AK Parti, Abdullah Gül’e yanlış yaptı

AK Parti, Abdullah Gül’e yanlış yaptı

AK Parti’nin en ciddi hatalarından biri, cumhurbaşkanlığı makamının süresini tartışmaya açmak oldu.

Bugün muhalefet 5 yıl diye bastırabiliyorsa, bunun sorumlusu süreyi seçimden hemen sonra belirlemeyen iktidar partisidir.

Bu hükümetin Sanayi Bakanı zamanında sürenin 5 yıl olduğunu açıklamışken şimdi muhalefetin 5 yılda ısrar etmesinde yadırganacak bir durum yok.

Oysa, Abdullah Gül, askeri vesayet düzeninin bütün dayatmasına rağmen bu göreve seçilmeyi başardı, hem de AK Parti ve MHP’nin desteğiyle.

Turgut Özal’dan bile daha fazla sivil bir cumhurbaşkanı oldu.

Çankaya’ya çıkmaması için muhtıra verilen, buna rağmen halkın iradesiyle oraya çıkmayı başaran bir siyasetçi.

Bugün Ergenekon’dan Balyoz’a kadar birçok dava gündemdeyse, bunda Çankaya’da gerçekten sivil bir cumhurbaşkanının olmasının payı ve rolü büyük.

Bugün artık hiçbir general, Cumhurbaşkanı’nın elini sıkmaktan imtina edemeyecekse, bunda da Gül’ün tavrının payı büyük.

Bu gerçekler üzerinde yeterince durulmadı ve süre meselesi tartışma konusu yapıldı.

Oysa, günlük siyaseti aşan bir önem ve anlamı var bu konumun.

Türkiye hala vesayet sistemini aşabilmiş değil, elbette ciddi kazanımlar var ama yaşananların gösterdiği gibi bu hala kişiler bağlı bir kazanım.

Bu kazanımların kalıcı olması için, bu kazanımlarını sağlayan herkese hak ettiği saygıyı göstermek gerekir.

Evet, hem CHP hem MHP, bu süre tartışmasını AK Parti’yi yıpratmak için kullanıyor ama bu silahı ellerine zamanında karar almayarak iktidar verdi.

Sonuçta, Gül Çankaya’da 7 yıl görev yapacaktır ama tartışılarak... Doğru süre 7 yıldır.

Pankart asacağına adam öldür ama kutsal devlet için

Adaleti bu kadar reforme edebildik, sonuçta devlet adına adam öldürdüğü söylenen polisler dışarıda, pankart asan öğrenciler içeride.

İleri demokraside adalet böyle uygulanıyormuş demek ki..

Öyle bir adalet ki, Derin Devlet’in tetikçisi öldürdükleri adamları gömdükleri yerleri söylüyor, kimin öldürdüğünü söylüyor ama memlekette kıl kıpırdamıyor.

1915 olaylarının soykırım olup olmadığına günlerce manşet ayıran merkez medya, devlet adına işlenen cinayetleri, devletin katillerini görmezden gelmeyi tercih ediyor.

Vicdanlar öyle körelmiş ki, yargı sistemi, suçlu olup olmadıkları belirsiz iki genci üniversiteden atılmaları pahasına cezaevinde tutabiliyor, işledikleri cinayetler hakkında sağır sultanın bilgi sahibi olduğu zanlıları bırakabiliyor.

Bu düzen böyle gitmez.

Batık banka sahiplerinden şike zanlılarına kadar her alanda çifte standart uygulayan, adamına göre tutukluluk ve ceza sistemi uygulayan bir yargı sistemimiz var.

Adaletin adilliği konusunda var olan şüphe giderek katlanıyor.

Böyle bir sistemin sürdürülürlüğü olmaz, olamaz.

Eğer, zamana bırakırız, unutulur düşüncesi varsa, bu da yanlış. 1915 olaylarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde, 15-20 yıl öncesinin cinayetlerinin unutulmasını beklemek safdillik olur.

Hrant Dink’ten Malatya katliamına, Rahip Santoro’dan 1 Mayıs Katliamına bütün cinayetlerin gerçek sorumluları ortaya çıkacak.

Bu cinayetleri örtbas edenler tarih önünde mahkum olacak.

Hrant Dink dosyası ne oldu?

Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu, Hrant Dink Suikasti’ni soruşturmaya başlamıştı ama aradan bunca zaman geçti hala bir bilgi yok.

Mahkemelerin olayın üstünü örtmeye çalıştığı bir dönemde bu kurulun vereceği rapor dört gözle bekleniliyor.

Herkesin bilgisine...

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi