Meselenin, MİT Müsteşarı ile alâkalı olmadığı ortada.
Müsteşar Hakan Fidan, o dönemde “Dur ya, gidip şu PKK’lılarla görüşelim, bakalım ne olacak?” deyip de girişmedi bu işe...
Hükümet’ten talimat aldı.
Ve gitti.
CHP’nin, terör örgütü ile MİT arasındaki Oslo görüşmeleriyle ilgili suç duyurusunun ardından Eski ve Yeni Müsteşarların ifadeye çağrılması, aslında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadeye çağrılması anlamına geliyor...
Ve buna paralel olarak, İstanbul Emniyeti’ndeki kaydırmalar...
Zaman gazetesinin dünkü sayısında kullanılan başlık bakın ne anlamlı:
KCK (terör örgütünü) çökerten iki şube müdürü görevden alındı”
Görevden alınan İsihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan ile Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atagün’ün suçları da, KCK terör örgütünü çökertmek mi acaba?!..
•
Günler boyunca gündemimizi meşgul eden “Dindar Nesil” tartışmasının nereden icap ettiğini düşünüyordum ki, bu “çatışma” çıktı gün yüzüne.
Evet, “Dindarlık” bir sinyal.
Sayın Erdoğan, bu ülkede özgürlük alanının genişlemesini, Türkiye’nin daha çok üreten dolayısıyla daha az muhtaç olan ülke olmasını isteyen herkesi “Dindarlık” rumuzu altında “topyekun mücadeleye” çağırmış oluyor!
Bu gerçekten de final...
Özellikle İlker Başbuğ’un içeri alınmasına paralel yürüyen, “Uludere” tartışmaları önemli ipuçları veriyor... Başbakan Erdoğan’ın, Valiler Toplantısı’nda “Ergenekon-PKK ilişkisine” üstüne basa basa dikkat çekmesi boşuna değil!..
OSLO görüşmeleri, bir istihbarat teşkilatının görev alanında olan, hatta yürütmek mecburiyetinde olduğu bir sürecin parçasıydı...
Bu görüşmelerin Ergenekon-PKK çevreleri ile sızdırıldığı günlerde, Türkiye bir yandan “Halkı kazanma” diğer yandan da teröristleri sıkıştırma işlerini başarıyla götürüyordu.
PKK telsizleri, teröristlerin ne denli zor durumda kaldıklarını ortaya koyuyordu.
İşte tam da bu günlerde, Oslo görüşmeleri sızdırıldı!..
Sonra... Uludere olayı!..
Ve Yeni Akit’in Uludere olayındaki PKK parmağını belgeleriyle ortaya koyuşu!..
•
Bu arada...
Dikkatinizi çekmiş olayım:
Ergenekon’a destek veren CHP bugünlerde bir “gazete”yi yayın hayatına sürdü...
Hayli kışkırtıcı haberlere yer veren bu gazetenin başına getirilene dikkat:
Bu zat; Daha önce PKK’nın yayın organı Özgür Gündem’in “Müdürü”ydü...
Sonra....
Sivas olaylarından hemen önce, sahipliğini Abdullah Öcalan’la birlik halindeki fotoğrafları ile ünlü Doğu Perinçek’in Aydınlık gazetesine “müdür” oldu!..
Şimdi de, “Yeni Gazete”ye müdür!..
Ve...
Bu “Müdür” aynı zamanda Ergenekon davası sanıklarından... Ne işler değil mi?..
•
Kafa karıştırmak istemem ama Türkiye’deki bu türden gelişmeleri Türkiye içindeki ilişkilerle izah edemezsiniz. Bu Uludere sürecinde doların birden fırladığını...
Merkez Bankası’nın dolardaki tırmanışa karşı sert yöntemler izlemek mecburiyetinde bırakıldığını unutmamak lazım...
Türkiye’nin Suriye ve İran’la “çatıştırılmak” istendiği bir süreçte bu dolar zorluğu da nereden çıktı dersiniz?..
Hadi bir noktaya daha dikkat çekelim:
İran ve Azerbaycan vanalarında mı ne, doğalgaz girişini hayli tehdit eden “arızaların” meydana gelmiş olmasını neye bağlarsınız?...
Sayın Ahmet Davutoğlu tam da ABD yolculuğuna hazırlanıyorken böyle bir krizin meydana gelmiş olması...
Tesadüfün bu kadarı dedirtmez mi adama?
•
Dışta ve içte son derece sancılı bir süreçten geçiyoruz...
Sayın Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Vekillik, en fazla üç dönem” prensibi, birilerinin iştahını kabartıyor.
Erdoğan karşıtı kampanyaya AK Parti içinden de “destek” geldiğini biliyoruz.
İran-Suriye-Rusya-Çin hattı ile İsrail-ABD-İngiltere (Fransa ve Almanya) hattının çatışmasında arada kalanı Türkiye ve tabii ki AK Parti oluyor.
Yargı ve Emniyet’teki kaynama bunu göstermekte...
Neresinden bakarsanız bakın; Sayın Erdoğan ve Türkiye final maçına çıkmış gibi...
laflarla edebiyatlarla işler yürümüyor... akp nin
başarısı muhalefet yokluğundandır. işler hiç de iyi
değil... herkes tavşana bak diyor... tavşan
seyrediyoruz... nereye kadar? bir noktada bağışıklık
kazanacağız... tavşana bakmayacağız, neticeye
bakacağız... bu çağ medya çağı... hiç kimsenin yeri
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155