Hüseyin Koç

Hüseyin Koç

İtidale çağrı (2)

İtidale çağrı (2)

Geçen zaman içerisinde, yüz binlerce genç, eğitim hakkından olur. Geçen zaman yüzbinlerce gencin hayatını karartır. Aynı YÖK yeni üyeleri, uykularında, bu uygulamanın adil olmadığı rüyasını görür ve kalkınca vicdanlarını rahatlatacak, bozulan sosyal barışı sağlayacağına inanarak farklı katsayı uygulamasını kaldırır. Uygulamayla, en tabii hakları olan eğitim hakkını alan meslek liselileri, tam bir bayram sevincini yaşar. Birileri bir yerlerini zorlasalar da, güzel olanı; normal lise mezunlarının, gasbedilmiş hakkın, sahiplerine verilişini bir hakşinaslık olarak değerlendirmesidir. Sosyal barışı derinden sarsan bu haksız farklı katsayı uygulamasını düzenleyen YÖK, kendisini tartışılır hale getirmiş ve halkın nazarında da saygınlığına gölge düşürmüş ise, bunun sorumlusu kim? Herhalde, sokaktaki herhangi bir vatandaş değildir.
*Danıştay Profili: YÖK’ün yukarıda özetlenen rüyadan ilham farklı katsayı uygulamasından haksızlığa uğrayan öğrencilerin itirazları mahkemeye intikal eder ve yüksek mahkeme, Türk Milleti adına ve o milletin bir kesimi olan vatandaşına uygulanan haksızlığın normal olduğunu ve katsayı belirlemesinin YÖK’e ait olduğuna karar verir. Rüyanın ikinci bölümüne ait farklı katsayı uygulamasının kaldırılışına, normal lise öğrencileri yerine, hakkı ve haddi olmadığı bir süredir tartışılmakta olan “baro” üyesi (meslek lisesi çıkışlı bir üye) itiraz eder. Aslında bu değişiklikten rahatsız olduğu halde, rahatsızlığını söz ve fiil ile ortaya koyamayan yüksek mahkeme, müracaat hakkı olmayan baronun şikayetini değerlendirir ve millet adına, farklı katsayı uygulaması kararının kendinde olduğuna vehmeder ve yürütmeyi durdurur. Tartışmayı, aynı konuda taban tabana zıt olsa da, konjonktüre göre karar veren yargı başlatmıştır. Tartışma sürecinde yargıya hangi eleştirilerin getirildiği herkesin malumudur. Ancak, eleştirinin dozu ve şekli makul değildir.
*Genel Kurmay Profili: Bir yabancı dost ülke, 1952 yılında ülkemizde ve genelkurmayımız içerisinde faaliyet gösterecek ve kendisi tarafından finanse edilecek bir örgütlenme gerçekleştirir. Bu örgüt nizami bir şekilde kurumsallaşır, albay seviyesinde temsil edilir, uzun zaman varlığını kimseye (normal vatandaşa değil, C. Başkanına, Başbakana, Orduya, Millet Meclisi’ne, Anayasa Mahkemesi’ne, Emniyete vd) sezdirmeden çalışır. Ne zaman ki, dost ülke ödeneği keser ve bugüne kadar varlığı bilinmeyen örgütün bütçesi için zamanın başbakanından bütçe talebinde bulunulur. Bir albay rütbeli komutan çıkıp bu örgütü milletin ali menfaatleri!!! için kendisine kurdurulduğunu beyan ediyor, genelkurmayımız, “İçimizde bu isimde bir kurum yoktur” bildirimini yapıyor. Ortada, örgütün kurulduğu günden bu yana ülkede meydana gelen faili meçhul olayların faili olarak yaftalanıyor, hatta orduda genelkurmay tarafından sınırda tercüman olarak uzun yıllar görev yapıp emekli olan kişi faili meçhullerle ilgili kan dondurucu beyanatlar veriyor, genelkurmay hâlâ örgütü ret ediyor. Faili meçhul kayıp yakınları örgüt kurucusu ve mütercimin beyanlarına dayanarak yürekleri yakan feryatlar sırasında kabulü mümkün olmayacak itham ve suçlamalarda bulunuyor fakat örgütü ne emniyet ne de genelkurmay kabul etmiyor.
*Komutan profili: Günlük tutma hobisi vardır. Günlük notlarını bilgisayarında muhafaza etmektedir. Günlerden bir gün komutan “hükümeti yıkmak, milletin huzurunu bozacak işlere kalkışmak.... gibi” bir yığın suçlamalarla mahkemeye çıkarılır. Devletin görevli bilgisayar uzmanları, komutanın suçlandığı belgelerin, komutanın bilgisayarında yüklü olduğunu rapor eder. Ancak komutan bilgilerin kendine ait olmadığını savunur. Hayret, bir bilgisayar faresi ki, komutanın özel bilgisayarına girebilecek kadar cüret gösterir. Bu sakıncalı bilgileri yükleyen bilgisayar faresi, acaba diğer komutanların bilgisayarlarına neler yüklemiştir!. Bu fare bulunamaz ise, ordudaki hangi bilginin doğruluğu tartışılır hale gelmiş demektir!!.
Bir başka komutan. Mahalledeki gezinti yapması, mahallenin güvenliğinden sorumlu polisin hoşuna gitmez ve kontrol etmek ister. Komutan cebindeki leblebileri ağzına götürürken polis komutanın boğazına el atar ve bir vatandaşın ev adresinin yazılı olduğu bir kağıt çıkarır. Komutan hayret eder bu kağıdın leblebinin arasından çıkışına. Aksilikler komutanı bırakmaz ve bilgisayarının hart diski yakılır. Başka bir komutan. Aracında seyahat ederken bir başka polis aracı durdurur ve içindekilerin illegal işler yaptığı isnadında bulunur. Bir başka komutan. Ordunun silahlarından bir kısmını, daha güvenli olduğuna inandığı evinde muhafaza etmek ister. Bir gün bir polis gelir, evi arar ve muhafaza edilmekte olan silahlara takar. İstanbul Poyrazköy’de, bir vakfın arazisinde güvenli ve adresi belli noktalara yine ordumuzun lav silahlarının da bulunduğu mühimmatı gayet güzel ambalajlarda gömerler. Bir polis bu gömüden koku alır ve gömüyü açığa çıkarır. Neticede bir “borudur”. Ancak vakıf başkanı yırt dışına kaçar, komutan da güvenli olsun diye hapishanede bir yere yerleştirilir. Bir başka komutan. Kendisini güçlü zannederek bir cuntalaşma planı yapar. Plan denen “kağıt parçası” gene bir polisin dikkatine takılır fakat planın üstündeki imzanın ıslak mı kuru mu olduğu bir yığın insanın tartışma konusu olur. Devletin konu ile ilgili yetkilileri, plandaki imzayı inceler ve “ıslak imza” olduğunu rapor eder. Hayret!!! Denizden çıkan evrak ve üzerindeki imza elbette ıslak olacaktır.... Sonsuz örnek var ancak maksat hasıl olmuştur herhalde.
*Belediye başkanı profili: Çalışma tarzı ve iştigal alanları, devletin güvenlik ve asayiş kurumları ile Anayasa Mahkemesi tarafından sakıncalı bulunan bir terör örgütünün desteklenmesi bağlamında meydana çıkar ve ağzını açıp gözünü yumarak, ancak ağzı olduğu için konuşan bir durumda devletin hükmî şahsına küfürler savurur. Hey!!! Bir dakika. Bu küfrettiğiniz kurum, herhangi bir dağdaki devletin ve milletin bekasına kasteden bir güruh değildir. Ne cü-reeeett!!!
*Hükümet Profili: İktidar, bir sonraki seçim için yatırımlar düşünür. 2009 yılında, ülkemizin Güney Doğusuna yönelik yatırımları planlarken, bölgenin ihmal edilmiş konularını önceler ve hazırlanan planı “kürt açılımı” başlığı altında açıklar. Halkın tepkisi üzerine açılımın adı “demokratik açılım” olarak değiştirilir. Bu açılımın bölücü örgütü meşrulaştırmak amaçlı olduğu anlayışıyla karşı koyuş dikkate alınır ve “milli birlik açılımı” şeklinde şimdilik duruyor. Her açılımın iflas ettiği noktada; gündem değiştirilince işler ve kararlar yalamalaştı. Eleştiriler, eleştirenler, eleştirinin şekli ve boyutu, yeri ve zamanı ... gibi durumlar dikiş tutmaz oldu. Eleştirilerde ölçü kaçırıldı. Ne var ki, ölçüyü kaçırtacak duruma getiren de sokaktaki normal vatandaş değil, hükümettir.
Ey tüm sorumlular! Tutarlı olunuz. Temsil ettiğiniz kurumları, yanlış icraatlarınızla tartışılır hale getirmeyiniz. Yukarıda tadat edilen hususların yaşandığı bir ülke, huzurlu ve güven verici bir ülke olma özelliğinden uzaktır. Ülkeyi bu hale düşürmek hiç kimsenin hakkı olamaz. Beyler!!! Kendinize geliniz. Herkes yüklendiği görevi yapsın. Kim başka bir işle meşgul olmayı isterse, görevinden adam gibi istifa etsin ve aslanlar gibi yeni işini yürütsün. Herkes, her konuda araştırma ve inceleme yapsın ve her şeyi ve herkesi eleştirsin. Ancak, eleştiriler kurumlar üzerinden yapılmasın, tahkir edici olmasın. Zira, eleştirilerle yerlerde süründürülen kurumlar, hepimizin huzuru, güvenliği ve bekası için gereken kurumlardır. İtibarını kaybeden kurumların toplam adı olan devlet de itibarını kaybeder. İtibarını kaybetmiş devletin ayakta kalmasının mümkün olmadığı gibi, o devletin milletinin de ebet müddet yaşaması veya yaşamayı hayal etmesi söz konusu olamaz.
Ve, en son gerçekleşen MGK toplantısında deklere edilen “Ülkemizin bütünlüğünü, milletimizin birliği ve huzurunu hedef alan terörün ve beslendiği ortamın tasfiyesine yönelik mücadeleye azim ve kararlılıkla devam edileceğine, çağdaş demokrasi ve hukuk ilkeleri çerçevesinde vatandaşlarımızın, her zaman olduğu gibi sağduyulu davranacağına ve kardeşlik olgusunu zedeleyecek davranışlardan kaçınacağına duyulan güven bir defa daha teyit edilmiştir” ifadesini herkes yüreğine işlesin ve herkes meşru işine baksın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Koç Arşivi