Binlerce şehide inanmak yerine, Karayılan'a inanmak

Binlerce şehide inanmak yerine, Karayılan'a inanmak

Teröriste sadece o teröristle amaç birliği içinde olanlar güvenir. Dün yazmıştım, Murat Karayılan’ın barış istiyoruz şeklindeki beyanları bazı çevreler tarafından en küçük bir tereddüt ihtimalini bile kabul etmeyen bir teslimiyetle karşılandı.

Bir sürü yazar Karayılan’ın sözlerini nas gibi kabul ederek, hükümete ne duruyorsunuz anlamında çağrılar yapıyor. Sanki karşımızda bir terör örgütü yok, savaş halinde olduğumuz bir devlet var.

Karayılan barış istiyor ama her zaman olduğu gibi kontrol dışı gurupların(!?) yollara döşediği mayınlar can almaya devam ediyor. Gelen şehit cenazeleri bile Karayılan’ın sözlerine duyulan güveni ortadan kaldırmaya yetmiyor.

Demek ki otuz yıldır PKK’nın aslında demokrasi istediğini fark etmeyecek kadar aptalmışız. Adamlar evini, barkını bırakıp bizim için dağa çıkmışlar. Bizim için asker öldürüyorlarmış, Kongrelerinde, mitinglerinde Demokrasimizin geleceği için istiklal marşı okumuyorlarmış. Bayrağımıza, ezanımıza hep bizim selametimiz için tavır koymuşlar. Biz anlamamışız ama, bugün PKK’nın barış çağrısına balıklama atlayanların hepsi bu gerçeği ta o zaman anlamışlarmış.

Bu da bizim ahmaklığımız, ne yapalım?

Kendimizden başka, kimseye kızmaya hakkımız yok.

Biz boşuna vatan, millet, Sakarya diye çırpınıp durmuşuz. PKK’ya bu evin haşarı çocuğu muamelesi yapıp, incitmeden bir kulağını çeker gibi yapıp her şeyi unutmamızı istiyorlar.

Unutmakla bu ihanet oyununun biteceğine inansa, bu millet öz babasının kanlı katilini bile unutabilir. Yeter ki, akan kan dursun. Ama bu kaçıncı unutuş ve bu kaçıncı ihanet. Biz unuttukça, birileri daha çok azgınlaşıyor, daha çok saldırganlaşıyor. Apo’yu yaşatarak en büyük unutuşa imza atmadık mı? Ne değişti? Şimdi oturduğu yerden kendisini affedenleri tehdit ediyor. İmralı’dan kandili yönetiyor. Döşenen her mayının, atılan her kurşunun, yakılan, yıkılan her evin zihinsel alt yapısını kuruyor.

Bir defa daha görülüyor ki bu kafa terörle mücadele edemez.

Bu kafa, binlerce askerin katillerine insani mülahazalarla mülayemetle bakabilen ama İslam’ın icaplarını yerine getirenlere, hayatında bir defa bile olsun eline silah almayan mütedeyyin insanlara kin ve nefretle bakan kafadır. Bu kafa kuran okuyan, namaz kılan, başını örten çocuklar için muhtıra verip, bir defa bile PKK ile mücadele için efelenemeyen kafadır. Daha birkaç gün önce eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 27 Nisan muhtırasını ben yazdım, irticai gelişmelerden duyduğum kaygı üzerine kaleme aldım demedi mi? Siz PKK terörü için de hiç muhtıra verildiğine tanık oldunuz mu? Sınır ötesi harekatın gerekliliği için iki de bir demeç verip, hükümeti sıkıştırmaya çalışan bir komutan, bugün kandil temizlenemez diyor. Başka söze hacet var mı? Kandili temizleyemeyeceğine inanan, kandili temizleye bilir mi?

Aslında Türkiye her türlü terörü rahatlıkla yener. Ama iç ve dış destekçileri, PKK’yı ikinci plana iten dolaylı yardakçıları gündem oluşturmaya devam ettikçe bu iş daha elli yıl sürer. Gelen her şehit cenazesi bizi incitir, biz ağlar, biz üzülürüz, en büyük tehditte biz olmaya devam ederiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi