Ali Eyvaz

Ali Eyvaz

Cunta karabaşlarımızı ‘Pitbull’lar yaşasın diye kurşuna dizd

Cunta karabaşlarımızı ‘Pitbull’lar yaşasın diye kurşuna dizd

Pitbull köpeklerin önce toplanıp yasaklanacağı duyuruldu, ardından bakanlığın geri adım attığı ve “kimsenin evine girip köpeklerini toplamak gibi çağdışı bir yönteme başvurulmayacağı” açıklandı. Aklıma 12 Eylül’de kurşuna dizilen yerli, ucuz ve sıska köpeğimiz geldi.
Bir alelâde İç Anadolu kasabası öğleden sonrasıydı. Ya 1980 güzü, ya da 81. Evimizin önündeki ancak iki saatte bir motorlu aracın geçtiği kavşakta top oynuyorduk.
İçinde Belediye işçilerinin de olduğu üstü açık bir pikap avlulu ve bahçeli evimizin önünde durdu. İki işçi büyük tahta kanatlı kapımızdan avluya daldı. Bir müddet sonra aynı kapıda boz renkli sıska köpeğimizin boyun ipinden asılmış vaziyette iki adam gözüktü. İçeriye işçi olarak girdikleri halde dışarıya cellat olarak çıkan bu adamlar ve arkalarından taş ve sopayla onlara saldıran babaannem. Yaşlı kadın, “Temiz kağıdı mı neyse alırız, kıymayın hayvana imansızlar” gibi şeyler söylüyordu.
İtirazlara, yakarışlara hiç mi hiç aldırmayan, bu hayatta bulunmalarının biricik gayesini infaz memurluğu olarak belirlemiş cellatlardan biri köpeği kavşağın tam ortasındaki büyük kavak ağacına bağladı.
Diğeri pikapın ön tarafından uzunca bir tüfek çıkardı. Köpeğe doğrulttu ve ateşledi. Her daim sessiz ve sakin mahallemizdeki bütün kargalar, serçeler, üveyikler çığlık çığlığa havalandı.
Boz renkli, sıska ve ucuz köpeğimiz yanlamasına yere kapaklandı. O sırada göremediğim gözlerinden birkaç damla gözyaşı mutlaka yanaklarına akmış ve oracıkta kurumuştur. Zaten günlük yaşamında da oldukça sulu gözlü bir köpekti. Gün boyu yatmaktan ve uyumaktan başka bir görev ve sorumluluğu olmadığından mıdır nedir gözleri hem nemli olurdu. Meğer 12 Eylül’den payına düşenin böyle bir son olacağını sezdiği için gözyaşı dökermiş diyeceğim ama buna kimse inanmayacak.
Köpeğin cesedi, biraz önce aynı kaderi paylaşmış, belediye arabasında cansız yatan diğer köpeklerin kanlı bedenlerinin üstüne atılıverdi. Bu şekilde mahallede ne kadar köpek varsa hepsi katledildi. Bazı köpek sahipleri, hayvanlarını kendi elleriyle cellatlara teslim etti.
12 Eylül dönemi. Darbe yeni yapılmış ve bütün belediye idaresi ve hizmetleri kaymakamlıklara, yani merkezi idareye geçmiş. Kimse kafasını çıkaramıyor.
Vurularak öldürülen köpeklerin sahiplerinden bazıları “Kendimizi doktora götüremiyoruz ki köpeği veterinere götürüp evrak alalım” diye homurdanırken, bazıları ise “Bence çok iyi oldu. Bunlardan bir tanesi kuduz olsa da çocuklarımızı ısırsa daha mı iyi” demek suretiyle zorbalığı aklileştirerek uğradığı büyük hakareti pişkinlikle savuşturmayı denedi.
Celladının kılıcına boynunu uysalca uzatan, asılmasına hükmedilmişse son isteğini İngiliz sicimi olarak beyan edenler normal yaşam şartlarında tam tersi bir profil sergilerler.
Bugün pahalı ecnebi köpek ‘pitbull’ların sahibi şımarık zevat endişeli imiş. Türkiye’de endişenin, sitemin, yasın bile lüks sayıldığı o hususi dönemlerde, içinden bile konuşamayanların ılıman mevsimlerde kahramanlığın feriştahını sergilemesi, bilmediğimiz bir şey değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Eyvaz Arşivi