Serdar Arseven

Serdar Arseven

Sök ve at onları!..

Sök ve at onları!..

Her hafta bir yenisi geliyor...
Bu akşam da, saat 10’da, Beyaz TV’de haşin paşalardan biriyle tartışacağız.
Niye böyle;
Emekli paşa dediğin niye çıkartılır karşımıza?
Nedir uzmanlık alanları?
Hangi konuda başarı elde etmişlerdir?
Niçin bağırıp çağırırlar; karşısına geçtikleri herkese “Memet Onbaşı” muamelesinde bulunmaya cüretleri nereden gelir?..

Ah şu yeniçeri geleneği!..
Evet; bugün ekranlarda boy göstermekte olan bağırtılı, çağırtılı paşaların bir bölümü “yeniçeri” zihniyetlidir!..
Adam çıkmış, hakimleri savcıları tehdit ediyor;
“Rüzgar eken fırtına biçer”miş!..
Bu ne cür’et?..
Ne şımarıklık?..
Seni Yeniçeri!..

Şöyle bir geriye dönün... Çok geriye...
Osmanlı Devleti’nin en güçlü dönemlerine...
Taaa 1514’te; Çaldıran Seferi’nde “Düşman yok, bizi buralara niye getirdiniz, geri dönelim” diyerek isyana yeltenen yeniçerileri göreceksiniz.
Asli işinden başka, -neredeyse- her işi yapan yeniçerileri!..
Atlayarak gideyim;
Yeniçeri, Genç Osman’ı tahttan indiriyor ve hakaretlerle katlediyor...
Bir yıl sonra...
Başa geçmesini sağladığı I. Mustafa’dan sıkılıyor...
Çare: “Bu gitsin, yenisi gelsin!..”
Doyar mı?.. Asla!..
Kısa bir süre sonra...
Vezir-i Azam (Başbakan) Hafız Ahmed Paşa’yı padişahın gözleri önünde parçalıyor...
Hemen ardından;
Sultan İbrahim’i hallederken, yanında promosyon olarak Vezir-i Azam Ahmet Paşa’yı katlediyor.
Kösem Valide ile işbirliği yaparak, ortalığı karıştırıyor ve padişah 4. Mehmet’i öldürme planları yaparken yakalanıyor (Balyoz)...
Lâkin cezalandırma sistemi işlemediğinden...
Hadiseler aynen devam ediyor...
1655’de Vezir-i Azam İbşir Paşa’yı öldürüyor yeniçeri.
Bir sonraki yıl; maaşlar iki gün gecikti diye, hem de bir gün içinde iki Vezir-i Azam götürüyor.
Padişah dediğin kul köle; yeniçeri öyle istiyor diye bir grup yüksek memuru öldürtmeye mecbur oluyor bîçare...
Şehzade Süleyman, yeniçeriler tarafından tahta çıkartılıyor...
Lâkin alışkanlık işte;
Onun döneminde de 23 günde 4 yeniçeri isyanı!..

Sultan III. Ahmet de yeniçeri elinde oyuncak;
1730 Patrona Halil İsyanı’na üç damadını feda ediyor...
Yeniçerileri tüm sülalesini yok etse razı edemeyeceğini anladığı an; tahtı bırakıp kaçıyor.

Yeniçeriyi kim durduracak?
III. Selim’i 1806 ve 1807 isyanları sonucunda, Şeyhülislâm fetvasıyla alaşağı ediyor...
Yerine IV. Mustafa’yı getiriyor, onu da bir başka isyanla indiriyor.
Ve II. Mahmud’un tahta çıkmasını sağlıyor.
Bu arada, “vızıltı” olmasın diye de III. Selim’i katlediveriyor!..

İşte tam bu noktada bir kesinti var.
II. Mahmut; 1826 yılında Yeniçeri ocağını kararlı ve sert müdahaleyle ortadan kaldırınca, asker 1876’ya kadar ‘ocağına” siniyor!..
Sonrası; darbeler tarihinin devamı!..(*)

Bunca örnek verdim...
Demek istiyorum ki; bu öyle bugünden yarına sonuç alınabilecek bir mücadele değildir.
Bugünlerde başına çorap örülmek istenen Zekeriya Öz başta olmak üzere, bütün demokrat hukuk adamları, arkalarında salt hükümetin değil, bütün bir milletin gücünü hissetmelidir.
“Darbeci zihniyet, bunca davadan geçti. Bayağı yıldı. Bundan sonra bir şey olmaz” demek saf dilliktir!..
Aymazlıktır!..

Süreç, sonuna kadar işletilmeli...
“Katliamcılığı” bir Emekli Paşa tarafından ilan edilen sistem, “millete ait olanıyla” değiştirilene kadar zorlanmalıdır.

Hukuksuzluğa, kanunsuzluğa, zorbalığa boyun eğilmemelidir!..
Düzeltmeler kolay olmaz; alışkanlıklar paslı çiviler gibidir; gacırtısız, gucurtusuz yerinden oynamaz.
Gacırdamalarına, gucurdamalarına aldırış edilmemelidir!..
Paslı çiviler sökülüp atılmalıdır!..

(*): Bu konuda, Sayın Ahmet Turan Alkan’ın “II. Meşrutiyet Devrinde Ordu ve Siyaset” adlı eserini tavsiye ederim. Ufuk Kitap: (0212) 232 17 51

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi