12. Dalga

12. Dalga

Ergenekon’un her dalgası ayrı bir sarsıntıya sebep oluyor. Gözaltına alınan ya da evi arananların kimliği sarsıntının boyutlarını da belirliyor.

Son dalga operasyonda, en az öncekiler kadar sarsıcı oldu. Türkan Saylan, Mehmet Haberal, Erol Manisalı, Fatih Hilmioğlu gibi isimlerin ETÖ kapsamında ev ve iş yerlerinin aranması, bazılarının gözaltına alınması, bundan önceki dalgayla operasyonun bittiğini sananlar için tam bir şok oldu.

Gelinen nokta, Ergenekon’un nerelere kadar uzandığını, nasıl dal budak saldığını gösteriyor. Bir de, üstüne gidilenler kadar gidilemeyenler olduğunu düşünün.

Örgüt değil, tam bir paralel devletle karşı karşıyayız. Askeri, polisi, istihbaratı, Üniversitesi, silahı, medya’sı, hocası, Profesörü, partisi, siyasetçisi, parası, pulu kısacası her şeyi var. Araya hukuk girmese devleti ele geçirmeye, ortalığı savaş yerine çevirmeye ramak kalmış.

Ahtapotun kolları her yere uzanmasına rağmen, daha hala ETÖ’yü basit bir muhalefet kulübü gibi göstermek isteyen hatırı sayılır bir çevre var. AKP’ye karşı olunca her kural dışı hareket bu çevrelerce meşru kabul ediliyor. Oysa son dalga Ergenekon’un derdinin sadece AKP’den ibaret olmadığını gösteriyor. Haberal’ın hastanesinde Ecevit’in geçirdiği tedavi süreci hala hafızalarda tazeliğini koruyor. Ecevit neredeyse diri, diri mezara gömülecekti. Neyse ki bazıları uyandı da Ecevit ölümün kenarından geri döndü.

ETÖ demokrasiyi yok etmek, milli iradeyi ortadan kaldırmak için kurgulanmış bir örgüt. Bugün AKP’ye karşı olması kimseyi yanıltmamalıdır. AKP karşıtlığının birçok ek sebebi olabilir ama esas sebep bugün iktidarda olmasıdır. İktidarı hedeflemiş bir örgüt için iktidarda kim varsa düşman odur. İdeolojik gerekçeler –iktidarın rengine göre- sonradan ihdas edilir. AKP’yi kuranlar İslami bir geçmişten geldikleri için ETÖ, her türlü dini tezahürü ret eden, baskıcı bir Laiklik anlayışına yaslanmaktadır. İktidarda MHP olsa, ETÖ, Milliyetçiliği ret eden, onu ırkçılıkla, bölücülükle özdeşleştiren bir ideoloji ile karşımıza çıkacaktı. Nitekim 28 Şubat’ın Ergenekoncuları milliyetçileri tehdit sıralamasının ilk sıralarına yerleştirmekte beis görmemişlerdi.

Bu bakımdan ETÖ’nün bugününe bakarak Laik, Cumhuriyet taraftarı bir düşünce biçimi çıkarmak aldanmaktır. ETÖ’nün ideolojisi yok hedefleri vardır. Onun düşünce biçimini, tayin eden kendi dinamikleri değil, iktidardaki partinin kimliğidir. Muhafazakar partilere karşı laik, Milliyetçilere karşı Sosyal demokrat, Sosyal demokratlara karşı Milliyetçi, hepsine birden ulusalcı, ama her zaman milli irade karşıtı ve jakoben.

Milli irade bugün AKP’yi iktidara getirmiştir. Yarın MHP veya SP iktidar olabilir. Bugün AKP’ye karşı kumpas kuran ETÖ, yarın başka gerekçelerle diğer partilere de tuzak kuracaktır. Nitekim iddianameye göre 1999 da ETÖ kurulduğunda, ortada AKP diye bir parti yoktu. Bu gerçek bile ETÖ’nün gerçek yüzünü ortaya koymak için kâfidir. O AKP’den ziyade milli iradeye karşı olup, bu milletin kendisini yönetecek yetkinliğe sahip olmadığı kanaatindedir. Onun için iktidara kim gelirse gelsin, alaşağı etmek için ona bir kulp takmaktan imtina etmeyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi