Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
M. Emin Yıldırım - Yeni Akit
m.eminyildirim@mynet.com
2009-03-28

Efendimiz’in (s.a.v) hayatındaki dört Fatıma

Bizler Hz. Fatıma dediğimiz zaman, hemen aklımıza, hanımlar âleminin sultanlarından biri olan, Ehl-i Beyt ağacının kökü, Efendimiz’in (s.a.v) “can parçası” dediği o biricik kızı, Hz. Ali’nin hanımı, cennet gençleri Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in anneleri olan Hz. Fatıma validemiz gelir. Ama biz bu yazımızda, Efendimiz’in (s.a.v) hayatında az ya da çok yeri olan 3 Fatıma’yı daha hatırlatıp, kutlu Nebi’nin yüreğinde sevgi beslediği bu Fatımaları kısacık da olsa tanıtmaya çalışacağız.
1) Fatıma binti Amr: Efendimiz’in (s.a.v) babası Abdullah’ın annesi, yani kutlu Nebi’nin babaannesidir. Annesi Amine’nin vefatı üzerine dedesi Abdulmuttalib, O’nu himayesi altına almış ve elinden geldiği kadar bu küçük yavruya sahip çıkmıştı. Kureyş’in efendisi ve bir yönü ile lideri sayılan Abdulmuttalib, gerek Fil hadisesinde Ebrehe’nin karşısındaki duruşu ile gerek kaybolan Zemzem kuyusunun bulunması olayında, gerekse bu olay üzerine Allah’a 10 oğul sahibi olunca birini kurban olarak keseceği sözü vermesi ve bu sözü yerine getirme çabası ile tarihe geçen büyük bir şahsiyettir. Belâzuri’nin bize verdiği bilgiyi esas alırsak, Abdulmuttalib, 6 hanım ile evlilik yapmış, bu evliliklerden de 13 erkek, 6 kız çocuk sahibi olmuştu. Bu 6 hanımdan ikisi Efendimiz (s.a.v) için çok önemlidir; işte bunlardan birisi babaannesi olan Fatıma validemizdir. Fatıma validemiz Abdulmuttalib’e, 4’ü erkek, 5’i kız tam 9 çocuk doğurmuştur. Sırası ile isimleri şöyledir: Zübeyr, Ebû Talib, Abdullah, Abdulkabe, Beyza, Âtike, Berre, Ümeyme ve Ervâ’dır. Abdulmuttalib’in, Efendimiz (s.a.v) için önemli olan diğer hanımı ise, Hamza, Mukavvim, Hacl ve Safiye validemizin annesi olan Hâle binti Üheyb’dir. Hâle validemiz, Efendimiz’in annesi Amine validemizin öz amcasının kızıdır; yani bu yönüyle Hz. Hamza ile Efendimiz (s.a.v) birbirlerinin teyze çocuklarıdır. Bir de buna sütkardeşliklerini de eklersek, aralarındaki yakınlığı daha iyi anlamış oluruz. İşte Allah Rasûlü’nün (s.a.v) hayatındaki ilk Fatıma, babaannesi olan bu Fatıma’dır. Efendimiz’in (s.a.v) onunla beraber yaşayıp yaşamadığını tam olarak bilemiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var ki; 2 yıl dede Abdulmuttalib’in yanında kaldığı dönem zarfında dedesinden ninesi hakkında birçok şeyi dinlemiş, görmemiş olsa bile babaannesini bu bilgiler ışığında tanımıştır.
2) Fatıma binti Zâide: Efendimiz’in hayatındaki 2. Fatıma, 25 yıl aynı yastığı paylaştığı hanımlar âleminin sultanı olan Hatice validemizin annesi olan Fatıma’dır. Anne Fatıma, yeryüzünün en asil ve şerefli damadı olan Efendimiz (s.a.v) ile ne yazık ki görüşemeden vefat etmiştir. Ama Efendimiz (s.a.v), hanımı Hatice’den dolayı onu kısmen de olsa tanımıştır. Kayınvalide olan Fatıma’nın hatıralarından biri Bedir’de yaşanmıştı. Bedir esirleri arasında olan Hz. Zeyneb’in eşi Ebu’l-Âs’a fidye olsun diye gönderilen gerdanlık, bir anda Efendimiz’i (s.a.v) yıllar öncesine götürmüştü. Çünkü bu gerdanlığı Hatice validemizin babası Huveylid, bir doğum hediyesi olarak hanımı Fatıma’ya almış, anne Fatıma da onu kızı Hatice’ye hediye etmişti. Hatice validemiz ise o gerdanlığı bir düğün hediyesi olarak kızı Zeyneb’e vermişti. Yine kayınvalide Fatıma’nın ismini biz o kutlu yuvanın son yavrularından biri olan Fatıma validemizin doğumunda görüyoruz. Fatıma validemiz doğduğu zaman Efendimiz çok sevinmiş, hanımı Hatice’yi tebrik etmişti. O anda Hatice validemiz şu duyguları içerisinden geçiriyordu: “Keşke, Efendim müsaade etse de, bu kıza annem Fatıma’nın ismini koysam..” Hatice validemiz bu duygular içerisindeyken, Efendimiz (s.a.v) diyordu ki: “Ey Haticem! Bu yavrumuza annemin ismini koyalım.” Hatice validemiz bu söz karşısında biraz mahzun olacak ama hiçbir şey demeyecekti. Daha sonra Efendimiz (s.a.v); “Annem dedimse, annemden sonra annem olan Ebu Talib’in hanımı Fatıma’yı kastettim” diyecekti. Bunun üzerine Hatice validemiz sevinecek; “Senin de annen, benim de annem olan Fatıma’nın ismi olsun” diyecek ve o yavruya Fatıma ismi verilecekti. İşte Efendimiz’in (s.a.v) hayatındaki 2. Fatıma’nın hatırları da böyledir.
3) Fatıma binti Esed: Efendimiz’in hayatındaki 3. Fatıma, Ebu Talib’in hanımı, Akil, Cafer, Ali ve Ümmü Hani’nin annesi olan o büyük İslâm hanımıdır. Efendimiz’e (s.a.v) annelik etmiş, yıllarca öz evlatlarına göstermediği ilgiyi O’na göstermiştir. Bundan dolayı da Efendimiz (s.a.v) onun için; “annemden sonra annem” demiştir. Hicretin 4. yılı Medine’de vefat ettiğinde, Efendimiz (s.a.v) öyle üzülmüştür ki; kendi elleri ile kabre indirmiş, sırtındaki gömleği ona kefen etmiş, cenaze namazında yetmiş tekbir almıştır. Efendimiz’in (s.a.v) Fatıma binti Esed’e gösterdiği bu ilgi, sahabenin dikkatini çekmiş, bunun sebebini Efendimiz’e (s.a.v) sorduklarında; “O, beni kendi öz çocuklarından ayırmadı. Onlara yedirmediğini bana yedirdi. Onlara giydirmediğini bana giydirdi” demiştir.
4) Fatıma binti Muhammed: Efendimiz’in hayatındaki 4. Fatıma, hayatı, imanı, duruşu, anneliği ve hanımlığı ile 1500 senedir kadın, erkek hepimize rehber olan o Sultanlar Sultanının kızıdır. Onun hakkında o kadar çok şey söylenebilir ki; ama biz sadece Sözün Sultanı’nın lisanından bir söz aktarmakla yetineceğiz. Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Allah hanımlar alemi içerisinden 4 hanımı, diğer tüm hanımlara üstün kıldı. Bunlar, Firavun’un hanımı Asiye, İsa’nın annesi Meryem, Huveylid’in kızı Hatice ve Muhammed’in kızı Fatıma’dır.”
Fatıma’nın kelime anlamına gelince bu isim fatm’dan gelir. Sözlüklerimiz bu köke en temel anlamı ile sütten kesilen bebek mânâsını verirler. Biz bu anlamı şöyle anlasak acaba hata mı işlemiş oluruz?.. Fatıma; sütü terk etmeli, onun yerine vahyi emmeliydi. Çünkü o, vahyin nazlı bir kızı, Kur’an’ın şanlı bir gelini olacaktı.


 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.