceğiz. Bu meselelerin çözümünün, bu sorunların Türkiye gündeminden çıkmasının herkese ne büyük katkısı olacağını eminim hepiniz biliyorsunuz. Vanın kaderi, Kocaeli'nin kaderinden ayrı değildir. 

Bu çatışmayı sürekli hale getirmek isteyenler var buna alet olmayacağız. Şikayet etmek, eleştirmek, tribünlerden izlemek kolay olandır. Biz zor olanı seçtik. Muhalefet de, bir kısım medya da buna alet oluyor, ülkede kaos ortamı varmış havası veriyor. Bir görüntüyü evirip çevirip veriyor. Görüntü bulamazsa arşivden alıp giriyor. Bu millete saygısızlıktır. Yok kurumlar bir birine girmiş, şöyle olmuş, böyle olmuş. Bizim tüm kurumlarımız uyum içinde, tanım neyse onu kapsayan görevini yapacaktır. Sorun varmış gibi göstermenin kimseye yararı olmaz. Suç işleyen ayrım gözetilmeksizin yargı önüne çıkartılıyor. Hükümet ve siyasiler olarak biz  de hukuk çerçevesinde üzerimize düşeni yapıyoruz. Kurumlar içinde hata yapan varsa bunlar asla ama asla tüm kuruma mal edilemez. İddialarla huzuru bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Milletimiz görüyor. İş çevreleri, işadamlarımız bu süreçte daha aktif rol almalı. 

Bugün gelinen noktayı 7 yıl önce konuşsaydık kim inanırdı? Nasıl iki ülkeydi Türkiye ile Suriye. Ama şimdi tüm kapıları açtık. Bunu kimin için yaptık, sizin için yaptık. Bütün mesele maharetimizde ve inşallah bunu ortaya koymak suretiyle birlik ve beraberlik içinde daha güzel günleri yaşatmak için, daha fazlasını başaracağız. 

HABERVAKTİM.COM

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.